08 Nisan 2009

Emre (3)

Beklenen buluşma gerçekleşiyor. Emre Belözoğlu, Ali Sami Yen'e geliyor. Bana göre çok önemli değil aslında. Emre sadece geçmişte Galatasaray'a da yanlış yapmış olan çirkin bir insan benim gözümde. Fenerbahçe'ye gitmiş olmasının bunda hiçbir payı yok, problem karakterde. Yoksa bir Ahmet Yıldırım'ı bilirim, Galatasaray'da benim için hiçbir şey ifade etmeyen bir futbolcuyken, Beşiktaş'a gittiğinde provokatör yöneticilerden birinin "Büyük bir takıma geldin Ahmet, hislerini anlatır mısın?" sorusunu "Ben büyük takımda oynamanın ne demek olduğunu zaten biliyorum, Galatasaray'dan geldim." diye yanıtlayıp kalbimde yer kazanan. Emre Aşık'ı bilirim, Beşiktaş'tayken bile daha az sevemediğim. Veya bir Cihan, senelerce sabrımızı zorladı 90 dakikalarda ama hâlâ şu ligde en çok başarısını istediğim adamlardan biridir, iyi insandır Cihan. Emre değil. Terbiyesiz, hazımsız... Uzatmaya gerek yok, Galatasaraylısından Fenerbahçelisine bütün ülke biliyor.

Galatasaray'a yaptığı yanlış Fenerbahçe'ye gitmek değildi Emre'nin. Yıllar önce Inter'e gitmekti en büyük yanlışı, onu yetiştiren kulübüne para kazandırmadan. (Daha detaylı değinmiştim buna ilk Emre yazısında) Yıllar sonra da Fenerbahçe'ye döndükten sonraki seviyesiz üslubuydu. Bütün bu yanlışları Galatasaray'dan çok kendisine yaptı ama. Bunun etkilerini hayatı boyunca gün geçtikçe daha çok hissedecek. Eminim kendisinin de pişmanlıkları vardır ama dönüşü olmadığını bildiğinden seçtiği yolda debelenip duruyor işte.

Hoş, şunu da unutmamak lazım ki biz bunları düşünürken Emre hâlâ gerçek Galatasaraylı bildiğimiz kişilerle yakın ilişki içinde. Yarın Galatasaray'a dönmek istese, iyi ilişkiler içerisinde olduğu Başkan Adnan Polat engel olmaz buna. Kulüp yönetiminde kişisel tavırlar, kişisel ilişkiler işin içine fazla giriyor çünkü maalesef. Bülent Korkmaz gibi en profesyonel denilen kişi de bu sebepten hayal kırıklığına uğrattı ya işte birçok kişiyi. Hakan Ünsal gibi Galatasaray'ın başına gelmiş en kötü, en çirkin şeyi bu kulübün içerisine soktu; sadece bu bile anlatmaya yetiyor her şeyi. Neyse, yarın bir gün Emre için de aynı şey geçerli olacak olursa, Fatih Akyel örneğindeki gibi bu yönde tek engel taraftar olacaktır, tabii o zamana taraftarlık kalırsa...

"O zamana taraftarlık kalırsa..." Bu tabirin içinde de asla kurulamayacak hassas dengeler var! Ne istediğimize karar vermek lazım önce. Aslantepe'de taraftar profili değişsin ama taraftarlık kalsın!? Oldu canım, sen nasıl istersen. Hiçbir şey tam olarak olması gerektiği gibi olmayacak, bu gerçekle şimdiden yüzleşmek gerek ki sonra daha büyük hayal kırıklığı olmasın. Ne olması gerektiği gibi ki, tribün olsun. Apayrı bir konu tabii bu, Emre'ye dönelim şimdi geri. Emre; Adnan Polat'la iyi geçinmesinin yanında Arda'nın da çok sevdiği abisi, bilindiği gibi. Birtakım önemli çelişkiler yok mu bu işin içinde? 12 Nisan günü Ali Sami Yen'de Galatasaray'ı destekleyecek aşağı yukarı 20 bin kişinin 19750 tanesi Emre'nin dünyanın en çirkin insanı, Arda'nın da dünyanın en güzel insanı olduğunu düşünüyor olacak. Ama ikisi yakın arkadaş, nasıl oluyor bu iş? Şöyle oluyor bana göre. Bir sürü insana olduğu gibi futbolculara da haddinden fazla anlam yüklüyoruz, onları sınıflandırarak kafa karışıklığımızı giderme yoluna gidiyoruz.

Hakan Şükür en büyük Galatasaraylı, değil mi? Hani nerede, neden göremiyoruz Ali Sami Yen'de? Bir kez bile izlemedim ama işte oradan buradan okuyup duyuyorum, neden Galatasaray'ı karıştıracak yorumlar yapıyor televizyonlarda? Söyleyeyim, çünkü profesyonel. Belki bin futbolcudan dokuz yüz doksan dokuzu gibi. Futbolcuyken de profesyoneldi. Beşiktaş'ın, Fenerbahçe'nin etrafında dolandığını da unutturacak kadar zaman geçmedi daha. Biz futbolu sevmek, ondan istediğimiz zevki almak için futbolcuları da istediğimiz gibi görüyoruz. Ha yola Arda - Emre ilişkisinden çıktığımız için belirteyim, Arda da profesyoneldir demeye çalışmıyorum. (Burada profesyonellik, sıkça kullanılan diğer anlamında.) Bence de Arda bizim kadar Galatasaraylı ve çok istiyorum ki sembolleşsin burada. Ama işte o Arda, Emre'yi çok seviyor. Bu, üzerine düşünmeye değer bir gerçek. 20 binin 19750'si yanlış düşünüyor bu yüzden, bana göre. Benim kafam rahat, Arda istediği kişiyi istediği kadar sevsin, benim ona karşı olan tutumum değişmez. Çünkü Arda'dan ne istediğimi ve bunun sınırlarını biliyorum. Ne Arda dünyanın en iyi insanı benim gözümde, ne de Emre en kötüsü. Olması gereken de bu; bence tabii. Yani sanmıyorum ki Arda bir gün bizi herhangi bir konuda hayal kırıklığına uğratsın, ama öteki türlü düşündüğümüz sürece mutlaka birileri tarafından hayallerimiz kırılacaktır. Arda yapmaz da ne bileyim Arda'dan sonrakiler yapar, öncekilerin yaptığı gibi.

Netice itibariyle, Emre 12 Nisan'da tepki görecek. Ben de olacağım yuhalayanlar arasında. Galatasaray'a yanlış yaptı çünkü. (Üçtür kullanıyorum, bu "yanlış yapmak" da mafya dizisi delüğanlısı tabiri gibi oluyor ya neyse.) Ama işi abartmamak lazım. Emre'ye haddinden fazla değer biçmemek lazım. Emre değersiz bir insan, değersizliğiyle kalsın. Koskoca Galatasaray, çok önemli bir Fenerbahçe maçı oynarken kim takar Emre'yi? Oynuyorsa futbolunu oynasın, oynayamıyorsa sakatlanıp çıksın, bize ne? Maç başlarken hak ettiği muameleyi yapsak, sonra da herhangi bir futbolcu olsa bizim için, kâfi. Daha fazlasını hak etmiyor çünkü, cidden hak etmiyor...

3 ekleme:

kutay dedi ki...

"Arda yapmaz "
ben bu cumleyı kullanamıyorum bir türlü. bunda arda'nın sucu yok..ondan öncekılerın payı var. o yüzden arda dostlarını, abilerini daha iyi secerek daha buyuk sevgıye naıl olabilir. eğer kılavuzu emre olacaksa arda deyınce 2 kere düşünüyoruz ne yazık ki..
ardacım takımın beynı ruhu herseyı.. sevıyorum o ayrı...

ultrANIL07 dedi ki...

12 Nisan'ı en çok da bunun için bekliyorum. Mabette Emre'yi saygıyla selamlamak için!

apaç dedi ki...

ıslıklamak yetmez.

başka şeyler yapmak lazım. zaten kopacağımız kadar kopmuşuz yarıştan.

(tribün teröristiyim. endüstriyel futbola da kafam girsin. evet)