12 Nisan 2010

"Benim Param"

"Benim paramla zengin olan futbolcu" kalıbını anlayamıyorum. Evet, bence de futbolcular hak ettiklerinin çok üzerinde para kazanıyorlar; çünkü futbol, değerinin çok üzerinde fiyatlarla pazarlanıyor. Ama kimse kimseyi maça gitmesi, forma alması için zorlamıyor. Bir tercih meselesidir futbola bütçe ayırmak. Ve maça giden adam, karşılığında hoşuna giden bir gösteri izleyerek belirli bir hizmet alıyor. Yoğun duygular yaşıyor. Forma alan adam, aldığını üzerine giyiyor. Ben sırf kulübüne katkıda bulunmak için bilet alıp da karşılığında hizmet almayı reddederek maça girmeyen adam görmedim. Sırf kulübe katkı olsun diye para verip bağış yapanlar da genellikle tribünden çıkmıyor. Verilen her şeyin bir karşılığı var ve bu karşılık bizim verdiklerimizden daha az bile olsa, bu bizim tercihimiz. Dolayısıyla futbolcuya "Benim paramla o arabaya biniyorsun, o sinemayı kapatıyorsun" demenin kendi içinde bir mantığı yok. Futbolcu da sana gösteri sunuyor, bunun için her gününün önemli bir bölümünü prova yapmaya ayırıyor. Hatta belli konularda tüm hayatını buna göre programlıyor. Bunu yapmazsa, zaten daha fazlasını da kazanamıyor.

Hizmet sektörü budur zaten. Gittiğimiz kafe - restoran da bizim paramızla zengin oluyor, okuduğumuz gazete de, kıyafetini aldığımız mağazalar, markalar da... Ben hiçbirine "Benim paramla zengin oluyorsun" diyenini görmedim. Hadi bunlar ticari meseleler, hani futbol da ticarileşmiştir ama bu gerçeğin kabul edilmediğini varsayalım. Futbolun endüstriyelleşmesi neyse, sanatın endüstriyelleşmesi de odur. Ama bolca para döküp gittiği konserde, sanatçının performansını beğenmeyen insan, en fazla çekip gider benim bildiğim. "Benim paramla zengin oldu" diye düşünen insanlar olduğunu sanmıyorum. Futbol da paranın merkezde yer aldığı bir sektör, kendi içinde arz-talep dengesi var ve futbolcular oynadıkları futbola göre para kazanıyor. "Benim vergimle çalışıyorsun" mantığıyla yaklaşmanın sanki pek bir anlamı yok.

Geçmişte ben de bu hataya düşmüşümdür elbette ama şimdi düşününce, bu mantık epey saçma geliyor. Gerçi taraftarlıkta da mantık aramamak lazım tabii de, bazı tepkiler gerçekçilikten çok uzak kalıyor. Bir de söylendikçe ezberleniyor; ezberlendikçe genel geçer yargı klişelerine dönüşüyor. Futbol, 15 sene öncekiyle aynı oyun değil. Bunun için futbolcuya çatmak yerine, galiba taraftarlık anlayışını gözden geçirmek gerekiyor...

27 ekleme:

Anoz dedi ki...

Futbolcular cogu zaman sponsor sirketlerinden dolayi zengin olurlar, onlar reklam amaci icin sponsor olur, kulübe (forma sponsoru, stad sponsoru, araba bilmem ne) o parayi aktarirlar. Zaten dünyada hic bir kulübün geliri giderinden yüksek degildir, tam tersi. Bunun üstüne futbolcularin reklam gelirlerini katarsak aslinda tabiki biz onlari zengin yapmis oluyoruz. Beckham Gilette reklaminda oynuyorsa ve bunun icin bir kac milyon dolar reklam geliri aliyorsa, trasbicaklarin fiyati artiyor, bize ödetiriyorlar sirketler. Her dalda aynisi gecerli tabiki. Yani eni sonu bu sistemde söhreti, parayi, havayi biz yaratip biz söndürüyoruz.

aşkın dedi ki...

Barcelona taraftarı tam da o dediğini yapıyor(du).Güzel futbol istiyorlar(dı), kötü futbolla 3 puan gelse bile protesto ediyorlar(dı).Futbolcuların onları eğlendirmek zorunda olduklarını söylüyorlar(dı).
Son bir kaç yıldır gerek kalmadı.
Sahi ya onlar taraftar değil; sürekli tezahürat yok, beste yok, desibel yok.
Ben çıkamadım işin içinden, arzı yaratan düzgün değil, talep eden düzgün değil.

Büyük Beyaz dedi ki...

ee peki ne olması lazım? parayı verelim restorana gidelim, berbat bir yemek yiyelim berbat bir servis alalım, yemekler geç gelsin, tabaklar kirli olsun ama yine de restorandan çıkarken aşçıyı da, garsonu da işletmeciyi de alkışlayalım, bahşişe boğalım.
bu mudur medeniyet?

scapula dedi ki...

Asla.

Ama bir daha gitmezsin.

Bizim kafamızdaki futbol böyle bir şey değil elbet. E işte ben de onu diyorum. Parasal mevzular ayrı, bizim kulüplere olan aşkımız ayrı. Sürekli "benim paramla zengin oluyorlar" vurgusu yapmaya, bence gerek yok.

Aşkın Bey çok iyi demiş. "Arz yaratan düzgün değil, talep eden düzgün değil." Kalmışız bir döngünün içinde... Kimseyi eleştirmek için söylemedim ben de. Konu üzerine düşündüm ve sonra yazıya döktüm sadece...

Majesty dedi ki...

Sanat ile bağdaşdırıp güzel bir örnek vermişsin. Ben de bu noktada seni gıcık edeyim madem. Buradaki amacım da en büyük taraftar futbolcular sahtekar demek değildir, çuvaldızı genelde içinde bulunduğum kesime, taraftara batıran biri olarak rahatlıkla futbolcuların da hatalarını söyleyebilme hakkımın olduğunu düşünüyorum.

Benim Metallica zevkimi biliyorsun. Bu sitedeki profil fotoğrafım bile, Metallica konserinde çekilmiş Ali Sami Yen fotoğrafıdır, combo yani. Tamam Galatasaray gibi değer vermiyorum onlara, bu kadar takip edip yazıp çizmiyor kafa patlatmıyorum, kötü olduklarında moralim bozulmuyor, biri onlara laf attığında sinirlenmiyorum gülüp geçiyorum ya da en fazla ne olduklarını anlatıyorum sadece. Yani aramdaki bağ Galatasaray ile olduğu kadar sıkı değil asla.

Fakat onlar ne yapıyor biliyor musunuz? Florya'da onu çağıranlara söylene söylene gidenler gibi değiller mesela, herhangi bir yerde onları görüp sevinenlere üfleyip püflemiyorlar. Örnekler saymakla bitmez. Benden hasta Galatasaraylı da olan bir abim mesela, ABD'de bir konser öncesi tanışıyor onlarla. Heyecandan ana dili gibi konuştuğu İngilizceyi unutuyor neredeyse, ne İngilizcesi, konuşmayı unutuyor. Yüzü beyazlıyor falan. Grup elemanlarından biri ne yapıyor dersiniz? Alıyor onu, kenara oturtuyor sakinleşmesi için, oturuyor yanına o da. Bu tarz örnekler de tek değil onlar hakkında, daha var benzerleri, onları sevenlere verdikleri kıymet anlamında.

Sonuçta taraftar olmasa, onlar o kadar parayı kazanamazlar en temel gerçek bu. O yüzden, son 1 yılda duyduğum bazı "ayıplar" da yakışmıyor bence futbolcuların yaptığı...

Konuyu şöyle bağlayacağım. Futbolcular da, senin verdiğin sanatçı örneğindekiler gibi davransa fena olmaz. Kendilerini seven, onların şu andaki saçma büyüklükteki paraları almalarına vesile olan insanlara, aynı verdiğim örnekteki gibi, değer vermeleri gerekiyor. Aradaki bağ asla aynı olmaz takım ile sanatçının sevenleri açısından fakat yine de, taraftarın da tabii ki verdiği tepkilerin dozajını ayarlaması lazım, milletin özel yaşantısına laf atmadan önce yüz kere düşünmesi lazım ne yapıyoruz diye.

Kemal İslim

Büyük Beyaz dedi ki...

pekiyi şu soruları soralım kendimize?
1- neden büyük takımlardaki oyuncular diğer anadolu takımı oyuncularından daha fazla para kazanıyorlar?
2- anadolu takımında canını dişine takarak oynayan oyunculardan bazıları neden büyük takımlara geldiklerinde yan gelip yatabiliyorlar? istanbul onları neden yutuyor?

scapula dedi ki...

İlk sorunun iki cevabı var. Ama bu iki cevap, başka bir soru da doğurur; tavuk - yumurta ilişkisine benzeyen.

Ya, daha iyi takıma geldikleri için. Ya da daha çok taraftarı olan takıma geldikleri için. Ama her hâlükarda diğerlerinden daha iyi olduğunu düşünüldüğü için oraya gelmiştir, daha fazla kazanmasının nedeni budur.

İkinci soru... Şan, şöhret ve parayı kaldıramayanlar oluyor. Karakter meselesi.

Doğru cevap mıydı?

Oyuncu, bana hizmet ediyor evet. Ama ben onun üzerindeki hakkımı abartamam. Ben olmasam da, biz olmasak da, bizim takımımız olmasa da o oyuncu bir yerlerde oynar...

Büyük Beyaz dedi ki...

kesinlikle bir yerlerde oynarlar ama bu kadar seyirci önünde, bu kadar paraya oynayabilirler mi? bence hayır.
yani her hafta 100 kişiye oynayan İBB futbolcusumu kariyerinin gelişimi, maddi kazanç anlamında avantajlı yoksa 15.000 kişiye oyanyan mustafa - ayhan - topal filan mı?
baksana topal gibi bir adam bile valencia' nın gündemine girmiş. bu nedeni oynadığı takım, gözönünde olabilirlik ve bence izlenme oranı ya da sayısıdır.
burdan geleceğim konu, büyük takımda oynuyorsan, iyi para kazanıyorsun. büyük takımı büyük takım yapan da tarihi, başarıları ve seyircisidir.
bu nedenle büyük takımda oynayan futbolcu buna göre büyük beklentileri karşılayabilmelidir. karşılayamazsa da bence bu tip protestolara hazır olmalıdır.

scapula dedi ki...

Büyük Beyaz,

Protestoya itirazım yok da, "tip"ine var. Orada ayrılıyoruz işte. Arda olayından tamamen bağımsız konuştuğumun altını çizeyim. Kendimizi takımın patronu gibi görme hakkına sahip olmadığımızı düşünüyorum. Çok duydum bugünlerde "Benim paramla zengin oluyor pezevenkler" cümlesini. Bu cümle, bana sapla samanın karışımından doğmuş gibi geliyor.

Taraftar olmasa futbolcu bu kadar para kazanamaz. Ama futbolcu olmazsa da taraftar, hayatındaki bir numaralı ilgili alanını kaybeder. Taraftar gider kendisine başka bir ilgi alanı bulur, futbolcu da başka iş bulur; ama ikisi de muhtemelen aynı tadı vermez. Yani karşılıklı bir iş... Biraz da bakış açısına göre insanın yorumu değişkenlik gösterebiliyor. Çok ayrı noktalarda olduğumuzu sanmıyorum, bu konu özelinde.

Büyük Beyaz dedi ki...

"benim paramla zengin oluyor pezevenkeler" zaten bir protesto olamaz, olsa olsa seviyesizlik olabilir.
bizler zaten tuttuğumuz takımların patronu değiliz ve olamayız. sadece taraftarız ya da günümüzde yönetim kurullarının bizleri gördüğü gibi "müşteriyiz".
protestonun "tipi" tartışmaya açık ama burada bir ingiliz, alman filan gibi değil de bence "türk insanı" nın karakteristik özellikleri de önemli. yani ingilizler böyle yapmıştı, almanlar şöyle yapmıştı bana pek bir şey ifade etmiyor. hayatın hangi alanında onlar gibi davranıyoruz ki protestomuz da onlarınki gibi olsun.
ama ben yapılan protestonun futbolcuların özel hayatlarının ya da maddi kazançlarının sorgulanmasından çok sahada gösterdikleri "ruhsuzluk" tan kaynaklandığına inanıyorum ve bu nedenle destekliyorum. hiç bir galatasaray futbolcusunun sahada bu kadar ruhsuz dolaşmasını kabullenemiyorum. bu arda da olabilir, leo' da olabilir, neskens' de olabilir.
yoksa şampiyonluk, kupa, derbi bunlar gelir geçer. hiç mi fenere yenilmedik daha önce, hiç mi kupa kaybetmedik.
arda' nın bu kadar tepki görmesinin nedeni de o bizim gözbebeğimiz ve onun bu kadar "ruhsuz" olması kabullenemez. mustafa sarp ya da jo oynamazsa postalarsın gider ama arda... önümüzdeki 10 yıl onsuz bir galatasaray tatsız olur. aynı hagi' den sonraki dönem gibi. arda' ya tepki bu yüzdendir.

loporut dedi ki...

sanırım benim paramla zengin oldu derken,kastedilen "hiç emek sarfetmedi,ben enayi gibi destekledim,o da zengin oldu" gibi birşeydir.
futbolla zaman geçirirken,eğlenirken iyi,sana bir dönüşümü olmadığını başkalarının ceplerinin dolduğunu gördüğünde mi kötü?
ironik buluyorum.

Spooky dedi ki...

"Benim param"cıların şunu anlaması lazım. Futbolcuların taraftara ihtiyacı olduğu kadar bizim de Galatasaray'a ihtiyacımız var.

En azından benim içim... Böyle bakmalı mıyız, bilmiyorum ama kişisel olarak farkındayım bu durumun.

Spooky dedi ki...

arda? caner? kaptanlık? galatasaray?

scapula dedi ki...

Arda,

Çok önemsemedim açıkçası.

Arda'yı linç etmeye meraklı bir kitle var, söylesen asla kabul etmezler. Derler ki "Neden linç etmek isteyeyim, benim takımımın oyuncusu." Ama farkında olmadan yaptıkları bu. Çok çeşitli nedenleri olabilir.

Bence normaldir, olur böyle şeyler. Ayrıntısını bilmiyoruz. Örnek veriyorum Caner'in küfretmediğini nereden biliyoruz? Galatasaray Kaptanıymış Arda. İsterse Başbakan olsun, yolda yürüyen adamdan küfür yese, küfürün derecesine göre karşılık verme özgürlüğüne sahiptir bana göre. Tabii örnek veriyorum, ne olduğunu bilmiyoruz. Oluyor böyle şeyler işte. Daha önce bin kere olmuş, daha sonra da yüz bin kere olacak... Arda için talihsiz bir döneme denk geldi. Ve hatalıysa, neden "Büyük Kaptan" olmadığının bir başka kanıtı da budur elbet.

Hepsi bu. Bir de Caner'in bonservisini almaktan vazgeçirmez umarım bu olay.

Spooky dedi ki...

Linç etme meraklılarına kesinlikle katılıyorum. Nedenleri hakkında da tahminlerim var ama boşver şimdi...

Ben ilk duyduğumda çok üzüldüm ama sonra beşe ikide normaldir diyen çok oldu. Önemsemedim sonradan. Zaten futbolcu olarak Caner'e saygısını belirtmişti Arda daha önceden. Kinci değillerse sorun olmaz herhalde; zaten sorun olmaz normaldir bunlar diyen eski futbolcular, teknik direktörler çoğunlukta.

"Büyük Kaptan"lık konusunda hata Arda'da değil biz de.
İstisnai yetenekleri olan her futbolcuyu, istisnai karaktere sahip sandığımızdan kaptanlık konusunda aceleci davrandık.

aamedya dedi ki...

malesef dediğinize hakvermek zorundayım elimizdeki değerler para etmiyor başkasının elindeki değersizler paha biçilemez oluyor bunu anlamakda imkansız

TA dedi ki...

futbol ekonomisi serbets piyasa ekonomisi içinde değildir.özellikle türkiyede durum böyle.yani taraftarların sponsorların oluşturduğu bir havuz değil sadece.
türkiyede vergi yok.kulüpler borçlu oluyor ama devlet çoğu borcu siliyor.arsa veriyor.vs .daha çok sayabiliriz.açıkcası bu futbol ekonomisi sadece taraftarların katkılarıyla oluşturulan bir ekonomi değildir.devlet destekli bir ekonomidir.dediğin gibi sadece taraftarların oluşturduğu bir havuz olsaydı kimse benim param demezdi.ama kazın ayağı öyle değil..son haftalarda vergi kutsaldır vergilerimizi verelim diye takımlar sahaya çıktılar ama kendileri vergi vermiyordu.böyle trajikomik durum sözkonusu.devlet desteğini çeksin futboldan ve tüm profosyonel sporlardan gerçek rakamlar ortaya çıkacaktır.ve futbolcuya verilen paralar reel seviyelere gelecektir.

gltsry dedi ki...

Keşke daha sık yazsan be Ata :( Biliyorum zaman falan filan da; da işte :) Yazsan, daha çok yazsan demekten alamıyorum ki kendimi. Uğramışken şuraya, yaz demeden gitmeyeyim dedim.

Yaz, yaz, yaz, yaz.. Neyse gideyim ben :)

scapula dedi ki...

TA,

Hepsine katılırım ama taraftar, sanmıyorum ki vergileri düşünerek "Benim param" desin.

Melike,

Çok teşekkür ederim ama şu takım da insanı yazmaya teşvik edecek son takım. Sene başında Rijkaard var diye fazla güvenden dolayı pek yazmak gelmedi içimden, yanlış gördüğüm şeyleri dahi ısrarla eleştirmeye elim gitmedi. Şimdi tam tersi. Rijkaard'a hâlen güveniyorum ama öyle ya da böyle futbol muhabbeti can sıkar oldu iyice...

Yani karşılıklı oturup sohbet ediyor da olsak, konu futbola geldikçe canımız sıkılmaz mı? Öyle bir şey...

Spooky dedi ki...

nasılsın ata keyiflendim bi hal hatır sorayım aslında ben bursaspor olmasın fener'i biliyoruz en azından diyodum da şu son saatte baktım ki içimdeki fener aşkı bambaşka :)

scapula dedi ki...

İyiyim be Arda. :)

Şu senaryoyu, Galatasaray şampiyonluğuna bile tercih edebilirim. Ömrümde böyle eğlenmedim. Şimdi gören çıkıp der ki, başkasının yaptığıyla mutlu oluyorlar, küçük adamlar vs... Değil işte. Sen benim sahamda topu poponla kontrol edersen, Beşiktaş maçında çukur kazarsan, falan filan milyonlarca şey... 2006'da son hafta Beşiktaş - Trabzonspor maçında da bizim şampiyonluğumuz kutlanmıştı. Fenerbahçe'ye herkes kötü duygu besliyorsa Fenerbahçelilerden başka, bunun bir nedeni var... Fenerbahçe kulübü anlı şanlı koskoca kulüp. Ama Aziz Yıldırımlı, Volkanlı, Emreli, Bilicalı, Luganolu, Nihatlı, Mahmutlu, Şekipli, falanlı filanlı Fenerbahçe budur işte...

Spooky dedi ki...

17'si olduğuna göre diyebilirim ki en nihayetinde mayıslar bizim...
:)

scapula dedi ki...

Mayıslar Fener'in değil, ben ondan daha eminim. :)

Spooky dedi ki...

cem sultan röportajı galatasaray'a dair endişelerimi unutturdu bana. teşekkür ettim.

Adsız dedi ki...

-fb den bir sürü antipatik şey sayıyosun da önce kendi kulübüne bak senin efssane dedğin adamlar bile böle.

mondi bülent ümit karan ayhan akman sabri barış özbek orhan ak hagi ...
bak farkındaysan senin gibi yöneticilere girmedim

hadi siz ego tatminine devam edin . senin gibi adamları ntvspora çıkarıyolar ya en çok ona gülüyorum.

scapula dedi ki...

En azından ismimle yazıyorum.

Yukarıda saydıklarından Mondragon, Bülent ve Hagi'ye efsane derim sadece. Onlardan da Hagi dışındakiler, benim yukarıda saydıklarımdan Lugano gibidir. Lugano, Galatasaray'da olsa severdim. Taraftarlık da var işin içinde tabii. Sabri düzeldi, onu ayrı tutuyorum, Orhan Ak'ın da bir şeyini görmedim ama senin saydığın diğer adamları sevmediğim ve antipatik bulduğum gibi, benim saydıklarımı da aynı kefeye koyuyorum.

Günlerdir küfredenin sen olmadığını varsayarak cevap verdim, gerçi aynı dakikalarda küfürlü yorum gelmiş ama bilemeyeceğim tabii.

İsminle yorum yaparsan, bundan sonra bir şey yazdığında cevap verebilirim.

TA dedi ki...

adsıza bir yorum yapayım.

her takımda antipatik oyuncular yöneticiler taraftarlar mevcut olabilir.buda doğal bir durumdur.fb yi daha fazla antipatik yapan bence planlı yaptığı işlerdir.fenerli oyuncuların hakemin her kararından sonra hakemi tartaklamaları spontane gelişen olaylar değildir.en düzgün oyuncuları gökhan gönül bile böyle davranabiliyorsa demekki ortada planlı yapılmış birşey vardır.hatırlayın ligin ilk yarısında deniz çobanı(iyi hakemdir)ne duruma düşürdüler.keza koray gençerler de aynı hışma uğradı.bu sezon bazı iyi hakemler fenerli oyuncuların hışmına uğradılar ve keriyerleri zedelendi.
bazı futbolcuların karekterinden dolayı hakeme itiraz etmeleri başka birşeydir.ama bir takımın planlı bir şekilde bunu yapması başka birşey.son maçtada yedikleri gol bundan dolayı geldi.lugano-hagi-bülent korkmaz vs bunlar karekter olarak spontane itiraz yaparak antipati kazanabilirler.her futbolcunun ergün penbe gibi olmasını beklemekte saçmadır.
özetle spontane gelişen olaylar doğal gelişen itirazlar biraz hafifletici bir nedendir antipatik olma konusunda.ama planlı yapılan işler nefret kazandırır.fenerin bu sene birçok maçta yaptığı budur.gerilimden fayda ummak ve bu gerilimi planlamak.örnekleri çoğaltabiliriz.ilk yarıdaki fb-gs maçı.maç öncesi başladılar.spontane değildi.futbol dışı sertlik yaptılar.buda spontane değildi.sonra ikinci yarıdaki fb-bjk maçı.yine aynı taktik.ama cüneyt çakırın yönettiği iki maçta hiç futbol dışı sertliğe girişmediler.
mesela barış özbekin kırmızı gördüğü pozisyon spontane gelişen bir olaydı(karekter agresiflik yapısıda var tabi).maçın skoru ile bir sinir birikmişti.planlı birşey değildi bence.hatalı hareket de olsa biraz mazur görülebilir cinsten(her insan bazı anlarda kontrolden çıkabilir).ama tottinin kırmızı gördüğü pozisyon spontane değildi.planlanmış ve uygulanmış bir durum.aradaki farkı anlamak lazım.
fenerin antipatik oluşunun nedeni bazı oyuncuların maç içerisinde yapmış olduğu bilerek yapmış olduğu hakeme itirazlar ve rakibe sert girmeler.aslında bu taktikte 1-0 ların oluşmasında önemli bir etken oldu.birçok maçta hakemler sarı ve kırmızı kartlarını çıkaramadılar.ve son maça kadar geldiler.

planlı yapılan işler ile spontane ve kişilik durumlarından dolayı ortaya çıkan durumlar aynı şeyler değildir.birisi nefret uyandırır diğeri antipatik yapar.lugano antipatik olabilir ama nefret uyandırmaz.fener takımı ise bazı maçlarda planlı sertlik yaptığı için nefret sebebi olabilir.

fenerin başarısından dolayı bir antipati olmuyor.yoksa böyle olsa en çok nefret edilen takım türkiyede galatasaray olurdu.4 sene üst üste şampiyon olmuş uefa kupası almış ama türkiyede nefret olmamıştır.