10 Kasım 2009

Biraz Empati Lütfen!

Gazete okuma alışkanlığıyla büyüdüm. Aklım bir şeylere ermeye başladığı günden bu yana ise gazete almıyorum. Son olarak bir gazeteyi iki üç yıl düzenli okuduktan sonra bıraktım, ondan beridir gazete gördüğümde şöyle bir göz gezdiririm, ama almam. Herkese de almamasını öneririm naçizane. Spor medyasıyla alakalı değil, alakalı olduğu konular da burayı aşar. Burada spor medyasını ele almış olalım.

Spor medyasının da ele alınacak yanı kalmadı elbet. Nereden tutsan elinde kalıyor. Objektif bakış açısından uzak, bir dolu piyon tarafından hazırlanan, rant kokulu sayfaların nesinden bahsedeceğiz? Ülkedeki tek düzgün spor servisi Radikal'de bana göre, ama Radikal almak Hürriyet almaktan farklı olmadığı için onu da takip etmiyorum. İnternet sitelerine de girmiyorum. Sevdiğim yazarların yazılarından bir şekilde haberim oluyor.

Vatan'ın da dahil olduğu çok sayıda gazetenin spor sayfalarından ise, kelimenin ağırlığı için özür dilerim, tiksiniyorum. Tabii bunların da internet sitelerine dahi girmiyorum ama yine her türlü iğrençlikten bir şekilde haberim oluyor. Haberim olmamasını, dezenformasyon araçlarından arındırılmış bir dünyada yaşamayı tercih ederim, belki başarırım da bir gün. Aslında bu gazetelerde de sevip saygı duyduğum yazarlar var. En kötüsünde bile Kanat Atkaya gibi bir adam var, Ercan Saatçi'yi savunarak beni bu sevgi ve saygının miktarını sorgulamaya yöneltse de. Ben yazılarından tanıdığım Kanat Atkaya'dan, -Fenerbahçeli demiyorum- fanatik kimliği bir yana bırakılsa bile insan olarak Ercan Saatçi'den nefret etmesini beklerim, beklerdim. Fanatik demişken, onca yılın -bunca değil, onca; maalesef geride kaldı o yıllar- büyük spor adamı, bugün bile aynı sayfalarını defalarca kez zevkle okuduğum Gelişim Spor'un Genel Yayın Yönetmeni Hıncal Uluç, "Hepimiz fanatiğiz. Fanatik olmalıyız." diyebiliyorsa, bu da üzücü. Ama şimdiki konumuz Ercan Saatçi, Kanat Atkaya ya da Hıncal Uluç da değil. (Ben ilkiyle diğerlerini aynı cümle içerisinde kullanmaktan neden kaçınıyorum ki, onlar birbirlerine bu kadar bağlanmışken?) Başlıktan belli nereye geleceğim, konuşmak istediğim de o zaten, Gökmen Özdemir.

Gökmen Özdemir, özellikle sevip takip ettiğim spor yazarlarından biri değil. Dahası o "bir şekilde haberim olan" haberlerinden dolayı çokça yüzümü ekşitmişliğim vardır. Belki tüm samimiyetiyle doğruları yazıyordur her zaman da ben yanılıyorumdur, o da olabilir. Onun bilip de benim bilmediğim çok şey var neticede, o işin bu kadar içindeyken. Bir de ben yalnızca tartışmalı haberlerini görüyorum, takip etsem belki on yazdığının dokuzuna katılacağım. Ancak, öyle ya da böyle, haberlerine güvenilir bir adam izlenimi yaratmadı bende bugüne dek.

Ancak diğer yandan, ben Gökmen Özdemir'i her maçta Ali Sami Yen tribünlerinde görüyorum. Maçları basın tribününde oturup çayını purosunu içerek değil de Kapalı'da zıplayıp tepinerek seyredecek kadar Galatasaraylı. Hayatında görmediği kişilerden gelen "Usta, Türk futbolunun yetiştirdiği en büyük yıldız nasıl Emre Belözoğlu olur?" sataşmasına da içtenlikle yanıt vermeye, açıklama yapmaya çalışacak kadar da mütevazı. Ve şu anda kırgın.

Neden? Çünkü böylesi bir Galatasaraylı olmasına karşın şu anda Galatasaraylıların tüm okları onun üzerinde. Buna da yanlış yapılmış, yanlış anlaşılmış bir açıklama neden oldu. Haldun Üstünel, hepimizin fazlasıyla sevip saydığı bir Galatasaray yöneticisi. Her sözüne de inanır, güveniriz. Ama bu son açıklamasında bana göre yanlış yaptı. Bu yanlış, sanmıyorum ki dostunu satmak olsun, Haldun Üstünel'in bunu yapacağına inanmam. Ama Üstünel, cümleleri yanlış kurmuş, Gökmen Özdemir'in adını yanlış cümlede teleffuz etmiş olacak ki, Özdemir'in son derece masum ve dostunu uyarmak - gerçek anlamıyla uyarmak - amacındaki bir mesajı tehdit mesajı olarak yansıdı Türkiye'ye. Burada tehdit olabilir. Bu tehditi yapan da herkes olabilir. Ama bunun için Gökmen Özdemir'in aracı olabileceğine, her hafta Kapalı'da gördüğüm adamın dostunu tehdit edebileceğine ben inanmıyorum. Haldun Üstünel'in böyle düşündüğüne de...

Umarım önümüzdeki günlerde Sayın Haldun Üstünel ya da Sayın Başkan Adnan Polat tarafından bu konuda açıklayıcı bir mesaj verilir. Aksi takdirde Gökmen Özdemir, kendisini bana göre hiç de hak etmediği bir tablonun içinde bulacak.Buna, empati yetisine sahip bir insan olarak vicdanım el vermiyor. Benim bildiğim Gökmen Özdemir, en yukarıdaki görselde de görüleceği gibi bizden biri. Linç kültüründen alabildiğine uzaklaşalım lütfen...

5 ekleme:

mehmet dedi ki...

Yazılarını okuduktan sonra bizi neden bu kadar uzun süre mahrum bıraktın diyorum

Adsız dedi ki...

abicim sen inan veya inanma; toz kondurmamaya calistigin yöneticin resmen aslanlarin önüne atti gökmen özdemir i yem olarak iste...

hersey acik, hala neyin yanlis olarak kullanabileceginden vs bahsediyorsunuz ki?

Olay olali günler oldu ve o aciklayici mesaj yöneticinizden gelmedi iste...

Adsız dedi ki...

Ufakten bir GS eleştiri gelince yazı sadece 2 yorum alıyor.. :)

Adsız dedi ki...

Öncelikle olayın özünü anlamaya çalışalım. Gökmen Özdemir satılmış değil, Saatçi ve Seten'in mesajını ancak onun iletebileceği öngörüsü ile yapılmış hareketin akıllıca savuşturulması meselesidir.
Şimdi Özdemir'in dikkat et demesini isteyenler ile bunu uyarı değil de tehdit olarak algılayanların başına neler gelecek izleyip göreceğiz.
Sanıyorum ki organizatörler yani Saatçi, M.Yakup Yılmaz ve Seten "çocuğu" korkutacaklarını sandılar, şimdi biz demedik, o onun arkadaşı diyorlar, akılları süre birbirlerine düşürecekler.

Bunların devri çoktan bitmiş.

carvel dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.