Bir kez söyleyeceğim ve bir daha hiç tekrarlamayacağım: Bülent Korkmaz, Galatasaray'da başarılı olamayacak. Bunu bilmek için kâhin olmaya gerek yok elbette; sırasıyla Lucescu, Terim, Hagi, Gerets, Kalli ve Skibbe başarısız bulunarak gönderildi bu takımdan. Bülent Korkmaz da gidecek aynı şekilde. Hepimiz biliyoruz ki, rekoru kırıp 5 sene üst üste şampiyon yapsa bile takımını, kazara 6. sene ligi 4. bitirirse işine son verilecek. Çünkü Türkiye'deki futbol mantalitesi bunu gerektiriyor. Her zaman 1 suçlumuz var bizim. Bir suçlumuz değil, 1 suçlumuz var; rakamla. Tüm yanlışları 1 kişinin üzerine yıkıyor, kötü gidişatın o 1 kişinin gidişiyle birlikte sona ereceğine inanıyoruz.

Milan Baros penaltı kaçırdığı ya da Hüseyin Göçek karar değiştirip çift vuruşa hükmettiği için Michael Skibbe'nin görevine son verildiği bir ülkedeyiz. O derece bağlıyız anlık kararlara. Serdar Kulbilge sakatlanmasa bugün farklı bir teknik direktöre sahip olacaktı Galatasaray. Yarın bir gün bir taç atışı kaderini belirleyebilir 26 yıl sarı kırmızılı formayı giymiş Bülent Korkmaz'ın da. Komik ama gerçek. Bir kişi çıkamaz aksini iddia edebilecek. Türkiye'deki her 100 teknik direktör - kulüp ilişkisinin 99'u gibi, Bülent Korkmaz - Galatasaray beraberliği de "Kulübümüzün çıkarları için böyle bir karar almak zorunda kaldık." klişesiyle noktalanacak. Ya da Bülent Korkmaz onuruna yenilip istifasını verecek. Başka bir seçenek yok. Ne bileyim buradan Barcelona'ya gitmeyecek. Başarısız denilip gönderilecek.

Yine de ben, bu tip bir başarısızlıktan söz etmiyorum. Bülent Korkmaz'ın teknik direktör olarak Galatasaray'a bir miras bırakamayacağını kastediyorum. Tüm planlarının temelindeki zamanın "şimdiki" olduğunu görüyorum. Daha acısı şu; geleceğe dair planları da var ama bu gelecek kendi geleceği. Kabul, sezon ortasında ve hatta en kritik zamanda geldi Galatasaray'ın başına Kaptan. Bu durumda bir yeniden yapılanmaya gitmesi intihar olurdu; doğrusunu yaptı ve kendisinden öncekilerin açtığı yoldan ilerlemeyi seçti. Şu aşamada elinden gelebilecek tek şey de günü kurtarmak, bu bakımdan. Kendisine yabancı bir futbol felsefesini devam ettirmek gelmez elinden.

Yine başladığımız yere dönüyoruz; sezon ortasında teknik direktör değiştirmenin zararları işte. Bu icraatta bulunmuş bir kulüp yönetimi zaten bas bas bağırıyor demektir, "Dostlar, benim amacım bugün. Yarından bana ne, gerisini zamanı geldiğinde düşünürüz." diye. Ve bildiğimiz gibi teknik direktörler gidici, yönetimler her daim kalıcı bu ülkede. Futbol takımlarının stratejilerini, bu iş için göreve getirilen teknik adamlar değil, yönetimler belirliyor. Galatasaray'ın stratejisi, bugüne kadar bu ülkede mücadele etmiş tüm takımlarınkiyle aynı; bugüne yönelik. Yani Bülent Korkmaz başarılı olamayacak derken suçu onda aramıyorum. Onunla ilgili hayal kırıklıklarım da oldu elbette ama bunları bastırabilirim; vaktiyle Hagi ve Terim, bugünse Bülent Korkmaz için lafta söylenen "sınırsız kredi"ye gerçek anlamda sahip benim gözümde. İsterim ki 10 sene kalsın bu takımın başında. Çünkü her yeni teknik direktör, geriye atılmış bir adım demektir. Her yeni teknik direktör, kaybedilen uzunca bir zaman dilimi demektir.

Cevat Güler'i de sayarsak 7 senede 8 teknik adamla çalışan Galatasaray, ne kazandı bu zaman diliminde? Koca bir hiç. Yerel başarılar, sadece... Üzerinden bunca zaman geçtikten sonra rahatlıkla sorabiliriz kendimize: Tam bir "winner" olan Terim'le devam edilseydi nerede olurduk bugün? Aynı şekilde Hagi'yle? Ne olurdu Lucescu 9 senedir bu takımın başında olsa; bugün geriye baktığımızda daha kötü bir tabloyla mı karşılaşırdık, hiç mi şampiyon olmazdı bu takım? Bence büyük Avrupa başarılarıyla taçlanmış en az iki katı sayıda şampiyonluğumuz olurdu. Ama Türkiye futbol tarihinin en başarısız yönetimi arka arkaya 3 seçim zaferi elde edemezdi. Nasıl yaptılar bunu? Teknik adam feda edip seçmenlerine umut vererek. Belirsizlik, umuttur çünkü.

Sadece futbolda değil, hayatın her alanında böyledir bu. Uzun aşk ilişkilerini ele alalım, birçoğu belli bir zaman sonra çekilmez hâle gelip bitmiyor mu? Bana göre çoğu zaman altında yatan sebep aynı. İlk anda üzmez bu ayrılıklar insanı. Sürekli bir kavga, bir kriz ortamı vardır; hiçbir şey eski keyfi vermiyordur. Üstelik o eski free günler özlenmiştir. Ama kendimize sormayız çoğumuz, "Kendime onun kadar uygun birini bulabilecek miyim?" sorusunu. İlişki kötü gidiyorsa, umuttur belirsizlik. İnsanın doğasında var sürekli bir beğenmemezlik, yetinememezlik güdüsü. Belirsizlik hep daha iyisini vadediyormuş gibi gelir. Yeni heyecanlar getireceğinden çekicidir. Oysa bu çekicilik yanıltır çoğu zaman, çok nadirdir tatmin getirdiği. Genellikle sonuç özlemdir. O kriz dönemleri bile özlenir. Ne var yahu, atlatılırdı denir. Onun gibisi bulunamaz çünkü.

Bülent Korkmaz, özlenecek bir teknik adam değil, özlenirse de insan olarak özlenir. Galatasaray'ın başında sadece 6 maça çıktı, bu 6 maçta verilebilecek bütün olumsuz sinyalleri verdi ve ben bugün olunabilecek en umutsuz hâldeyim. Burada felaket tellallığı yapıp negatif hava yaymak istemiyorum, o yüzden yazının giriş cümlesine geri döneyim. Bu yazı, Galatasaray'ın önümüzdeki birkaç sene boyunca bu seneki başarısını bile yakalayamayacağına dair tek sözüm olacak. Ve tablo - daha doğrusu mantalite- değişmediği sürece bu sayfada geleceğe yönelik bir çıkarım yer almayacak.

Önümüzdeki sezon başında yine bu yıl olduğu gibi mantıklı transferler yapılır ve heyecanlanırız belki. Ama ilk yalpalamada yine B planına geçilmeyeceğini nereden bileceğiz? Ders alınıp alınmadığından nasıl emin olabileceğiz? Bunun için 2008-2009 sezonunun Aragones'in Fenerbahçe'sinin şampiyonluğuyla tamamlanması gerek sanırım ve bu da mümkün değil.

Hamburg maçından günler önce yazmıştım bu yazının büyük kısmını. Devam etmeyi planlıyordum ama üzerinde küçük oynamalar yapmayı tercih ettim (5 rakamını 6 ile değiştirmek gibi). Şimdi okuduğumda çok fazla tekrar yaptığımı fark ettim. Olsun, ne de olsa bir daha açmayacağım bu konuyu; bu yazı da eksiği ve fazlasıyla buradaki yerini alsın bu seferlik...

3 ekleme:

bilog dedi ki...

Çok güzel bir yazı yazmışsın. Dediklerinin çoğuna katılıyorum. Özellikle saydığın hocalarla 9senelik bir beraberliğe katlanılınca çok daha başarılı olunacağına. Ama katılmadığım bir nokta var. Bence Bülent Korkmaz başarılı olacak. Çıktığı maçlarda bütn kötü sinyalleri verdi evet. Ama böyle garip bir his var bende. Bu sene şu andan itibaren yenilgi almadan şampiyon olacağımızı düşünüyorum. Bir sonraki sene de kendi takımını kurabilen bir Kaptan(kurabilecek mi bunu da çok merak ediyorum) bu takımda kalıcı olacak diye düşünüyorum.

Bir de şu noktaya değineceğim. Gerçekten çok kısa sürede çok farklı hocayla çalışmışız. Sen söyleyince bir kez daha farkettim. Ama bu hocaların aldığı bazı sonuçları bu ülkede "büyük" diye saydığımız diğer takımlar alsa, bu sayı daha çok olurdu. Terim, Gerets, Skibbe gösterdikleri performansla çok daha önce gönderilirdi eminim. He Galatasaray'ın yaptığı doğru muydu? Hayır. Ama yine de ülke şartlarına göre iyi denilebilecek bir sabır var bence bu kulüpte.

papaz dedi ki...

harika olmuş, sadece Galatasaray için değil, istikrarın i'sinden habersiz her takım için ders alınması gereken bir yazı

bilog dedi ki...

Ben lafımı yedim bu arada :) Kendi bloguma yazdığım yazımda anlattım.

Ah ulan ah!