19 Haziran 2009

Teşekkür Borcu


Bir teşekkür borcum var, ödeyeyim.

Yukarıdakiler, benim doğumumdan ilkokul birinci sınıfa başlayışıma kadarki Galatasaray kadroları. İlk üçü ancak bilinçaltıma işlemiştir, belki o da. Diğerlerini ise aşağıya doğru gittikçe daha da netleşen görüntülerle hatırlıyorum. Başta Kubilay olmak üzere; Arif, Okan, Tugay, çok sonraları Bülent gibi kahramanlarım var burada. Ve her zaman minnettar olmuşumdur bu kadrolara, Galatasaraylı olmamı sağladıkları için. Ama bazen de şeytan dürtüyor, ya diyorum Fenerli olsaydım, ya babama kansaydım... İçim daralıyor. Her zaman Galatasaraylı olduğum için şanslı hissediyorum ya kendimi, bazen de Fenerbahçeli olmadığım için...

Dün, öyle günlerden bir tanesiydi. Yeni bir şey öğrenmedim ama en azından bir kez daha gördüm bir camianın ne kadar acınası hâlde olabileceğini. Koskoca Fenerbahçe kulübünün, anlı şanlı bir tarihe sahip Fenerbahçe kulübünün geldiği noktaya acıdım bir kez daha. Hep mi böylelerdi; açıkçası bilmiyorum. Bir Fenerbahçelinin, tarihine baktığında gurur duyacağı çok şey var. Ama ta 1950'lere -belki daha öncesine- uzanan tarihlerde yaşanmış, utanması gereken çok şey de. Hiçbir zaman, Ergun Gürsoy'un göreve adım atmasının ardından ortaya çıkan Galatasaray'ı diğer kulüplerden daha temiz, daha masum görmedim. Türkiye'de futbol adil oynanmıyorsa herkes bunda pay sahibi. Galatasaray, Beşiktaş, Trabzonspor; hepsi... Ama Fenerbahçe başka bir şey. Şükrü Saracoğluların, Nihat Özdemirlerin, Mahmut Usluların, Ali Şenlerin, Aziz Yıldırımların takımıdır Fenerbahçe. Tamam, yalnızca onların değildir ama onlarındır da. Türkiye'de sporun bu hâle gelmesinde kilit rol oynamıştır Fenerbahçe. Tüm büyük güçler her zaman onların emrine amadedir. Orduyu dolandıran adamın, Genelkurmay Başkanı'yla yan yana güle oynaya maç seyretmesini sağlayan güçtür Fenerbahçe. Yalnızca spordaki değil, tüm Türkiye'deki yanlışlarda önemli pay sahibidir.

O yüzden... Teşekkürler 1988-94 arası Galatasaray kadroları. Yalnızca Galatasaraylı olmamı sağladığınız için değil, beni Fenerbahçe'den uzak tuttuğunuz için de...

22 ekleme:

t2 dedi ki...

beşiktaşlı olsaydın kendini bir nebze daha temiz hissederdin !

scapula dedi ki...

"Kendimi" temiz hissediyorum bir kere. :)

Bunun dışında, o sizin kendi inandığınız bir şey. Galatasaray'ın Ergun Gürsoy'u varsa, Beşiktaş'ın da Süleyman Seba sonrası dönemi var... Çok daha çirkin, Sinan Engin'i var... Var yani.

Gala's dedi ki...

Bırakın artık şu BJklilik duruşu hikayesini...

aksilaz dedi ki...

Çok doğru bir tespit. Tabi ki anlayana. Ne mutlu bizlere ki Galatasaraylıyız. Ne mutlu diğer takım taraftarlarına ki Fenerbahçeli değiller...

benjcev dedi ki...

hiçbir kimse, rasyonel sebeplerle takım tutmuyor. en azından ben, galatasaray daha temiz diye bir seçim yapmadım. türkiye'deki takım tutma,roma-lazio, celtic-rangers, boca-river çekişmelerindeki gibi siyasi bir arkaplana da dayanmıyor. o yüzden, memleket takımı haricinde takım tutmanın herhangi mantığı yok.

fakat, dediğin gibi, fenerli olmak istemezdim. hele bu kadar çirkefleşmeden sonra. ama fenerli olsam yapacağım şey de, bu halini görüp feneri bırakmak değil, bunu üstünlük haline getirmek olacaktır. bugün, mehmet topuz'un tehditle kaçırılmasıyla övünen bir taraftar topluluğu var.

george orwell der ki, "herkes eşittir ama bazıları daha eşittir". aynı şekilde, bütün takım yönetimleri pistir, ama fenevinki daha pistir.

aşkın dedi ki...

Fenerbahçe Türkiye'dir.Onlara bakarak geçmişten bu güne bu ülkenin halini anlarız.
İşte kelimelere gerek kalmayan an.
Ben Uefa şampiyonu kadroya hiç ısınamadım.O yüzden birçokları gibi Emre B., Hakan Ünsal konusunda ofsayta düşmedim.
Hakancan Şükür'ü savunmak bir tarafa onun ihtirasına kurban olmuş bir Forrest Gump olduğunun her zaman farkındaydım.Zira en büyük zalimler bir zamanların mazlumlarından çıkar.
Son olarak Beşiktaşlı kardeşim, daha kaç defa tekrar edeceğim bilmiyorum.Bu ülke efsaneler ülkesidir.Efsane Macaristan'a 3 günde 2 maç yaptırıp yendi diye övünen bir ülkedir.
Beşiktaş hiçbir zaman mazlum falan değildir.O çok sevdiğiniz Seba'lı, Metin - Ali - Feyyaz'lı dönemlerde Anadolu takımlarını son dakika penaltılarıyla, uzatmada gelen enteresan gollerle Beşiktaşın sayısız defa kazandığına çok şükür yaşım tuttuğu için şahidim.
Siz hala kendinizi kandıra durun, Türkiye gibi bir ülkede ''büyük'' ve ''şampiyon'' olmanın masumca olabileceğine inanadurun, bunu hafızasız topluma ve maalesef birçok renkdaşıma yutturadurun, gerçeği bir tek kişi bilse yeterlidir.
Trabzonspor mu dediniz? Onun için şu postun altındaki sekizinci yoruma bakılabilir:

http://wwwextensor.blogspot.com/2009/05/sksnca.html

Sinan Kolat dedi ki...

yazdıklarına zamanında katılsam ve altına imza atacak bile olsam, biraz eleştirel bir yazı yazdım blogumda. Yazdığım gibi, kişisel bir şey yok, sadece yazını okuduktan sonra düşündüklerimi yazdım ve paylaşmak istedim.

http://ezeliebedi.blogspot.com/2009/06/fenerlilik-scapulaya.html

düşüncelerini duymak isterim. Eline kuvvet bu arada, blogunu da keyifle takip ediyorum.

talento dedi ki...

Atahan,

4 yaşına kadar Galatasaraylıydım ve sonrasında Fenerbahçeli oldum. Ara ara ben de düşünürüm, ya Galatasaraylı kalsaydım diye. Ama bu Galatasaray'ın şerefiyle, kirliliğiyle alakalı değil; Fenerbahçe sevgimle alakalı olur.

Keşke senin de öyle olsaydı. Ayıp olmuş...

scapula dedi ki...

Sencer,

Yukarıda Sinan'ın verdiği adrese uzun bir yorum yazdım. (İki yorum da denebilir, karakter sınırını aştığından tek seferde yollanmadı.) Belki biraz daha açıklayıcı olur. Henüz yayımlanmadı, yayımlanınca bir göz atmanı rica ediyorum.

Günün Fenerbahçe'si, son kertede kirli bir kulüptür. Bunu çamur atmak için söylemiyorum; Aziz Yıldırım, Nihat Özdemir, Mahmut Uslu, Ali Koç gibi adamlar Türkiye'de sporu mahvetmiştir, mahvetmektedir. Her türlü kirli ilişki girmiştir artık spora, işin çivisi çıkmıştır. Bugünün Fenerbahçe'sinden bahsettim ve yanlış hiçbir şey söylediğimi düşünmüyorum. Ne başkaları gibi genelleme yaptım Fenerbahçe taraftarı şöyledir böyledir diye, ne de Fenerbahçe'nin tarihine dil uzattım. "Anlı şanlı Fenerbahçe" bu hâle düşmüştür diye de ekledim. Aziz Yıldırım'ın Fenerbahçe'sine ne söylesem az. Üzgünüm. (Gerçekten üzgünüm.)

Sinan Kolat dedi ki...

@talento ve scapula
Yorumlar yayındadır, yazıyı tamamlayıcı olduğunu düşünüyorum.

Çift Kaşarlı Tost dedi ki...

o degil de simsek carpmis formanin oldugu takimda okan'la hamza'nin arasindaki kimdi?

Kayaoğlu 29 dedi ki...

Sevket olmasi lazim.

Rivers dedi ki...

Merhaba scapula,

Ben de Galatasaraylı'yım ve şu an senin dediğin gibi, iyi ki Fenerbahçe'yi tutmamışım diye. Çok küçük yaşa kadar (takriben 4-5) Fenerbahçeli'ydim, daha doğrusu öyleymiyşim, çok da net hatırlamıyorum doğrusu, ama doğru olduğuna eminim zira minicik bir Fenerbahçe formam varmış. Gerçi, geçen sene atmış olmam lazım onu. :)

Her neyse, gereksiz yerlere girdim. Bu konuda benjcev büyük ölçüde katılıyorum açıkçası. Herhangi bir mantık çerçevisinde takım tutulmaz genelde Türkiye'de. Ben, 4-5 yaşına kadar nereden bilirdim Fenerbahçe'nin karakteri nasıldır, veya Galatasaray'ın karakteri nasıldır diye? O an bakmışımdır, renkleri veya herhangi bir özelliği çekici, alıcı gelmiştir. Öyle sempati beslemeye başlamışımdır. Ondan sonra da Galatasaray'a karşı aynı duyguları beslemiş olmalıyım, ki tercihimi o yönde kullanmışım. Zaten, dikkat edilirse Türkiye'de küçük yaşta çocukların fazlaca takım değiştirdiği, ancak belli bir yaştan sonra taraftar kimliğinin kişiler üzerinde oturduğu görülür. Benim küçüklüğümde -yani 90'larda- Galatasaray'ın Türk futbolunu domine eden kulüp olması, tüm kupaları silip süpürmesi, daha da fazla bağladı beni kendine sanırım. Ondan sonra da belli bir kimlik oturdu diye düşünüyorum. Mesela, 1. sınıfa falan giderken Galatasaray yenildiğinde dalga geçen arkadaşlarıma, "ben artık Galatasaray'lı değilim" gibi çocukça yanıtlar verirdim, ki öyleydim de zaten, öyleydik. :)

Ondan sonra Galatasaray'a karşı olan sevgimin büyümesi, beni daha da Galatasaray'ın menfaatlerini savunur hale getirdi. Daha fazla korur, laf söyletmez, hakkını arar oldum. Takım kaybettiğinde, tabir-i caizse satış koymadım, yanında durdum. Belli bir yaştan sonra da iyiden iyiye daha sağlam bir kimliğe oturdu Galatasaraylı'lığım.

Ali Koç, Murat Özaydınlı vs. konusunu da gelirsek... Evet, şu an tamamen objektif bir biçimde baktığıma yürekten inanarak, bunların pis kişiler olduğunu, Türk sporuna büyük zararlar verdiğini söyleyebiliyorum. Dolayısıyla Fenerbahçe'nin şu an Türk futbolundaki en kirli kulüp olduğunu da... Ama bundan bir 10 yıl sonra bu kafa ve karakterdeki kişiler Galatasaray kulübünün başına da geçebilir, o zaman, şu an Aziz Yıldırım ve çetesine giydiren Galatasaraylı kişiler, biraz daha bu kişileri eleştirmez, onları korur olacak. Tıpkı şu an Aziz Yıldırım yönetiminin pekçok Fenerbahçeli tarafından korunması gibi. Bunu senin için söylemiyorum. Bloğunu uzun zamandır okuyan biriyim. Kendi bloğumu açmak amacıyla yeni aldım bu blogger üyeliğini, biraz önce de açtım arkadaşımla kurmayı planladığım Galatasaray bloğunu. Bu vesileyle, uzun zamandır bu blogda gördüklerimi dökmeye çalışıyorum buraya, uzun oldu o nedenle biraz. Geri dönersek, sen belki Galatasaray'ın başına Aziz Yıldırım'lar geçince onun pisliklerine dem vurursun, sonuna kadar eleştirirsin, ki ben de öyle yapacağımı düşünüyorum. Ama senin de bildiğini düşündüğüm bir şey var; bu tarz bir kişiyi, çok sayıdaki Galatasaray taraftarı da savunmaya çalışacaktır belirli ölçüde, şu an aynı Fenerbahçe'de olduğu gibi...

Yazdığın post'la veya post'a gelen yorumlara, bir cevap-yorum niteliğinde olmadığını biliyorum bu yazdıklarımın tam olarak ama dediğim gibi uzun süredir okuyan biriyim ve bu aleme kendi yazdıklarımı aktırmak için henüz biraz önce dalabildim, geçmişten bugüne gördüklerim hakkında topluca yazmak istedim. Tabii, daha gözlemlediğim ve yazacak olduğum çok şey var. Senin de diyeceğin varsa, merakla beklerim.

Sevgi ve saygılarla..

scugnizzi dedi ki...

"Her zaman Galatasaraylı olduğum için şanslı hissediyorum ya kendimi, bazen de Fenerbahçeli olmadığım için..."

Şu cümle ile ilgili sayfalarca şey yazabilirim. Tek diyeceğim şey, Galatasaraylısın ve böyle demen normal. Eminim Fenerbahçeli veya Beşiktaşlı olsaydın, o cümle aynı olurdu, sadece takım isimleri farklı olurdu...

Ali Ece dedi ki...

Bu kadar renkkörü konuşmaları size ve bu şahane bloga hiç yakıştıramadım, üzüldüm ciddi ciddi...

scapula dedi ki...

Ali Abi,

Ben de seni üzdüğüme üzüldüm ciddi ciddi. Gerçekten üzüldüm.

Ama...

Renk körü baktığımı kesinlikle düşünmüyorum; varsa bir yanlışım renk körlüğünden değil, bilgi eksikliğindendir. Yani bu yazı sonrası "Değmez." diye düşünmeyeceksen eğer, bilmek isterim. Şunu. Fenerbahçe, Türkiye sporundaki olumsuzlukların en büyük sorumlusu değil mi? Galatasaray şampiyon olmasın diye mağlup olan, sahadan çekilen; ülkü ocağı liderleriyle futbolcu transferine giden, yönetici eliyle düşmanlık tohumları eken, resmi sitesinde resmi tarihini çarpıtan? Ben öyle biliyorum abi ve bildiğimi yazmamak için de bir sebep göremiyorum. Ne Fenerbahçeliye bir şey diyorum, ne Fenerbahçe'nin tarihine dil uzatıyorum. "Anlı şanlı Fenerbahçe tarihi" diyen de benim, Galatasaray da masum değildir diyen de. Yani renk körü değilim abi, basbayağı objektif baktığımı düşünüyorum.

İlk defa bu yazıyı, birilerine okuttum yayımlamadan önce. "Ben mi kendimi kaybettim sinirden, Galatasaraylı Selçuk Yula profili çizmiyorum bu yazıda, değil mi?" dedim. Galatasaraylısı da, Beşiktaşlısı da ya "Yok, doğru." dedi, ya da "Az yazmışsın." "Şunu da yaz." denilen şeyler oldu hatta da, yazmadım. Fenerbahçeli arkadaşıma okuttuğumda da, "Yanlış demiyorum ama siz de böylesiniz. Beşiktaş da Alaattin Çakıcı'yla şampiyon oldu, vesaire..." cevabını aldım sadece. Yani Ali Abi, neyi yanlış söylemişim, hakikaten bilmek istiyorum. Galatasaraylıysam ve Fenerbahçe'nin Türkiye'de spora herkesten daha fazla zarar verdiğini düşünüyorsam, renk körü mü olmalıyım illa ki? Böyle düşünüyorum, böyle biliyorum ve hiç hesap yapmadan, tüm samimiyetimle yazdım. Benim için iyi olmayacağını bile bile hem de. Ama kapıları kapatmıyorum abi, öğrenmeye açığım ben, varsa bir yanlışım, gerçekten bilmek isterim.

Umarım hayal kırıklığı boyutunda değildir üzüntün. Ya da eğer öyleyse, daha ayrıntılı konuştuğumuzda bunu engellemiş olurum.


http://ezeliebedi.blogspot.com/2009/06/fenerlilik-scapulaya.html

http://papazincayiri.blogspot.com/2009/04/sadece-bogazn-sktm-veya-sabrinin-afrika.html

Şu iki adreste, biraz daha ayrıntılı yazmıştım düşüncelerimi.

Sevgiler, saygılar;
Ata

scapula dedi ki...

Rivers,

Uzun uzun yazmıştım, yeni fark ediyorum gitmediğini. 4096 karakter diye bir şey çıktı yorumlarda son birkaç haftada. Belki o sınırı aşmışımdır diyeceğim ama o kadar da uzun yazmadım sanki. Bilmiyorum neden gitmemiş ama kusura bakma.

Yazında katılmadığım tek bir nokta yok, onu söyleyeyim bari. Hem teşekkür ederim söylediklerin için, hem de tekrar özür dilerim, emeğini boşa çıkarmamışımdır umarım.

Görüşmek üzere.

Sevgiler, saygılar;
Ata

Rivers dedi ki...

Merhaba scapula,

O yorumu attığım pazar sabahı 1 haftalık tatile çıktım, biraz önce de döndüm tatilden. Senin de cevabın geleli zaten daha 2 gün olmuş, pek bir şey kaçırmış sayılmam herhalde.

Cevap bekleyerek yazmadım kesinlikle ben onu. O yüzden, özür dileyecek bir şey yok, asla. Söyleyecek bir şeyin varsa, okumak, gerekirse de cevap vermek isterim demiştim. Şimdi yukarı çıkıp bakmaya üşeniyorum da, öyle olması lazım yani. :) Tabii, o kadar yazdıktan sonra gitmesi üzücü, okumak isterdim yani. Yorumun sonunu da "biraz uzun oldu sanki" diye bitirmiştim de, aslında o kadar da uzun değil gibi, senin bahsettiğin 4096 karakter sınırını duyunca. :)

Biraz önce fark ettim, blogu da rica etmememe veya istekte bulunmamama karşın rağmen eklemişsin sağ tarafa. Çok teşekkür ederim gerçekten. Açtığım gün bırakmak zorunda kaldım tatil sebebiyle, ama bugün itibariyle yazmaya devam edeceğimi umuyorum. Takip edersen de sevindirici olur benim için.

Bir de Ali Ece'nin eleştirisi var değinmek istediğim. Kendisini çok severek takip ediyorum Four Four Two dergisinden, SkyTürk'teki Total Futbol programından ve blogundan. Ben de açıkçası, kendisinden böyle bir yorum görünce şaşırdım. Şaşırdığım veya hayal kırıklığına uğradığım nokta, gelen eleştirinin olumsuz olması değil. Eleştirinin, içinin doldurulmaması. Benim haddim değildir elbet araya girmek ama gerçekten çok değerli bulduğum bir kişi Ali Ece, bu yüzden şaşırdım. Üzüldüm de biraz.

Ayrıca, ne kadar rahatlatır bilmiyorum ama; ben de o yazıyı koymadan önce okuttuğun arkadaşlarınla kesinlikle aynı fikirdeyim. Ha, sen bunu - 2. tekil şahısla hitap etmem umarım sorun değildir :) - bir Fenerbahçeli olarak yazsaydın veya bir Galatasaraylı olarak tam tersine çevirip yazsaydın, millet "vay be, adama bak, ne kadar da objektif, helal olsun!" diyecekti, eminim. Ama, tuttuğun takımın en büyük rakibi hakında, her ne kadar doğru da olsa, bu tarz eleştiri yapınca, hemen "fanatik taraftar" diye bir güzel etiketleniyorsun maalesef. Ülkenin futbol gerçeklerinden biri de bu.

Bu kadardır söyleyeceklerim. :) Eğer bu yorumuma da yazacak bir şeylerin varsa, yorumu göndermeden önce bir word dosyasına kopyalamanı tavsiye edeceğim. :)

Sevgilerle,

Rivers

scapula dedi ki...

Tekrar merhaba Rivers.

Ali Ece benim için çok önemli bir isim. Tanışma imkanı da buldum bir gece ve o günden bu yana Eray Sözen'e kaç defa "Abi Ali Ece'yi tanıman lazım." demişimdir, bilmiyorum. Galatasaraylı kimliğim özelinde kendime bir idol belirlemişliğim var, bir Taner Abi'm var, hep onun gibi bir Galatasaraylı olmak isterim. Hani olmaz ya, spor medyasıyla alakalı bir iş yapacaksam gelecekte, işte onda da Ali Ece gibi olmak isterim. Yalnızca bir kez görmüş, birkaç kez programı izleme fırsatı bulmuş, çokça da yazılarını okumuş, müziğini dinlemiş biri olarak söyleyebiliyorum bunu gönül rahatlığıyla. Dolayısıyla, gelip "Ya bırak bu işleri" yazsa bile çok değerli benim için. O yorum da kendimi sorgulamama neden oldu, arka arkaya 3-4 defa daha okudum yazdıklarımı. Ama bir sonuca varamadım. Hâlâ yazdıklarımda yanlış bir ifade göremiyorum, ama belki Ali Abi gösterir, bu yorumlarımızı görürse... Olmadı bir gün tekrar görüşürüz, anlatır. Yani buraya açıklamasını yazmamışsa bile, mutlaka doludur o eleştirinin içi, sen de tahmin edersin...

Teşekkür ederim, yorumun moral verdi. Sayfanızı da sürekli takip edeceğim. "Emek" sihirli kelime sanırım ve sadece o rakip değerlendirme yazısı dahi insanda saygı uyandırıyor. Umarım vazgeçmezsiniz.

Sevgiler, saygılar;
Ata

Rivers dedi ki...

"Yani buraya açıklamasını yazmamışsa bile, mutlaka doludur o eleştirinin içi, sen de tahmin edersin..."

He, demek istediğim de tam buydu işte. Ali Ece'nin boş laf söylemeyeceğine eminim ben, kendisinin sıkı bir takipçisi olarak. Bu söylediğinde de mutlaka bir neden vardır ama belirtseydi, daha güzel olurdu. Kimbilir, belki de gelir yazar bir ara buraya "şundan şundan şöyle dedim" diye. Öyle umuyorum yani...

Çok teşekkürler tekrar. Bu boş yaz aylarında, istemesem de, sıkıntıdan yazarım zaten. :)

Sevgilerle,

Rivers

Ali Ece dedi ki...

Bunların hepsimi yeni gördüm, sizden özür diliyorum. Ne zaman isterseniz ayarlayın hep beraber buluşup konuşalım. Bu blogu okumadığım geçtiğim tek bir gün bile olmadı keşfettiğimden beri. Başımın üstünde yeriniz var hepinizin...

Bülent dedi ki...

Ne yapmamızı bekliyorsunuz? Fenerbahçeliliğimizden utanmamızımı? Eğer dediğiniz kadar kudretli bir güç olsa idi Fenerbahçe bugün yerel ligimizdeki başarı çıtasının çok yukarıda olması gerekmezmiydi eğer şaibeden bahsedeceksek bugün hiçbir camianın eli diğerinden daha temiz değil (Hz. isa'nın dediği gibi en temiziniz bir adım öne çıksın)?Size tavsiyem Fenerbahçeli olmadığınıza sevinmektense ki - bu sevinç rakibinizin büyüklüğüne değer katıyor - kendi kulübünüze maddi manevi katkıya devam etmektir ne sağınıza nede solunuza bakmadan.Bizlerde muzdaribiz spora bulaşan çirkeflikten şiddetten ama tüm bunların müsebbibi olarak bir camiayı ve o camianın önde gelen insanlarını gösterirseniz bu insafsızlıktanda öte bir şey olur kanımca.Evet ben Fenerbahçeliyim. Zeki Rıza Sporellerin Can Bartuların Lefter Küçükandonyadislerin Aykut Kocamanların da takımıdır aynı zamanda Fenerbahçe!