Bu sabah Spor Servisi'ni izlerken, bir yandan da Latin Amerika futboluyla ilgili bir şeyler okuyordum. Programda kayak federasyonunun yabancı hoca seçimi gibi ilgimi çekmeyen konulara değiniliyorken biraz daha yoğunlaştım önümdeki metne. Derken bir anda, bir telefon bağlantısı kuruldu. "Mehmet Gönülaçar" adını işittim. İrkildim. İsmin altında "spor yorumcusu" yazıyordu. İsim benzerliği midir acaba, diye düşündüm. Değildi, basbayağı bildiğimiz Mehmet Gönülaçar'dı konuşan. Ne alaka demeye kalmadan öğrendik ki, Trt Şeş'te spor yorumculuğu yapıyormuş Mehmet. (Gönülaçar mı demeliyiz artık yoksa? Canlı izlenilen futbolcular başka işlerle ilgilenmeye başladıkça fark ediyor insan yılların ne çabuk geçtiğini.)

Mehmet Gönülaçar, Anadolu'da parlayan sıradan bir futbolcuydu. Altyapısından yetiştiği Gaziantepspor'da forvet oynuyordu. 1996-97 sezonunda oynanan, Hakan Şükür'ün o efsanevi son dakika frikiği de dahil olmak üzere 4 gol attığı Galatasaray - Gaziantepspor maçının ilk yarısında sakatlanmış, daha kış aylarına girilmeden sezonu kapatmıştı. Buna rağmen, ilginçtir, sezon sonunda Galatasaray'da buldu kendini. Yeni takımına 2 yıllık imzayı atarken, henüz sakatlığı geçmemişti. Bu yüzdendir ki ne sezon öncesi hazırlık kampına katılabildi, ne bir tek hazırlık maçına çıkabildi Hagi, Ilie gibi yıldızlarla. Onun için tek hazırlık; skor rahatken takıma ısınsın diye, işler kötü giderkense Mustafa Kocabey etkisi yapsın diye sahaya sürüldüğü son 5-10 dakikalardı. Gerek sıradan bir futbolcu oluşundan, gerekse sakatlık belasından ötürü, tutunamadı Galatasaray'da. Yanlış hatırlamıyorsam eğer; Galatasaray kariyerini sona erdiren de, yine bir Gaziantepspor - Galatasaray maçı olmuştu. Yağmurlu bir hava ve çamur içinde bir sahada oynanan karşılaşmada ikinci 45 dakikada forma giyen Mehmet'in formasında tek bir çamur lekesi bulunmaması, ipinin çekilmesine yol açmıştı. Sezon sonunda gönderileceği söyleniyordu ve öyle de oldu.

Nedendir bilinmez, tarihinin en iyi kadrolarından birine sahip Galatasaray, vasatın altındaki futbolcularını dahi "belki işe yarar" düşüncesiyle elden çıkaramıyordu. Volkan Kilimci, Osman Coşkun ve Mehmet Gönülaçar, ki bir anlamda kader arkadaşıdır bu üçlü, uzun yıllar sözleşmeli Galatasaray oyuncuları olarak kaldılar bu nedenle. Mehmet de önce Sakaryaspor'a kiralandı, sonraki sezon Yimpaş Yozgatspor'a. Galatasaray UEFA Kupası'nı kazandığında, Mehmet hâlâ Galatasaray futbolcusuydu. Sürekli karşılaştırıldığı Hakan Şükür'ün Inter'e gidişi sonrasında şans bulacağını düşünmüş müdür bilinmez, ancak Galatasaray o boşluğu Super Mario Jardel'le doldururken, Mehmet kendini Türkiye futbol tarihinin en ilgi çekici transfer hikayelerinin birinin içinde buldu.

Beveren Tiyatrosu

2000-01 sezonunun başında Belçika'nın Beveren takımı iflasın eşiğine gelirken, kulübü kurtaran, Türk menajer ve iş adamı Nazmi Karatmanlı oluyordu. Beveren, Lokeren'le birleşmek üzereyken devreye girip yöneticileri ikna eden, kulübün borçlarını ödeyen ve yan kuruluşlarıyla beraber %60-70 hissesini alan Nazmi Karatmanlı, Beveren'in yeni başkanı ve sportif direktörü konumuna geliyordu. Bu gelişme, Belçika basınını karıştırdı. Beveren gibi köklü bir kulüpte böyle önemli bir pozisyona bir yabancının getirilmesi tepki gördü. Nazmi Karatmanlı ise çoktan işin başına koyulmuştu. Ve transferler başladı.

Koyu bir Galatasaray taraftarı olan Nazmi Karatmanlı, ilk olarak tuttuğu takımın yöneticilerinden yardım istedi. Kader arkadaşları dediğimiz Volkan Kilimci, Osman Coşkun ve Mehmet Gönülaçar, 1 sezonluğuna Beveren'e "kiralandı". Yanlarında Beşiktaşlı Hikmet Çapanoğlu da vardı. Bu dört futbolcuyu, Kardemir Çelik Karabüksporlu Soner Acar ve Adanasporlu Olivier Surray izledi. 6 oyuncunun da sözleşmesi aynıydı; bir sezon, kiralık. Bu transfer stratejisi, kulübü büyüteceğini, uzun vadeli planlamalar yaptığını ve bir sonraki sezon sonunda Avrupa kupalarına katılmayı hedeflediğini belirten Nazmi Karatmanlı'nın sözleriyle pek örtüşmüyordu, ancak nakit sıkıntısını aşmanın başka yolu da yoktu. Peki aşılabildi mi bu sorun? Hayır.

Parasını alamayan oyunculardan, ilk olarak Osman Coşkun isyan etti. Osman ülkesine döndüğünde, daha bu transferlerin üzerinden 3 ay geçmemişti. Diğer Türk oyunculardan Mehmet, Volkan ve Hikmet de idmanlara çıkmıyorlardı ve tek problem para değildi. Bu oyuncular hem paralarını alamıyorlar, hem de takımın İspanyol teknik direktörü Emilio Ferrera'nın ırkçılık yaptığını iddia ediyorlardı. Nazmi Karatmanlı maddi problemleri çözeceğinin garantisini vererek Mehmet ve Hikmet'in idmanlara çıkmasını sağladı. Volkan ise kulübün birinci kalecisi takımdan ayrılmazsa kendisinin ayrılacağını söyledi. Birkaç hafta sonra Mehmet ve Hikmet de çektiler isyan bayrağını, gittiler Osman'ın peşinden. Volkan hâlâ birinci kaleci Fauhmi'nin ayrılmasını bekliyordu. Beklentisi gerçekleşmeyince o da döndü. Soner ise takımında kalarak savaşmayı seçti.

"Ferrera ile aramız hiç yok. Zaten Nazmi Karatmanlı'nın da arası çok bozuk. Bu nedenle bize karşı tavır almış durumda. Futbolcular arasinda ayrım yapıyor. Hatta diyebilirim ki, bize karşı çok büyük bir ırkçılık yapıyor. Yöneticiler ve teknik direktör bizi bir an önce kulüpten uzaklaştırmak için ellerinden geleni yapıyorlar. Oysa biz, Türkiye'ye gelen yabancı futbolcuları el üstünde tutuyor, saygı gösteriyor ve tüm sosyal ihtiyaçlarını karşılıyoruz. Burada ise biz her şeyi kendimiz halletmeye çalışıyoruz. Türkiye'ye dönünce ben de yabancı düşmanı olacağım."

Yaşadıklarından bu müthiş sonucu çıkaran Mehmet'in yukarıdaki sözlerinden de anlaşılabileceği gibi, bu transfer hikayesinden geriye kalan, yalnızca kavga ve gürültü oldu. Hikmet, Volkan ve Mehmet'in feryatları bir süre Türkiye'de gündemi meşgul etti. Bu futbolcular, taraftarların kendilerine idman giriş ve çıkışlarında saldırdıklarından, arabalarına tekme atıldığından, teknik direktörlerinin bu duruma el koymak bir yana yangına körükle gittiğinden, başkanlarından da maddi manevi hiçbir destek göremediklerinden yakındılar. "Ülke futbolu gelişiyor. Artık futbolcu ihraç ediyoruz. İşte Belçika'daki gururlarımız." naraları atan spor yazarları da hiçbir şey olmamış gibi yazılarına devam ettiler elbette.

Mehmet bir süre Galatasaray'la idmana çıktıktan sonra Diyarbakırspor'a "kiralandı". Volkan, tam Altay'a transfer olurken yönetimin değişmesi üzerine açıkta kaldı. 1,5 sezonluk takımsızlığın ardından tam futbolu bırakmaya karar vermişken sevdiği bir hocasını kıramayıp 3. ligdeki Küçükköyspor'da oynamaya başladı ve iki sezon önce Yıldırım Bosnaspor'da futbolu bıraktı. Hikmet, Çanakkale Dardanelspor'la anlaşacağını düşünürken onun payına düşen de Çorluspor oldu. Bugün 32 yarşında ve sezon başında Şanlıurfaspor'a transfer oldu. Tek maça çıkmadan sözleşmesi fesh edilmeseydi, takımı birkaç yıl içinde atılım yapacağından belki son kez Birinci Lig havası alabilirdi.

Osman ve Soner, onlar kadar bile şanslı değildiler. Osman, döndüğünde hiçbir takımla anlaşamadı ve 30 yaşına gelmeden futbolu bıraktı. Şimdi neyle meşgul olduğu buradan görülebilir; hayırlı evlat olmak böyle bir şey olmalı. Soner'in hâli ise içler acısı. Genç milli takımlarda forma giyen 21 yaşında bir oyuncu olarak gittiği Beveren'de sezon sonunda futbolu bıraktı, bildiğim kadarıyla. Beveren, o sezon lige tutunmayı başarsa da sonraki sezonu ligin dibinde bitirdi. Orta sıralarda yer alan iki takım gerekli ekonomik kriterlere ulaşamayıp lisans alamadığı için küme düşürülünce Beveren ligde kaldı. Bugün hak ettikleri yerde, ikinci ligdeler.

Beveren Sonrası Mehmet Gönülaçar

Biz yine Mehmet'e dönelim. Çünkü Mehmet anektodlar adamı. Hiç de parlak olmayan futbol kariyerine rağmen, ismi unutulacak gibi değil. Çünkü asla bir futbol kahramanı olamasa da, birçok ilgi çekici futbol hikayesinin kahramanı. Çamura batmayan şortu ve forması, Beveren transferi, yıllarca Galatasaray'la sözleşme yenileyip, doğru düzgün oynamadığı Galatasaray'ın oyuncusu olarak futbolu bırakması... Düşünüyorum da, yöneticiler her sezon başında Mehmet Gönülaçar'la mı uğraşıyordu? "Hmm... Bu sezon hangi takıma versek?" İnsan sıkılır be! Eminim, Mehmet futbolu bıraktığında Galatasaraylı yöneticiler epey bir rahatlamıştır. Hatta eğer Mehmet bir süre daha oynamakta ısrarcı olsaydı, Hagi ve Bülent'e yapılmayan jübile ona yapılabilirdi bile.

Sonra... Benhur Babaoğlu'nu bilirsiniz, Galatasaray'ın bir başka "Yeni Hakan Şükür" projesiydi, sonra Fenerbahçe'ye gitti, en son olarak da kokain kullanmak ve satmak suçundan hapsi boyladı. Benhur mahkemedeki ifadesinde, kendisini uyuşturucuyla tanıştıranın eski arkadaşı Mehmet Gönülaçar olduğunu; yaşadığı ailevi problemler nedeniyle moralinin bozuk olduğu bir gece, Mehmet'in kendisine "masadaki beyaz şey"i denemesini tavsiye ettiğini söylemişti. Mehmet, olaylar fazla büyümeden paçayı sıyırdı. En son bir ay önce adını duymuştuk, "Mehmet Gönülaçar'ın sahibi olduğu Garanti Online Fatura Şubesi'nin açılışına katılan Hakan Şükür ve Hasan Şaş, şunları söyledi..." şeklindeki haberlerde. Vaktiyle çok karşılaştırıldığı Hakan Şükür'le futbolculuğunda başlayıp bugün bile süren yakınlığı yine enteresan bir nokta.

Futbolu bıraktıktan sonra antrenörlük yapan Mehmet Gönülaçar, ilk olarak memleketi Batman'a döndü. Burada başka bir Batmanlı oyuncu Ahmet Arı'yı yetiştirdiğinden daha önce bahsetmiştik. Maltepespor, Aksarayspor, Ceyhanspor derken Samsunspor gibi daha üst seviyede bir takımda çalışmaya başladı. Son olarak Siirtspor'da Mustafa Özer'in yardımcılığına getirilmişti, ancak geçtiğimiz ay ikilinin görevine son verildi. Mehmet Gönülaçar, teknik adamlıkta kariyer yapamayacağına kanaat getirmiş olacak ki spor programı yapmaya başlamış. Kürtçe spor programı yapmaya uygun isimlerden biri olduğu aşikar, ancak yine de bu zor bir görev. Kürt spor terminolojisinin henüz gelişmemiş, hatta oluşmamış olduğundan yakındı bugünkü telefon bağlantısında Mehmet Gönülaçar. Söylediğine göre, yaptığı, ilk Kürt spor programıymış. Sevdiğim Galatasaray simalarından değildir Mehmet Gönülaçar, ancak bu yaptığı önemli bir iş ve başarılı olmasını diliyorum.

6 ekleme:

VeyseL UYGUN dedi ki...

Kim ßu Yazıyı Yazdı ßiLmiorum ama

Şu Varki Mehmet abimiz Kadar Şerefli ßi iNsan Görmediği Kesin Hep ßoş İnsanları SavunanlardanSınız.!O Yzzıyı Kaldırıp İşinize ßakın

ßiz ßATMAN Lıyız Ve ßatmanLı oLmaktan Gurur Duyuyoruz.!Nedir ßu ßatmanLı Yazıo Die KimLigimizde ßizi KötüLersiniz Az iNsan oLunDa Yazmayın Yazık Sizlere.!IRKCILIK yapmayın.!Laanet OLsun yazılarınızada sizede.......!

scapula dedi ki...

Veysel Bey siz ciddi misiniz?

Ne ırkçılığı?

Ben bu yazıyı yazdıktan sonra Mehmet Gönülaçar'ın bir yakını (çok yakını hem de) benimle irtibat kurdu; o, ben ve Mehmet Gönülaçar bir araya geleceğiz yakın zamanda. Kendileri yazımı beğendiklerini ilettiler bana, siz gelmiş neler söylüyorsunuz...

Lütfen yazıyı okuyun. Okuyun ama, göz gezdirip de yıllarca bu ülkede geliştirmek zorunda kaldığınız reflekslerinizi hemen bana yansıtmayın... Kimliğinizi kötüleyecek, ırkçılık yapacak son insanım ben. Son cümlelere kadar gelmiş olsaydınız, eminim bu konuda siz de bazı ipuçları elde edebilirdiniz...

antep27 dedi ki...

gönülaçar bu mevkıyı bu makamı bu şöhretı cok zahmet cekerek,bır sürü sakatlık gecırerek hakettı.süper lıgımızde bır sürü amele futbolcu var.ve bır sürü haketmeden ünlü olmuş.mehmet taaa 3 ligden süper lige transfer oldu antebe.ve 20 yıl öncenın ımkansızlıklarıyla.ne internet ne televızyon,ne bır gazete yoktu bee.

antep27 dedi ki...

gönülaçar bu mevkıyı bu makamı bu şöhretı cok zahmet cekerek,bır sürü sakatlık gecırerek hakettı.süper lıgımızde bır sürü amele futbolcu var.ve bır sürü haketmeden ünlü olmuş.mehmet taaa 3 ligden süper lige transfer oldu antebe.ve 20 yıl öncenın ımkansızlıklarıyla.ne internet ne televızyon,ne bır gazete yoktu bee.

antep27 dedi ki...

ve asıl konu eger mehmet sakat olmasaydı şimdi bıle bır suru futbolcuyu cebınden cıkarır ve golcü sıkıntısı ceken a mıllı takımın vazgecılmez adamı olacaktı.bırakın futbolculugunu ıyı bır ınsan ve mukemmel bır kişilik.nıce ınsanlara ıyılıgı ve faydası dokunmuştur.

gogizek dedi ki...

meraba kardeşim öncelikle tebrik ederim yakından takip edip yazını yayınlamışsın ama baya haksızlık içermişsin yazında bende yakından takip ederim mehmet gönülaçarı ben antepliyim üzerimde büyük bi iyliği vardır mehmet gönülaçar ve o günden sonra bende takipçisi olmuşumdur allah onu tüm şansızlıklardan korusun neyse sen yazmışsınki gs yi haketmeyen oyuncuydu ben 81 doğumluyum ve o yılları çok iyi hatırlıyorum mehmetin antepte oynadığı yıllarda türkiyede kaç santrrfor vardı böyle kardeşim bir hakan şükür ve mehmet gönülaçardı oda hakettiği yere gitti ama sakatlığı çok büyüktü iyileşmedi bir türlü neyse kısacası çok iyi bir futbolcu ve çok iyi bir insandı hayatı boyunca başarılı olur inş..