Kavgayla biten derbi sonrasında, Papazın Çayırı'ndan Authewulf ile tartışmış, birtakım konularda fikir birliğine varmıştık. Oradan devam etmiş olayım.

Türkiye futbolu alabildiğine kirli. Biri daha çok, biri daha az kirli; hiçbiri temiz olmadıktan sonra ne fark eder? Galatasaray'la Fenerbahçe'nin dostluğu; Arda ile Semih'in, Emre ile Sabri'nin dostluğuna benzer. Hiçbirinden diğerine dost olmaz ve her iki tarafın da bunda günahı var. Birinin daha çok, birinin daha az, ne fark eder? Ortada bir düşmanlık varsa ve "karşılıklı" katlanarak büyüyorsa eğer, Galatasaray ya da Fenerbahçe başlatmış, ne fark eder?

Borges'in pazar günü yazdıklarında değindiği bir nokta vardı. Medyanın, kendi yarattığı canavardan korkarmışçasına, kendi inşa ettikleri durumları "bizde maalesef böyle" diyerek eleştirmelerinden bahsetmişti Borges. Galatasaray ve Fenerbahçe'nin kimi zaman düşmanlığa varan rekabetlerinde izlenen metot da tam olarak bu aslında. Medya bu rekabeti sürekli körükleyerek düşmanlığa çeviriyor. "Düşman", "rakip"ten daha güçlü bir kelime; düşmanlık daha güçlü bir duygu. Ve bu güç farkı, ekonomik açıdan da fark yaratıyor. Düşmanlık, para ediyor. Ama ne zamanki yaratılan bu düşmanlık, kötü sonuç vererek su yüzüne çıkıyor, işte o zaman; "bizde maalesef böyle!" Sonra yine bütün sene boyunca Galatasaray ve Fenerbahçe'yi karşı karşıya getirmeye devam tabii...

Sadece medya mı? Kulüp yönetimlerinin yaptıkları farklı mı? Ben bir Galatasaraylıyım ve Fenerbahçe'yi sevmiyorum. Ligi 17. bitirse, neden 18. olmadı diye hayıflanırım; çünkü sevmiyorum işte. Ama dışarıdan baksam, Galatasaraylılık bu derece kanıma girmemiş olsa, Galatasaray'ı da sevmezdim. Tarihine hayran olurdum, ama bugünün Galatasaray'ında hiçbir şey bulamazdım sevecek. Zira günün kulüp yönetimleri, yaratılan bu düşmanlıktan çıkar sağlıyor. Maddi çıkardan bahsediyorum. Galatasaray - Fenerbahçe rekabeti, bize yaşattığı müthiş heyecan dışında olumsuz sonuçlar da yaratıyor. Tek tek saymaya lüzum yok, iş abartılıyor ki bazen insanlar birbirlerini öldürecek seviyeye geliyor.

Soru.

Neden bu işin içindeki herkes birbiriyle arkadaş peki? Arkadaş da diyemeyiz ya, neyse. Neden Galatasaraylı futbolcular, Fenerbahçelilerle düşman değil? Neden iki takım yöneticileri özel hayatlarında birlikte yemeğe gidiyorlar? Neden tribün liderleri birlikte iş yapıyorlar? Çünkü asıl düşman onlar değil. Asıl düşman, Galatasaray ve Fenerbahçe kulüpleri de değil. Galatasaray ve Fenerbahçe taraftarları, birbirleriyle düşman hâle getirilmeye çalışılıyor ki rakibe duyulan düşmanlık kadar kendi takımlarına da bağlılık duysunlar. Düşmanlık, dostluktan; nefret, sevgiden daha kolay kapınılacak duygular ve bu insanlar kısa yoldan gidiyorlar. Bu propaganda, zaman zaman işin bizzat içinde olan kişileri dahi etkileyip birbirleriyle kavga etmeye sürüklerken, hem işin iç yüzünden uzak, hem de bilinçsiz diyebileceğimiz insanlar üzerinde ne kadar etkili olacağını varın siz düşünün. Üstelik bilinçsiz insanlar, çok iyi bilindiği gibi bizim nüfusumuzun çoğunu oluşturuyor. Buna ilaveten, futbolu herkes bilinçli olamayacağı yaşlarda, çoğunlukla da medyadan öğreniyor. Temel çok zayıf yani. Bu kadar çok insanı kapsadığına göre şunu söyleyebiliriz ki, genel durum bu.

Galatasaray sevgisi, Fenerbahçe düşmanlığı üzerine kurulu çok ama çok fazla insan tanıyorum ben. Biliyorum ki Fenerbahçe diye bir takım olmasaydı o tribünler dolmayacaktı; çok iyi biliyorum bunu. Fenerbahçe, çok eski dönemlerden bu yana varlığını önemli ölçüde Galatasaray karşıtlığı üzerine oturtmuş bir kulüp. E günün Galatasaray'ının da çok farklı olduğunu söylemek mümkün değil. Bu yüzden denmiyor mu zaten, Galatasaray ve Fenerbahçe birbirleri için vardır, diye? Ben isterim ki, Galatasaray tribünlerinde Fenerbahçe nefreti Galatasaray sevgisini aşan kimse olmasın. Fenerbahçe'den nefret eden demiyorum; zira bir takımı sevmek ne kadar mantıklı bir hareketse, bir diğerinden nefret etmek de o kadar mantıklı. Yani bana göre hiç! Ama futbol güzel şey ya, belki de mantık istemediğinden.

Konudan konuya savruluyorum gibi biraz. Ertelenmez ise 19.05'te oynanacak muhtemel karşılaşmadan iyiden iyiye uzaklaşmadan şunu söyleyeyim. Ben bu maç fikrine ilk başta olumlu yaklaşmıştım. Galatasaray'dan Fenerbahçe'ye, Fenerbahçe'den Galatasaray'a dost olmayacağını bilsem de, en azından eski günlerdeki gibi yarı yarıya tribünler karşısında oynanan bir derbi maçın hepimize renkli görüntüler yaşatacağını düşünmüştüm. Ama fazla da derin düşünmemiştim üzerine. Neden, diye sormadım mesela ilk anda, ki şaşkınlığımın merakımı hiç doğmadan bastırmasındandır belki de sorgulamayışım. Sonra gördüm ki bu maçın altında çiçeği burnunda (!) Spor Bakanı Faruk Nafiz Özak yatıyormuş. Bana göre bu maçın hikayesi açıktır. Bu maç, bir çıkar ilişkisidir. İki değil, üç taraf için de. Faruk Nafiz Özak, düşmanları birleştiren usta devlet adamı payesini taşıyacaktır üzerinde, forsu olacaktır! Karşılığında Galatasaray ve Fenerbahçe ne kazanacak? Bir kolayına bakılır elbette! Devlete herkesin işi düşer! Vergidir, stattır, güvenliktir...

Benim yorumum bu. Çok mu kötü niyetliyim? Yoksa futbolumuz mu çok çirkin?

4 ekleme:

aşkın dedi ki...

Bir periyot vardı, herşeye rağmen belli bir sakinlik gözleniyordu.
G.Saray'lı Avrupa başarılarını yadedip kabuğuna çekilmiş, Fenerli Daum'un idare ettiği kadrosuyla nerelere varacağının hesabını yapıyordu.
O günlerden bu günlere geldik.Ağzını açanın eleştirdiği ''Fotospor'' kültürü işte bizzat okumuş - yazmış internet kullanıcısı gençliğe de bulaştı.En ufak mevzu artık binbir kin - nefret ve komplo teorileriyle sarmalanıyor, düşmanlık had safhada.
1)Bu bilinçli bir harekattı, medya üzerine düşeni fazlasıyla yaptı ve ajan - provokatörlüğü başarıyla sonuçlandı
2)Klişeyse klişe, neticede klişe olması gerçeği değiştirmez.Ülke gençliğinin içler acısı hali bu günleri tetikledi.Gerekçesi umutsuz, yarını belli olmayan, önemsenmeyen, dünya görüşü namevcut (dünya görüşü bir ideolojiye sahip olmak değildir, bir duruş sahibi olmaktır) genç insan topluluğunun çirkin bir futbol anlayışına kanalize edilmesidir.
Velhasıl önce kötü yola düşmesi için gerekli şartlar oluşturulmuş, sonra da yönlendirilmiş bir topluluk, yaşının getirdiği enerjiyle de bu çirkin tablonun yapı malzemesini oluşturmuştur.
Fransa'da toplumsal bir protestoya liseli öğrenciler bile katılırken sen bunun binde birini yapamıyorsan elbet bu tepkiyi futbola kanalize edeceksin, bastırılmış öfkeni de doğal rekabetin olduğu bir ortamda düşmanca kullanacaksın.
Sadece üstyapı değişecek:
Önce silahlarla sokak çatışmalarıydı, sonra geçici şöhret uğruna televizyon yarışmaları, şimdi de futbol holiganlığı.Bir sonraki belki de Einstein'in sözündeki gibi taş ve sopalarla yapılacak.

alperensaylar dedi ki...

takımlardan nefret edelim ama birbirimizden takımlardan dolayı nefret etmeyelim.

komik gelebilir ama beşiktaş biraz devre dışı bırakılıp ülkede yeni bir kutuplaşma yaratılmak isteniyor diye düşünüyorum. sağ-sol olaylarına dönmesi muhtemel olan bu kutuplaşma gün geçtikçe basın, yönetimler ve onların sayesinde daha da çok yayılıyor. yani dediğin gibi birçok insanın fenerbahçeliliği galatasaray düşmanlığı üzerine ya da tam tersi galatasaraylılığı fenerbahçe düşmanlığı üzerin kurulmuşsa ortada gerçek bir sıkıntı var demektir. eğer benim için kasım'da aldığımız galibiyet teselliden öteye geçmişse, herkesin hedefi bu maçı kazanmaksa ya da ne bileyim 2005'deki 5-1 lik galibiyet ve türkiye kupası galatasaray için o sezon kaçan şampiyonluktan daha önemliyse hakikaten dönülmez akşamın ufkundayız:)

gayin-sin.net dedi ki...

Ne sen kötü niyetlisin, ne de futbolumuz çirkin.

Bulunduğun paradigma biraz değişik sadece. Sana "Galatasaraylılık bu derece kanıma girmemiş olsa, Galatasaray'ı da sevmezdim" dedirten de bu paradigma.

Sanki blogunun adını unutmuş gibisin.

kayhan dedi ki...

Türk futbolunun bugünkü yapısını ,ahlakını,ciddiyetini geçmiş Galatasaray düsturu reddeder.Bir ilave bugünkü Galatasaraylılık kavramını da.
Mevcut Türkiye ortamında yaratılan ,beslenen rekabet kahramanı Fenerbahçe sadece tuzağa düşmüş ya da bu konuda göremeyenlerin kabul edebileceği varsayımdır.
Fenerbahçe gibi bir yapılanmanın olmadığı bir ülkede hiç merak edilmesin ki herşey çok daha ahlaklı yürürdü.Eski Roma gladyatörleri (Galatasaray)gibi aslanların(bugünkü Türkiye) önüne atılamın heyecanını yaşamazdık sadece.