Küçük, Galatasaray Spor Kulübü'ne üye yapılmış bugün.

Şimdi sakin oluyorum ve kafamdaki tabloyu netleştirmeye çalışıyorum.

Öncelikle ortada bir Galatasaray var, her şeyin başı o. O Galatasaray'ın içinde yaşayanlar var ve bir de onu sevenler. İki kümenin kesişim kümesi mevcut mutlaka; ama bu, ortada iki küme olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Kimindir peki Galatasaray? Hiç şüphesiz sevenlerinin. İçinde yaşayanların değil. En basitinden; milyonlarca insan seviyor Galatasaray'ı, içinde yaşayanlar ise ancak binlerle ifade edilebilir. Ama içinde böylelerinin yaşadığı Galatasaray'ı bu denli sevmek de insanı epey bir sorgulama yapmaya itiyor. Milyonların sevdiği bir kulüpte nasıl bunlar olabilir, Galatasaraylılık imajı nasıl bu kadar küçültülebilir? Nedenini nasılını anlamak mümkün değil. Ama sonuç bu. Hakan Ünsal, bir Galatasaraylı olarak kabul görebiliyor. Bu da "Galatasaraylı" tanımının Galatasaray eliyle anlamının kaybettirilmesi demek oluyor.

Her şey ne yanlış... Türkiye'de değil belki yalnızca, ama özellikle Türkiye'de. Taraftarlık, bir duygu meselesi. Ve bu duyguyu hissediyor olmak bile o kadar zor bir şey ki... O kadar büyük yükler veriyor ki insanın omzuna... Ben Galatasaray'ı çok seviyorum, karşılıksız seviyorum ve bu çelişkiyi yaşamayı hak etmiyorum. "Bana ne Hakan Ünsal'dan, bana ne Özhan Canaydın'dan ve ona oy verenlerden, bana ne ondan bundan şundan, bana ne formayı giyenlerden; ben armayı seviyorum." savunmasını yapmayı kendi benliğime; bunları düşünmeyi, hesaplamayı, işin içinden çıkamamayı hak etmiyorum. Çünkü bir duygu var ortada sadece; masum ve hesapsız bir duygu. Ve bu duyguya düşünce karıştırıldıkça, yani sorgulatıldıkça insana defalarca kez duyguları, bu defa düşünceler duygulara gölge düşürür pozisyona geliyor. Zorla. Zorla ve ısrarla.

"Liverpool taraftarı olsaydım böyle çelişkiler yaşamak zorunda bırakılır mıydım?" diye düşünüyorum haberi aldığımdan beri. Bir yanda Graeme Souness gibi bir efsaneyi, The Sun gazetesine röportaj verdiği için dışlayan Liverpool... Ve diğer yanda Galatasaray'ı her daim kişisel hesaplarının odak noktası olarak görmüş Hakan Ünsal'ı, kulübe üye yapan Galatasaray. İnsan sevdiğini başkalarıyla karşılaştırır mı? İşte o Galatasaray, bunu da yaptırıyor ve ben bunu da hak etmiyorum. Ama seviyorum. Aldatılıyorum ve sevmeye devam ediyorum. Bu derece acizim, yalnız da değilim, hepimiz öyleyiz; kabul edelim.

Bu da varmış işte, bunu da yaşayacakmışız. Hakan Ünsal'ın başkanını seçtiği bir kulübü seveceğiz bundan sonra. Ki çok çarpıcı bir gelişme de değil. Zaten Galatasaray Spor Kulübü'nü desteklemiyor olmasına karşın Galatasaray Lisesi mezunu olduğu için ayrıcalık tanınıp kulübe üye yapılmış, başka kulüplere taraftar kişilerin oyları da vardı bugüne kadar. Bir de Küçük Hakan eklenmiş, çok mu? Ya da kim ki Küçük Hakan? Kim yani, bir anlayış örnekleyen sembollerden biri olmaktan öte? Hiçkimse, bence.

Gitmemiş bile törene. Tıpkı diğer arkadaşları gibi.

Çok zor be. Çok zor.

Bir kez daha görüyorum ki bizim buralarda bir şeylere taraf olmak, akıl işi değil. Bir şeyi sevmek bile yeri geliyor insanı kendisine yabancılaştırıyor. Daha basketboldaki skandalı sindirememiştim.

Zor işte. Anlayabilmek, kabullenebilmek... Zor. Ama bunu da kabulleneceğiz.

...

22 ekleme:

sembolist dedi ki...

Galatasaray galip geldiğinde suratı asılan ve'rakibin zayıf' olmasını sakız gibi sürekli çiğneyen 'küçük' insanların bu kulüpte işi ne?
Geçen yıl lincoln-skibbe ekseninde söyledikleri yenlir yutlur cinsten değildi..

Spooky dedi ki...

Bir klavyeye bir ekrana boş boş bakıyorum. Çok şey söylemek lazım ama toparlayamıyorum.

Küçük, Galatasaray ile "büyük" olduğunun farkında olmayanlardan... Bu topraklarda çok gördüğümüz "ben oldum"culardan.
O başarılı kadronun içinde maalesef böyleleri vardı.

Ne olursa olsun o kadrodaki isimlerin kırgınlıklarını anlamaya çalışıyorum. Zaman zaman hak da veriyorum fakat "ben oldum"cuları affetmiyorum.

Her fırsatta Galatasaray'ı aşağılamaya çalışan bir adamın, pişmiş kelle gibi sırıtarak Başkan cebinden halletmiş demesi onun karakterini bir kez daha anlamamızı sağladı. Galatasaray ile adı tarihe not düşülmüş; maddi, manevi çok şey kazanmış bir adamın. 11 bin lira için düştüğü durum bu: Başkan halletmiş... O futbolcular 11 bin liranın yüzlerce katını bu kulüpten kazandılar ve bu kulübün o 11 bin lirada gözü yok. Üyelik için yıllarca bu kulübe hizmet etmiş adamlardan 11 bin lira istemenin garipliğini bırakırsak; böyle bir maddenin tüzükte olduğunu ve buna saygı duymanın gerektiğini düşünüyorum.

Uzattım yine lafı... Galatasaray-Lise-Taraftar karmaşasına hiç girmeyeyim. Üzerine yorum yapamayacağım konular.

Sadece umarım sen, ben, tribündeki adam yarın öbür gün üye olur Galatasaray'a. En basit yol bu...

Nazmi Hasdemir dedi ki...

bir yanımız yaprak döker, bir yanımız bahar bahçe. Bir tarafta hayatını galatasaray'a adayıp ta, sümük atılıp galatasaray'ın içine alınmayan biz, bir tarafta bizim sümük atmayacağımız hakan ünsalı içine alan galatasaray.

Spooky dedi ki...

Ya değinecektim unutmuşum... Bu hamlenin de Adnan Polat'a faydası olacağını sanmıyorum. Yüzlerce Liseli Küçük üye olsun diye beklemiyordu aynı şekilde tribünler de...

sembolist dedi ki...

Atahan,bi soru sorablir myim sana..
Arda'nın tavır ve davranışlarında Şükür-Şaş ve Küçük'ün etkisi ne derce?
Elanoya verilmeyen paslarda bu ilşknin,dialoğun payı ne kadar sence?

Jordan dedi ki...

yazıklar olsun diyorum baska birsey diyemiyorum. her fırsatta gs'ye laf sokan bir adamın kulube uye olmasını saglayanlar da allahından bulsun..

scapula dedi ki...

Estağfurullah.

Ben böyle bir şey gözlemlemedim bugüne kadar açıkçası. Bir ara ben de "Baros'a vermiyor mu acaba?" diye düşünmedim değil, ama daha çok düşündükçe mantıklı gelmemeye başladı.

Arda'nın tavır ve davranışlarında Şükür, Şaş ya da Küçük'ün etkisi nedir; bilmiyorum. Yani Arda'yı yakından tanımadığım için bu konuda bir şey söyleyemem. Ama gözlemlediğim, bir Hakan Şükür'den çok farklı bir profil çizmediği. Bu da normal. Çünkü bir dönemin Galatasaray'ının sembol isimleri, yeni dönemin Galatasaray'ının sembolü olma ihtimali olan futbolcularla mutlaka tecrübelerini mn paylaşıyorlardır. "Bugün durum böyle böyle, ama yarın şöyle olacak ona göre dikkat et." gibisinden. Ya da Arda top toplayıcıyken Hakan Abi'sini rolmodel olarak görüyordur da bugün onun gibi hareket ediyordur... Bilemem. Arda'nın doğalını bilmiyorum çünkü; tanımıyorum Arda'yı. Önemsemiyorum da açıkçası. Futbolcu sevmekten vazgeçeli çok oldu çünkü. Oranı epey düşük olan düzgün adamların haricinde tek yeteneği top tepmek olan bir ton boş adam... En azından eğitimli futbolcu oranının çok düşük olduğu Türkiye'de, böyle. Barış Özbek'in internet sitesine girip baktın mı hiç, mesela? Başka çok örnek veririm ama vermiyorum konu dağılmasın diye. Dolayısıyla Arda istediği tavrı ve davranışı sergilesin; çok umrumda değil açıkçası. Birine pas vermediğini ben de görürsem eğer, ancak o zaman ilgi alanıma girer. Bugün için tek söyleyebileceğim, Arda'nın "Galatasaray Kaptanı" olmak için yeterli vasıflara sahip olmadığını düşündüğümdür. Ama yaşı genç. Umarım yakın zamanda arayı kapatır.

***

Arda,

Ben bir gün bir şeylerin değişeceğine inanıyorum. Ama tabii konumuz liseci liseli lisesiz değil...

Umutlarımız aynı.

***

Nazmi Abi,

Benim anlamadığım... İki üye veto etse, üyelik işi sıkıntıya giriyor. Çıkmamış mı iki kişi? En çok bunu merak ediyorum.

bonaventure dedi ki...

emre belözoğlunun ne günahı var yahu? yapalım fenerin de kaptanını galatasaraya üye. hem böylece galatasaray türkiyedir lafı gerçekleşmiş olur.

şaka bir yana

fatih akyelin hiç suçu yok asıl.
adam bir hata yaptı ama en azından bir süre sonra anladı hatasını. mahçup röportajlar bile verdi. affedilmek istediğini belli eden. en çok saygıyı hakeden (yabancılardan sonra) fatih akyeldir, okan buruktur, arif erdemdir. gidipte abuk subuk konuşmayandır. konuşsa bile, hata yapsa bile devam ettirmeyendir. yazık yahu!

scapula dedi ki...

Bonaventure:

Daha iki sene önce, Fenerbahçe taraftarını eliyle 6 yaparak selamladı Fatih Akyel. Mahçup röportajlar vermesi de ondan 1-2 ay sonrasına denk geliyor ilginç bir şekilde...

extensor dedi ki...

bonaventure: Esasında atasözü gibi oldu bu iş. Galatasaray'ın ekmeğini yiyip ona ihanet etmeyen kalmadı gibi.
Geçen sene Bülent Korkmaz'ın akıl hocalığını da yapabilmişti.
O klubede de oturabilmişti Hakan Ünsal.

Ben artık kanaat getirdim, yok arkadaş kurtulamayacağız.

mtunay dedi ki...

Ekmek yediği kaba pisleyenler üye olurken gönülden sevenler üye olamıyor.Bence bu gereksiz bir vefa gösterisi çünkü onlar Galatasaraya vefa göstermediler. Ayrıca herhangi bir fenerbahçelinin Galatasaraydan hakan ünsal kadar nefret edebileceğini sanmıyorum

Gala's dedi ki...

Abi konuyla ilgili 2 yazı vardı ;

Lisenin değil Halkın,

http://armaninpesindeyiz.blogspot.com/2009/12/lisenin-degil-halkn.html

Çakma Galatasaray'lılar ;

http://armaninpesindeyiz.blogspot.com/2009/12/cakma-galatasarayllar.html


Özellikle 2. yazıdaki haberi okuyun. pek duyulmadı basında, bloglarda. Her galatasaraylı bu yazıları okumalı okutturmalı.

Can dedi ki...

Bu cahiller ile kazanırsanız o başarıları; ki Hakan Ünsal'ın katkısını bana anlatsın biri(Milan maçında Ahmet, Arsenal maçında Ergün onun pozisyonunda oynuyordu, sakatlıgından dolayı çok maçta yoktu) böyle olur.

O kadro da yer alan Mehmet Yozgatlı, Kerem falan konuşmadı hiç. Bu adam biz uzay takımıydık modunda geziyor. Zaten derdi de benzer bir başarının tekrarı durumunda unutulacak olmaları.

İşin acayip tarafı ben hatırlamıyorum bile. O sahada olup, şu kulübün, formanın, duygunun hakkını veren adamlar var güzümün önünde. TV de görünce gözlerim gülüyor zaten.

Galatasaray, kusura bakmasın kimse ama, düştüğü durumu kendisi yaratmıştır. 2002'den sonra bu çapulcuları bir bir geri getirip kulübün vizyonunu bitirmiştir. Dahası şu adamların çıkıp konuşmasına izin vermiştir.

Hakan Ünsal'ın kim olduğunu söylesin Galatasaray'ı yönetenler de bilelim. Neymiş vizyonu da, o üyeliği alarak Galatasaray'a ne katacakmış. Yazık vallahi. Bişey yapmasına da gerek yok; televizyona çıkıp çemkirmese yeter hepimize.

mercan dedi ki...

Egosu BÜYÜK, kendisi küçük, Hakan.

Gala's dedi ki...

Üzülerek ekliyorum. İsteyen okumasın. Lakin sinirlenmek olasıdır..


Orada yoktuk. Çünkü; Sayın Adnan Polat ve yönetiminin harcadığı Hakan Şükür, Hasan Şaş ve Ümit Davala’ya destek olduk. Beraber savaştığımız insanları yüz üstü bırakamazdık."

Hakan Ünsal’ın yazısı şöyle:

KAPTAN Bülent Korkmaz, Hakan Şükür, Vedat İnceefe, Ümit Davala, Ergün Penbe, Hasan Şaş, Arif ve ben... Bu isimler hepimizin bildiği gibi Galatasaray’ın ve Türk futbolunun tarihi yolunu çizen oyunculardan bazıları. Bu futbolcuların çoğu yakın tarihte futbolu bıraktı. Neden bu isimleri yazdım? Çünkü bu isimler nihayet kulüplerine üye olabildi. Nihayet, çünkü yıllardır süren anlamsız süreç sona erdi.

Çok önce olmalıydı
Burada Galatasaray Kulübü Sicil Kurulu Başkanı Celal Açar ağabeye herkes adına çok teşekkür ederim. Üyeliğimizle ilgili süreçte başından sonuna hep o vardı. Ve bu işi çok kısa sürede çözdü. Aslında çok önceden olması gereken Galatasaray Kulübü üyeliği garip istekler ve sebepler yüzünden uzadı. Artık resmi olarak kulübümüze üyeyiz.

Dün yeni üyelere kartları dağıtıldı. Hiçbirimiz orada değildik. Neden değildik? İşte konu bu...
Kaptan Bülent ve Ümit Davala o gün Türkiye’de değildi. Olsalar da gelirler miydi? Bence hayır.
Hasan Şaş ve Hakan Şükür’ün neden orada olmadığını anlamak için kendimizi çok zorlamaya gerek yok... Diğer oyuncuların olmayışının sebebi ise Sayın Başkan Adnan Polat ve Yönetimi’nin harcadığı Hakan Şükür, Hasan Şaş ve Ümit Davala arkadaşlarımıza bir anlamda destek olmak içindi.

Başarının sırrı
Tabiri caizse beraber savaştığımız, her zaman kardeş gibi görüp davrandığımız bu arkadaşlarımızı yüz üstü bırakamazdık. Bu belki bazılarına garip gelebilir ve, “Hadi canım sende” diyebilir...
Bizim o dönemdeki kadronun sırrının ne olduğunu hep sordular. İşte o sırlardan bir tanesi... Biz birbirimizi çok severdik. Bu sevgi sadece oynadığımız dönem için geçerli değil. Futboldan sonra da birbirimize destek olup, takım gibi davranıyoruz. O törene gitmek sahada mücadele eden arkadaşını yalnız bırakmak ya da cepheden kaçmak gibi bir şey olurdu.

Bağlılık ve sevgi
Bu durumu herkes farklı algılayabilir. Ama sebebi sadece birbirimize olan bağlılığımız ve sevgimiz. Yoksa kulübümüze karşı alınmış bir tavır değildir ve olamaz da zaten. "

Adsız dedi ki...
Bu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.
Sade dedi ki...

Bu oyuncuların hataları olsa dahi takımdan gönderiliş şekilleri gerçektende yanlışlarla doluydu. Tabi oyuncularında kendi yanlışlarına karşılık iki cevap verilebilirdi. Galatasaray'dan büyük değilsiniz, denilip kapı önüne koymak. Yada biraz riskli ama bence doğru olan yolu tercih ederek "Galatasaray'ın büyüklüğünü Görün" mesajı verilerek bu oyunculara bir şekilde iyi uğurlama düzenlenebilirdi. Tabi bu teklifler belkide kendi aralarında verilmiştir. Belkide oyuncular kabul etmemişlerdir. Bunun cevaplarını ileride ögreneceğiz. Arşivler açıldığında :D belkide hiç. Ama eğer yönetim benzer öneriler sunduysa ve oyuncular bunu kabul etmemekte direndilerse o gidişleride hepsi hak etti. O kupanın alınmasında hangi oyuncunun en büyük katkısı vardır diye sorulsa sanırım %90 HAGI cevabını alırız. O bile arzu edilen şekilde gönderilemedi. Demekki hem yönetimde hemde oyuncularda sorun vardı. Tabi bazıları bunu çok küçük beyinleri ile çok büyüttü. Bazılarıda yönetimin yanlışları kadar kendi yanlışlarınıda gördü.

Ama beni gerçekten Hakan Ünsal yaralamaz. Üye olmuş, olmamış... önemli değil. Ben Galatasaray'dan bir felsefe bekliyorum. Takımda ayrılan oyuncular için onurlu ve gururlu bir terkediş, ayrılış,... Önümüzde bir Kewell örneği olacak mesela, o bari ayrılırken şartlar zorlansın ve değerli, başarılı,... oyunculara yakışan şekilde Galatasaray'dan ayrılmalarını Galatasaray Kulübü sağlasın... Büyüklük olsun buda. Leke olmaz ki zaten...

scapula dedi ki...

Sade,

Sözlerine katılıyorum. Yürekten.

Burada da zaten tek tarafla ilgili yorum yaptım. Yoksa yönetimler üzerlerine düşeni gerçekleştirmiş değil. Türkiye'de her şey o kadar oturmamış durumda ki, böyle manevi şeylere sıra gelmiyor. Her zaman bir şeylerde kriz var ve hep öncelik bunlar. Ha, ama şu da var ki bu oyuncular jübile yapmak istememiş olabilir. Ben de onların "Burada jübile yapmayacağız." diye birbirlerine söz verdiklerini duymuştum. Bilmiyorum yüzde yüz doğru mudur; ancak Ergün'ün, Arif'in, Küçük'ün sonraki takım tercihlerini; Hakan Şükür'ün kendisine yapılan teklifi kabul etmeyişini falan düşününce parçalar böyle bir bütünü işaret ediyor. Eksik parçalar da var elbette, yani yanılıyor da olabilirim. Ama ne olursa olsun, yönetimler üzerlerine düşeni yapmış değil; bu, net.

Geleceğe dair temennilerin, benim de temennilerim.

Adsız dedi ki...

ben kesinlikle bu futbolcuların gönderiliş biçimini eleştirmiyorum bence klüp yine büyüklüğünü gösterip bunları üye yapmış.hatırlayın h.ünsalın blacburn e gidişini.takıma resmen şantaş yapmıştı ya maaşımı yükseltin ya da giderim diye.h.şükür ün heykeli dikilecekti ama hayır adam ben futbolu bırakmam dedi çıktı işin içinden.yönetim daha ne yapacaktı bu adamları 50 yaşına kadar takımdamı tutacaktı.o dönemki oyunculardan ergün e büyük saygım var. o da eğer ortada haksızlık varsa aynı haksızlığa uğradı.ama asla birileri gibi ekrana çıkıp tetikçilik yapmadı.h.ünsal galatasaray olmasa ne olurdu onu düşünsün yaptıklarıyla çizmeyi aşıyor...
saygılar mert

kutay dedi ki...

emre atasoy, nam-ı diğer ich'in twitter iletisi mi mesajı mı ne denirse:

"Galatasaray'ın verdiği kulüp üyeliği için gelmeye tenezzül etmeyenler jubile maçı düzenlense sahaya çıkmazlarmış demek."

dejavu dedi ki...

Hakan Ünsal'ın bugünkü yazısını okumanızı tavsiye ediyorum. Kulübe üye yapıldığı yetmiyormuş gibi, bir de ayar vermeye çalışmış beyefendi aklınca.

Hakedene hakettiği gibi davranmadığımız için biz de hakediyoruz bunları tabii ki.

kalecioyuncu dedi ki...

utanmadan bir de kendini haklı çıkarmaya çalışıyor...