Maçtan önce yedek kulübesinde oturan Galatasaraylı futbolcunun bir elinde tespih, bir elinde cep telefonu vardı. Bir de göbeğinde fazlalıklar... Tribünde oturan herhangi bir taraftardan farksızdı Hasan Şaş. Ancak daha sonra hepimizin beklediği üzere sahadaki yerini aldı. Ancak ne yazık ki sahada yaptıkları da hiçbirimizi şaşırtmadı. Suçlu Hasan Şaş mıydı? Kesinlikle hayır. O hâlde ıslıklanması gereken de o değildi. Bülent Korkmaz mıydı, hayatının tümünü Galatasaray'a adamış Bülent Korkmaz? Haşa!

"ultrAslan dünyanın en büyük taraftar örgütüdür."
demiş Başkan Adnan Polat. Sebebi çok açık değil mi? Ya ne diyecekti? Bir işaretleriyle bağırtsınlar tribünleri. Milyonları manipüle ettiklerini düşünsünler. Ama artık geçti o devir. Kimse kanmıyor, herkes görüp öğreniyor yavaş yavaş eğriyi doğruyu. Kulübün başında yine onlar var, istedikleri gibi at koşturacaklardır elbet, ama artık kanmıyoruz bunu da bilsinler. Galatasaray tribünü, rezil kepaze bir tribündür. Daha çirkin olamazdı. Galatasaray'ın yöneticilerinin de, diğer tüm kulüplerin yöneticilerinden en ufak bir farkı yoktur, boşuna kimse kimseye nefret kusmasın. Hepsi birbirinin farklı renklerdeki sureti. Tıpkı tribün reisleri gibi. Hepsi birbiriyle arkadaş ama bu nasıl işse yönettikleri insanlar birbirine düşmanlık besliyor. Kim kazanıyor, bir avuç insan. Kim kaybediyor, milyonlar... Ne olur ama bitsin artık bu tiyatro. Ben çok sıkıldım, lütfen artık yeter. Galatasaray, Fenerbahçe... Türkiye'deki en büyük çekişme bu iki takım arasında mı? Anlayın, anlayalım artık; günümüzde ikisinin birbirinden farkı yok. Tribünleri, yönetimleri, yönetim şekilleri... Her şeyleri aynı. Farklılıklar başka yerlerde, bugünde değil geçmişte. Hepimiz kendimizi kaybedip kaptırıyoruz kendimizi oyuna. Kandırılıyoruz. Tezgâhtan bahsedenler çok iyi biliyor ki asıl tezgâhın sahibi kendileri. Asıl biziz tezgâha düşenler. Bu satırları yazan ben, okuyan sen, siz, hepimiz...

Maç...

Bugün lig sonuncusu Hacettepe'ye yenildik, hatta yenilmekle kalmayıp ligdeki en farklı galibiyetlerini tattırdık ama belki de bu kulüpte söz sahibi birilerine göre geleceğimizi kazanmış olabiliriz! Ergün Penbe de gelecek yıllarda Galatasaray'ın Mart - Mayıs dönemi teknik direktör adayları arasına adını yazdırdı. Yarın bir gün 20 ila 27. haftalar arasında üst üste alınacak birkaç kötü sonuçta Galatasaray Başkanı çıkıp, "Önceki teknik direktörümüz iyi bir hoca ve insandı, ama Galatasaray ile kimyası tutmadı. Eğitim odaklı bir hocaydı. Bizim uluslararası tecrübesi daha çok olan tecrübeli bir hoca getirmemiz gerekirdi." kabilinden bir açıklama yapar, giden hocanın yerine de küme düşen Hacettepe'yle uluslararası tecrübe kazanan Ergün Penbe getirilir. Planlı kulübüz vesselam, dengemiz döngümüz belli...

Uluslararası tecrübeli bir diğer hocamız olan Bülent Korkmaz ise bugün gerçekten tavan yaptı. Çığır açtı. Eskişehispor maçındaki efsanevi değişiklikten bu yana iyice sinirlerim bozuldu, artık ancak acı acı gülerek tepki verebiliyorum. Söz bitti çünkü. Erik Gerets'ten bile oyuna bu kadar kötü etki görmemiştim. Galatasaray'da değil, hiçbir yerde. Erik Gerets'e bilerek vurgu yapıyorum, her yeni kötü teknik direktörde bir önceki kötü teknik direktörümüzü özlemle anmanın yanlışlığını vurgulamak için. Bu mantıkla Özhan Canaydın döneminin de mumla aranması yakındır, ama tabii bu bir yanılsamadır, artık o kadar da değil... Adnan Polat ve yönetimi çok büyük hayal kırıklığına uğrattı, Canaydın'la ruhunu teslim etme aşamasına gelmiş Galatasaray taraftarını. Yeni bir sistem, yeni bir anlayışın hüküm sürdüğü bir Galatasaray hayal etmiştik. Ama başarılı olamadı. Liseci zihniyetin tekrar hakimiyeti ele geçirmemesi için her adımını iki değil, üç değil, beş defa düşünerek atmalıydı. O ise her aklına eseni yaptı. O kadar çok konuştu, o kadar çok konuştu ki defalarca kez kendiyle çelişti. Yukarıdaki "tecrübeli hoca" örneği, bu çelişkilerin yalnızca bir tanesidir. ("Sezon ortasında tecrübeli hoca gelmez." ise, 1,5 yıllık sözleşme neden?) Tezgâhından, suçladığı oyuncu ve teknik adamlara kadar bir sürüsü var... Aynı şekilde o kadar çok konuştu, o kadar çok konuştu ki bir ağırlığı kalmadı. Herhalde iki ayrı kanalda Bülent Akın ve Adnan Polat'ın basın toplantısı yaptığını görsem, merak edip ilkini seyretmeyi tercih ederim, ne de olsa bizim Başkan yine konuşur...

Adnan Polat ve yönetiminin yarattığı hayal kırıklığının altında yatan, her zaman için yaşanabilecek sportif başarısızlıklardan ziyade önümüzdeki çok ciddi tehlikelerdir aslında. Bu yönetim seçildiğinde bir bakış açısı vardı, "Tarihin en kötü yönetiminin ardından geldiler. Ne yapsalar başarılı sayılacaklar. İşleri kolay." şeklinde. Yanlıştı bu. Doğrusu şu olmalıydı: "Zihniyet sarmış dört bir yanımızı. Bu zihniyeti ortadan kaldırmak için uzun yıllar sonra ve hatta belki de son kez gelen bir fırsat bu. Kesinlikle çok başarılı olmalılar. İşleri çok zor." Gel gör ki değil çok başarılı olmak, birkaç konu dışında ortaya elle tutulur bir fark koyamadılar. Şimdi önümüzdeki mart ayında bir seçim var. Bu seçimde zihniyet saklandığı -ama gizlenmeyi asla başaramadığı- yerden çıkacak, muhtemelen yeni bir Özhan Canaydın Galatasaray'ın başına geçecektir. Şimdi ellerinde bir de "Sizi de gördük." kozu olacaktır. Bu da mevcut yönetimin Galatasaray'a yaptığı en büyük kötülük olarak tarihteki yerini alacaktır.

Sadece Lincoln'ün oynadığı, biraz da Barış'ın eşlik ettiği böyle bir maçın ardından yazıya son verirken, kapanışı Galatasaray Başkanı Adnan Polat'ın önceki günkü açıklamalarıyla yapmak isterim. Maksat, en azından bir cümle olsun futbol konuşmuş olalım.

"Lincoln ile ilgili değerlendirmeyi, ligin kalan 5 maçından sonra yapacağız. Galatasaray'a katkıda bulunan formasını seven kimseyi bırakmayız. Ama sabrın da bir sınırı vardır. Galatasaray'a katkısı olmayan herkesle yollarımızı ayrırız. Hiç kimsenin adının önemi olmaz."

Çok üzgünüm.

14 ekleme:

Gala's dedi ki...

evet dünyanın en büyüğüdür ultrAslan. dün sabriye , hocaya küfür edenelr çekirdeği bitip de ne yapsam diyenler. tayfa dünkü maça gitmedi haberiniz olsun. sabriye destek olan ve metin oktay diye bağıranlardı ultrAslan. haberiniz olsun dedim.

gkslsrt dedi ki...

Galatasaray'ın son yılların en güçlü kadrosunu kurmasına rağmen bugünlere düşmesi, balık baştan kokar sözünün örneklemesi gibi.

Skibbe ve Bülent Korkmaz, arada kaynayıp giden isimler oluyorlar sadece bu güzel kadroya yetkin bir teknik adam getirilseydi, UEFA hedefi pek de hayal olmayabilirdi.

ultrANIL07 dedi ki...

Gala's,

ultrAslan'ı diğer Galatasaray taraftarlarından ayıran nedir? Ortada bir ayıp varsa eğer buna ultrAslan da müdahildir!

Adsız dedi ki...

bu tribün için n'aptın da en kötü olarak ilan ediyorsun. sizin gibi galatasaraylılar yüzünden bu halde bu tribünler. yazıklar olsun..

scapula dedi ki...

Ne yaptığımı boşverin. Ne yaptığım beni bağlar. Ben size ne yapmadığımı söyleyeyim.

Bedava bilet alıp karaborsada satmadım.

Başka nedenlerden dolayı protokolde izlediğim birkaç maç haricinde bedava maça girmedim.

Galatasaray'dan hiç ekmek yemedim.

Kimsenin piyonu olmadım. Kullanılmadım. Galatasaray'ın en büyük efsaneleri aleyhine talimatla bağır"tıl"madım. "Hırsız Hagi" demedim. Galatasaray futbolcusuna tekme, yumruk atmadım.

Stat girişinde, kombinede problem çıktı diye, başka nedenlerle yapıyormuş gibi maç boyunca takımı protesto etmedim. O tribünlerde olduğum sürece, kendi kimliğimi Galatasaray'ın üzerine koymadım. Hiçbir zaman, "Heyyaheyyaheyyaheyya en büyük Atahan, en büyük Atahan" diye de bağırmadım.

Kimseye "Bağırsana ulan!" demedim. Tribünde faşizm yapmadım.

Galatasaray'ı sadece benim zannetmedim hiçbir zaman. Başka taraftar gruplarını yok etmedim.

Leeds Unitedlı iki taraftarla herhangi bir münasebetim olmadı.

vesaire... vesaire...

Son olarak;

Tüm bunları yazarken, adımı saklamadım.

Gala's dedi ki...

@ ultrAnıl her ultrAslan galatasaray tarafatrıdır. ama her taraftar ultrAslan değildir. fark bu. onlar japonyadaki tekerlekli sandalye maçına da giderler, briç maçınada, körfeze kürek maçınada giderler. 7/24 gs vardır aklında. ama 3 3 3 diye bağıran şerefliler! galatasarayın sadece iyi gününde vardır. takımını satarlar. gol yesin diye tezahurat yaaprlar. çekirdekleri bitince kendini tatmin etmek için sağa sola küfür etmeye başlarlar.

@scapula
ultrAslan mentalitesini benimsemiş hiçbir kimse bedava bilet almaz. elbette heryerde olduğu gibi isimlerini kullanan kötü niyetli kişiler vardır. bu kişileri eğitim dışında oradan atmak imkansızdır. galatasaraydan ekmek yemezler. kendim biliyorum en kötü pankart için 1000 tl sini verirler. deplasmana kendi imkanı ile giden tek oluşumdur ultrAslan. tamamen bağımsızdır bunu iyice kafanıza sokun. gerekirse yönetimi eleştirirler. sölediklerinizin hiçbirini yapmadılar. sen cezalı maçta evinde maçı izlerken onlar sami yenin önünde seslerini içeri duyurmak için bağırırlar. sen gibi değillerdir. şampiyonlukta sen sevinirsin sonra. mayıslar diye blog açarsın sonra. bağıracaksın elbette. tribündür orası. zevk almak istiyorsan git sinemana zorla getiren yok.

scapula dedi ki...

Gala's,

Benim evimden maç seyredip tribünü eleştiren biri olduğumu zannedebilirsin. Cezalı maçta Ali Sami Yen'e gitmediğimi de. Bense "Ben bunları bunları yaptım." diye başlamıyorum sözüme, buna gerek yok, çünkü Galatasaray tribünündeki çirkinlikten evinde oturup maçı seyredenlerin de rahatsız olma hakkı olduğunu düşünüyorum. Ama madem bana uzatıyorsun işi, bil istedim. Şampiyonlukta tabii ki ben sevinirim, beşincilikte de ben üzülürüm (üzülürüm ama havaalanı basıp futbolcuya vurmam), yeri gelir ben de öğrenci olarak elimden geldiği kadarını çeşitli organizasyonlar için harcarım, tribünde de epey bağırırım... Ama bağırmayana da kimse "Bağırsana ulan!" diyemez. Kimsenin haddi yetmez. Beni muhtemelen dışarıdan ahkâm kesmekle suçluyorsun, ama ben de bilmediğim şeyi yazmıyorum demek isterim sana.

Güzel kardeşim, ukalalık olarak algılamanı istemem, ama olayları çift taraflı değerlendiremediğini görüyorum. Yaşanmış şeyleri bilmiyorsun, kabul etmiyorsun ya da inkar ediyorsun. "ultrAslan bedava bilet almaz." sözünün üzerine söyleyecek bir şeyim yok. Fazla da uzatmıyorum. Çünkü ultrAslan bizim burada konumuz değil. Ben sadece Galatasaray'ı bilirim, ultrAslan'ın hiçir önemi yoktur benim nazarımda. Benim sevdam Galatasaray'a, ultrAslan falan tanımam.

Son olarak... Galatasaray tribünlerindeki organizasyonlar için ceplerinden para harcayan, daha da önemlisi terlerini akıtan insanları da bilirim. Bir kısmı uA'ya da dahildir. Onları sever, sayarım. uA Karşı'ya mesela saygım sonsuzdur. Ama bir de reisler vardır, tayfa vardır. Galatasaray mensupları aleyhine bağıran, bağırtılan, onlara el kaldıranlar vardır. Tribünde terör estirenler vardır. Eminim biliyorsundur bunları. Dediğim gibi, daha fazla uzatmıyorum. Sana naçizane tavsiyem, bunları bir sorgula, hiçbir şeyin simsiyah ya da bembeyaz olmadığını göz önünde bulundur. Benim de kötü niyetli olmadığımı, yeri geldiğinde herkesin hakkını vermeye açık olduğumu, daha önce defalarca kez verdiğimi, o insanlarla tribünde omuz omuza takımımı desteklediğimi, yine yeri geldiğinde beraber organizasyon yaptığımı bil.

Sevgiyle kal.

Gala's dedi ki...

Madem Galatasaray taraftarısın. Tarafsın. Bugün ultrAslan'ın yayınladığı bildiriyi oku.içinde kötü niyetliler olabilir bu normaldir. sızmalar olması doğaldır. Dünyanın en düzgün insanı olan Reis'in ismini düzgün kelimeler ile yanyana koy. Sefasından Alen'ine Karşıyaksaından Trabzonuna tüm liderler Reis i överken, hatta onun liderliğinde tribün birliği oluşturmak isterken senin kişisel sorunların neler bunu bilmiyorum. Bugünkü bildiri tam sana yazılmış gibi geldi bana. asla unutma
ultrAslan , bağımsız bir taraftar oluşumudur. ne gfb gibi yönetim kurmuştur ne çarşı gibi yönetim desteklidir. 6 kıtada temsilciliği var v.b. büyüklüğünü tartışmıyacağım bile. Yönetimden tamamen bağımsız olduğu için kesinlikle bilet,otobüs olayı yoktur. Bakın bazı kişiler ben ultrAslan'ım diyerek kirli işler yapabilir. Ama ultrAslan olmak için ben bu yeterli değildir. Peki ne gereklidir?baknasıl ultrAslan olurum sorusuna uA da bir abimizin verdiği cevap :

Galatasaray’lıysan zaten Galatasaray’ın tribündeki TEK grubu olan ultrAslan’ın içinde oluyorsun demektir. Nasıl ultrAslan’a üye olacağını düşünüyor ve araştırıyorsan zaman kaybetmiş olursun.

İçinde Galatasaray sevgisi mevcutsa, Bir Galatasaray’lıya yakışır hareket ediyorsan, Kulübünün menfaatlerini koruyor ve gözetiyorsan, Kulübüne yapılan en ufak bir saldırıya cevap veriyorsan sen zaten iyi bir Galatasaray’lısın demektir.

ultrAslan ise Galatasaray’lı taraftarların adıdır, Yukarıda saydığım maddeleri yapar, kareografiler hazırlar, Galatasaray’lılar arasında dayanışmayı, fikir ve duruş birliğini sağlar, Galatasaray’ın adının yücelmesi için katkıda bulunur, Galatasaray’la ilgili ne varsa peşinden gider, takip eder, destek verir, sosyal ve insani aktivitelere katılır. Yani yaşamda ve Galatasaray’lılıkta doğru olan ne varsa onu yapar.

Umarım doğru anlatabilmişimdir.

O yüzden bir yere gidip kayıt olmana gerek yok. Buraya gelmeden öncede bizimleydin, şuanda da bizimlesin. O yüzden sana "Aramıza Yeniden Hoşgeldin" diyorum kardeşim.

Saygı ve selamlar.

Adsız dedi ki...

madem her şey kötü daha iyi bir tribün söyler misin? o saydıklarının olmadığı..

ulan ne ultrAslan'mış bütün kötülükler onun başının altından çıkmış, hiç iyi bir şey yapmamış.

sen yeni açık kombinesi için çalışmaya devam et

Arda dedi ki...

ultrAslan'da bedava biletle geçinen ya da servet yapan yok mu? Var. Kendi abi(?)lerine yaranmak için sağa sola saldıran, insanları maçtan soğutan bir tayfa yok mu? Var. Bu insanlara rağmen Türkiye'nin en iyi taraftar grubudur, dünyada da sayılı gruplar arasındadır. Ayrıca yukarıda denildiği gibi her taraftar; ister evinde izlesin maçını, ister stadda boğazını patlatırcasına bağırsın, ultrAslan'dır. Bu tribünleri daha iyi yere getirmek ultrAslan'ı kuran ve yöneten ağabeyler kadar bize de düşer.

scapula,

Her ne kadar ultrAslan'ın yönetim tarafından yönlendirildiğini düşünsen de, onları düşündüğünde gözünün önüne beni de getir. Ben de ne kadar istemesem de kendi futbolcuma küfür ederim. ultrAslan'daki (tayfa denen oluşum hariç) çoğu kişi kendi düşünceleri ve duyguları olan insanlar, coşkulu oldukları için de anında tepki veren taraftarlardır.

Adsız dedi ki...

Çok güzel bir yazı.Tespitlerin de birebir doğru.Tebrik ederim.Ne hissediyorsam ne düşünüyorsam yazmışsın.Uzun zaman sonra artık maçlara gitmemeye karar verdim.Kombine de almıyorum bu sene.Bunların da sorumlusu benim için sadece "abiler".
Arda

Adsız dedi ki...

Yazı güzel de, girizgah sakat biraz.
"Tribünde oturan herhangi bir taraftardan farksızdı Hasan Şaş. Ancak daha sonra hepimizin beklediği üzere sahadaki yerini aldı. Ancak ne yazık ki sahada yaptıkları da hiçbirimizi şaşırtmadı. Suçlu Hasan Şaş mıydı? Kesinlikle hayır. O hâlde ıslıklanması gereken de o değildi. Bülent Korkmaz mıydı, hayatının tümünü Galatasaray'a adamış Bülent Korkmaz? Haşa!"

Pardon da kimi suçlayacağız? Guchsow'u mu?

scapula dedi ki...

Hayır, Iorfa'yı. :)

Belki de yeterince açık yazamamışım. Hasan Şaş suçlu değil, suç onu oynatan Bülent Korkmaz'da. Islıklanması gereken Hasan değil ama birkaç büyük hata yaptı diye ömrünü Galatasaray'a adamış Bülent Korkmaz da değil. Islıklanacaksa, tüm bu hatalara geçit veren Yönetim ıslıklansın. Çünkü bu yönetim ile hata yapmamak mümkün değil. Düzen çarpık. Kim gelse hata yapıyor. Ve üstüne hata yapacağı garanti isimler de getiriliyor çoğunlukla...

ultrANIL07 dedi ki...

Atahan yazdığın ilk yorumun üstüne daha ne denir ki başka? Ben altına imzamı bırakayım, başka da kelam etmeyeyim.