12 Nisan 2010

Oradan Buradan

Karşılıklı bir araya gelip konuşmak lazım. Tartışmak lazım sabahlara kadar. Bu kadar sıcakken yaşananlar, mümkün değil sağlıklı bir şekilde yazıya dökmek. Ki, yaz yaz bitmeyecek bir arka planı var bu akşam yapılanların; beni geleceğimi sorgulamaya kadar itecek...

Tribünde, üç sene önce bir zamanlar ben allahın dağındaki bir mahalle kahvesinde maç izlerken sürekli orada olan bir çocukla karşılaştım. Kapalı'da. Şaşırdım, buraya mı geliyorsun dedim. Yok dedi, abiler çağırdı, geldim. Ve sonra baktım ki takımı protesto ediyor. Kapalı'nın bir ortası var, bilen bilir. Bu sene Eski Açık'a gidenlerin Kapalı şubesi niteliğinde. Onlar bölünüp üç ayrı yere konuşlanmış. Konuşlanmış ki protestoya karşı gelenler bastırılsın. Sesleri solukları çıkmasın. Onlar oyuncu yuhalarken, sen alkışlarsan; ters ters baksınlar...

Futbolcuların bir tepki hak ettiğine inanıyorum. Ama tepki nasıl olur biliyor musunuz? Her şekilde olur da, bu şekilde olmaz. Tepki gösterebilmek için önce gerçekten bağımsız olmak gerekli bir kere. Sonra masumiyet. Saf sevgi... Of. Diyorum ya, yazıyla olacak iş değil. Konuşurken laf lafı açar, on ayrı cümlede, kopuk kopuk ve aklına geldikçe her şeyi söylersin. Yazıda toparlamak zor. Üzerinden zaman geçmesi lazım.

Başa döneyim...

Beş dakikalık sessizlik protestosunu ilk duyduğumda hayal kırıklığı yaşadım. Çünkü klişeydi. Futbolcuların kafasına bir şeylerin sokulması gerekiyordu ama her sene aynı basit eylemi yapan tribün, oyuncusu üzerinde hiçbir etki yaratamaz. Dolayısıyla, bu tepkiyi "yetersiz" buluyordum. Asıl protesto nasıl olurdu? Ekşi Beşiktaşçıların yapmaya çalıştığı gibi. Beş dakika bağırırsın, sonra stadı terk edersin. Mesela diyorum. Açık söyleyeyim; böyle bir şey olsaydı, ben katılırdım. Şampiyonluk şansımız sürüyor da olsa benim orada vereceğim mesaj daha önemli. Bence. Beş dakikalık sessizlik ise sadece bir şekil. "Bu tribünün yönetimi bizde. Bir tepki gösterilmesi gerekiyordu, al sana tepki" diye önümüze konulmuş bir şeydi. Hiçbir şeye yararı yoktu.

Ama sonra baktık ki, tepki bununla sınırlı değilmiş. Bapbağımsız taraftar oluşumumuzun internet sitesi, "Arda sinema kapatsın, Galatasaraylılık ruhu yok, para peşinde" melodileriyle açılıyormuş. Hep söylüyorum, Arda benim özellikle sempati beslediğim bir oyuncu değil. Çünkü hâlen bazı konulardaki tavırlarından emin değilim. Hatta kişisel nedenlerim de var yine ona mesafeli yaklaşmam için. Ama şunu tartışmam ki, şu takımda en Galatasaraylı üç adamdan bir tanesidir. Kendimden farklı görmem bu hususta. Takımdaki yerli - Brezilyalı kamplaşmasında rol oynuyor mu? Bilmiyorum, oynuyor olabilir. Bu şekilde protesto bile edilebilir; genç oyuncudur, ders de alabilir. Ama şu yapılan o kadar büyük bir ayıptır ki, kelimeler yetmiyor işte anlatmaya. Arda'ya bunu yapanlar, onun söylediği gibi kıskanıyorlar Arda'yı. Çok net. 2007 yılıydı, aynısını ben de söylemiştim. Yolda Sinem Kobal'ı görse aklına çirkin fikirler gelecek binlerce insan kıskanıyor Arda'yı ve bunu yapıyor. Ne var yahu sinema kapattırmakta? Bin lira yahu! Milyon dolar kazanan bir adamın kız arkadaşına böyle bir sürpriz yapmasından doğal ne olabilir? Milyon dolara gerek yok, yarın öbür gün, özel bir zamanda aynısını tribünde tepki gösterenler de yapabilir. Kız arkadaşına laf atılsa, kavga etse Arda; daha mı iyi olacaktı? Çok muhtemel değil miydi bunun olması? Bence gayet doğru davranmış. Veya yanlış olsa ne yazar? Neyi tartışıyoruz yahu?

Sonra Jo... Ben de hayal kırıklığı yaşıyorum, ben de kızgınım... Yapsın ne yapıyorsa ama en azından biraz sessizce yapsın. Öbür türlü bir tepkiyle karşı karşıya kalması kaçınılmaz. Ama o tepki, bu tepki midir? Jo'yu yuhalayan adamda da Arda için söz konusu olan psikoloji var. Sağımda solumda görüyorum, zavallı adamlar; Fenerbahçe maçı sonrasını bırak maç sırasında partner bulabilse bütün sezonu feda eder seks yapar, çok net yani. Bu şekilde yazmaktan rahatsızlık duyuyorum ama onlar aynı rahatsızlığı adama "seks aşkı" diye tezahürat yapmaktan duymayınca başka çare kalmıyor. Bu adamlar kıskanılıyor, olay budur. Protestonun ortaya çıkmasının ana nedeni bu değildir, ancak manipülasyon aşamasının bu denli kolay olmasında en büyük rol bu kıskançlığındır. Nonda, Nonda diye inliyorsun. Yahu birkaç ay önce onu da sen yuhaladın! İki ay önce Jo'yu da böyle karşıladın! İki ay yahu! Zamanda geriye yolculuğu daha da kısaltalım; iki hafta önce aynı adamlar "Büyük Kaptan Arda Turan" tezahüratıyla kendilerinden geçiyorlardı. Aynı adam diyorum, görüyorum çünkü çevremde. Bu var ya, ruh hastalığı. Her şeyi en uçlarda yaşamak, görmek ne kadar sağlıklı?

14 yıl beklemişler sonra... ulAn! 15 yaşında çocuklar, 14 yıl beklediklerini bağırıyorlar, bundan komik ve bundan saçma bir şey olabilir mi? 14 yıl bekleyen adam, o Numaralı'daki işte. Senin değil 14 yıl, 2 tane maçla bütün devrelerin yanıyor... Koca koca adamlar da var elbet içlerinde, bir sürüsü... Yine saçma. 14 yıl beklemek başka bir şey bir kere, o beklemek bu beklemek değil. Sen beklemişsin ama belli ki anlayamamışsın. Bir 14 yıl daha düşünsen yine anlayamazsın. Galatasaray şampiyon olamıyor, ne yapacaksın? Takım mı değiştireceksin? Olamamış işte, sen de mecburen beklemişsin. O sürede tesis mi basmamışsın, küfür mü etmemişsin; hepsi olmuş. Ama neticede beklemiş oluyorsun işte. Şimdi on sene şampiyon olamasak, sen her hafta bu akşamki iğrençliğinle sahne alsan, sonunda yine beklemiş olacaksın. E ne anladım ben bu işten? Ki, tesis bassan şu yaptığından daha mantıklı. Are you player, bugün olanın yanında hiçbir şeydir. Stadın ya orası senin, stadın! Ve ben bugün kendi stadımda kendi takımımın kadrosunu duyamadım, ıslıktan.

Taçsız Kral Metin Oktay tezahüratı, bilmiyorum kaçıncı kez söylüyorum, her şeyden önce Metin Oktay'a saygısızlık. Onun adını saçma sapan hezeyanların için nasıl ağzına alırsın? Klişe oldu artık ama doğru: Sanki bugün yaşıyor olsa, ona da küfürü basmayacaktın? Al işte sana Arda Turan, modern zamanda Metin'e olabilecek en yakın adam. Hatta daha profesyonel, olumlu anlamda. Alemci futbolcu istemiyorsun ama o Metin alkollü kafayla maça çıkmış haberin yok. Varsa da bağlantısını kuramıyorsun, acizsin çünkü düşünmekten.

Yine bir ara yükselen, "Basın yalan yazıyor, şampiyon olmayınca" tezahüratı var. E tabii bu da bir sürü acziyetin sonucu. Sen o basının, en çok senin üzerine oynayan adamı olan Erhan'ın yaptığı kötü niyetli haberlere göre oyuncu yuhladın yahu bugün! Erhan Telli olsam, ya da kötü niyetli herhangi bir medya mensubu olsam en çok zevkten delireceğim gün olurdu bugün. Kimbilir ne kadar sevinmişlerdir... Bunu da sen sağladın.

Numaralı Re-Re-Re-Ra-Ra-Ra çektiğinde tepki gösteriyorsun. O tezahürat yuhalanır mı yahu? İnanılır gibi değil. Sonra bir de sosyete tezahüratı. Ama sana çapulcu dendiğinde sinirleniyorsun...

Sezon boyunca böyle bağırmadı bu tribünler. Jo'ya top gelme ihtimali ortaya çıktığında bile kopan fırtınalar; Fenerbahçe, Manisa, Belediye maçlarında meltem olarak ortaya çıksa sonuç yine böyle olmazdı. Bu tribünde senelerdir iş yok. 2002'den sonraki en hakiki taraftar desteğini Westfallen'de gördü bu takım. Keşke her maçı orada yapsak, ben takımdan uzak kalmaya razıyım.

Arda'ya helal olsun. Kendisine ayıp eden tribünlere tavrını koydu ya, küçük hesaplar yapmadı ya, gözümde büyüdü bugün. Umarım tek seferlik bir davranış değildir. Ben de aynısını yapardım. Ki kendimce epey benzeştirdiğim şeyler yakın zamanda başımdan geçti, yaptım. Arda'nın kimseye eyvallahının olmasına ihtiyacı yok. Yeteneği var, düzgün çocuk; doğru bildiği yolda yürüsün. Yarın Fenerbahçe'ye gitmek istediğini açıklasa kızmam bu saatten sonra, yeter ki tavrı sağlam olsun. Yapmayacağını da biliyorum ayrıca ve yine, ben de yapmazdım. Üst üste birkaç defa "ben" dememin nedeni burada kendi kişiliğimi ön plana koymak değil, en yoksun olduğumuz şeyden söz ediyorum ben en başından beri; empatiden.

Daha yazılacak, söylenecek çok şey var. Bir yandan da bu kadarı bile fazla. Bu yazdıklarımı görünce beni hayatından silecek insanlar olduğunu tahmin ediyorum, değer verdiğim insanlar. Sen kimsin de benim manipüle edildiğimi düşünüyorsun diyeceklerdir, haddimi aştığımı söyleyeceklerdir. Son bir kez daha haddimi aşıp, zamanı gelince yaptıkları yanlışın farkına varacaklarını düşündüğümü belirtmek istiyorum. Ne kadar iyi taraftar diye düşündüğüm insanları bugün "Kimisi sinema peşinde" diye bağırırken gördüm ya, anladım ki benim algım epeyce bir farklı. Aslında yakın zamanda anlamıştım, bugün de emin oldum. Ben Galatasaray için canımı feda etmem, aksini de hiçbir zaman iddia etmedim; ama "Galatasaray için ölürüm" diyen çok sayıda insanın aksine kendimi Galatasaray'dan çok daha küçük görüyorum. Dolayısıyla her türlü hayal kırıklığıma rağmen bugünkü hezeyanları sergileme hakkını da kendimde görmüyorum.

Bugün de unutulur gider. Unutulmasa da hatıra olur. Petre'ye, Hagi'ye, Mondi'ye yapılanlar; Fatih Akyel'e yapılmayanlar gibi. Bu olayların hepsinin ardından Galatasaray tribünlerinin temel dinamikleri aynı kaldı, ancak her birinden de insanlar bireysel sonuçlar çıkardı. Bugün ben de epey bir sonuç çıkardım.

Ya şu Arda, en iyi zamanında ona şakşakçılık yapılırken bir tek şey söyledi: "Bana tezahürat yapıyorlar, çok mutlu oluyorum. Ama futbolcuyuz, yarın formumuz düşebilir, kötü oynayabiliriz. Bunlar mutlaka olacaktır. Lütfen o zaman da yanımda olsunlar."

Şimdi bu adam ne yapsa haksız duruma düşebilir? Tribün ona ayıbın daniskasını yapmışken, gol sevincini Rijkaard'a koşarak gösterince mi haksız olur, direkt soyunma odasına gidince mi? Diyorum ya, yarın Fenerbahçe'ye gitmek istese haksız olmaz gözümde. Bunu yapmayacağı için de ayrı bir yere sahip çok sayıda insanın gönlünde.

Unutmadan... Frank Rijkaard tezahüratları tamamen iki yüzlülüktür, göz boyamadır. Zira sahadaki de Frank Rijkaard'ın takımıdır.

27 ekleme:

A. Eren Logoglu dedi ki...

"Karşılıklı bir araya gelip konuşmak lazım. Tartışmak lazım sabahlara kadar."

Bekle geliyorum.

BarFly dedi ki...

haklısın.haklısın.haklısın.haklısın dibine kadar haklısın atahan.

eski açık,kapalının ortası,sağı,solu her yere çöreklenmişti bugün çapulcular...

bu takım bu kulüp bu camia gelişecekse yeni kupalar,yeni başarılar,devrimler yaratacaksa bu iş ilk önce tribünde başlamalıdır...

önce taraftar sonra yönetim en son takım...

hala tribünde bu takım deli gibi pres yapıp top şişirmiyor diye sinirlenen adamlar var..

rijkaard ın istediği topu oynasak bile neolacak ki?

geçen sene skibbe avrupa deplasmanlarında 10 yılın en iyi topunu oynattı sami yen de bir kere skibbe sesi duydun mu?

taraftarın ne yaptı ki bu sene takıma çemkirme hakkımız var...

sonra yaz bir metin
koy altına

"yaşasın galatasaray
yaşasın tam bağımsız ultraslan " diye imzanı reisler kurtarsın seni...

atahan atahan kaç kişiyiz ki biz tribünde arda ya laf edilirken utanan sinirlenen

biz 1000 kişi olsak neolur 1 000 000 milyon kişi olsak neolur...

rijkaard gelmiş neskeens gitmiş neyimize bizim...

sen, seni takımı senin kadar seven adamın başını "kafiye uğruna" eğersen fenerli taş atsa nasıl korucaksın...

çok kızgın çok gerginim ellerim titriyor yazamıyorum...

23 yaşındayım atahan..numaralıdan mı izlicem maçı bu yaşta..

yok mu benim tribünde yerim ?
yok mu bizim tribünde yerimiz?

( çok uzun ve saçma bir yorum oldu ama çok doluyum çok)

Can dedi ki...

Daha çok yazı abi. Daha çok yazı.

Bende kendimce benzer şeylerden bahsetmeye çalıştım. 5 değil 90 dakika susarsan klişeden kurtulursun. Zaten tepki falan bir yana, skor geldikten sonra takımın kendi işine bakması da rahatsız etti onları. Tribünler rezalet. İflah olmaz da kısa zaman içinde. Bu sezon tam anlamıyla yoklar. Onları kim protesto edecek?

Futbolcu da koyacak şapkasını önüne. İyi düşünecek. Çok çalışacak. 24 saatin 1.5 saatinden ibaret görmeyecek Galatasaray'ı. Salak yerine koymayacak kimseyi. Ben öğrenci halimle gırtlağıma kadar borçla hala GS TV üyeliği, lig tv üyeliği, forma vs. alıyorsam, oynanan rezil futbol ve son dakikada yenen gol yüzünden sabaha kadar uyuyamıyorsam o da düşünecek.

Bu söylediklerimin de müşterilikle falan alakası yoktur. İnsanlar yaptığı işe saygı duymadığı vakit sonuçlarını kendileri çekmez sadece. Hepimiz için geçerli bu. Bir bütünün parçalarıyız. Herkes üstüne düşeni adam gibi yapacak. Bazen olmaz; zaten o zaman kimse de ses etmez.

yiğit yılmaz dedi ki...

Bir Fenerbahçeli olarak zevkle okudum bu yazıyı. Ellerine sağlık. Tribünlerin genel olarak sorunu olan bu olaylar sizde biraz yoğun şekilde yaşandı. Her tribünde bu şekil sorunlar yaşanıyor. Onları engelleyenlere sosyete diye bağrılırken engelleyenler'e çapulcu diyince kötü sözü geçtim dövebilecek durumda oluyorlar. Ama işte mesele onlara bedava bilet verilirken sen paranı alıyorsun, onlar ürünsüz maça giderken sen gidip store'lardan ürününü alıyorsun, Gsbonus çıkarılıyor alıyorsun vb.vb ama işte onlar sürekli bahsedilirken sizler sosyete olarak ağızlarda dolanıyorsunuz. Tekrar ellerine sağlık.

Adsız dedi ki...

tribün hata yapmış olabilir, eleştirebilir ama böyle belaltı vurulmamalı. ayrıca her zaman diyorum tribün dinamik bir yapı. buyrun gelin beraber çabalayalım. o kadar mı korkunç insanlarız. madem ortak payemiz galatasaray çağrıda bulunuyorum işte.

ayrıca olayın temelini anlayamamışsın ne yazık ki. ne yazsan boş yani..

Spooky dedi ki...

Yazıp yazıp siliyorum...
Geleceğe dair de ümitsizim, bu herifler o stadı hak etmiyor. Yeri gelince tekrar konuşuruz.

O s c a r dedi ki...

Tek kelime ile harika bir yazi. Son donemde futbol bloglarinda okudugum en akli selim, carpici yazi diyebilirim.

Insan sizin gibilerin de oldugunu bilince, tribune cok uzaklarda olsa da biraz olsun kendini avutabiliyor.

Cogunluga sahip oldugunuz/oldugumuz gunleri gormek dilegiyle,

Fransa'dan sevgiler.

çetin dedi ki...

Atahan merhaba;

Yazdıklarını okudum.

Aslında son otuz yılda oluşturulan yeni insan modeli üzerinde durulmadan bir sonuca varılacağı da yok.

Yetmişli yıllarda insanlar genel olarak "iki yüzlü" olarak eleştirilirdi. Ama artık iki yüzlü insanı ara ki bulasın...

Toplumsal şizofreni öyle bir hal aldı ki, tarifi çok zor...

Hani şose bir yolda, arabanın ön camını bir taş parçalar, cam dağılmaz ve küçük kristaller halinde binlerce parçaya bölünür ya!...

Günümüz insanının da beyni öyle parçalanmış ve kristalize olmuştur. Her bir parça yanındaki ile beraber durur, ama asla veri iletişimi kuramaz. Her biri kendi yalanını söyler. Her birinin kendi doğrusudur bu. Hayata böylece binbir suratlı insanlar hakim olur.

Tartışmak mı? Sağlıksız bir beyinle neyi tartışacaksın ki?

Şizofreni almış yürümüş...

Belkide bloglarda yapılan da bu sizlerin eliyle...

Ütopyalar ülkesinin küçük, şirin, kendince bir kasabasını oluşturup orada yaşamak. Oraya sığınmak...

Kal sağlıcakla, gözbebeklerinden öperim...

Çetin

littleiv dedi ki...

ne güzel yazmışsın kaptan. tam olarak düşünülenleri dile getirmişsin. eyvallah.

Faruk Alpaslan dedi ki...

Arda ve diğer futbolcular vs.. diye ayırmayın protestoyu...
Arda ve Sinema kelimelerine materyal gibi bakın.
O 2 materyal üzerinden tüm takıma verildi ayar...

Arda Turan’ın yuhalanması attığımız ilk gol sonrası Baros’u trübüne gitme biz onlarla muhattap olmuyoruz, hareketiyle geri çağırıp yedek klübesine götürmesi ile gerçekleşti... Arda Turan’ın bu birazda çocukça yaptığı tabir caizse gider, beni de trübündeki pek çok insanı nanılmaz yaraladı... Galatasaray Kaptanı ne olursa olsun bu tarz ucuz hareketler yapmamalıydı. Samimiyetsizdi. Bazı şeylerin yanlış anlaşıldığını düşünüyorum...

Arda Turan’a oyundan çıkarken değil, klübeyi pas geçip soyunma odasına yönelince büyük kaptan tezarühatı yapıldı, bu davranışı protesto olarak... Sivas maçında kırmızı kart gören arkadaşları ve T.D.nün üzerine rakip oyuncular yüklenmişken onların yanına gitmeyip uzaktan izleyenlerin (Neill ve Santos gitmişti sadece) yedek klübesi ile beraber gösterdikleri birlik beraberlik görüntüsü nazarımda su içen eşşeğe ıslık gibidir...

Jo ile ilgili konuyu da biraz açmak lazım... Jo’nun ayağına top geldiğinde yuhlanması devre arasında ısınırken başladı... Emre Çolak ile pas yapıyordu bir ara ve o sırada yuhlama başladı... Maçın ilerleyen dakikalarında ısınmak için kale arkasına giderken
de yuhlandı... Yanımdaki arkadaşıma Jo’nun oyuna girip girmemesi Rijkard’ın Jo’ ya bakışını gösterecek dedim... Rijkard’da Jo’dan memnun değil ki, onu yuhlatmak için oyuna aldı.. Hani alkışlatmak için futbolcu çıkarır ya T.D.ler son dakikalarda buda onun
tersi bir hareketti bence...

Numaralı’ya gelince; protestoyu önce yuhlamaya çalıştılar, sonra sesleri yetmeyince tezarühat yapmaması ile ünlü bir trübün olarak yaptıkları rerere rarara tezarühatı ile bir şark kurnazığı içine girdiler... Yuhlananın tezarühat değil numaralının kendisi olduğunu
burdaki her fani biliyor ama bunu kullanma kolaycılığını da pas geçmiyor...

İşini yapan yani çıkıp futbolunu oynayan,mücadelesini eden her futbolcu sinema da kapatır, alem de yapar... Kimsenin özel hayatı kimseyi ilgilendirmez... Sorun bunları yapanların sergiledikleri yetersiz performanstır... Bu hayat tercihleri performanslarını etkiliyorsa, bunun protesto edilmesi de doğaldır...

Son olarak Rijkaard'ın ilk geldiği günden beri arkasında durdu bu taraftar durmaya da devam edecektir. Bu taraftar dün seçimini yaptı. ''Futbolcular yolcu Teknik Direktör hancı!'' Bunun neresi iki yüzlülük?

Allah aşkına teknik adam gönderen futbolculardan hepiniz soğumadınız mı?

|RA| ™ dedi ki...

Noktasına,virgülüne kadar tastamam olmuş..İmzamı atarım altına ben de.

Bu taraftar bu takımı haketmiyor o kadar.

Spooky dedi ki...

@Faruk Alpaslan
Galatasaray'ın stadında Galatasaraylı futbolcu yuhalanmaz!!!

Dolayısıyla devre arasında başladı da aslında şöyleydi de şu da bu da bunların hiçbiri açıklama değil, mazaret olamaz.

Rakibi ıslıklayacaklarına yaptıklan işin akla yatan tarafı yok. Arabesk şarkılar söyleyerek maça etki ettiklerini iddia edenlerle zaten tribün üzerine de tartışılmaz.

Numaralıyı da kimse yuhlayamaz. Onlar da Galatasaraylı ve ortadı rezaleti fark eden adamlar. Bu Numaralı hep eleştirilmedi mi en çok küfür burada var en çok yabancı madde buradan atılıyor diye zamanında. O zaman tavır alsalardı Numaralıya...

Sosyete-Çapulcu, Numaralı-Açık karşılaştırması, tezahüratları filan ayrıca çok tehlikeli staddaki herkesin kaçınması gerek bundan. Tribünde sınıf ayrımı mı olur?

Ayrıca, futbolcu yuhalamak işin kolayı, Jo'ya tepki göstermek gerekiyorsa kendini taraftar sayıp, gruplaşanlar kendilerine isim bulanlar bu işin hakkını verecek, yaratıcı olacak, terbiyeyle bu işi halledecek.

Yetersiz performansı olan futbolcuyu ıslıklama geleneği başka kulüplerde var. Bunların taraftarı olarak herkes kendini tatmin edebilir. Galatasaray'da bunun yeri yok.

Teknik adam gönderen futbolcudan biz soğuduk da Hagi'ye, Hasan'a yapılanlar ne oldu? Onları yapanlar dün o stadda mıydı?

Ayrıca Jo'nun transferi bir riskti. Yönetim bu riski aldı, bilinen gece hayatı disiplin sorunalrına rağmen oyuncuyu kiraladı. Bu olaylarda yönetimi suçlamak istemiyorum. Yönetim bilet dağıttı mı dağıtıyor mu onu da bilmiyorum. Bazı şeyler duyuyorum da ne kadar doğru bilmiyorum. Bilet dağıtılıyorsa yönetim bu olayların sorumlusudur. Ali Sami Yen'den ayrılmadan önce bu işi çözmek lazım.

Bir buçuk ay sonra Jo yok; fakat seneye burada olacaklara ne yapıldı?

Ruh ruh ruh diye bağıranlar Galatasaraylılığından şüphe duyulmayacak Sabri'yi de ıslıkladı. Ruhsa alası Sabri de... Sahip çıkıldı mı Sabri'ye. Gol attı da barış sağlandı.

scapula dedi ki...

Faruk Alparslan,

Önce şunu soracağım. Yorum senin mi? Başka yerlerde başka imzalarla dolaşıyor, o yüzden sordum...

(Diğer yorumlara cevap vereceğim. Çetin Abi'ye özellikle teşekkür ederim.)

Faruk Alpaslan dedi ki...

@Spoky

Şutu kalenin 3 metre üstünden giden futbolcusuna ana avrat söven numaralı aksi bir skorda futbolcusuna yapılan protestoda kötü gün dostumu oldu şimdi?

Türkiye'deki her tribünde Numaralı'da oturan kişilere genelde sosyete diye tabir edilir, ülkede sınıf ayrımı varsa tribünde de olur bu bizim sorunumuz değil ülkenin sorunu.

Ben Numaralıyı yuhalayanları burada korumuyorum fakat şimdi mi aklına geldi Numaralının takımı korumak?

Ben 12 13 senedir tribünlerdeyim her yıl kendi paramla kombinemi alırım deplasman kovalarım gücümün yettiği kadar bir şeyler yapmaya çalışırım arma uğruna!

Vede ben bu kutsal armayı taşıyıp ta bu kadar lakayıt davranan Galatasaray ruhundan mücadeleden savaşmadan bir haber futbolcu topluluğunu bir arada görmedim!

Bu taraftar yeri geldi şampiyonluk şansının kalmadığı haftalarda bile bu futbolcuları bağrına bastı ''SİZE İNANIYORUZ'' tarzı pankartlar astı inletti hep bir ağızdan Sami Yen'i. Peki evet de diye? Çünkü onlar mücadele ediyordu, bir şeyleri başarmak istiyorlardı, formalarını terletiyorlardı Galatasaray ruhuna yakışır şekilde mücadele ediyorlardı (takım arkadaşlarının arkasından iş çevirmiyorlardı) milyonların önünde onlara pas atmamak için uğraşmıyorlardı!

Bazı şeyleri biliyoruz görüyoruz klüp içinden duyuyoruz şimdi bunlara girmeyelim fakat emin ol ki bu protesto çok yerinde vede zamanında yapıldı.

Kimseye küfür edilmedi tesis basılmadı medeni bir şekilde protesto edildi Galatasaray'a yakışır bir şekilde.

Protesto da asıl amaç yetersiz performansı olan futbolcuları ıslıklamak yuhalamak değildi amaç bütün takıma hatta yönetime ki (pankartların ters asılması yönetime bir tepkidir) bir göz dağı vermekti.

Malesef Lucas Neill gibi Sabri gibi Baros gibi vs.. onuruyla mücadele eden futbolcularımız da bundan nasibini aldı bunun için çok üzgünüm fakat kurunun yanında yaş da dayandı...

Hagi'yi yuhalayanlar dan hiç bir zaman olmadım o tribünde emin ol dayak yiyen de bizdik Hasan Şaş konusu vs vs uzar gider ama bu konuları açmanın ne yeri nede zamanı şimdi.

Spoky Jo düzensiz olabilir Jo edepsiz olabilir ama hiç bir futbolcu Türkiye'nin en büyük maçında insanların izlerken kalp krizi geçirip yaşamlarını yitirdiği bir maçtan sonra hemde mağlubiyetten sonra evinde karı kızla parti veremez.

İnsanda biraz şeref haysiyet olur kimseyi iplemiyorsun, Galatasaray umrunda değil, ülke bir yerinde değil tamam ama bari seni havaalanında karşılayan o taraftara biraz saygın olsun! Ulan madem bir bok yiyorsun ki yaparsın da buna karışmama ama gizli yap be! Fener maçından sonra yapma be ayıp be ayıp.

Tezahurat konusuna gelince evet haklısın bu sene takıma çok az katkı verdi bu tribünler ama düzelmesi için elinden gelen her şeyi de yaptı. Toplantılar düzenlendi bir şeyler yapmak için uğraşıldı ama olmadı olmadı... Herkes bir şeylerin peşinde koşuyor çünkü oradaki herkes en az senin kadar Galatasaray'lı be renkdaş...

Spooky dedi ki...

@Faruk Alpaslan
Oradaki herkesin Galatasaraylı olduğuna inanıyorum ama rant, güç insanın gözünü döndürüyor.

Protesto olur, normaldir ama tek cümle benim bu konudaki görüşümü açıklıyor.

"Galatasaray'ın stadında Galatasaraylı futbolcu yuhalanmaz!!!" Bu kadar.

Tamam geçmişte olanlar geçmişte kaldı. Konuşmayalım şimdi... (Aslında o olayların bugünlerin habercisiydi fark edemedik sanırım.)

Numaralı'da olanları, yaptıklarını biliyorum. Yorumumda da yazdım zaten o dönemlerde niye Numaralı'ya tavır alınmadı. (Numaralı'daki insanların da bireysel olarak neden o futbolculara küfür ettikleri konusunda fikirlerim var ama şimdi uzatmaya gerek yok.) Numaralı'nın aklına şimdi gelmiş olabilir takımı korumak zira ilk defa Ali Sami Yen'de takımını yakışız tavırlarla protesto eden, oyuncusunu yuhalayan taraftar gördüler.

Dünyanın her yerinde sosyete tabiri vardır evet. Stadlarda belli bölümlerde de konuşlanmışlardır peki. Hepsine tamam... ama Galatasaray'ın stadında Galatasaraylıların birbirine düşmesi ne demektir? Buradaki tehlikeyi açmak istiyorum. Fenerbahçe,Beşiktaş tribünlerinde benzer karışıklıklar oldu. Siyasal nedenleri, hangi yöneticilerin hangi gruplara para yedirdiği veya ortadaki rant belliydi. Bu olaylarda ise belli değil. Eski Açık ile Numaralı'nın paylaşamayacağı bir şey olamaz. Harçlığından arttırıp maça gelmiş öğrenci ile aylık geliri veya sosyo-ekonomik durumu Eski Açık'taki o öğrencinin çok üstünde olan adamın paylaşamadıkları nedir? Bu çapulcu tayfası ile sosyetik züppe zıtlaşması yarın öbürgün dışarıya taşar. O yüzden Ali Sami Yen bunun yeri değildir. Sonuçta o iki tribünün ortak paydası Galatasaray ve birileri Galatasaray için tezahürat yaparken diğerleri yuhaladı, ıslıkladı her neyse. Çok basit bu olay.

Jo'yu protesto edin tamam. Benim de kanıma dokunuyor ama maç içinde ıslıklamak çok ayıp. Jo özelinde de konuşmuyorum. Fenerbahçe maçında Leo Franco'nun maç içinde ıslıklanmaya başlaması da utandırıyor beni.

İlk yorumunuza dönersem, sinema-Arda olayına materyal gibi bakın demişsiniz. Şimdi bunu materyal olarak alıyorsanız bunun yanlışlığını kabul ediyorsunuz demektir. Ben de diyorum ki o olayda hiç bir yanlışlık yok.

scapula dedi ki...

BarFly,

Var tribünde yerimiz. Daha doğrusu işler düzelince olacak. Rant bitince, boyunduruk bitince olacak. Bugün, 5 sene öncesinden daha iyi durumda tribün. 5 sene sonra da bugünden iyi olacak. Bekleyelim o günlere dek... Bu saçmalık daha çok uzun yıllar sürmeyecek, süremez.

Aslında "çapulcu" ifadene katılmıyorum. Galatasaray herkesin. Ve dünkü protestoyu haklı bulanlar arasında çok iyi taraftarlar var. Anlayamıyorum ama var, ben epeydir kendimi sorguluyorum acaba nasıl bu denli zıt düşünebiliyoruz diye ama herhâlde üzerinden biraz zaman geçmesi lazım ki tartışmalarımızdan daha sağlıklı sonuçlar çıkarabilelim. Zaman her şeyi gösterecek işte.

Bunun yanında, üstüne basa basa söylüyorum. Futbolcular protestoyu hak ediyordu; ama bunun için daha kötü bir şekil seçmek zordu. Arda da bir sürü şey için eleştirilebilir ya da tepki görebilir; ama sinema bayağı bir bel altı oldu. Şimdi bir de "Olsun, alttan almalıydı. Golden sonra Baros'un tribün yerine Rijkaard'a gitmesini sağladı. Bu hareketiyle gemileri yaktı" deniyor ya, bu konu bana akıl almaz derecede saçma geliyor ama üzerine yorum yapamayacağım. Çünkü çok kısa zaman önce aynılarını ben yaşadım özel hayatımda, aynı da Arda gibi davrandım ve bunu bilen herkes bugün olayı onunla özdeşleştiriyor. Hiç beklemediğin yerden gelen bir yanlışa maruz kaldıysan, "ekstra" anlayış göstermesi gereken sen değilsindir. Kırılma hakkın bakidir. Arda da tribüne koşmayarak, soyunma odasına giderek kırgınlığını sergilemiştir ve haklıdır bana göre. Ki, oyundan çıkarken alkışladı da Büyük Kaptan tezahüratlarını...

Spooky dedi ki...

Burada bir de Arda'dan önce takımın tümüyle tribünleri selamlamadığı hatırlamak lazım. İstiklal Marşı öncesinde futbolcular tribünleri selamlamadı. Bütün suçu Arda'ya atmamalıyız.

Ayrıca ortada çok büyük egolar var. Hem futbolcular hem de taraftarlar... Futbolcular eleştirileri haksız bulduğu, şanssız olduklarını düşündükleri ortada. "Futbol bu olmuyor..." diyorlar. Genel olarak röportajlara bakıyorum son 3-4 maçın genel havası böyleydi. Trabzonspor, Fenerbahçe, Sivasspor maçlarından hemen sonra yani sadece 3 maçta işlerin buraya gelmesi onları da tavır almaya itmiştir.

Arda bizim çocuğumuz diyorsunuz. Yerin dibine sokuyorsunuz tekrar zirveye taşıyorsunuz... Akılsız bir hal var.
Baba oğul ilişkisinde de bu karşılıklı restler, tavırlar normaldir. :)

Ulema-i rezil-i rüsva: Spor yazari (veya skoru yazan) dedi ki...

Faruk Alpaslan dedi ki...
(Malesef Lucas Neill gibi Sabri gibi Baros gibi vs.. onuruyla mücadele eden futbolcularımız da bundan nasibini aldı bunun için çok üzgünüm fakat kurunun yanında yaş da yandı...) ONURU İLE MÜCADELE ETMEKSE EĞER KONU BALIK HAFIZALIRIMIZI BİR YOKLAYALIM DERİM...

babeko dedi ki...

yazıklar olsun ya. elma ile armut bu kadar karıştırılır. eleştrim düşüncelerine değil , bu kadar klasik bu kadar ezbere kaleme alınmış yazına.

scapula dedi ki...

Babeko;

Biraz açarsan, ortak bir paydada buluşabiliriz belki. Bu şekilde birbirimizi anlamamız pek mümkün değil gibi.

scapula dedi ki...

Adsız;

Ben kimsenin korkunç insan olduğunu söylemiyorum. Bu şekilde uzlaşmacı bir yaklaşımın sahibine hiç demem. Ki kendim de uzlaşmadan uzak bir tavır sergilediğimi sanmıyorum. Beraber çabalayalım, çabalamışızdır da eminim; ama nereye varabiliyoruz en fazla? Önce bir değişiklik gerekiyor, sonra zaten otomatikman beraber çabalamış oluruz diye düşünüyorum.

Olayın temeli nedir? Çok şey okudum, en başta da ultraslan.com'un girişindeki yazıyı. Temel oysa, evet anlayamıyorum. Biz tribün olarak Arda Turan'a ayıp ettik. Benim söylediğim şey bu, ötesinde yalnızca nedenler üzerine kafa yoruyorum. Futbolcuya tepkiye karşı olmak bir yana, bütün kalbimle ortak oluyorum. Ama -boyutu bile demiyorum- şekli yanlıştı. Kendi Ardamızı harcadık, elimize yüzümüze bulaştırdık diyorum. Hepsi bu.

Dediğim gibi, ötesi zaten bu sonucu oluşturan etkenler...

scapula dedi ki...

Çetin Abi;

Ya ben bütün gün çok düşündüm senin yazına nasıl cevap veririm diye. Yok, veremiyorum. Kolaya kaçtığımı düşünme ne olur; bütün gün aklımı kurcaladı, başka şeylerle ilgilenirken bile kafamın bir bölümünde askıda kaldı. Ama ben yazdıklarına bir cevap veremiyorum. O kadar olmadım daha.

Tanışabilmek dileğiyle,

Sevgiler, saygılar;
Atahan

Majesty dedi ki...

Atahan, ortak bir noktada buluşmanız imkansız bazı konularda. Gereksiz zorlamaya gerek yok bu konuda diye düşünüyorum.

Önce olaya Arda hakkındaki düşüncelerim ile başlamak istiyorum ki sonradan yazdıklarımdan başka manalar çıkartılmasın. Arda kimdir? Çocuk yaşta Florya'ya ayak basmış, Bayrampaşalı fırlama bir arkadaşımız. Takım kaptanı olduktan sonra da tarafsız ama kalitesiz medyanın üzerine çok gittiği de bir çocuk. Bu kadar genç yaşta da, üzerine bu kadar yük binince parayla doğru orantılı, ne yapacağını bilemedi. Buna hepimizde var olan, ülkenin en büyük sorunlarından birisi olan cahilliğini de ekleyelim. Yönetim ne yaptı bu sırada? Yol mu gösterdi? Kariyer planlaması mı yaptı? Bu yollardan geçmiş eski tecrübeler peki? Onlar zaten uzak dursun Arda'dan da, Galatasaray'dan da diyoruz değil mi. Eh, kulüpte de mentör dedikleri şeyden de yok bildiğimiz kadarıyla. Ne yapacak 23 yaşındaki bu avro milyoneri çocuk, ne? Rijkaard ve Neskeens gibi iki futbol tanrısı var başında fakat burası Türkiye ve yolu "büyükler" gösterir bizim futbol camiasının ağzıyla konuşursak. Derler ya, "büyüklerim bilir" diye futbolcular, o hesap. Eh, Rijkaard, herkesi birey olarak gören, İspanya'da bile onun futbolcuya verdiği rahatlık hakkında hala komedi skeçleri yapılan bir adam. Bu adamdan, gidip Arda'nın kulağını çekip ona çeki düzen vermesini bekleyemeyiz kendisi gitmedikçe Arda. Bütün bunların ışığında, son birkaç aydır, Arda ve Galatasaray için en iyi olacak şeyin, iyi bir bonservis bedeli ile büyük bir Avrupa ligine gitmek olduğunu düşünüyordum. Arda bu yaz mutlaka gitmeliydi yani. Hem kendi gelişimi(futbol ve mental) için hem Galatasaray için. Bu gerçekleşir mi bilemiyorum fakat bir çuval incirin bok edildiği ortada. Arda, bir Rijkaard olur mu bu saatten sonra? Rijkaard'dan kastım şu, Ajax ile çıkışı, Milan'a gidip zirve yapışı, ve geri dönüp eski takımı ile Şampiyonlar Ligi'ni alması! Bahsettiğim sadece ŞL kupası değil, büyük bir başarı zaten burada. Neyse Arda, Avrupa'ya gidip, geri gelip bizi başarıdan başarıya koşturur mu oradan aldıklarıyla bu saatten sonra sizce? Yoksa Emre B. mi olur? Yoksa Tugay mı olur? (Tugay geri döndü fakat futbolcu olarak değil)

Bir diğer konu. "Sinema" mevzusu. Bu tezahüratı kimse bana anlatmaya çalışmasın. Buraya gelip "içindeki manayı anlayamıyor musun" temalı saçmalıklarını kusmasın da kimse. Benim haddime değil belki böyle demek burası benim değil fakat dayanamıyorum, yapılan terbiyesizlik sonrası böyle zeytinyağı gibi üste çıkılmasına anlam veremiyorum. Protesto edilir, türlü türlü yolu vardır bu işin. Ulan hadi yuhalamaya da eyvallah diyelim, çok sinirlendin, takım sahaya çıkarken yuhaladın. Tribün sonuçta, anlık tepkilerin olabileceği bir yer. Fenerbahçe maçında Franco'nun yuhalanması çok batmadı mesela bana, çünkü spontane gelişen ve herkeste birikmiş bir memnuniyetsizliğin sonucuydu. Tamam yine yanlış hareketti, yapılmaması gerekiyordu, fakat herkes hata yapar diyorsak bu da tribündekilerin hatasıydı. Ama bu bambaşka. O tezahürata sinema kelimesini koymak hazırlarken, buna kimsenin ses çıkartmayışı ve tribünde de hep bir ağızdan söylenmesi bambaşka! Arda imalı gülerek, doğrudan soyunma odasına giderek az bile yapmıştır. Ben olsam, üzerimdeki formayı çıkartıp, o tezahüratın çıkış noktası olan yerin önünde yere sererdim ve herkesi o çok sevdiği arma var ya o arma, onunla başbaşa bırakırdım. Buyurun sizin olsun, bana eyvallah!

En başta belirttiğim gibi, Arda'nın da kabahatleri olmuştur. Yönetiminden futbolcusuna, taraftarına kabahatler olur, hatalar yapılır. Fakat "sinema" olayı kabahatten sayılamaz. Kimse de salak değil, gelip hala tepki takımaydı, tek kelimeye takılmayın gibi demagoji yapmayın.

Kemal İslim

Adsız dedi ki...

burda hata sinem i sinemayı karıştırmak işe.. bu ayıp. yoksa arda protestoları fazlasıyla hak ediyor.. hakan şükür den sonra bu adama tahammül edemem on sene. umarım en kısa zamanda gider. "bizim evladımız" geyikleri yapmayın allah aşkına. yabancıları dışlayan çetenin reisi işte, faydadan çok zararı var artık. sahada trip atıyo sırf.

|RA| ™ dedi ki...

Ultraslan forumda yazılmış mesajları alt alta yazıp yayınlıyor Faruk denen arkadaş....

Spooky dedi ki...

Olayın üzerinden bir hafta geçti. Suat Ateşdağlı "Artık Polemik Yok" dedi... İyi güzel. Polemik yok iddiasında bulunduğu yazıda deplasmana gidenleri daha iyi, daha fazla söz söyleme hakkına sahip Galatasaraylılar olarak niteledi.

Peki Manisa deplasmanında "büyük kaptan" tezahüratı yapanlar kim? Onlar da deplasmna gittiğine göre bu tezahüratı yapabilirler. Suat Bey'in düz mantığı böyle işliyor.

2 çalım 1 topuk pasına kanmayan ultraslan'ın iki sezonda 3-4 maç bekleneni veren onun dışında da 2, 3 ay kıpırdanan Lincoln'e destek uğruna işi yerli oyuncuları hatta Galatasaray efsanesi Bülent Korkmaz'ı protesto etmeye kadar vardırdıklarını hatırlatmak lazım.

Galatasaray'ın tarihini okuyun demek yerine Taçsız Kral'ı izleyin demek de saçmalamaktan başka bir şey değil.

Bir de Galatasaray taraftarının tek temsilcisiymiş ultrAslan. Sanırım bu durumda biz Fenerbahçeliyiz.

Yaptıkları protesto fiyaskoydu, üzerinden geçen bir hafta da anladım ki ciddiye bile almamak lazımmış.

Burcin dedi ki...

Cok guzel yazmissin, benim senelerdir dusunduklerimin aynisi, her cumlesi, noktasi virgulu..

Defalarca yorumlarda soyledim, benim gordugum en zevkli tribun Yuruyedurun merkezde oldugu zamandi, bizim kapali cetesi fethetti orayi, ben de diplerinde duruyordum, canimizi zor kurtardik. Peki neden cikti, eminim biliyorsundur. Hatirladiklarim, Fatih Akyel dedikodusu, Cihanin mactan once 3 kere tribune cagirilmasi ve saniyorum Petre..

O zamandan sonra ne bestelere ilgim kaldi, ne tribunde bagirmaya, dusunsene "Saldir Galatasarayim" diye bir beste var, mac basliyor, gol gelene kadar bagiriyorsun 20 dk 30 dk, haliyle takim oynuyor.. Bir de bu kucuk emrah bestelerinin takim uzerindeki etkisini hatirla.. Sabri rezalet oynardi o zamanlar, devamli destek verilirdi, munferit kufreden biri olursa, ayiplanirdi, abi destek denirdi..

Ondan sonra KarsiUA grubu ile maclara giderdim Olimpiyata karsida oturdugum icin, cok sevdigim abilerim vardi. Haginin telefonu calinmasi meselesinden sonra, kimse GSden buyuk degildir diye Hagi istifa, haydaa ne alakasi var. Asil siz kimsiniz, taraftarlik ne demek anlamamissiniz diyerek ayrildim. Dusun koca adamlar, isleri gucleri var, ona ragmen vakit ve butce ayiriyorlardi. Ve bir yerden sonra, UA camiasindan kabul gorunce, isin icine girince kendilerini birsey zannettiler. O saf taraftarlik gitti. Bencillik geldi.

Ne demek o kadar butce ayiriyorum GSmobile aliyorum, oyniycak tabi. Bazi bloglarda sey diyorlar, taraftar isverendir, futbolcu iscidir. Yok oyle bisi taraftar issizdir, gucsuzdur, hatta dusunmeyi bile bilmez. Desteklenen Cihanli Orhan Akli takimin sampiyon oldugunu gorur ama desteklenmeyen Baroslu Keitali takimin neden sampiyon olamadigini anlamaz, ruhsuz der sonra da, halbuki fener macinin ortasindan itibaren suspus oturmustur. Sene basindan beri eski acikla osuruk yarisi icinde taraftarlik yapmayi unutmustur. Kendi inanmadigi sampiyonluga futbolcunun inanmasini ister. Olmadi kelle ister, halbuki ne kada canice, futbolcunun ekmek parasiyla oynadigini, klubun yapmis oldugu yatirimlarin icine sictigini dusunemez. Destek verse bastaci etse en az 15 milyona satacagimiz adami Hasan Sas yaptirir zorla.