30 Mayıs 2009

Veda

Ne desem bilemiyorum. İçimden hiçbir şey söylemek gelmiyor aslında ama sessiz de kalamıyorum. Bugün bir veda günü. İlk kez lig bitiyor diye hiç üzülmüyorum, bıktırmıştı bu sene, iyi gelecek bu ara. Ancak üzüldüğüm başka şeyler var elbette. Yalnızca lige değil, birçok oyuncumuza veda edeceğiz bugün. Bazılarına ise çoktan veda etmişiz, haberimiz yok.

Nonda'ya son kez bir tribün uzaklığında olacağız. Az şey vermedi Galatasaray'a Nonda. 2008 şampiyonluğundaki kilit isimlerden bir tanesi oldu. Yalnızca Fenerbahçe'ye attığı golle değil, yaptığı asistler ve attığı diğer 10 golle de değil, etkili ve mücadeleci futboluyla iz bıraktı. Zaman zaman topu alıp ayağına yapıştırarak rakip kaleye doğru ilerlemesi, o topu asla kaybetmemesiyle keyif verdi. Zaman zaman yardımlaşması ve gol sevinçlerindeki bütünleşmesiyle duygulandırdı. Benim için güzel duygularla anılacak bir oyuncu oldu Nonda. Özleyeceğim.

De Sanctis son kez gözlerimizin önünde kalesini koruyacak. Son kez kale direklerinin önünden adım sayıp, altıpas çizgisinin hemen arkasına kramponlarıyla direklerin yerini kazıyacak. İyi bir şut atılırsa kalesine, son kez topun nereye gittiğine bakmadan rastgele bir köşe seçip atlayacak penaltı kullanılıyormuş gibi. Şakası bir yana, fena da kaleci değildi Morgan. Beklentilerin altında kalmadı, en azından. Benfica deplasmanında kurtardığı top, aylarca Kadıköy hayali kurmamızı sağladı belki de. O kupayı alabilirdik, kadromuz Shakhtar'dan daha kötü değildi ve vaktiyle daha kötü top oynamıyorduk ya, neyse. Ligde, Avrupa'da sadece iyi bir kalecinin çıkarabileceği toplar çıkardı. Ama bize çok iyi bir kaleci lazımdı, gidiyor. Heyhat yerini alacağı söylenen de ondan farklı değil.

Volkan Yaman son kez geçirecek çocukluk hayalini üstüne. Gözleri son kez parlayacak, gol atarsak. Adamını son kez kaçıracak, topu son kez ıska geçecek. Bu maçtan sonra ayrılacak Galatasaray'dan. Geçen sene geldiği günden itibaren sevdirmişti kendisini herkese. İmza töreninde parlayan gözleri yeterdi. Sonra Galatasaray Tv'deki röportajını gördüm, ne kadar iyi bir Galatasaraylı olduğunu görünce daha da sevdim ben. Gel gör ki Galatasaraylılık yetse, ne vakit futbol muhabbeti etsek sus deyip adıyla başlardık Sabri'nin. Vaktinde bir ayrılık, tıpkı Song ile yaşanan gibi. Futbol hayatı olabilecek en iyi şekilde sürsün isterim.

Aykut, eğer Galatasaray'la yolları ayrılırsa, son maçında kadroda mı olacak o bile belli değil. Bana kalırsa Almanya'da kalsa bugün Bundesliga takımlarından birinin kalecisiydi. Milli Takım'ın da. Geldi buraya, her geçen gün kaleciliğinden biraz daha yedi. İddia ederim, geldiğinde bugünkünden çok daha iyi kaleciydi. O zaman tribünler de onu çok severdi. Alelade bir yedek kaleci olmasına rağmen tribüne çağrılma sıralamasında üstlerdeydi. Maç öncesi ısınmalarda ellerini değil ayaklarını çalıştırır, nefis ortalar yapardı. Bir gün Galatasaray'ın kalesine geçmesini hep istemiştim. Geçen sezonun ikinci yarısında geçti, vaktiyle hayalini kurduğumdan daha kötü ama yine de oldukça iyiydi. Ankaraspor maçındaki kurtarışları şampiyonlukta kilit rol oynamıştır. Giderse yolu açık olsun ama gitmesin.

Futbolda psikoloji önemli. Sadece futbolcu psikolojisi değil taraftar psikolojisi de. Nedendir bilmem, Orkun'a ilk kez geçen haftaki Beşiktaş maçında güvendim. Acaba "De Sanctis ve Aykut'u da gördük, arada çok fark yok." diye mi düşündüm bilmiyorum ama kime sorsam aynı, Orkun'a ilk kez geçen hafta güvenen bir 10 kişi tanıyorum. Enteresan. Ayrılacak çok da mutlu olmadığı Galatasaray'dan Orkun ve bir başka takımın kalesinde çok iyi oynadığı bir maçta "Yaba daba daba du" diye haykıracak, gözlerini kırpıştıracak, motive olmak için haç çıkaracak. Ama ne olursa olsun gittiği takımın kalesine güç katacak.

4. Levent'ten Levent tarafına doğru giderken, Kanyon'a gelmeden hemen önce trafik sıkışır belli saatlerde. Bitmek bilmez, bıktırıcı bir trafiktir bu. Yola vaktinde çıkılsa bu trafiye yakalanılmayacaktır aslında. İşi bilmeyen şöför, bir refleksle boş gördüğü Çeliktepe yoluna girer, yan yoldur bu. Plan Gültepe'den dönüp Kanyon'un yanından çıkmaktır. Ama iki adım ilerledikten sonra görür ki yan yol daha beter sıkışıktır. Üstüne üstlük dardır, fenalık gelir insana. Hele bir de ana yoldaki arabaların yanından ilerlediğini görünce, bin pişman olur o yola girdiğine. Araba gideceği yere artık daha da gecikmiştir. Yapacak bir şey yoktur. İlk dönüşte girilir ana yola. Ama ister ana yoldan gidilsin, ister yan yoldan, ileride iki yol kesişecektir. Zincirlikuyu'ya gelindiğinde yol açılacak, rahat bir nefes alınacaktır.

Bülent Korkmaz o yan yoldur Galatasaray için, ana yol da Galatasaray'ın kendi yoludur. Vakitsiz girilip pişman olunarak dönülse de, bu iki yol ileride tekrar kesişecektir.


Bir de veda bile edemediklerimiz var...

Ümit Karan... Söyleyecek o kadar çok şey var ki. Minnettarım Ümit Karan'a, Galatasaray'da yaptığı onca iş için. Türkiye'nin en iyi son vuruşçusuydu yakın zamana kadar. Geçtiğimiz yılki şampiyonluğun en büyük pay sahiplerinden biriydi. Euro 2008 kadrosunda olmayışı inanılır gibi değildi. Zaten yıllar boyu ne yapsa milli formayı doğru düzgün giyememişti. Son bölümde oyuna girip iki gol atsa, yine bir sonraki maç kadroya alınamamıştı; kariyerinin bu yönü hep eksik kalmıştı. Ama Avrupa'da attığı gollerle telafi etti bunu Ümit. Roma'ya, Lazio'ya, Barcelona'ya attığı golleri o Ümit Can'a, bizler kendi çocuklarımıza anlatacağız. Tabii ben erkek çocuğum olsa adını Ayşe Fatma koyarım yine Atahan koymam, insan kendisinin adını çocuğuna niye verir anlamam. Herneyse, Ümit Karan bu sezon hatalarını öyle abarttı ki, şu satırları biraz da ayıp olmasın diye yazıyorum. Benim gözümde kredisi kalmamıştır, sevgim ve saygım da kalmamıştır ancak yine de tabii ki 5-10 sene sonra daha çok iyi yönleriyle hatırlayacağımı biliyorum. Şimdilik ona gece hayatında başarılar dilemekle yetineyim.

Lincoln. Çok yazdık, bıktırdık belki de. Yorgan gitti, kavga bitti. Türkiye liglerinin en iyi oyuncusunu, Galatasaray'ın da karakterli oyuncularından bir tanesini kaybettik. Seneye onu Schalke ya da Werder Bremen'de iç geçirerek izlemeyi isterim. Uzun dönemde Michael Skibbe, kısa dönemde Cassio Lincoln umarım kafalarımızı duvarlara vurmamıza yol açar. Böylece belki bir nebze olsun daha doğru tavırla yaklaşabiliriz onlardan sonrakilere. Şimdilik Lincoln'ün sözünü etmiyorum, daha sonra son bir yazıyla kapatabiliriz konuyu...

Emre Aşık cezalı. Eğer son maçı Beşiktaş maçı ise, eğer sözleşme yenilenmez ise söyleyeceklerim var. Şimdilik "yok canım o kadar da değil" diyerek dilimi ısırayım ben. Emre Aşık gibi bir adama bile bu vefasızlık yapılırsa eğer... Yok canım, o kadar da değil. Evet evet, o kadar da değil. Bunu Galatasaray Yönetimi bile yapmaz!

Ama önümüzde bir Hasan Şaş örneği var.

"Bir ruhun son temsilcisi o. Hasan futbolu bıraktığı gün (başka takıma gittiği gün demiyorum, yok öyle bir ihtimal) bakacağız etrafımıza, bulamayacağız her şeyini bize verebilecek başka bir tane adam. İçimizden bir şeyler eksilecek Hasan gidince, futbol güzelliğinden bir parça daha yitirecek."

Böyle demişim, bu sayfanın ilk yazılarından birinde. Bugün onun bir parçası olduğu Galatasaray'ın son maçı ve Hasan Şaş kadroda bile yok. En son oynadığında ıslıklandı, yuhalandı, küfür yedi... Yıllar boyu da hep aynı oldu zaten kaderi. Benim de en çok eleştirdiğim, en çok sinirlendiğim futbolcularından biri olmuştur Galatasaray'ın. Ama en çok sevdiklerimden de. Bugüne gelinmesinde emeği geçen kim varsa, hepsi için tüm kötü dileklerimi seferber edebilirim. Hasan Şaş'a ise ancak ve ancak sevgimi haykırabilirim. Hasan Şaş, gidiyor ve biz ona adam gibi bir veda bile edemiyoruz. Hasan Şaş gidiyor ve ağlaya ağlaya uğurlayamıyoruz onu. Hasan Şaş gidiyor ve yeri asla dolmayacak. Galatasaray tarihinde bir Hasan Şaş daha olmayacak. Kendi kariyerini, kendi imajını Galatasaray'dan daha az düşünen kimse giymeyecek bir daha o formayı. Seneye futbolu daha az seveceğim çünkü Hasan Şaş yok.

Tugay pişmanlığının telafisinden önce, yeni pişmanlıklar yaşamamak için bu isimlere hak ettikleri tavır gösterilmelidir Galatasaray tribünlerinde. Maç boyunca Hasan Şaş'ın, Bülent Korkmaz'ın ismi haykırılmalıdır. Nonda'ya, De Sanctis'e, Ümit Karan'a emekleri için teşekkür edilmelidir. Lincoln'den yana umudum yok, onu es geçiyorum; Emre Aşık'a sahip çıkılmalıdır. Bülent Uygun'u ağlatmaktan da, Avrupa vizesi almaktan da daha önemlidir bu.

6 ekleme:

franchi dedi ki...

katılmadıgım bir kaç isim olsa da, boğazda düğüm bırakan paragraflar var yazıda.. ellerine saglık..

buradan okuyunca ozellikle nonda'ya cok buyuk yanlıs yapıldıgını daha iyi anlıyor insan.. ben de cok elestirdim, ben de cok yuklendim sezon boyu ama son belediye maçında baros'a attırdığı gol için bile buralardan kötü uğurlanmamalı.. keşke o maçtaki nonda olarak kalıp seneye baros'un yedeği olarak kalabilse.. kaleci hakkımızı yabancıdan yana kullanmıyor olsaydık bu hiç de zor değildi aslında..

yine ağır konuşmaya başlayacağım kaleci olayına girersek.. sen ufuk ceylan'ı da alacaktın madem niye leo franco'yu getirirsin.. neyse ya.. ayrı bir tartışma konusu açmayayım bu güzel yazının altına..

scapula dedi ki...

Franchi,

Teşekkürler. Yorumun için de, yazında söylediklerin için de.

Ben de önümüzdeki sezon üçüncü forvet olarak takımda kalmasını isterim Nonda'nın. Giden Ümit Karan'ın yerine de yerli bir oyuncu almayı gerektiriyor bu da. Mesela Halil Altıntop. Mesela Sercan Yıldırım.

Ben hâlâ çok küçük bir umut taşıyorum içimde Leo Franco'nun gelmeyeceği hususunda.

umit dedi ki...

Benim de katılamayacağım bir Lincoln' ün karakteri konusu var.. Fakat Franchi söylemiş.. Hasan Şaş' a geldiğim de üşümeye başladım, ağlaya ağlaya uğurlayamıyoruz dediğinde ise burnumdan bir sızı yukarıya kaydı.. Hasan Şaş' a senelerdir hepimiz yüklendik ama 2006 şampiyonluğunda o hemen önümdeki halini unutamıyorum..Unutulmazda..Daha giden niceleri de unutulmaz elbet.. Biz bu takımda Galatasaraylıların kalmasını hep isterdik, o ruhu taşıyanların ama Galatasaraylılık bir de takımının geleceğini, itibarını da düşünmektir..Giden herkese minnettarız.. Teşekkürüm de sözcüklerinle bizi duygulandırdığın, ürperttiğin için sana...

franchi dedi ki...

bende de az da olsa bir umut var, o da resmi yoldan kesin bir acıklama yapılmamıs olması.. ama yarın yapılacak basın toplantısıyla bu sacma transfer de arada acıklanır diye cekiniyorum..

ufuk geliyorsa orkun veya aykut'tan biri kalsa yeterli olur aslında.. hatta gelecek hoca gençlere inanıyorsa yedekte paf'ın kalecisi ersel bile olabilir, galatasaray bunu yapabilecek karakterde bir takım..

Duncan FERGUSON dedi ki...

Linderoth a veda etmeyi unutmuşssun :)

Berkay dedi ki...

yusuf simsek direkt vuruyor direee yamultuyor

Selam, blog’unu takip ederim, severim.
Yusuf’un yeni videosunu izledim, paylaşayım dedim. biraz reklam kokan hareketler bunlar :D

http://www.izlesene.com/video/spor-yusuf-simsek-yamultur/sponsor.php