13 Nisan 2009

Sukutuhayal

Sanırım hayatta en son isteyeceğim şey, değer verdiğim birine hayal kırıklığı yaşatmaktır. Bülent Korkmaz, bana yaşattı büyüğünden bir tane. Tek başına değil elbet, futbolcuların bir kısmı ve yönetimle birlikte ama içlerinde en çok sevip güvendiğim Bülent Korkmaz olduğundan onun adıyla anacağım bu hayal kırıklığımı. Galatasaray, bana hiç bu kadar büyüğünü yaşatmamıştı.

Galatasaray'ın adının olduğu yerde umudun bitmediğine inandık biz hep ama işte büyük düşler, büyük umutlar peşindeysek de onların uzunca bir süreliğine askıya alınabileceğini çok acı ve olabilecek en vurucu şekilde gösterdiler bu sezon, sağolsunlar dersimizi aldık. Hem de tekrar tekrar aldık, ben en son Fenerbahçe maçında bir kez daha aldım mesela. Her türlü kötü işarete rağmen Galatasaray'ın adından ötürü heyecan içinde içimde yaşattığım umudum, maçtan yarım saat önce yerini "safım ben" duygusuna bıraktı. Bize yeniden şarkılar söyleten sezonu da şimdiden, en azından iddiamızı sürdürebileceğimiz son maçta kapadık. Kalan 7 maçın 3-4 tanesini kazanırız. Bir teki 3 puandan başka hiçbir şey ifade etmez.

Çok söyledim, benim için problem teknik, taktik değil; hayat görüşü, mantalite. Ama en azından böyle bir ortamda teknikten, taktikten bahsetmenin de kendi adıma beyhude bir çaba olacağı inancındayım. Bu sebepten; Bülent Korkmaz, benim yıllarca kahraman bellediğim kimliğine dönüş yapana yahut şu anki pozisyonuna başka biri getirilene kadar maç yorumu yapmayacağım bu sayfada. Daha iyisinin geleceğine dair inanç taşısam, "yönetim değişene kadar"lı başka bir versiyon da üretebilirdim. Ama işte Canaydın'ı da gördü bu gözler. X parti seçilmesin diye kendine faydası olmayan Y'ye oy veren insan ne hissediyorsa onu hissediyorum şu anda. Ne teknik, ne de idari yönetim hakkında konuşmak, yazmak istemiyorum bir süre. Hem içimden gelmiyor, hem de bu gamlı baykuş hırkasını kendi üzerime yakıştıramıyorum, alışık değilim.

Sevdiğim bir abim var, onunla bu konuları konuşuyorduk iki gün önce. (Sözü geçmişken, bir süredir yazdığı bir blogu da var, kesinlikle okunmasını tavsiye ederim.) "O kadar yazıyorsun, sayfada iki satır aşağı indiğimizde görüyoruz ki sağda Bülent Korkmaz'ın resmi var, manyak derler ulan adama." dedi. Doğru, işte bu çelişkileri yaşamak kolay değil. Kimse için olmadığı gibi, benim için de. İşte biraz da bu yüzden...

8 ekleme:

gltsry dedi ki...

hayalkırıklığı bu son bir ayın adı bence.sadece sen değil çoğu galatasaraylı'nın üstüne çöreklenmiş bir kabus.
türk filmi repliği gibi olacak ama harbiden her şey yalanmış ya,futbolculara anlam yüklemek anlamsızlığın ta kendisiymiş,galatasaray'ı sevdiğini sandıklarımız aslında kendini galatasaray görenler ve kendilerini sevenlermiş,biz gibi bu takımı sevdiklerini düşünmek saflıkmış,metin oktay 'tek' olduğu için metin oktaymış,yeniden metin oktay görmek hayal kurmaktan bile daha hayalmiş... bu böyle uzar gider.aslında şu söylediklerim bile komik ya neyse.ne metin oktay'ı ne hayali ooo uçtum iyice:)

bildiğim tek şey sevdiğim galatasaray bu değil,ve ben hiç bir derbi öncesi dakikalarca ağlamadım olup biten takım içi çirkinliklere birşey yapamamanın çaresizliğiyle.ve kimse beni bu kadar futboldan soğutmadı,böyle travmalar yaşatmadı.

artık hakan ünsal'ın takım kadrosunu günler öncesinden bildiği,takım içinde pas atma konusunda tercihin hep bir oyuncunun dışında yapıldığı,günlük bile değil anlık hesapların yapıldığı,giderek yönetim sayesinde fenerbahçeleşen,kendi hatasını görme konusunda hakem hatalarını görmedeki kadar başarılı olamayan bir yönetime sahip,geleneklerini yıkan bir takım haline geldiğimiz için kime teşekkür etmeliyim bilmiyorum.ben yinede ortaya bir teşekkür edeyim, her şeyi sahiplemesini iyi bilenler bunu da sahiplenirler nasılsa!

apaç dedi ki...

kolay değil, skibbe'den son derece soft ve son derece gayriciddi bir takım aldı büyük kaptan.

anca adam ediyor.

seneyi bekleyin. ha o zaman da mı olmadı;?

işte o zaman hocaların hocası, dünyanın en iyi taktisyeni BÜLENT UYGUN'u getirip, sorunu kökten çözeriz.

extensor dedi ki...

Sevgili apaç;
Senin hayatında neden hiç Gri diye bir renk yok yahu?
Neden illede beyaz ve siyah diye bir milyon kez aynı isimleri farklı farklı yerlerde yazmak zorundasın.

Fikirlerini empoze etmenin yolunun bu olduğuna mı kanaat getiriyorsun?

Ben her fikre saygılıyımdır, katılmam ama saygı duyarım.
Ancak sen fikir belirtmekten başka hiç bir şey yapmıyorsun ki dostum.

Mesela ortaya bir gerçek, bir tahmin vs atmıyorsun. Mesela Bülent Uygun şu şu şu sebeblerle taktik uzmanıdır demiyorsun.
Sabri şu sebeblerle büyük oyuncu demiyorsun.

Sadece Sabri büyük, Hakan Balta küçük.
Orta boy yok mu sende hocam?

apaç dedi ki...
Bu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.
apaç dedi ki...
Bu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.
scapula dedi ki...

Apaç;

Samimiyetle söylüyorum, bunu yapmaktan büyük üzüntü duydum ancak yayımlamadım yorumunu. Çünkü ben bu sayfada Galatasaray'a emek vermiş birine saygısız bir yakıştırma yapılmasına izin veremem. Başka istediğin yerde yazabilirsin, bu sayfa da elbette okuyanlar ve yazanlar olarak hepimizin ancak söylediğim gibi, hiç onaylamadığım bu saygısızlığa göz yumarak yataklık edemem, kusura bakma.

Bunca emek verdiğin için o kelimeyi çıkartarak kopyalıyorum yorumunu. İkinciyi de silip ilkinin ardına ekledim ki, anlatım bozukluğu oluşmasın;


"aslında bunları belirli aralıklarla muhtelif bloglara/yerlere yazmıştım; ama senin için bir kez daha tekrarlayayım sevgli extensor.

bülent uygun, türkiye'nin en iyi teknik direktörüdür ve önümüzdeki 20-25 yıla da damgasını vuracaktır.

çünkü sizin göklere çıkardığınız aykut kocaman, abdullah avcı gibi teknik direktörlere sunulan ekonomik imkanların yarısıyla 3 yıldır destan yazmaktadır.

çünkü mehmet yıldız gibi kimsenin iplemediği, oraya buraya kiralık gönderilmekten anası ağlamış bir adamı türk futboluna kazandırmıştır.

çünkü kulüpleri tarafından dışlanan/istenmeyen tum, sedat bayrak, petkovic gibi adamları alıp, onlarla şampiyonluğa koşmuş, bir kaçını ülkesinin milli takımına yükseltmiştir.

çünkü sezer badur, onur tuncer, murat sözgelmez gibi o dönem kulüplerinde forma dahi bulamayan en değerlisi 25 milyar olan bu genç isimleri çıkartıp, korkusuzca forma vermiş ve karşılığını almasını bilmiştir.

çünkü iki yıldır gs'dan da, fb'den de beşiktaş'tan da fazla puan toplamıştır. yakında büyüklük koltuğuna oturacağı trabzon'u saytmıyorum bile.

çünkü takımda 10 numara bir kolej havası yaratmıştır. istisnasız her futbolcusu tarafından sevilir. istediği adamı istediği dakikada çıkarır, istediği adamı istediği an kadro dışı bırakır. hiçbir futbolcusu da ağzını açıp, tek kelime edemez. futbolcularının bülent abi'si, halkın kahramanıdır.

çünkü kendisiyle çalışan her futbolcuya kariyerinin en top günlerini yaşatmış, takıma henüz 1-2 ay önce katılan murat erdoğan, kamanan gibi adamlara ''bunca yıllık futbolcuyum ben daha önce böyle bir kulüp görmedim'' cümlesini kurdurtmuştur.

çünkü adnan paşa'nın alman hayranlığı yüzünden başımıza bela olan, her idmanı taraftara açmaktan başka bir halta yaramayan, gs futbol takımını en az iki yıl geriye götüren, elinde milyon avroluk takım bulunan skibbe'ye bu sezon oynadığı 4 maçta da yenilmemiştir.

çünkü zara ekinlispor, albayrak, eyüpspor gibi takımlardan bulup çıkarttığı 16'lık, 17'lik sübyanlarla meşhur gs paf takımına kafa tutmuş, yetmemiş bir de ellerinden şampiyonluğu aldırtmıştır.

üstelik tüm bunları sivas gibi, çoğu futbolcunun gelmek istemediği, futbol kültürünün henüz oluşageldiği bir yerde yapmıştır.

aslında daha da gider bu; ama burda kesmek en iyisi.

devam ederiz sonra.

başarı mı yok!?


***


sabri hususuna gelince;

kendisi öncelikle galatasaray futbol okulundan mezundur. yani lincoln gibi, hakan balta gibi transferiyle gs kulübüne en az 2 milyon avroluk bir külfette bulunmamıştır.

sonra abdurrahman dereli ve gökhan gönül'le birlikte bu ülkenin en modern sağ bekidir.

hakan balta gibi kendisine 15 metrekarelik bir alanı düstur eyleyip, paralel pasörcülük oynamaz.

80 dönemi değil günümüzün beklerindendir. sürekli arar, ister, hücuma çıkar.

sağ bek, sağ ön ve orta sahanın ortasında oynayabilir. işlevseldir.

ne kadar alay hususu olursa olsun, bu ülkenin topa en iyi vuran 3-4 topçusundan biridir.

üstün bir fizik güzü, olağanüstü bir hırsı vardır.

istisnasız tüm büyük maçları iyi oynamış, dönem dönem transferin en gözde ismi olmuştur.

türkiye'ye kendisini izlemek için defa kere italyan yöneticileri getirtme başarısında bulunmuştur.

genç yaşına rağmen çeşitli yaş kategorilerinde sayısız kere milli olmuş, bu yaşında a milli takımın demirbaşlarından olmuştur.

bir çok futbol cahili tarafından mütemadiyen bok atılsa da, mevcut gs futbol takımında arda'dan sonra talip bulacak ilk futbolcudur.

oyunun iki yanını da oynar. ha bazen becerir, bazen beceremez; ama bu yönüyle pek çok türk futbocusundan ayrılır.

ve bence tuncay şanlı'dan sonraki en avrupa-i türk futbolcusudur.

üstelik de en az senin, benim gibi hatta belki de daha fazla galatasaray'lıdır.

benim için en son yazdığım özelliği de yeter aslında ama siz gerçekleri görmek istemeyen futbol guruları için bir kez daha tekrarlamak istedim onca şeyi.

bülent uygun kal."

apaç dedi ki...

kıymetli scapula,

demiyeceğim tabii. değerli ata;

sevdiğin biri hakkında yaptığım betimlemeyi ağır bulmuş olup, yayımlamayabilirsin. tercihtir, saygı duyarım.

daha sınırlar içerisinde bir sıfat kullanabilirdim.

katılıyorum.

ama tüm bu olanlar,skibbe'nin galatasaray'ın milyon avrolarını çaldığı, futbol takımını en az iki yıl geriye götürdüğü gerçeğini değiştirmez. bilesin :f

*****

bu arada hocaların hocası bülent uygun'a en kral taktisyen demişiz; lakin pek saha içinden konuşmamışız. havada kalmasın, biraz da ordan devam edelim.

öncesinde çok zeki bir adam bu adam. milletin tavaf eylediği güney amerika pazarına sadece bir kere yönelip, sergio adında, özünde yetenekli bir adam aldı. tutmadığını, sivas'a gelmediğini görünce de bir daha yönelmedi. bu noktada bilica ne o zamanlar diyenler olabilir? haklılar; ama bilica brezilyalı değil. bilica, kakagillerden. çok başka.

bir kere milletin ''mehmet yıldız'a şişir. başka da bir si.im yok'' dediği; ama ne hikmetse kimsenin çözemediği çok gizemli bir taktiği var bu adamın.

orta sahasını ibrahim dağaşan, sezer badur, onur tuncer gibi hem topu bilen, hem de mücadele gücü yüksek oyunculardan oluşturuyor ki hakikaten çok büyük avantaj.

misal, 2.5 yıldır sol kanatsız oynuyor bu adam. çoğu futbol cuhelası ''sivasspor'un sol kanadı yok, oraya da bir adam alsalar kesin şampiyon olurlar''la karşılıyopr bunu.

lan adamın sol kanadı olsa bildiğin kayserispor, bursaspor olucak zaten, neyin sol kanadı!?

bunların dışında, mükemmel bir koridor bek anlayışı var. abdurrrahman da, hayrettin de 10 numara ifa ediyorlar bu görevlerini.

yüksek profilli maçlarda savunmanın bir kanadını -ki bu ekseriyetle sol, pek nadir de sağ kanat oluyor- bir defansif orta saha ya da bir stoperle kapatıyor.

yılların sağ beki musa'dan 10 numara bir sürpriz golcü yaratıyor. çok değişken oynatıp, verim almasını biliyor.

tum olayı zaten hepimizin malumu. daha doğmadan pivot forvet olacağı belli olan bir adamı kah sol kanat, kah forvet arkası, kah da bir defansif orta saha olarak kullanıp, tuncay şanlı gibi birinci sınıf bir sistem bozucusu haline getirebiliyor.

haddini biliyor. ayağını yorganına göre uzat atasözünün hakkını en bi veren kişi oluyor.

kafasında belli sistemleri var, kim hangi martavalı okursa okusun, sisteminden taviz vermiyor.

çünkü bu işin peygamberini kendisi olduğunun son derece farkında.

evet, bazen fazla konuşuyor, bazen fazla uç oluyor; ama bunlar da hakkı biraz.

başarılı. ve başarılı olduğu için de mikrofon tutuluyor.

ne yani balon abdullah'la, maç sonu akil demeç vermekten başka bir halta yaramayan aykut mu konuşsun.

hoş, henüz var mısın yok musun'a çıkmımşlığı ya da bir reklam filminde nutuk atmışlığı yok. onları da belirtelim.

velhasıl, sevseniz de sevmeseniz de; ''lan bu adam onca şeyi nasıl yapıyor, kafayı yiyeceğim'' psikozuyla yaşasanız da yaşamasanız da çok aleni bir gerçek var ortada.

o da bu adamın kasıklarına kadar başarılı olduğu ve önümüdeki çeyrek asır da adını türk futboluna altın harflerle yazdıracağı.

evet, acı; ben de biliyorum.

ama elden de bir şey gelmiyor işte.

27 haftadır ters köşeye yatıp, renkten renge giriyoruz.

ah ersun yanal ah!!

ne hallere soktun bizi!!

extensor dedi ki...

Bülent Uygun hakkında yazdıklarının hepsi doğru benimde katıldığım şeyler ve hakikatten bu olaylar Bülent Uygun'u çok başarılı kılıyor.

Ben bir yazımda ülkede hem eğitici vasıflı hemde yarışmacı vasıflı olan tek teknik adam demiştim onun için...
Ve bu beyaz söylemlerin arasına sıkıştırılması gereken konularda var ki onlar ortalığı hafif griletir apaç.
Ve sen bunları hiç görmüyorsun.
Mesela B.U'un cahil bir adam olduğu gerçeği.
-------
Sabri konusunda ki siyahlar ise daha fazla.
Kademe bilmeyen, rakibine hiç bakmayan sadece topa hipnoz olmuş gibi topu izleyen sıklıkla arkasına rakibini kaçırıp gole sebebiyet veren. (derbide de oldu Güiza elle aldı)
Hiç düşünmeyen, hiç pozisyon alamayan bir yapısı var bunları da siyahlara ekleyelim.
Mental zaafları üst düzey mesela soğukkanlılık mesela oyunun geniş alanını görebilme özellikleri yok.
vs vs çok yazılır da neyse.
Aslında benim sormak istediğim soru o değildi.

Olsun yine de benim için o kadar uğraşmış olmandan dolayı teşekkür ederim apaç
sağlıcakla kal