25 Mayıs 2009

Markus Pröll

Cosmin Contra ile başlamıştık, Galatasaray için düşük maliyetli transfer önerilerine. Şartlar biraz daha zorlanırsa Vanden Borre de olabilir aslında, demiştik. Üzerinden iki ay geçmiş, devam edelim.

Şimdi, soruyla karışık bir post olacak bu. Yeterli bilgim yok zira oyuncu hakkında, yeteri kadar izleme imkanına da sahip değilim. Ama her hafta Almanya maç özetlerini izledikçe, Markus Pröll'e hasta oluyorum. Eintracht Frankfurt, Bundesliga'nın en çok gol yiyen üçüncü Bundesliga ekibi, Pröll de o takımı kalecisi. Ama öyle kurtarışlarını görüyorum ki, bana direkt olarak bir başka hastası olduğum kaleciyi, Mondragon'u çağrıştırıyor. Bu yaz 30 yaşına girecek, profesyonel kariyeri boyunca sadece iki kulüpte forma giymiş; FC Köln ve Eintracht Frankfurt. Tıpkı Skibbe gibi Pröll'ün de eşi Türkiyeli, bu nedenle sanıyorum istenirse koşa koşa, bayıla bayıla gelir.

Bu sezon, Eintracht Frankfurt'un yalnızca iki maçını, diğerlerinin çoğunun özetini seyrettim ve Markus Pröll, benim için ideal bir Galatasaray kalecisi portresi çizdi. Daha rahat konuşabilmek için biraz araştırayım dedim, ama bulduklarımla yetinemedim. Dolayısıyla emin değilim, ama yine de yazayım, yazayım ki daha iyi bilenlerle fikir alışverişinde bulunalım. Yanılıyor muyum, merak ediyorum...

13 ekleme:

aşkın dedi ki...

Sevgili Ata son maçtaki satış hakkında yazmayacaksın sanırım.
Tabii ya, Polat'a göre ''kardeş takım olmalı'' sana göre de ''Sivas olmamalı''.
Herkes memnun, yazacak birşey yok.

scapula dedi ki...

Aşkın,

Hangi satış?

...

......

scapula dedi ki...

Ya...

Aşkın, buraya 10 tane isimsiz yorum gelse maçı sattınız diye, ne şaşırır ne de tek kelime bir şey yazardım.

İnanamıyorum senin şöyle bir şey söylediğine. Gerçekten.

aşkın dedi ki...

İnanamadığına göre maçı izlememişsin.Özetler bile kafi sevgili Ata.

franchi dedi ki...

bu maçta nasıl bir satış olmuş merak ediyorum.. iddia edene kadar "ozette var" diyene kadar acıklama gelse daha iyi olurdu..

neyse ben yazana geleyim..

mevcut duruma bakınca, deney yapıp "ya tutarsa" diye kaleci alıyoruz.. bu durumda da de sanctis ve leo franco'ya oranla daha akıllıca bir hamle olurdu, keske leo franco'ya gidene kadar almanya liginde arasaydık kalecimizi..

aşkın dedi ki...

franchi,
Bakıp da göremediysen kimsenin tek tek anlatmasını da bekleme.
Sivas şampiyon olmayınca bir kutlama yaparız artık, taraftar-kulüp o kadar uğraştık neticede.

Bay C. dedi ki...

komplo üretmeye ayırdığımız vakti, adam gibi bir şeylere harcasak, memleket olarak kalkınacağız ama bir türlü beceremiyoruz işte..

galatasaray'ın, inönü'deki mağlubiyetle birlite avrupa ligi'ne katılmayı tehlikeye attığı bir ortamda, bu nasıl bir zihniyettir ki, utanmadan, sıkılmadan, bir de üstüne üstlük kimsenin bulamadığı, göremediği bir şeyi ortaya çıkarmış gibi ve hatta zeka küpü ayaklarına yatarak "galatasaray maçı beşiktaş'a sattı, ama bakıp da göremeyenlere tek tek açıklayamam şimdi" falan diyebiliyorsunuz merak içindeyim doğrusu..

neyse;

pröll'ün galatasaray kalibresinde olduğunu düşünmüyorum şahsen.. bundesliga'dan bir isim önermek gerekirse de logan bailly diyebilirim.. tek tek maçları sayamayacağım ama -biri werder bremen olması muhtemel- yaklaşık 4-5 maçta çok iyi performanslar gösterdiğine şahit oldum.. pröll yerine tercihimdir kendisi..

benjcev dedi ki...

denizlispor, galatasaray'a teşvik primi olarak horoz göndermiş diye duydum. ayrıca tam reklam arasına girilirken özetlerde çok net olmasa da belli belirsiz bir horoz görülüyor.

çok büyük oyunlar oynanıyor çoook.

bence galatasaray da kaleci değil kaleci antrenörü sorunu var. hayrettin'in yedeği, galatasaray da kaleci antrenörlüğü yapıyor.

mondo trasho dedi ki...

pröll kesinlikle galatasaray kalesine hafif gelir. leo franco konusunda da herkes ezberden konuşuyor. 23 yaşında galatasaray'dan yediği golleri, üzerinden 10 yıl geçmişken olumsuz örnek olarak önümüze seriyorlar. bizde isteriz adler'i, ochoa'yı falan ama gerçekçi olmak lazım. leo alınabilecek en uygun kalecidir, mevcut şartlar göz önüne alınırsa.

mre dedi ki...

Aşkın haklı :)
Bu yıl çok maç sattı bizimkiler. Mesela Kadıköy'de Fener'e, Ankara'da düşmesin diye Hacettepe'ye, Sami Yen'de gol kralı olsun diye Taner'e maç sattı Galatasaray. Bunların hepsini radyodan dinleyerek keşfettim 3 dk.'lık özetlere bile gerek yok.

osmancanpolatblog.com dedi ki...

galatasaray mac satti diyen zinhniyeti kiniyorum galatasaray mac satmaz bu boyle biline maci satti diyen otursun macin 90 dakikasini izlesin sonra atip tutsun

degajman dedi ki...

Bu arada Markus Proll ile ilgili 11 tane zannetmeme ragmen 1 (bir) tane yorum yapilmis olmasi uzucu.

Ozellikle Köln'deyken cok iyiydi.. Esinin Turk oldugunu bilmiyordum.. . Bence bu sene G.Saray'a olmasa bile baska bir ulkemiz takimina gelmesi de uygundur.. Ozellikle son donemde Alman ekolune donen Besiktas'in Rustu sonrasi kalecisi olarak dusunulebilr.

Hakikaten cok iyi bir kalecidir... Bir ulke liginin kalitesi, kalecilerin ve defans oyuncularinin seviye yukseltmesiyle mumkundur. Gol atmanin zor oldugu bir ulkede yaraticilik icin oyuncular boost edilecek ve bu mutlaka milli takimlar seviyesinde sonuc yaratacaktir.

scapula dedi ki...

Degajman,

Teşekkür ederim ilgin için. Son bölüm önemli bir bakış açısı hakikaten. Bu şekilde düşünmemiştim daha önce.