1889 yılında Wimbledon Old Centrals adında bir kulüp kuruluyor Londra'da. Ali Sami Yen'in rüyasının gerçekleştiği yıl, isminin sonundan Old Centrals'i atıp Wimbledon olarak devam ediyor sportif faaliyetlerine bu kulüp. 1964'e kadar bölgesel amatör liglerde mücadele ettikten sonra o yıl profesyonel olarak Southern League'de oynamaya başlıyorlar. Zaman içinde de gitgide yükselişleri devam ediyor. 1979-'83 sezonları arasında tam anlamıyla bir asansör takım hüviyetine bürünüyor Wimbledon F.C. Bir sezon şampiyon, takip eden senede ise gerisingeri 4. lige... 84'te yine ligin yeni takımı sıfatıyla bulundukları 3. Lig'de bu kez küme düşmüyor, bir üst lige terfi ediyorlar. Artık burada küme düşmeleri beklenirken ilk sezon 12. oluyor, sonraki sezon ise Birinci Lig'e, yani en üst seviyeye ulaşıyorlar.

1988'de ilk büyük kupasını kazanıyor sarı mavili takım. Üstelik dönemin efsane Liverpool'unu alt ederek. (Unutulmaz maç şuradan başlayarak seyredilebilir.) Dennis Wise'ın ortasında Lawrie Sanchez'in kafa vuruşu skoru 1-0'a getirmiş, FA Cup, John Aldridge'in penaltısını kurtaran Kaptan Kaleci Dave Beasant'ın ellerinde havaya yükselmişti. Bir Wimbledon F.C. efsanesinden söz edilebilirdi artık. Gelgelelim, bir talihsizliği vardı Vinnie Jones'un da formasını giydiği takımın; Heysel faciası sonrası verilen ceza nedeniyle Avrupa kupalarına katılamayacaklardı. Bu şansı 12 yıl sonra elde edecek, Inter-Toto kupasında Baliçli Mususili Ercümentli Bursaspor'a 4-0 yenilerek eleneceklerdi. Bir anlamda çöküşün başlangıcı da olacaktı bu. Aynı sezon, 1992'de kurucu üyelerinden biri olarak yer aldıkları Premier Lig'den ilk kez düştüler, son sırayı alarak. Diğer yandan ekonomik kriz de peşlerini bırakmıyordu. Düşüş önlenemedi. 2002 yılında, kulübe sahip olan kişiler kulübü Wimbledon'dan 90 km kuzeydeki Milton Keynes'e taşımak için girişimlere başladı.

Asıl hikaye de bundan sonra başladı belki de.

Çekirdek Wimbledon F.C. taraftarı benimseyemedi bu değişikliği. Daha güçlü, daha iddialı olabilirlerdi ancak artık eski Wimbledon değillerdi. Ancak fark ettiler ki, olmamaları için bir neden yoktu. AFC Wimbledon böyle kuruldu işte. Yarı profesyonel olarak en alttan, en düşük seviyeden başlamak ama Wimbledon olmaktı bu insanların tercihi. Wimbledon F.C. , The Dons, artık yoktu. 2003 yılında taşınma işlemini gerçekleştirmiş, takip eden yılda ismini ve renklerini de değiştirerek Milton Keynes Dons olmuştu. MK Dons'u "Franchise FC" olarak tanımlayan taraftarların takımı AFC Wimbledon ise emeklemeden koşmaya başlamıştı adeta. Öncelikle hazırlıklar tamamlandı. Oyuncu seçmeleri yapıldı, kadrolar belirlendi, taraftara ait olan hisselerin %25'i stat sahibi olmak için halka açılarak Kingsmeadow Stadı'na, yeni adıyla "The Fan's Stadium"a geçildi. Plough Lane hayalleri kurmak için erkendi henüz ancak günün birinde o da olacaktır mutlaka. Bugün 4600 kişilik The Fan's Stadium dolduğuna göre, yarınlarda Plough Lane de eski günlerini yaşayacaktır.

AFC Wimbledon'ın Combined Counties League'de başlayan macerası, yedi sezonda atlanan dört aşama sonrası nihayet 2009-10'da Conference National'da devam edecek. Geri kalan yıllarda elde edilenler ise dikkate değer. Her şeyden önce şunu söylemek gerek. İngiltere ligleri tarihinde, bir futbol takımının en uzun süre galip gelme rekoru 78 maçla onların elinde. 2003-04 sezonunu 42 galibiyet, 4 beraberlik, 130 puan ve 148 averajla bitiren de onlardan başkası değil. Tam 19 ayrı takımları var, 8-19 yaş seviyesinde. Bu takımların arasında kız çocuklarının mücadele ettikleri de var ve AFC Wimbledon'ın bu alandaki ana takımı, ülkenin bayanlar futbol liginin ikinci seviyesinde mücadele etmekte. Her koldan yükseliş devam ediyor da diyebiliriz bir anlamda.

Netice itibariyle Dons, hâlâ Wimbledon'da yaşıyor, Milyon Keynes'te değil. Ve bu yeni Wimbledon, adından söz ettirmek için atası gibi 100 sene bekleyecek gibi görünmüyor. Çok daha hızlı bir yükseliş söz konusu. Hiç şüphesiz devamı da gelecek.

Gelelim bugünkü maça.

Hayatta her şeyden çok istemiştim, 20 Mayıs 2009 günü Şükrü Saraçoğlu Stadyumu'nda olmayı. Ali Sami Yen Bey'in doğumgününde, son UEFA Kupası'nı ezeli rakibimizin stadında kaldırdığımızı görmeyi ölümüne arzulamıştım. Olmadı, olamadı. Belki onun kadar değil, ancak en az bir Galatasaray - Fenerbahçe derbisinde tribünde olmak istediğim kadar isterdim bugün Londra'da olmayı. "Football without fans is nothing" mottosuyla düzenlenen Supporter's Direct Cup mücadelesi oynanacak bugün The Fan's Stadium'da. Saat 14:00'ten itibaren taraftara yönelik aktiviteler yapılacak, tam ayrıntıları şurada. 17:00'de başlayacak karşılaşmada ise AFC Wimbledon'ın rakibi FC United of Manchester! AFC Wimbledon'ın açtığı yolun yolcusu...

İki takımı ilerleyen yıllarda daha önemli kupaların finalinde de karşı karşıya görmek dileğiyle... Daha değerli değil ama. Bundan değerlisi olamaz...

0 ekleme: