22 Haziran 2009

Gökhan Zan, Galatasaray'da

İyi transfer, bana göre. A Milli Takım'ın birinci stoperini 8 milyon avroya satıp, ikinci stoperini bedavaya kapatmak, çok başarılı bir hamledir. Gökhan Zan da, hata yapma potansiyeliyle birlikte, iyi bir oyuncudur. Hem Galatasaray'ın havası farklıdır. Gökhan burada daha da rahat oynayacaktır. Ki, kötü bir sezon da geçirmedi. İki sezon önce Servet Çetin'inkine çok benzeyen bir transfer. Hikayenin devamı da benzeyecektir sanırım. Umarım. Şimdilik alternatif olması açısından iyi oldu diyorum, daha ötesine geçeceğinden de umudum var. Hoşgeldin Zan.

Şunu da eklemek istiyorum. Çok sevindim bu transfere, ama öyle değil, başka türlü. Gökhan Zan geldi diye abartılı bir sevinç duymuyorum. Ama Yönetim'in transfer konusundaki vizyonunu, başarısını bir kez daha gördüğüm için hakikaten çok sevinçliyim. Kimsenin düşünemediğini düşündüler resmen. Böylece Servet transferiyle yabancı planlamasında değişikliğe gitmek zorunda kalmayacağız. İki transferin birlikte değerlendirilmesiyle oluşan resme bakınca, az şey feda ederek çok şey, yani 8 milyon avro kazandık diye düşünüyorum artık. Ve o yüzden "iyi transfer" diyorum.

12 ekleme:

Adsız dedi ki...

çok çok akıllıca transfer sözleşmesi bittiğnde eren güngör gelirse şaşırmam artık

morientes dedi ki...

Gelişi Servet gibi oldu, umarım gelişimi de Servet'e benzer..

Naar dedi ki...

Galatasaray iyi bir yerli stoper alamıyorsa bu tamamen Fenerbahçe kaynaklı. Fenerbahçe'nin transferlerinden sonra yerli oyunculara o kadar yüksek fiyatlar çekiyorlar ki alamıyorsun. Sen Türkiye'nin bir numaralı stoperi olan, avrupa kupalarında tecrübe sahibi olan, milli takımın en önemli 2-3 futbolcusundan biri olan, avrupa şampiyonasında yarı final görmüş olan ve avrupa standartlarında oynayabilen bir stoper oyuncusunu 8 milyona satıyorsun, bugün Kayseri'den Eren Güngör'ü istesen en az 4 milyon isterler. Ne avrupa tecrübesi var, ne büyük takım tecrübesi var, ne çok üst düzey özellikleri var. Tek özelliği yerli olması o kadar. O yüzden üzülünecek bir transfer değil bu, Gökhan bence çok kötü bir oyuncu ama Türkiye'de yerli oyuncu yok, mecbursun oraya birini koymaya. Ha diğerlerinden farkı ne dersen büyük takım tecrübesi var, avrupa kupası tecrübesi var, milli takım tecrübesi var. Ne yapabileceğini biliyorsun yani, ve bunu bilerek de alıyorsun. Sözleşmesi 2 senelik, başarısızlıkta satarsın hiç yoktan kenarda durması zarar vermez takıma rotasyon içinde kullanırsın. Harry Kewell oynadı geçen sene, kötü bile olsa orada belli tecrübesi olan bir adam oynar. Hayırlı olsun diyelim.

Spooky dedi ki...

hatırlamazsın ama sezon karnesinde ve hatta bahsettiğim forvet transfer etmeme gibi radikal karşılanabilecek fikir konusunda uyuşmuştuk.

gökhan zan konusunda ise aynı şeyleri düşünmüyoruz. :)

kağıt üstünde bu transfer mükemmel. milli takım ve şampiyon takımın stoperini bonservis bedeli olmadan aldık. "stoper fiziği nasıl olmalıdır?" diye bir soru sorulsa gökhan zan cevap olabilir. Öte yandan, kademe nedir, stoper çabukluğu, hamle zamanlaması, yan toplarda(ortalar, yüksek toplar) ne yapılır, adam nasıl tutulur kafaya ne ara çıkılır gibi bütün temel sorulara ise cevap değildir.

Milli takım performansı ve bu sezon oynadığı bazı maçlar hariç 5 senelik bjk performansı gökhan'ı bence kötü -vasat da denebilir- stoper sınıfına sokuyor.

Servet ile benzerlik kurmak isteyenler var. Ben de bunlardan biriyim ama servet galatasaray'a geldiğinde gökhan'dan iki yaş gençti ve servet fenerbahçe'den önce umut vadeden ve gelişim gösteren bir adamdı. Kalbiyle oynayan sonuna kadar mücadele eden, drogba'yı bezdirebilen adam var. Parasını almadığı için sakatlık uydurduğu veya hafif sakatlığı abarttığı konuşulan adam var.

Pozisyon bazında da tek tek gökhan'ın hatalarını benzer pozisyonlarda servetin yaptıklarını konuşabiliriz ve inanın gökhan servet'in yanına yaklaşamaz. O ışık da ayrıca gökhan'da yok.

Bir nokta da emre güngör-gökhan zan karşılaştırması yapan insafsız insanlar. Cam adamlara alışmışız emre de sakatlanıyormuş çünkü. Böyle yorumlar okudum ve üzüldüm. Devre arasında gelip taş gibi oynayıp sonuna kadar mücadele eden tekmeye kafa sokan kıran kırana oynayan emre. Taraftara bu adam 10 sene oynar bu takımda dedirtmişti hatırlarsanız. Ayrıca, ihtiyaç duyulduğu için tam iyileşmeden kaç kere sahaya çıktı.
Gökhan zan ise dediğim gibi para dedikodularıyla sakatlığı bağdaştırılan bir adam oldu. Diyelim ki bu dedikodular tamamen uyduma ve geçrke değil. Peki Gökhan Zan ne zaman bjk taraftarına güven verdi?

Son olarak çok kısa taktiksel bir değerlendirme rijkaard'ın muhtemel taktiği ve zihniyeti defansı yarı sahaya kadar çıkarmaya dayanacak minimum mesefade kalacak takım. bu noktada beklerde çıkmış olacağı veya 4-3-3 çizgi oyuncuları boşluklar bırakmış olacağı için arkasında 40 metre kalmış 2-3 defans oyuncusu rakip ataklarına yakalanacak. Barcelona'da bunu çoook gördük. İşte bu geniş alanda Gökhan zan çok tehlikeli bir oyuncu formda olsa bile asla bir servet hatta bir emre aşık gibi rakibini yakalaması doğru hamle yapması imkansız.
Yine çok uzun yazdım.
Umarım okuyan olur :)
herkese kolay gelsin

Kapali Ust dedi ki...

"Bionik" ile "Cam" adam tarifleri arasında baya bir fark bulunsa da Servetin gidişiyle alınabilecek isimler arasında en rasyonel olanı, klişe ifadeyle terayağından kıl çeker gibi Galatasarayımıza kazandırıldı. Emeği geçenleri kutluyor, transfer sürprizlerinin devam edeceği beklentisiyle gelişmeleri hacı yatmaza dönen Türk medyası yerine www. galatasaray.org'dan takip etmeye devam ediyorum.

çağrı dedi ki...

Beşiktaş'tayken ligin ikinci yarısında iyi performans sergilemişti.Bunda Beşiktaş'ın o evrede "adam gibi takım" hüviyetini kazanması etkilidir.Ernst'in Cisse'ye partner olması bu kimliği kazandırdı Beşiktaş'a.Gökhan Zan kötü işleyen bir takımda sırıtır fakat iyi işleyen bir takımda düzene uyar,yıldız olamaz lakin sırıtmaz.Beşiktaş'ta gördüğüm kadarıyla böyle bi durumu var Gökhan'ın.

Galatasaray'da ise "Servet patlaması" yapamasa dahi beklentilerin üzerine çıkacağını düşünüyorum.Zan'ı en beğenemeyen kişi bile transferin rasyonel olduğunu kabul edecektir.Maliyeti oldukça az(yerli piyasanın uçtuğunu düşünürsek),yerli statüsünde,tecrübeli ve belli yetenekleri olan bi futbolcu aldık.Direkt ilk 11'de oynayacak bi yabancı stoperi de düşünürsek,sorun olmayacaktır o bölgede.Müstakbel yabancı stoperin partneri Gökhan Zan-Emre Güngör-Emre Aşık arasından seçilecek.Semih Kaya'nın da varlığını düşünürsek,enseyi karartmayı gerektirecek bir durum yok.

Hoş gelmiş,sefa gelmiş...

scapula dedi ki...

Naar,

Hepsine katılıyorum ama "Gökhan Zan çok kötü oyuncu" diyemem. Zayıf özellikleri var. Yeterli seviyede futbol zekâsına sahip değil geliyor bana da ve bu tarz isimlerin sayısının artmasını tehlikeli buluyorum. Ama yine de, bugün şu futbolu Gaziantepspor'da oynasa yine talip olur, ancak bonservisi yüksek olacağından alamazdık Gökhan'ı. Ligi şampiyon bitiren takımın as stoperlerinden birini aldık yani. Dediğin gibi tecrübesi de cabası. Hatta böyle oyuncular kendilerini kabul ettirebilmek için çok daha motive olurlar, özellikle de Galatasaray'da taraftar baskısının çok fazla etkisini hissettirmemesi uygun ortam sağlar oyunculara. Neticede genellkle başarılı olurlar. Ayhan örneği de var. Emre Aşık var. Ha 33 yaşındaki Abdullah, yabancı Revivo gibi örnekler de var, ama ne bileyim. En iyisi Gökhan Zan'ı kendi özelinde değerlendirmek tabii ki. Bunda da ne olacağını zaman gösterir. Bana başarılı olacakmış gibi geliyor. Ama bir Servet olamaz, kimse Servet olamaz, Servet belki en iyi stoper performansını koymuştur ortaya Galatasaray tarihinin. Belki dememin tek nedeni de benden öncekileri izlememiş olmam. Ama sanmıyorum ki hiçbir stoper Galatasaray'ın bir şampiyonluğunda uzak ara en büyük pay sahibi olsun. Neyse, dağılmayalım...

***

Spooky,

Ben okuyorum tabii ki! Sanıyorum buraya gelenler arasında okuyanların oranı da yüksektir, bugüne kadar öyle bir intiba aldım.

Ben sana kısa ve net bir cevap vereceğim. Boşuna uzatmaya gerek yok, çünkü on sekiz paragraf da yazsam aynı şeyi söyleyeceğim. Tüm söylediklerine katılıyorum. Özellikle Emre'den söz ederken yapılan yanlış kelime tercihi ve son bölümde değindiğin taktiksel problem, benim de canımı sıkıyor. Emre için söyleyecek bir şey yok, daha önce de yazdım çizdim de Gökhan konusunda elbette benim de kaygılarım var. Zaten şimdilik alternatif gözüyle baktığımı da belirttim. Emre Güngör de, Emre Aşık da daha iyi stoperlerdir bence Gökhan Zan'dan. Özellikle Emre Güngör'ün ilk 11'de oynadığı bir Galatasaray'ı özlemle bekliyorum. Ama işte ayrıldığımız nokta sanırım şu. Ben Gökhan'dan da umutluyum. Çok başarılı olursa, ben de kendimi yanılmış sayacağım diyebilirim. Ve umutluyum bundan.

***

İsmail Abi,

Saçma bir laf edeyim. Ben Gökhan'ın bir daha öyle sık sakatlanacağını sanmıyorum. Galatasaray Sağlık Kurulu ve Gökhan Zan birbirlerine iyi geleceklerdir. :) Mantıklı bir açıklaması yok. "Bu maç 2-0 biter abi." kategorisinde bir tahmin...

***

Çağrı,

Linderoth dönerse Gökhan Zan için de iyi olacaktır diyebiliriz sanırım o şekilde düşününce. Her ne kadar Spooky'nin sözünü ettiği handikapa bir çözüm değilse de... Bakalım. İyi bir yedektir benim gözümde şimdilik.

Arda dedi ki...

Merhaba scapula,

BİY olarak reklam almaya başlamışsınız. Özellikle endüstriyel futbola karşı çıkan blogların bu yeni sisteme onay vermesine şaşırdım. Aceto bilgilendirme amaçlı ve tarafsız yazmakta, bu nedenle de para kazanması gayet makul, fakat sizler Galatasaray'ı gönülden sevenler olarak bu sisteme karşı çıkabilirdiniz. Umarım bu yeni sistemle henüz bozulmamış olan BLOG YAZARLIĞI sistemi bozulmaz ve daha çok okunmak için saçma sapan polemikler ve bomba transfer haberleri yaşanmaz.

Arda

Adsız dedi ki...

Tartışmasız hem çok iyi, hem de çok akıllıca bir transfer. Takıma fayda getireceğine eminim...

scapula dedi ki...

Arda merhaba.

Kişisel bir durum değil. Biz BİY kapsamına alındığımızda, bize böyle şeylerin olabileceği söylenmişti. Ama bugüne kadar ne maddi bir durum konuştuk kimseyle, ne de cebimize bir kuruş bir şey girdi. En azından benim için böyle. Sayfada reklam olduğunu geçenlerde fark ettim ben de. Firefox'ta pop-up blocker olduğundan arkadaşım söyleyince görebildim ancak. İlk işim, o reklamı Gündüz Kılıç fotoğrafının altına almak oldu. Kaldırmak, benim insiyatifimde olan bir şey değil. Blog İdman Yurdu projesinden de çıkmak istemem bunun için; yani ziyaretçi sayısı artsın diye değil, beraber bir yola girdiğim insanları yarı yolda bırakmamak için istemem.

Kaygını paylaşıyorum, ama biraz farklı bir boyutta. Benimki kaygı olmanın da ötesinde, ama sadece reklamdan yola çıkmıyorum. Ben, bazı bloglarda zaten samimiyetten uzak tavırlar görüyorum; amaç çok okunmak. Transfer tüyoları görüyorum; amaç yine çok okunmak. (Kimsenin yanlış anlayacağını sanmam ama her ihtimale karşı söyleyeyim. Tabii ki burada kastettiğim Gayın-Sin değildir, Melih Abi'ye saygım sonsuzdur.) Yani ben zaten birçok blogda çok okunma kaygısını görüyorum. O samimiyetten uzak, yapay tavrı görebiliyorum.

Madem bana böyle bir yorum bıraktın, şunu söylemeliyim ki bugüne dek bir kez bile "Şöyle yazarsam daha çok okunur." diye bir düşünce içerisine girmedim. Az biraz kulağım delik olmasına karşın, transfer tüyosu vermedim. Yarın öbür gün gelebilecek oyuncular hakkında duyduğum bazı şeyler var, gerçekleşir ya da gerçekleşmez bilmiyorum ama bu sayfada bunlara yer vermedim. Bazı arkadaşlarım bilirler, hatta Borges de bilir; buraya geçirsem değil hit almak, televizyondaki spor programlarının ana gündemi olabilecek bir belge vardı elimde, büyüklerimle konuştuktan sonra onu bile yayımlamamanın daha doğru olduğuna karar verdim. Yani bu benim hassas noktam olduğu, sen de bu tarz bir yorum yaptığın için söylemek zorunda hissediyorum bunları.

Ben reklamcılık öğrencisiyim, reklam denen şeyin mantığıyla bazı problemlerim var. Kafam bir şeylere ermeye başladığından bu yana sosyal ilişkilerimde çok seçici olmuşumdur misal ve bunun ana nedeni budur. Açayım. Reklamı sevmememdir. Bana göre dönem insanının en büyük amacıdır kendini pazarlamak. Önümüze sunulan hayatın amacıdır bu. Ben bu hayata hiçbir zaman uyum sağlayamadım, en doğal şeyler bana ayıp geldi hep. Facebook hesabım dahi yok benim. Ondan önce başka hesabım da yoktu. Lisedeyken yıllar süren ilişkim, kız arkadaşımın Yonja diye bir siteden üyeliğinin olduğunu öğrenmem sonrası büyük yara aldı, bir daha da hiç eskisi gibi olmadı. Ki doğal bir şey olduğunu düşünüp kendisi söylemişti, ama bana göre hiç doğal değildi. İnanılmazdı. Sadece bir örnek. (Bir buçuk senedir buraya yazdığım en kişisel cümleler de bunlardır herhalde.)

Şunun için söylüyorum bunları, sadece blog yazarkenki tavrım değil, hayata bakış açım bu söylediklerine ters düşer benim. En yakın arkadaşlarımdan bir tanesi açıldıktan bir ay sonra öğrenmiştir bu sayfayı, diğerine aylar sonra utana sıkıla "Benim de bloğum var." demişimdir. :) Sağ taraftaki reklam, beni rahatsız etmedi. Bilmiyorum bizim buradan bir hakkımız var mı, ama ne yalan söyleyeyim, cebimize üç kuruş bir şey de girerse eğer, iyi olur. Neden kötü olsun ki? Öğrenciyiz birçoğumuz. Henüz ekonomik anlamda özgürlüğe sahip değiliz. Çokça da emek veriyoruz bir şeyler yazarken. Ben veriyorum, en azından. Her aklıma geleni yazmıyorum. Söyleyeceğim çok şey varken susuyorum çoğu kez. Uzun uzun bir şeyler yazarken, yazdığımdan kat be kat uzun araştırmalar yapıyorum. Bir karşılığı olduğu için değil, paylaşmak için, fikir alışverişinde bulunmak için, en önemlisi yazmayı sevdiğim için yapıyorum ama sağda bir tane resim duracak, bu resim de bana destek çıkacaksa, ben bunda kötü bir taraf göremiyorum.

Bu sayfada tek bir iddiam varsa, o da şudur ki, ben samimiyetten uzaklaşmam. Daha çok kişi okusun diye hiçbir şey yapmadıysam bugüne kadar, cebime üç kuruş fazla girsin diye hiç yapmam. Yapana karşı tavrını da okuyucu kendi belirler. Ben öyle yapıyorum; okumuyorum.

Bu kadar söyleyeyim.

Arda dedi ki...

Zaten senin sistemini bozmayacagini ve böyle seylere yönelmeyecegini biliyorum, bu isten de para kazanman gayet dogal. Fakat senin de katildigin gibi, artik gazetelerimizin ve televizyonlarimizin inandiriciliklari (bunun öncülü olarak da seviyesi) kalmadi. Bloglar da umarim bu kervana katilmaz, elimizde kalan tek medya blog yazarligi oldu aslinda.

Son dedigine ise kesinlikle katilmiyorum. Kime sorsan Hürriyet okumaz, kime sorsan BBG seyretmez ama malesef para kazanamasalar medyanin bu durumu böyle devam etmezdi. Yani insanlar için tek gereken aliskanlik edinmek, (her sabah gazete okumak, her gece televizyon seyretmek) blog okumak da zaten aliskanliklarimiz arasina girdi. Çok kaliteli (çogu blog yazarinda göremedigim) bir is yapiyorsun ve bunu bozsan da emin ol hit sayindan kaybetmezsin. Hatta arttirabilirsin de.

Nedense para kazandigim isler bana hep uzak geldi, hep angarya olarak gördüm ve görüyorum bu isleri. Amatör olarak, insanlarla paylasmak için yaptigin isler seni heyecanlandirir ve sana keyif verir. Senin için bir diger sikintisi da bu reklam isinin, artik bu sayfayi "is" olarak görebilecek olman ve belki de ileride bunu sikinti yaparak birakabilecek olman. Senin ileride reklamcidan çok köse yazari ya da editör olacagini düsünürüm, bu yüzden de isine basladiginda daha az para kazandigin blog yazarligi isi sana gereksiz gelebilir.

Son olarak sana daha önce de söyledigim gibi basketbol yazan futbol blogcularini sevmiyorum. Gereksiz transfer haberi yazarak ilgiyi üstünde tutmaya çalisan blog yazarlarini sevmiyorum. (Gayin-Sin'i de bu kategoriye sokabiliriz. Tarih yazilarina bayilsam da gereksiz olarak transferlerde birseyleri bildigini göstermeye çalismasi, hatta isi ilerletip "Seviyorum ama kimi?" tarzi siir yazarak ilk harflerden bomba transferin adini buldurmaya çalismasi bana çocukça geldi. Kesinlikle her sabah ilk girdigim bloglardan biri olmaya devam ediyor, fakat ilgiyi üstünde tutmaya çalisan insanlari sevmiyorum.

Adsız dedi ki...

iyi transfer diyen arkadaslarima özensem de söylemem gerek; bana göre çok çok kötü bir transfer, total futbol oynucaz diyoruz ama bunla alakasi olmayan adami sirf bedava oldugu icin aliyoruz. Ya en azından Mehmet Topal gibi bir adam da yok mu koskoca memlekette, 1 M. da olsa böyle bir adam bulunabilirdi- ki şimdi Topal a 8-10 M. teklifler geldigini okuyoruz- Umarım Servet gider de onun yerine yabancı kalitesi belli ayaga pas yapabilecek bir adam alirlar. Yoksa Leo Franco-Gökhan Zan-Emre Aşık-Sabri gibi canlı bombalarla Avrupa' da pek ilerleyemeyiz, oraya lider, defansı organize edecek birisi gerekiyor, böyle birisinin olmadigi maç olarak en son 5-1 lik leverkusen macini hatirliyorum, mazallah.