06 Nisan 2009

Mutlu Mu Olmalı?

Gaziantep deplasmanında kazandık yıllar sonra. Kötü futbol ve senede bir görebildiğimiz türden tek golle. 5 kere gelse 4'ü gol olacak topların kalemize girmemesiyle. Bireysel yetenekle. Şansla. Skora bakıp "Oley kazandık, şimdi sıra şampiyonlukta." diyemiyorum. Galatasaray ve Fenerbahçe kötü oynadığı maçları da kazanır zaten bu ligde, bu sezon böyle olmasa da normali budur bu işin. İyi oyuna hasret kaldığımız yerde başlar sorunlar. Bir gün kazanır üç gün kaybederiz. Bugün kazanma günüydü. Fenerbahçe maçını tenzih ederek söylüyorum, yarın aynı oyunu ortaya koyup yeniliriz Eskişehirspor maçında olduğu gibi. Ligde oynadığı her üç maçtan birinde mağlup olan Gaziantepspor'u yendik diye pozitif havalar estirirsek, asıl o zaman kötü.

Maçtan önce Galatasaray'da ne sıkıntı varsa, şimdi de hepsi sürüyor. Teknik anlamdaki sıkıntılardan bahsediyorum elbette. Ümit Karan gibi İstanbul Büyükşehir Belediyespor'da dahi oynayamayacak derecede kötü, bitik, yitip gitmiş bir futbolcu Galatasaray'da ilk 11'de görev yapıyor. Yüzüne darbe almadığı pozisyonda yüzünü tutarak hakemi yanıltmaya çalışıyor, Galatasaray'ı küçük düşürüyor. Lincoln hazır olmadığı gerekçesiyle İstanbul'da bırakılırken Hasan Şaş oyuna giriyor, topu korner direğine götürerek Galatasaray'ı küçük düşürüyor. Normal şeyler gibi geliyor bunlar artık evet, birçok maçta birçok takımda görüyoruz ama ben yakıştıramıyorum işte. Kendi ayağından rakibe giden top için ofsayt itirazı yaparak aynı anda 5 oyuncunun sarı kart görmesine yol açan adamın sarı kırmızılı tarafta olması üzüntü veriyor bana.

Tekrar maça döneyim diyorum ama söylenecek pek bir şey de yok gibi. 34 maçtan biri, en sıradan olanlarından bir tanesi işte. Güzel anlar da yaşadık. Baros'un golü gözlerimizin pasını sildi, iyi ki buradasın Baros. Kewell'ın çalımları gözlerimizin pasını sildi, iyi ki buradasın Kewell. Tabata keza öyle. Anadolu'da her takımın bir Tabata'sı olsa keşke. Ahmet Arı hakkında biraz detaylı bir inceleme bu sayfada yer almıştı daha önce, bugün de oyuna girdikten sonra çok iyi işler yaptı kısa zamanda; hakikaten iş var bu çocukta. Diğer yandan Gaziantepspor formasıyla mücadele eden 14 futbolcudan bir tanesini seneye bizim takımda görme ihtimalimiz çok yüksek; ama şimdilik daha fazla bir şey söyleyemeyeceğim maalesef!

Fenerbahçe maçı geldi çattı. Bir haftalığına bütün sıkıntılara, sorunlara, tekniğe, taktiğe son. Hepsini unutalım bir haftalığına. Ne Lincoln'ü konuşalım, ne Bülent Korkmaz'ı, ne Florya'daki yeniçerileri ne de Adnan Sezgin'i... 12 Nisan'a kadar günler geçmeyecek, geceleri rüyalarda maçlar oynanacak, ki ben bu işe iki gece önce başladım. 12 Nisan'da da alnımızın akının yanında 3 puanla çıkacağız inanıyorum ki Ali Sami Yen'den.

Geçen sefer yapamadık; bu defa maç öncesi Sokak'ta Galatasaraylı blog tayfası olarak küçük bir zirve düzenleyebiliriz diye bir düşünce de var aklımda, onu da konuşalım önümüzdeki günlerde. Şu an için kısa kesiyor, Fenerbahçe maçını beklemeye koyuluyorum. Heyecan ve -umuttan ziyade- inanç dolu bir bekleyiş bu. Daha önce de çokça söyledim, Fenerbahçe maçı öncesinde kafamda tek düşünce olur maça dair, o da şu ki; yeneriz! Eleme maçı olsa, 4-0'ın rövanşında Kadıköy'e çıksak yine zafere inanırım tüm kalbimle. Şimdi maç Ali Sami Yen'deyken, Fenerbahçe bizden de çok daha kötü futbol oynarken, kadromuz daha güçlü ve kaliteliyken yine "yeneriz" diyorum. Herkesin de aynı düşüncede olduğunu ümit ediyorum.

Şimdilik bu kadar.

Fotoğraf, Uğur'unkiyle aynı oldu ama şu güzel an bu sayfada da yaşasın istedim.

7 ekleme:

pclion dedi ki...

Bu maçta güzel denebilecek tek an bu zaten Ata, yapacak bir şey yok.

extensor dedi ki...

Skorun çok erken gelmesinin maçın gidişatı üzerinde de etkili olduğu unutulmasın.
Yani ilk 20 dakika Galatasaray öne geçmese idi. Büyük ihmitalle iki takım adına da pozisyonlar olacak ve Galatasaray kontrolünde geçecekti bu maç

Gaziantepspor'un bu savunma kurgusuyla 3 büyüklerden puan alması zor olur...

Rakip teknik direktörün takım dizilişi ve oyuncu değişiklikleri de bir hayli vasattı...

ayran dedi ki...

şunu içten söylüyorum ki bilgisayarımı açtığımda ilk işim bu bloga girmek gerçekten ne hissediyosam onu okuyabiliyorum burda.
şimdi her şeyi bırakıp fener maçına odaklanmamız gerek umarım her şey o maçla bitmez çünkü bu kadro ve bizler böyle bi sonu haketmiyoruz

scapula dedi ki...

Ayran, ben de şunu içten söylüyorum ki mutlu oldum, teşekkür ederim.

Sinan, ben de Gaziantepspor'un dünkü maçta kötü yönetildiğine katılıyorum ama bizim de galip gelmemiz için rakip takımdan iyi olmamız gerekiyor. O yüzden o gol olmasa kazanamama ihtimalimiz az değildi diyorum. Ümit Karan mı atacaktı golü?

Aynı şekilde ilk 10 dakikada yakaladığı fırsatları değerlendirebilir ve skor avantajını ters yönde oluşturabilirdi Gaziantepspor. Bildiğin üç ihtimalli maçtı yani bana göre; düşeş geldi kazandık.

Adsız dedi ki...

yazılarınızı takip ediyorum ama dün akşamki maç konusundaki çoğu fikrinize katılmıyorum. Ümit'in son derece etkisiz ve formsuz oluşu konusunda hemfikiriz sadece. Hasan'ın korner'in dibinde topu saklamaya çalışmasını bile eleştirmeniz bana biraz acımasız geldi.

scapula dedi ki...

Selamlar. Herhalde isteyeceğim en son şeylerden biri, spor yazarlarının birçoğu gibi takıntılı olduğumun düşünülmesidir. Bu şekilde bir tavır sergilemek için hiçbir nedenim yok; ne kişisel ilişkiler ne de başka bir şey... Hasan Şaş benim birçok yönden sevdiğim bir oyuncu, ki öyle olmasa dahi eleştirmek için kendimi zorlamam. Zaman geçirmeye yönelik hareketler bana her zaman son derece çirkin gelmiştir. Daha önce de belirtmiştim bunu hatta;

http://mayislar.blogspot.com/2008/09/hrszlar_6379.html

"4. Topu köşe gönderinin oraya götürüp bekleten oyuncuya 3 maç ceza verilsin. Evet, 3, yazıyla 3." demişim o yazıda, işin içine mübalağa da katarak elbette. Bu işi Hasan Şaş da yapsa bu konudaki fikrim sabit. Dolayısıyla Hasan'ın hareketi için yaptığım eleştiri, o gün savunduklarımın bir nevi devamı diyebiliriz. Sonuç olarak, teşekkür ediyor ama katılmıyorum eleştirinize.

Saygılar;
Ata

bilog dedi ki...

Ümit, Hasan, Baros, Kewell konusunda hemfikirim, bu maçı yendik diye pozitif hava estirmenin yanlış olduğu konusunda da hemfikirim, ama bence Galatasaray maçta çok da kötü oynamadı. Orda hemfikir değilim. Antep şu ara iyi gitmiyor ama yine Antep sonuçta. Zor deplasmandır. Oyunun bazı bölümlerinde çok da iyi oynadı Galatasaray. Son dakikalardaki Antep'in pozisyonlarını ise oyunu okuyamayan Bülent'e bağlıyorum ben.