Sergen Yalçın'dan sonra sırada Rıdvan Dilmen var. Onlar konuştukça biz de hafızaları canlı tutalım. Rıdvan Dilmen, şüphesiz bu ülkedeki en iyi futbol yorumcularının başında geliyor. Yanında da yine futbolu en iyi bilen adamlardan Güntekin Onay olunca, başarılı bir program çıkıyor ortaya. Ha arada Rıdvan'ın Fenerbahçe fanatizminin etkileri görülmüyor mu, görülüyor; ama bu rakip takım taraftarlarının birçoğunu kızdırsa da bence böyle olmalı. Amatör ruh arıyoruz ya, işte o var Rıdvan'da. Taraf olan insan, samimidir. Rıdvan mümkün mertebe objektif değerlendirmeler yaparken, tarafını kaybetmeyenlerden.


Bu noktada içli bir Turgay Şeren "Ancaaaaak..."ı çekelim.

Geçtiğimiz günlerde Fenerbahçe maçı öncesi gece kulübüne gittiği için kadro dışı kalan Batuhan'a çatarken kendi geçmişini unutmuş gibiydi sanki Rıdvan. "Biz de hatalar yaptık, biz de gezdik." dedi belki ama "Ben de 18 yaşımdayken Fenerbahçe'yle, Galatasaray'la oynamadan önceki gece uyuyamazdım ama heyecandan." sözleriyle kendini örnek göstermekten de geri kalmadı.

İçerik "Ben ettim, sen etme." olmadığı sürece, Batuhan'a öğüt verebilecek en son kişilerden biri Rıdvan olsa gerek. Batuhan'a profesyonellik anlatırken, "sakatım" diye takımda oynamayıp, Tanju'yla birlikte Bakırköy, Küçük Çekmece, Halkalı halı sahalarında sokaktan adamlarla zamanın parasıyla 50 lirasına maç yapıp para kazandığı günleri düşünüyor mu acaba? Antrenman tembelliklerini? Kendi kadro dışı kaldığı günleri? Aşağıda Rıdvan Dilmen'in kariyer özeti var. Hatta bu özette eksikler de var. Misal; bugünün Galatasaray'ı nasıl ki takım içi ve dışındaki futbolcu abiler tarafından yönetiliyor da biz "90'ların başındaki Fenerbahçe'ye benzedik" diyoruz ya, o 90'ların başındaki Fenerbahçe abilerinin önde gelenlerinden biri Rıdvan. 1992 yılındaki başka bir röportajdan alıntı yapayım, bakalım tanıdık gelecek mi?

- Basında senin ve birkaç futbolcunun Mustafa Denizli'nin gelmesi için yönetime ricada bulunduğu yazıldı?
"Evet, böyle bir şey oldu. Ancak yönetim Venglos'u bırakma kararı aldığı için böyle bir istekte bulunduk. Venglos varken böyle bir düşüncemiz yoktu."

-Niye Mustafa Denizli?
"Anlatmaya gerek var mı bilmiyorum. Mustafa Hoca kendini kanıtlamış bir teknik adam. Futbolcuyu anlayan, onunla dertleşen ve Türkçe konuşabilen bir isim. Bizim takım olarak sorunumuz psikolojik olduğu için de ideali bir isimdi."

-Venglos için ne düşünüyorsun?
"Bence Venglos çok kaliteli bir teknik adam. Zaten kariyeri bunu gösteriyor. Ama kendisi çok yıpratıldı. Otoritesi sarsıldı. Eğer zaman tanınır ve sabır gösterilirse onunla da çok başarılı sonuçlar alacağız."

-Takım içinde gruplaşmalar ve huzursuzluklar olduğu doğru mu? "Hayır. Kesinlikle doğru değil. Bunlar olay yaratmak için ortaya atılan laflar. Takım içindeki herkesin tek amacı Fenerbahçe'nin başarısı."

Şimdi, yukarıdaki cevaplardan hangisi samimi, hangisi palavra; bugünün Galatasaray'ını az çok tanıyan, ama medya aracılığıyla öğrendikleriyle değil de gerçekten tanıyan, herkesin anlamış olduğunu sanıyorum. Hâlâ tereddütteysek, aşağıdaki sayfaları tıklayıp okuyarak daha sonra yaşananları da hatırlayıp, röportajda verilen cevapları bu bilgilerin ışığında tekrar değerlendirmek manzarayı biraz daha netleştirecektir. O hâlde sözlerimize burada son verip, Rıdvan'ın profesyonel geçmişine doğru bir zaman yolculuğuna çıkalım...

Gerisini ben anlatayım. Tanju, aynı günlerde ikinci lig takımı İstanbulspor'la anlaştı. Ekim ayından sezon sonuna kadar 21 maça çıktı, 17 gol attı. Takımı Birinci Lig'e çıkamayınca futbolu bıraktı. Rıdvan affedildi. Affedildi affedilmesine de, iki sezonda toplam 5 maça çıktı. Bir kez 90 dakika sahada kaldı, kalan 4 maçta da toplam 90 dakika oynadı. Tanju ve Rıdvan sindirildikten sonra Fenerbahçe futbolcuya dayalı düzenden kurtulamadı. Tanju - Rıdvan ikilisi birinci dalgaydı. Sakaryalılar ikincisi. Sonunda hepsinin ipi çekildi. Özellikle Sakaryalılar için konuşursak ipi çekenler, çekilenlerden daha masum olmasa da o günlerde Fenerbahçe'nin iyi yönetimi için ilk adım atıldı. Daha sonra bu ruhu yaşatmaya çalışan Ceyhun gibilerin sonu da yine aynı olacaktı. Darısı başımıza diyerek, Galatasaray payına çıkarım yapmadan da bitirmemiş olalım.

6 ekleme:

aşkın dedi ki...

''Yüzyılın postu'' desem abartmış olur muyum?
3. resimdeki kız, 4. resimde Saunders reklamı ve Tanju'nun arkasındaki Meksikalı amigo.
Yorum bile yapamayacağım bir post olduğu için benden anca detaylar...

scapula dedi ki...

Aşkın,

Abartmış olursun!

Böyle bir sürü dergi var okuyup hatmettiğim, yeri geldikçe buraya ekliyorum sadece. Yazıcım bile yok, fotoğraf çekiyorum her seferinde; onun için düz çıkarmak biraz zor oluyor sadece.

4. resmi sırf Saunders reklamı gözüksün diye çift sayfa yaptım ama arkadaki amcamın Meksikalı olduğunu nereden çıkardın, şapkası da yok ki!?

aşkın dedi ki...

Meksikalının bakışları yeter Scapula, Western filmleri izlersen heralde hak verirsin bana, şapkaya gerek yok!
''Yüzyılın postu'', daha doğru ifadeyle ''geçen yüzyılın postu'' dedim zira büyük bir tabuya değiniyor; Rıdvan'ın masum olmayan yüzü.Para karşılığı ''sokak futbolculuğu''.Peter Parker'ın başlarda süper güçlerini para karşılığı kafes güreşlerinde kullanması gibi.Rıdvan da sonradan Parker gibi toparladı ve yorumculuğuyla (sanki ses sanatçısı) yerini buldu.
Bir de bu yazıyla Oğuz Çetin'in ''hizipçi'' yaftasını haksız yere aldığı görülüyor ama o olayın derinliğini bilemeyiz.
Kız için Tuba Ünsal diycem amma diğer adamın Meksikalılığı bile daha gerçekçi :)

Walentino dedi ki...

o değilde van nistelrooy, aurelio ve rijkaard bize geliyormuş..

http://walentino.blogspot.com/2009/04/van-nistelrooy-galatasaraya.html

Adsız dedi ki...

Dean Saunders :D
Eski bir dostu görmüş gibi hissettim şimdi.

jimmy sokoban dedi ki...

süper bir post olmuş.ellerinize sağlık.umarım bir an önce scanner temin edersiniz de arşivlik bir blog sitemiz olur :)