"Mucize" kelimesini çok kullandım 17 Mayıs'ın hikâyesinde. Halbuki hiç adetim değildir. Çünkü zaten hayattaki her şeyin bir mucize olduğunu düşünürüm. Şu dakikanın şu saniyesinde şunları yazmamın dahi. Nesi mucize bunun? Öyle değil işte. Her şey mucizedir, bazısı bize ilginç gelmez, bazısı gelir. Bazen bir şeyin gerçekleşme ihtimali %99'dur ama olmaz, bazen %1'dir ama olur. Bu ihtimaller asla %100 olmaz. Ya da %100 olur, ama geride başka bir 100 daha vardır. Bize düşen sadece istediklerimize ulaşma yolunda ihtimalleri artırmak için çalışmaktır. Galatasaray da bunu yapmıştır. Güçlü bir kadro kurmuş, iyi çalışmış, hesaplayabildiği her şeyi hesaplamış, gerisini insan aklının hesaplayamayacağı ihtimaller belirlemiştir.

Evet, şunu söyleyebilirim ki, Galatasaray'ın UEFA Kupası'nı alması tesadüftür. Aziz Yıldırım'ın tesadüfünden değil bu tabii. Tesadüfün kelime anlamı "rastlantı, rast geliş". Rast gelmiş, Galatasaray UEFA Kupası'nı almıştır. Bu şekilde ifade etmek o kupayı alanlara haksızlık mıdır, bence değildir. En büyük pay sahipleri kim? Hagi mi mesela? Hakan Şükür mü? Terim mi? Hagi'yle havaalanında karşılaşmasa yöneticiler, olmayacaktı belki de. "Belki de" değil, olmayacaktı. Bir Fenerbahçeli olan Sermet Şükür, oğlunu futbolcu yapabilmek için yıllarca çabalamasa ya da Hakan 16 yaşındayken Fenerbahçe Başkanı Tahsin Kaya Sakaryaspor'a verilecek yetiştirme parasını çok görmese, olmayacaktı. Fatih Terim bir gün önce doğsa hiçbiri olmayacaktı belki. O kupayı alan takımın futbolcusundan teknik adamına, yöneticisinden malzemecisine, onların bugüne dek hayatına girmiş tüm insanlara ve onların soyağacına kadar uzar gider. Rakip futbolcular da dahildir buna. Rakip yöneticiler de. Wome, Alper'i sakatlamasa belki hikâye farklı ilerleyecektir. Bunun arka planında Bologna yöneticilerinin Wome'yi transfer etmesi, o bölgeye daha iyi bir oyuncu almaması, arkasındaki oyuncunun Wome'yi kesecek kadar çalışmaması, Wome'nin anne ve babasının tanışmasına kadar sayısız parametre vardır. Her şey, ama her şey etkilemiştir Galatasaray'ı, çünkü Galatasaray bir cam fanus içerisinde yaşamamıştır o atmosferi. Bizimle aynı dünyada yaşamıştır.

Belki bizim bile payımız vardır UEFA Kupası'nda. Bir maç öncesi takım otobüsü, benim içinde bulunduğum arabanın etkisiyle fren yapmıştır, o her şeye etki etmiştir. Belki grip olmuş bir taraftarın sahaya attığı su şişesinden içen bir futbolcu hastalanmış, bir idmanın son on dakikasına katılmamıştır. Ruhani ya da manevi etkilerden değil, tamamen maddi etkilerden söz ediyorum ve kaderci bir anlayışla da söylemiyorum bunları tabii ki, bilakis her an her şey olabilir, her olay bir diğerini çok önemli ölçülerde etkileyebilir. Ruh hastası gibi sabahlara kadar bunu tartıştığımı bilirim; fazla uzatmadan ve hakikaten ruh hastası damgası yemeden keseyim.

Netice itibariyle UEFA Kupası bir tesadüftür, bir mucizedir. Belki o sene 10 kere tekrardan oynansa o kupayı kaldırmak mümkün olmayacaktır ama şans yüzümüze gülmüştür. Belki bugün son UEFA Kupası'nın şampiyonu olarak uyanma ihtimalimiz (uyuyacak mıydık ki?) o yılki Kupa'yı alma ihtimalimizden daha yüksekti, ancak şans bu kez yüzümüze gülmemiştir. Sadece şansla açıklamıyorum; bu yıl büyük hatalar yapılmış, o yıl muazzam işler başarılmıştır ama şansın da etkisi büyüktür. Futbolun güzelliği de bu bilinmezliğinden, bu bilinmezlik ise hayatın ta kendisinden gelmektedir. Hayat budur, böyle bir şeydir. Tüm akışı tesadüfler ve mucizeler üzerine kuruludur. Sırf bu sebepten, hayat, çok da fazla ciddiye alınmayı hak etmeyen bir olgudur.

15 ekleme:

Yok Ulan dedi ki...

Yani diyorsunki, bizim için UEFA Finali, aslında Final Destination Filmi'nin kamera arkası gibi birşey. Oradan esinlenilmiş yani. :)

Chao Grey dedi ki...

Homer Simpson'ın da dediği gibi: "You just blew my mind!"

arnawut dedi ki...

şaşırmışsın :D :)
biriyle bu konu üzerine münakaşaya girsem direk aklıma gelecek bir yazı olmuş. bikaç alıntı yapacağım hayatım boyunca:D

arnawut dedi ki...

yada şöyle söyliyeyim,

bi sonraki kupayı alana kadar bikaç alıntı yapacağım... =)

aşkın dedi ki...

Son cümleye dikkat ettim.Öyle haklısın ki

biglion dedi ki...

evet.

Ata bu sene terlikleri düz koysaydı herşey bambaşka olacaktı.

sevgiyle,

scapula dedi ki...

Yok Ulan;

İzlemedim, izlerim. Vallahi ben esinlenmedim. :) Ama çok orjinal bir şey söylediğimi de sanmıyorum, muhtemelen herkesin zaman zaman aklına takılan şeyler bunlar.

Arnawut,

Tepe tepe kullan, senindir.

Aşkın,

Şu yazıları yazacağım diye sana cevap veremedim. Apaç da bana cevap vermedi. Sen de bir gün Apaç'a cevap verme, ödeşelim.

Kusuruma bakma, en kısa zamanda yazacağım bir şeyler ama itiraz edecek bir şeyim yok, söyleyeyim.

Biglion,

Selamlar. Ne demek istediniz tam olarak?

Sevgiler;
Ata

biglion dedi ki...

Bir şey demek istemedim aslında, kanım ısındı "siz"e birden...

Ha bir de tanıdık geldiniz sanki, o yüzden şeyettiydim.

: )

Adsız dedi ki...

Yazıda ağırlıklı olarak kaos teorisinden bahsedilmiş.

felix mourinho dedi ki...

butterfly effect yahu..

Adsız dedi ki...

http://gayin-sin.net/2009/05/22/futbol-matematige-dokulmus-rastlantisallar-oyuna/

Melih Şabanoğlu büyüğümüz de benzer bir yazı kaleme almış şimdi. Bu fikirler ortak bir masadan mı çıkıyor ne.

scapula dedi ki...

Felix Mourinho,

Evet. Butterfly Effect. Dediğim gibi, yeni bir şey söylediğimi iddia etmedim hiç. Sadece çok sık düşünürüm bunları, kendimi bildim bileli.

Adsız,

Melih Abi'yle en son Pazar günü Ali Sami Yen Sokak'ta, kısa bir süre görüşebildik. Bir masanın etrafında son buluşmamız ise Trabzonspor maçında olmuştu. Yani pek alakası yok. Çok ilginç bir konu değil, dolayısıyla öyle bir çıkarım yapmak da yersiz olur.

Saygılar;
Ata

arnawut dedi ki...

Ali sami yen sokakta seney görüşelim abi kesinlikle =) kombineyi de aldım =))

scapula dedi ki...

Oh güle güle kullan.

Ben henüz almadım, Kapalı parasını tamamlamaya uğraşıyorum. Hallolunca alacağım...

Buffon'un yedegi dedi ki...

Ata, hadi bunlari gectik, muhtemelen "Bunyamin Pul beyin ilginc durumu" filmini izlemissindir, hani su kiz olan arkadasi vardi ya oglanin, bir kaza geciyor; kaza anini anlatirken Bunyamin abimiz, benzr bir varsayimda bulundu. Neyse, konu da bu degilki. Hayattaki hersey zaten varsayimlarla alakali, onun icin ise okadarda analitik boyut katmayalim derim, cikamayiz. Kupa'da sahaya cikan 100 (rakip ve bizim takim) uzeri oyuncunun butun sulalelerinin genetigi, o zamanlar yeme icmeleri, onlarin hayatta olmalari icin bulunan milyonlarca detay ve onun gibisi bircok sey de cikar, bak simdi bende giricem, sonra durum kotu olacak. Bir yakinimizin olumunde, su olmasaydi bu olmasaydi islerine girmisizdir, cikamamisizdir, gerci burada yaziyoruz, cikmis ta olabiliriz.

Ben sacmalamaya basladim Ata, cunku zorlasam Turkiye ve Galatasaray'in 2008/2009'da Avrupa Kupasi almamasinin nedeni direkman Gary Lineker ve onun sarfettigi bir soz'dur diyecem, ki herifinkinin totem olmasi muhtemel.

Totem demisken, Biglion da senin 2000 Uefa kupasi toteminden bahsetmis,kacirmissan.