13 Nisan 2009

Fenerbahçe Maçı?

Tıpkı Kadıköy'deki maçta olduğu gibi, galibiyeti hak ettik ve türlü engellere takıldık. Ümit Karan'ın bile kötü oynamadığı bir Galatasaray'ı tebrik etmek gerekir sanırım öncelikle. Ediyorum. Ve asıl konuşulması gerekenlere geçiyorum...

İtiraf edeyim, Fırat Aydınus benim en güvendiğim hakemdir. Çok iyi bir hakem olduğunu düşünmüyorum ama en azından güveniyorum. Maçı onun yöneteceği belli olduktan sonra yapılan olumsuz yorumlarla ilgili bir post atacaktım; kim olsa aynı olumsuz yorumlar yapılacaktı, bu kadar da fanatik olmamak lazım, vesaire diyecektim. İyi ki dememişim, utancımdan bloğu kapatır giderdim herhalde. Yeni bir şeyler öğrenmiş olduk, böylece bundan sonra Fırat Aydınus'un da diğer maşalardan hiçbir farkı kalmamıştır gözümde.

Maçı televizyondan izlemedim henüz ama ona bile gerek yok. Kötü niyet vardı, çok açıktı. Maçın skoruna hakem hataları değil, hakemin kötü niyeti etki etti. Selçuk atılmalıydı. (Saidou çok daha hafifinde atılmıştı.) Lugano ilk yarıdan beri sürekli gerdi ortalığı, topsuz alanda yaptıkları var televizyondan görülmeyen. Üstelik sürekli hava topu mücadelelerinde faul yaptı, hiçbiri verilmedi ki bazıları inanılmaz. Semih'in keza ilk yarıyı kartsız tamamlaması çok garip; iki çok sert müdahelesine de kart çıkmadı. Fenerbahçe'nin takım hâlinde zaman geçirme çabalarının ardından maç sadece üçer dakika uzadı her iki devrede. Benim tribünden ofsayt olmadığını net ama çok net biçimde gördüğüm önemli bir gol pozisyonumuz ofsayt diye kesildi. Birkaç pozisyonda daha yanlış kalkan ve hızımızı kesen bayraklar... Hadi ikisini üçünü ben yanlış görmüş olayım, ya diğerleri? Bir de penaltı pozisyonu varmış, öyle diyorlar ama ben görmedim, penaltı diyorlar. Hele Emre Aşık'a çıkan kırmızı kart yok mu...

Sonra? Hakem konuşmayalım... Neden? Bana göre saf artistlik, samimiyet yoksunluğu, başka hiçbir şey değil. Hakem maçı katlediyorsa niye konuşmayalım, enayi miyiz biz? Ha ama prim yapıyor değil mi... Üç kuruşluk futbol yorumcuları saatlerce hakem tartışıyorlar ya olabilecek en çirkin şekilde, hakem konuşmayınca "fark var" demiş olunuyor... Geçiniz.

Sonra kavgalar var... Sahalarda görmek istemediğimiz hareketlermiş. Kim demiş? Herkes kendi adına konuşsun. Ben görmek istiyorum. Fenerbahçe'yi, Fenerbahçeliyi, Fenerbahçe camiasını sevmiyorum ben arkadaş. Emre benim futbolcuma küfrediyorsa, Lugano bütün maç rakip oyuncu ve tribünleri geriyorsa her dakika birilerini itip kakarak, Semih gibi birçok Galatasaraylının bile ucundan kıyısından sempati beslediği bir adam rakibini sakatlamaya oynuyorsa, Volkan iti tutup da (tövbe tövbe, bir şey diyeceğim şimdi ama...) erkeklik organını Kapalı Tribün'e gösteriyorsa; ve bütün bunlar o pis başkanlarının "tahrik edin sahaları kapansın" emirleri üzerine oluyorsa, ben sahalarda en çok bu hareketleri görmek istiyorum. Kavga istiyorum, ama tribünde değil sahada. Ben Sabri'yi de sevmiyorum mesela, değil mi... Neden? Çünkü bu işlerin Galatasaray şubesi Sabri. Dün çıkıp Fırat Aydınus'a kafayı geçirse, Volkan'ın tuttuğunu koparsa, Lugano'nun ayağını kırsa ve sonunda iki yıl futboldan men cezası alsa... Şu aşağıya Arda'nın değil Sabri'nin resmini koyar, altına da "Sözleşme yenilensin, sahip çıkalım." yazardım.

Ben şiddet yanlısı bir adam değilim, çocukluğumda bir kez olsun oyuncak silah alamışımdır elime, vurdulu kırdılı çizgi filmlerin hiçbirini seyretmemiş, Counter Strike ve türevlerini oynamamışımdır bilgisayarda. Ama yarın bir gün sokakta yürürken biri kız arkadaşıma laf atsa kafayı da geçiririm, başka şeyler de yaparım gerekirse. Otobüste oturup kitap okurken biri sürekli bana bakıp gülerek beni tahrik etmeye çalışsa, indiği yerde iner dün Sabri'nin Emre'ye yaptığını yaparım. Futbolda şiddete en çok kim karşıysa, onun kadar karşıyım. Çünkü hayatın her alanında karşıyım. Ama istisnası var; sabit fikirli olmamak lazım. Yukarıdaki banner'daki tarihler içerisinde 19 Mayıs 2007 var, neden? Çünkü o güne kadar Galatasaray hep diğer yanağını uzatmıştı, o gün ise "çirkinlikse, ben de varım." dedi. Çok şeye etki etti o günkü tepki, bana göre şampiyon bile yaptı bizi. Dün sahaya su şişesi atanları onaylamam mümkün değil mesela, keşke o sular yerine kendileri düşselerdi ama 19 Mayıs'ta o tribünlerde bulunmaktan gurur duyarım, sahaya bir şey atmamış olsam bile. Dün gibi hatırlıyorum, o gün o tribünden daha Galatasaraylı çıkmıştım ben.

Bunca lafı şunu açıklamak için ettim, şiddeti ve çirkefliği sevmiyorum ama sana yapılıyorsa sen de yapacaksın. Yapmazsan gerizekalısın. Hakkını koruyacak bir platform yok çünkü, Türkiye'de yaşıyorsun, yalnızsın. Bütün maç seni provoke eden Lugano karşısında dilini ısırmışsın, herifçioğlu hızını alamayıp son dakikada bir de Emre'ye kafa atmış, maç da bitiyor, yine mi susacaksın? Hayır. Sen de gideceksin vuracaksın kafayı. Aynısını yapıyorsa, gerekirse Milli Takım'dan arkadaşını tanımayacaksın. Arda, Semih'e vurdu bir basamak daha atladı gözümde. Emre'ye de vursa beş basamak daha atlar Hagi olurdu. Benim için böyle bu, hakkımda ne düşünürseniz düşünün, isterseniz fanatik deyin holigan deyin, beni bilen biliyor o bana yeter.

Diyorum ya, sevmiyorum arkadaş. Midemi bulandırıyor şu camia ve neredeyse bütün parçaları. Yabancısı bile aynı bunların, kaç istisnası var ki? Az. Fanatizm değil bu, bilmeyen anlayamaz da öyle görür işte. Onlar da Galatasaray için aynısını düşünüyor, değil mi? Emre Aşık'a çirkef diyebilen insanın muadili Galatasaray'da Alex'e çirkef diyenlerdir. Sayma onları, onlar fanatik işte. Bende Sabri var, Hasan var; senin camian baştan aşağı onlarla dolu. Volkan'da, Lugano'da, Emre'de bitmiyor iş. Aziz'i var, Nihat'ı var, Mahmut'u var, Murat'ı var, Ali'si var, var oğlu var. Tamamı bu ülkenin her türlü pisliğinde pay sahibi. Bu ülkedeki futbol dışı çirkinliklerin bile birçoğunun sorumlusudur Fenerbahçe. En efendi denilen Koç ailesinden yöneticinin ettiği iğrenç küfürleri de gördük hepimiz. Böyle bir camia işte. Klasmanımız farklı, ama iki takım arasındaki yarışta onların kuralları geçiyor. Madem öyle, biz de kuralına göre oynayacağız.

İşte bu yüzden; helal olsun sana Arda, helal olsun Sabri. Şu kırmızı kart Arda'nın futbol piyasasındaki değerini düşürüyor, "agresif" zannediyorlar onu ama o bunu umursamayıp Galatasaray'ın yumruğunu gereken yere indiriyor. Yüzünde patlayan o yumruk da bir şeyleri kendi içinde muhakeme etmesine yol açar umarım. Şu fotoğraftan bir tane daha görmesek bari artık. Sabri de aynı şekilde. "Abi"si ona küfrettiğinde herhalde anlamıştır bir şeyleri. Ha kendisi de çok farklı bir insan değildir muhtemelen Galatasaraylı olmasının dışında, ama bu derece Galatasaraylıyım diyorsan da Galatasaray'a kazık atan bir adamla bu kadar içli dışlı olmayacaksın. Bak gör işte, Galatasaray formasıyla sahaya çıktığın zaman yedin küfürü abinden. İmkansız aşk bu, anladın mı? Sonra Sabri gecenin fitilini ateşledi oluyor... İnsanın adı çıkmayagörsün. Sabri Galatasaray'dan gittiği gün rakılı mezeli kutlama yapacağım ben de ama dün gece haklıydı bu adam. Düşünün, futbolcusunuz. Size küfür edildi, ne yaparsınız? Hatta anket koyuyorum sağ tarafa, yazı bir bitsin...

Ne acı ki 9 Kasım'dan sonra ne konuşuyorsak, şimdi yine onu konuşuyoruz. O maçın yorumu da şurada, isimleri değiştirip yayımlasam bu maçı da anlatırdı. Tamamen aynı. Teknik yönünden hakemine, yaşananlar karşısındaki kişisel tavrıma kadar hepsi aynı... O maçın yorumu, aynı zamanda bu maçın yorumu. Yine kapanan bir Fenerbahçe, sanki beraberlik çok işlerine yarıyormuş gibi ilk dakikadan itibaren zaman geçiren... Ali Sami Yen'deki bir Gençlerbirliği maçı gibi geçer diyorduk, o bile olmadı, Hacettepe seviyesinde zaman geçirdi Fenerbahçe. Galatasaray'a yenilmeyeyim de ne olursa olsun, varsın şampiyonluk da Şampiyonlar Ligi de gitsin... Uzun vadeli planları yok mu? Var, söyleyeyim. Galatasaray'ı tahrik edelim, sahaları kapansın, ligi onların üstünde bitirelim. Kompleks, başka bir şey değil. Galatasaray şampiyon olmasın diye kendi şampiyonluğunu dahi son ana dek kovalamaktan çekinip sahadan çekilerek Modaspor'u şampiyon yapmaya çalışan adamlardan ne beklersin ki? 1955'te böylelerdi, hâlâ öyleler.

13 ekleme:

Adsız dedi ki...

bilader senin gözün dönmüş 2 gün sonra otur sağlam kafayla şu yazıyı bi daha oku nasıl bir fanatiklikmiş bu sendeki anla.utanmasan ekonomik krizi de fenerbahçe yarattı dicekmişsin.

kutay dedi ki...

yine çok güzel bir yazı.. eline sağlık. çogunluguna katılıyorum.özellikle 19 mayıs eksenli tüm satırlara ama arda ile sabri'nin samimi olduguna inanmıyorum. o kavgayı yapacaklarına biraz istekli oynasalardı keşke.
"Abi"si ona küfrettiğinde herhalde anlamıştır bir şeyleri" demişşsin. bence anlamamışlardır. yine araya birileri girer barışırlar ve açılışlara giderler.inşallah ben yanılırım.
inşallah anlamışlardır..

alessandro del piero dedi ki...

arda turan'ın resmi neden sağ tarafta yok? tarihimiz boyunca metin oktay'a en yaklaşabilmiş insan o değil mi? lincoln'e tavır aldığı için, sabri'yle yakın arkadaş olduğu için biz de kızıyoruz hep ama o defoları da olmasaydı onun heykelini dikip tapınıyor olurduk heralde şu anda..

Adsız dedi ki...

evet ekonomik krizi de pekala fenerbahçe yaratmış olabilir, bu saatten sonra hiçbir şeye şaşırmam. ciddiyim.

A. Eren Logoglu dedi ki...

Alnından öpüyorum Arda'nın, Sabri'nin, Emre Aşık'ın ve senin.

Eren.

Adsız dedi ki...

o ona boyle yapmıs, su takım söyle oynamıs , selcuk kart gormus gormemis ,emre kufur etmis etmemis hicbir yorum yapmayacağım bu konuda ancak olaylara ve maca fazlasıyla taraflı baktığını düşünüyorum. tabiki taraflı olmalısın çünkü galatasaraylısın ve takımını seviyorsun ancak tarafsızlıgın da olmalı en azından olaylar konusunda.bana fazlasıyla ama fazlasıyla taraflı geldi.tabiki fenerlileri aklama gibi bir niyetim yok. (en azından sabrinin de emreye kufur etmedigi garantisini veremeyiz herhalde.kimin ilk önce küfür ettiği konusunda tartışmamız da saçma olur.)

daha ilk cümlenden bitti benim adıma bu yazı cünkü galatasaray iyi oynadı demistin.galatasaray iyi oynadıysa bu macta eger bence mactan 3 saat once baslayan villa parktaki aston villa ile everton uzay liginde oynuyorlar.

bu hafta lazio-roma veya aston villa- everton maclarından sonra bizim lig adı verdigimiz ve sadece nufusları ile ilk 5'de yer alan takımlarımızın bulunduğu SÜPER ligimizden utandım.

Saygılar

GoKaN

scapula dedi ki...

GoKaN,

Galatasaray iyi oynadı demedim. Galibiyeti hak etti dedim. Bir de üstüne "Ümit Karan'ın bile 'kötü oynamadığı' bir maç" dedim ki bu "kötü oynamamak" tabirinden de "iyi oynadık" diyemediğimi anlayabilirsin. Tamam ben iyi ifade edememişim ama şimdi söyledikten sonra hak verirsin sanırım.

Zira Teknik Direktörümüz Bülent Korkmaz'a da söyleyeceklerim var, ya da hiç söylemem, susarım; bilmiyorum şu an için. Sadece önce dış meseleler hakkında yazmak gerektiğini düşündüm, kendi içimizdekileri konuşmanın zamanı ondan sonra gelecekti.

Selçuk'un atılması yanlış olacakmış sanırım, Beşiktaşlı bir arkadaşım öyle dedi, başka da kimseyle konuşmadım zaten maç hakkında. Ben tribünden kesin ikinci sarıyı gerektirecek bir pozisyonmuş gibi gördüm, yanılıyorum olabileceğimi de yazıda belirttim. Maçın genelinde Fırat Aydınus'un verdiği ve vermediği çok saçma faul kararları olduğunu düşünüyorum. Topsuz alanda Lugano'nun yaptıklarına 100 dakika boyunca sabretmesi ve maçı gerekenin yarısı kadar uzatması da var.

Yine de doğrudur, mutlaka Galatasaraylı oluşumun etkileri vardır olayları yorumlayış şeklimde. Samimiyetle söylüyorum, hiç olmamasını da tercih etmezdim. Eski postların yorum satırlarında epey lafı geçmişti bunların, hem günün hengâmesinden hem de tekrar etmemek adına şimdi hiç girmiyorum...

Ama iyi oynadık demedim!

Adsız dedi ki...

sevgili ata ;
benim de vurgulamak istediğim tam anlamıyla buydu.dün sahada oyuna başlayan 22 kişi ve sonradan oyuna girenler, saha kenarındakiler ve şeref tribununde oturan bu rezaletin mimarları yani "futbol katilleri" hiçbiri bu maçı haketmedi bence.

bence bir takımın bir macta galibiyeti hak etmesi icin iyi seyler yapması gerekiyor.iyi oynaması gerekiyor. ben macın taktiğine tekniğine yine olaylara girmediğim gibi girmeyeceğim.kötü oynuyorsan kaybedeceksin.haketmiyorsun demektir bence düz mantıkla baktığımız zaman.(zira haketme konusuna derinlemesine girmenin gereği olmadığını düşünüyorum.)

GoKaN

Chao Grey dedi ki...

Çok güzel yazmışsın her zamanki gibi ama yine her zamanki gibi ayrı bir noktamız çıktı: Sabri. Emre'nin küfür ettiğini bilmiyordum, sadece taraftar su attıktan sonra "... evlatları" gibi bir şey çıkmış ağzından, onu da görmedim hatta. Küfür ettiğini bilseydim de fikrim pek değişmezdi. Sabri'nin yapması gereken, Emre yokmuş gibi davranmak olacaktı ama yapamadı maalesef.

samedi dedi ki...

Hakemler de insan, onlar da hata yapar.

apaç dedi ki...

+1971

Adsız dedi ki...

Kadıköyde nasıl hakettiniz acaba anlamadım.Hayır maçı stadda da izledim ama birşeyleri kaçırmışım sanırım.Gerçi gsli arkadaşlar halen 6-0 lık maçın bile kendi hakları olduklarını söylerler ki o maçta durum 2 yada 3 farklı iken dakika 50-60 gibi Ortega kırmızı kart görmüş 10 kişi kalmıştık.
4-1 biten bir maça bizim hakkımız demek akla mantığa sığmaz.

scapula dedi ki...

Adsız,

6-0'lık maç bizim hakkımız değildi, bir sürü Galatasaraylı "İkinci yarının başında çevirebilirdik." der, ötesini söyleyen varsa ciddiye almamak gerek. Kafasız adam az değil ki memlekette. Aynı türden bir 5-1'lik kupa maçı var mesela, sizin oynayıp bizim fark attığımız. Aynı türden derken, biz 6-0'lık maçta o kadar oynadık demek istemiyorum, sadece fark açılana kadar denk gidiyordu o maç. Tabii ki destansı galibiyetler her ikisi de. Anelkalı 4-0'lık maç ise iki takımdan birinin en çok ezildiği maç olsa gerek. Her aklıma geldiğinde şükrederim o maç 4-0 bittiği için. Herhalde 8-0 da olabilirdi. Galatasaray'ın yenik olduğu bir maçın son 10-15 dakikasını "Bitsin ulan artık!" diye seyretmek kolay değildi. Ha bak onda da Saidou yanlış atılmıştı, yazıda da diyorum ya, Selçuk'un hareketinin yarısı değildi yaptığı.

Neyse, sezonun ilk devresindeki maça döneyim. Galatasaray'ın harika başladığı, ancak gerek golünün sayılmaması gerekse Fenerbahçeli oyunculara çıkmayan kırmızı kartlar neticesinde sindirildiği bir maç olduğunu düşünüyorum o maçın. Yoksa tabii ki ikinci yarıda top falan oynamadık. Skibbe'nin Türkiye kariyerinde sınıfta kaldığı ender maçlardan biridir hatta.

Ben bu sezon Kadıköy'deki maçta, golümüz verilse maçın dönmeyeceğine inanıyorum. Kanıtı var mı? Yok. Ama bayağı iyi oynuyorduk o dakikaya kadar... Gol öncesindeki pozisyonun tek vuruş gerektirdiğinde de hemfikirizdir herhalde...