23 Mart 2009

Yargısız İnfaz

Bu güzel fotoğraf, Beşiktaş'ın müjdecisi Les Ferdinand'ın Türkiye'deki son maçından.

Fenerbahçe ve Almanya Milli Takımı'nın eski kalecisi Toni Schumacher'in "Ve Maç Başlıyor" adlı kitabında bir söz geçer. "Basın tarafından canavar ilan edilen birinin artık hiçbir şansı yoktur. Tek çözüm; izolasyon. Röportajlara, yorumlara ve televizyona çıkmaya son. Mücadele yalnız sahada olacak ve hiçbir hata yapılmayacak."

Son iki sezonun Galatasaray'ında kupa törenlerinin, gol sevinçlerinin, beraber gidilen yemeklerin, kampların fotoğraflarına bakın; yalnız bir adam göreceksiniz. O adama yapılmayan kalmadı bu iki sezonda. Ama o çıktı Schumacher'in bahsini ettiği mücadeleyi yaptı. Yapmadığını Ali Sami Yen'e gelip giden hiçkimse söyleyemez. Ama basın tarafından canavar ilan edilmişti bir kere, tam tersi inandırılmaya çalışıldı bizlere. O adam, mücadelesiyle yine de yer buldu kendine. Hâlâ yalnızdı. Tek yakın arkadaşı, aynı anadile sahip olduğu tek kişi uzaklaştırıldı bu takımdan; ki bu transferde Lincoln'ü yalnızlaştırma politikasının payı yoksa ben Galatasaray'ı hiç tanımamışım. Acil maddi kaynak gerekliliği diyorlar, iki ay önce Mehmet Yıldız ve Abdurrahman Dereli transfer edilmek istenirken teklif edilen neydi; para değil mi?

He şeye rağmen mücadelesine devam etti Lincoln. Herkes onu konuştu, kendisi hariç. İş tahammül sınırlarını ziyadesiyle aşınca, bir defalığına mahsus çıktı aslanlar gibi açıklama yaptı. Ne ki bu da işe yaramadı, canavarlaştırma süreci devam etti. Florya yeniçerilere teslim malum; içerideki dışarıdaki abiler ve yeni abi adaylarının büyük payı var bu süreçte. Ve bunda olduğu kadar, elbet Skibbe'nin gidişinde de. En nihayetinde de kötü niyet kazandı zaten, başka bir "Abi" takımın başına geçirilince.

Her şeyi tahmin ederdim ama Bülent Korkmaz'a olan sevgi ve saygımın azalacağını tahmin etmezdim. Azaldı. Çünkü sadece teknik direktör olarak sınıfta kalmadı Bülent Korkmaz, karakter olarak da sınıfta kaldı. Çok yanlış tutum sergiledi, çok çirkin hesaplar yaptı. Ve sonunda o da katıldı Lincoln'ü canavarlaştıranlar arasına. Üstelik onun başka bir yetkisi daha vardı, oligarşik bir yapıya bürünmüştü ne de olsa Galatasaray ve o da liderlerden biriydi. Tek hakkını elinden aldı Lincoln'ün. Böylece, çok sevdiği taraftar için vargücünü sahaya yansıtan Brezilyalının o onurlu mücadesine devam etme şansı da kalmadı. O da en doğrusunu yaptı, başkaldırdı. Titre Bülent Korkmaz, Cassio Lincoln geliyor; demek isterdim ama ne var ki haklı mücadelesinde yalnız Cassio Lincoln. İpi çoktan çekildi, idam sehpası çoktan hazırlandı. Yine yeni bir serüven, itaat etmeyenin ezilmesiyle sonuçlandı.

Bundan bir ay öncesine kadar Lincoln'ü severdim ama sadece yarattığı sempati ve oynadığı futbol etkendi bu sevgimde. Son bir ayda ise sergilediği onurlu duruş ve haklı başkaldırısı çok farklı bir yer kazandırdı ona kalbimde. Her iki Hamburg maçında, ama özellikle ikincisindeki tavrı çok büyük saygı hak ediyordu. Bugün gittiği ve bir daha dönmeyeceği söyleniyor, eğer doğruysa Lincoln yine kocaman bir alkışı hak ediyor. Lincoln'ün bu tavrını bir yerlerden hatırlıyorum sanki. Bana Hagi'nin Erol Ersoy'un ayağına basıp suratına tükürdüğü günleri anımsatıyor. Kötü niyeti fark ettikten sonra her şeyi göze alıp gerekeni yapmak... Artık Galatasaray'ın Lincoln diye bir futbolcusu yok; dönse de dönmese de yok. Aslolan Galatasaray'dır elbette ama haksız olduğunu bile bile ben Galatasaray'ın tarafında olamam. Şöyle diyeyim, tarafında olurum ama savunamam.

Gökmen Özdemir, İlhan Söyler, Gökmen Özdenak, Erman Toroğlu, Hakan Ünsal, Tayfun Bayındır, Sinan Engin, Ali Naci Küçük ve şu anda ismi aklıma gelmeyen karınca kadar değersiz onlarcası... Hepiniz mutlusunuz biliyorum. Kaybetme ihtimalinizin olmadığı bu savaşı kazandığınız için sinsi sinsi sırıtıyor, aynaya bakıp ben neymişim be abi diyorsunuz. Oysa kazanan siz değilsiniz, sizler küçük birer piyonsunuz sadece; sahiplerinizin piyonları... Hepiniz sahipleriniz adına konuştunuz. Üç kuruş fazla kazanmak için insan karaladınız. Kiminiz paranın tatlılığının, kiminiz kişisel ilişkilerinizin esiri oldunuz. Olmaya da devam edeceksiniz. Bugün galip çıktınız, yarın yine galip çıkacaksınız; bu ülke de bu yüzden bu kadar iğrenç bir ülke zaten, sizler yüzünden.

Tek bir adam, yine dersimizi verdi ve gidiyor. Anlamıyoruz. Anlamayacağız.

11 ekleme:

Walentino dedi ki...

bülent korkmaz kolay olanı seçti.kazanmak yerine harcamayı.ne yazıktır ki kaptan yıllarca yüreğiyle oynayıp kazandığı saygınlığı 2 haftada ne hale getirdi.

lincoln'e ve daha öncesinde skibbe'ye yüklenenler mutlu olsunlar.
takım feraha kavuştu artık.

gltsry dedi ki...

muhteşem bir yazı olmuş.gerçekten tek tanım muhteşem. bu kadar güzel anlatılabilirdi.
lincoln ilk geldiğinde hagi ile kıyaslandığında verdiği cevapla bile bana göre insanlığını belli etmiştir.bu ufacık detay bile onun yapısını anlamaya yeter ama anlayacak kişi nerde.hele hele medyaya ''gerçekler daha çok satar'' demesi.belkide bu sözü yediremediler kendilerine.zira yutulacak bir söz değil adam olan için.
ve eğer bitirilirse bu oyuncu(ha belki zaten bitti diyeceksin ama benim hala umudum var,başka türlüsünü beceremiyorum) yönetimin pılısını pırtısını toplamasını talep edeceğim.bir oyuncuna sahip çıkamıyor medyaya, hocana maymun yaptırıyorsan ne iş için ordasın?
son olarak galatasaray hep arkadaşlıkları ile anılırdı 2000 li yıllarda.işte galatasaray takımı şöyle kaynaşıyor böyle iyi.yalanmış hepsi demek ki. herkesin bir abisi varmış asıl.yediler bitirdiler o abiler bizi zaten.bir nefes alabilsek şöyle azıcık kenara çekilselerde.

Massimo Orhun dedi ki...

Merhaba Atahan, blogundan yeni haberdar oldum. 20 dakikadir okulun kutuphanesindeyim, bir cirpida en az 15-20 yazini okudum, cok guzel olmus eline saglik. Turkiye'ye geldigimde bunu bir islatalim derim, Semih geri vites yapmazsa tabii.

Atahan biliyorsun forumlara cok yazdik cizdik onceleri, burasi belki yeri degil ama bana bir musade et cunku artik hic bir forumda yazmiyorum, burada yazma hakkimi kullanayim.

Hatirliyormusun Atahan, ASY.net'de yazdigimda hepiniz bana kizmistiniz Bulent Korkmaz'a neden boyle diyorsun diye ? Dedigim de cok acikti, Bulent Korkmaz Galatasaray'a yakisan bir kaptan hicbir zaman olmamistir. Bunu soyle aciklamistim, "Benim hayalimdeki Galatasaray kaptani, kendisinden nefret de etsem, Hakan Sukur gibi olmalidir. Az konusmali, ama bir konustu mu herkes sesini kesip dinlemeli." Ben Melih abi gibi ya da yasi 35'i gecen abilerim kadar izlemedim Bulent Korkmaz'i ancak izledigim 15 sene icerisinde tek gordugum hakemin dili,dini,irki farketmeksizin, her pozisyona ancak her pozisyona itiraz eden bir kaptan gordum. Oyunculugunda da sevmezdim zaten belki cok klise bir laf olacak ama ben Bulent Korkmaz'i hicbir zaman kabullenmemistim zaten genc bir taraftar olarak.

Simdi gelecek cevaplar olur kesin onu da cevap vereyim. Efendim ben babamda vitaminken Bulent Korkmaz Galatasaray'da oynuyormus. Yahu arkadasim banane ben babamda vitaminken Bulent Korkmaz biz de oynuyorsa, sevmek zorunda degilim ki. 20 sene bize emek vermis. Efendim emeklerinin karsiliginda dunyalari kazandilar, en guzel yatlar, katlar, arabalar, gerekirse kizlar, san, sohret, un hepsi onlarla birlikteydi. Goren de 20 sene hizmeti, 350 milyon asgari ucrete yapti zanneder yahu. Eyvallah, akittigi her damla ter icin tesekkur ederim - ki ben Cihan Haspolat'li veya Orhan Ak'i televizyon da gorunce hala iyi olmalari icin dua ediyorum - ancak bunu da bedavaya yapmadi kendisi.

Bulent Korkmaz Galatasaray'a teknik direktor olarak geldiginde cok supheci yaklasmistim hatta bunu Melih abi'nin ve Sinancan abi'nin bloglarinda da yazmistim. Bence utanc verici bir karardi ve Adnan Polat'in hanesine en buyuk eksi olarak yazildi. Bulent Korkmaz'i istemememin iki ana nedeni vardi;

1-Yildizlar ile gecinemeyecegini dusunuyordum, cunku kendisinin inanilmaz bir egosu var.

2-Defansif futbolu cok seven Bulent Korkmaz'in bizim geleneklerimizle oynayip, daima hucumu dusunen Galatasaray'dan, ustelik tarihinin en iyi hucumcu kadrosunu yakalamisken, defansif bir takima burundurecek olmasiydi. Nitekim yapti, yapti ve bir cuval inciri berbat etti.

Ilk maddede soyledigim, direkt olarak Lincoln'e cereyan etti ne yazik ki. Adam durduk yere oyundan cikarildi. Why dedi ve bir daha forma yuzu goremez hale geldi. Lincoln'un hatasi yokmudur, elbet vardir ancak teknik direktorde ego denen sey olmayacak arkadas. Adama en lazim oldugumuz donemde boyle bir celme takarsan, adam istese de kendine gelemez.

Ikinci madde cok daha onemliydi. Bakin - her kim okuyorsa bu yaziyi - Galatasaray'i basta da dedigim gibi 30 senedir falan izleyen biri degilim ancak dogdugu gun babasinin kendisini hastanede birakip 29 Mayis 1988'deki sampiyonluk macina degisilen bir genc olarak soyluyorum ki, Galatasaray tarihi boyunca ne kazandiysa hem "HUCUM" yaparak kazandi. Ben babamdan boyle duydum, babamin babasindan da boyle isittim.

Her takimin kendine ozgu karakteristik yapilari vardir ve bu tabulari yikamazsiniz. Ornegin, Milan tarihinde hic bir zaman 20 yas ortalamasini yakalayamamistir. Daima tecrubeden yana olmuslardir. Barcelona ve Real Madrid tarihi boyunca - benim okudugum kadariyla - hem hucum ile kazanmistir ne kazandiysa, asla defansa tahammul edemememislerdir, tipki Capello orneginde oldugu gibi. Galatasaray'da da bu takimlar gibi bir tabu vardir, tarihi boyunca daima "En iyi savunma, hucumdur!" demistir ve buna mutabik kalarak sayisiz basarilar kazanmistir. Galatasaray Futbol Takimi asla ve asla bir Italyan takimi gibi defansif bir takim rolune BU-RU-NE-MEZ! Boyle birsey tabiatimiza aykiri, yapamiyoruz, olmuyor. Skibbe'de bunu denedi olmadi, Bulent'de deniyor olmuyor iste. Nerede Feldkamp ile oynadigimiz, ilk yarida 20 sut cekip 2-3 gol buldugumuz maclar (ki o kadroda Baros,Kewell yoktu dusunun bi de olduklarini) bir de simdiki 55 . dakikada ilk sutumuzu attigimiz maclar.

Kisiden kisiye gore degisir ama ben kendi sahamizda 4 stoper+3 defansif ortasaha+1 forvet gorunce uzuluyorum ve eminim benim dedemin kemikleri sizliyordur mezarinda. Allah askina yemisim dunya futbolunu, birisi gelsin ve su takimi 104 yillik Galatasaray gibi oynatsin ve bizi bu eziyetten kurtarsin.

Orhun Gurkan

ssg dedi ki...

ulan orhun,sana mail attim atkin hazir diye...

sen once ona bir bak...
sana buradan bir geri vites yaparim : )

Massimo Orhun dedi ki...

Kardesim okulun Gmail ile anlasmasi oldugundan, kutuphanedeki bilgisayarlardan hotmail'e veya diger mail network'lerine erisim engellenmis durumda. Son bir dersim kaldi, sonra evdeyim.

Cok sevindim, cok tesekkur ederim sana da cok zahmet oldu. =)

Mod'da olmussun, banimi actirsana =)))))))

pclion dedi ki...

Çakma asy.net'e çevirmişsiniz buraları, çıkın adamın blogundan. :)

Ata, girişinden sonucuna hemfikir olduğum bir yazı daha. Hoş, bunları yazmak bile angarya gelir artık, biliyorsun zaten düşüncelerimi. Sırf bu arkadaşlara yönelik bir mesaj olmasın diye uzatıyorum işte...

scapula dedi ki...

Çıkmasınlar, sen çık.

:)

***

Orhun sana cevap vereceğim, zaman arıyorum...

Coskun Celik dedi ki...

maç özeti değil belki de sezon özeti olmuş...

gltsry dedi ki...

merhaba,
ben aslında buraya yazacaktım ama haberin vardır çoktan söylemişlerdir diye yazmamıştım.dün ntvspor'u açtığımda gördüm.fuat akdağ'nın programı spor servisinde hani fotoğraflar bölümü var orda bu post un fotoğrafını yayınladılar ve yazının ilk cümlesini.tebrikler:)

scapula dedi ki...

Orhun muhtemelen okumayacaksın ama ben yazayım.

Teşekkür ederim öncelikle. Ne müsaadesi, estağfurullah. Ben teşekkür ederim yazın için.

İlk paragrafına büyük oranda katılıyorum. Ama taa .to zamanlarından beri katılmadığım, anlayamadığım bir şey var. Bülent Korkmaz'ı Gençlerbirliği'nin yardımcı antrenörüyken kaldırdığı o kolla hatırlamak bana çok yanlış geliyor. Bülent Korkmaz'ı sevmeyebilirsin, Galatasaray Kaptanı olmaya yakıştırmayabilirsin ama bu duygu ve düşünceni savunmakta argüman olarak o tepkiyi seçmen bana kolaya kaçmak gibi geliyor. Çoğumuzda bir sürü konuda olan küçük bir önyargı diyeyim hatta. O kolu ben zerre kadar önemsemiyorum ama bunun sebebi Bülent Korkmaz'a duyduğum sonsuz sevgi değil. O kolun adresini biliyorum çünkü, ben değilim. Gerçek adres de o ve başka bir sürü kolu hak etmekte; senin de onaylayacağını bildiğim gibi.

İkinci paragrafa da pek tabii ki katılıyorum; Bülent'in kendisine teklif edilenden daha düşük paralara Galatasaray'da kalmayı seçtiği zamanlar olduğunu da ilave ederek.

Sonra... Sonrası, bu kez hiçbir şey ilave edemeyecek şekilde benim düşüncelerimi yansıtıyor. Ellerine sağlık.

Geç oldu, umarım kusura bakmazsın.

Massimo Orhun dedi ki...

Upps gormemisim Ata'cim attigini simdi kontrol ettim.

Tesekkur ettim cevabin icin.