23 Mart 2009

Eskişehirspor Maçı

Trabzonspor maçının yorumuyla bu maçın yorumu aynı aslında. Yenildik, şampiyonluğu bir kez daha reddettik ama olsun, disiplin kazandı. Lincoln'ün oynatılmayışından daha ayıp olan ne var biliyor musunuz? Bülent Korkmaz'ın maç sonu açıklamasında yaptığı "Sakatım dedi." açıklaması. Neden kadrodaydı peki? "Ee, kadroyu önceden belirlemiştim değiştirmedim." Hadi ya? Bu, kendisine haksızlık yapıldığı apaçık belli olan bir futbolcunun kurtların önüne atılmasıdır. "Sakatım dedi." değil mi? İnanması ne kadar kolay; birebir örtüşüyor medyanın çizdiği Lincoln tablosuna. İnanmayanlar varsa, yarın gece verir gazı arkadaşın Ntvspor ekranlarından, onlar da inanırlar. Hakan Ünsal gibi Fatih Akyel'den bile milyonlarca kat daha değersiz bir adam Galatasaray'ın antrenmanlarında boy gösteriyor, var mı böyle bir şey? Umarım anlamışsınızdır Hoca'm, arkadaşın da sen de; bu işlerin öyle millete sallamakla çözülmediğini. Hadi yönetin takımı, hadi şampiyon yapın; çok biliyordunuz? O kadar kolay değil işte.

Yahu hep bu sayfada şunu söyledik. Dedik ki, her şey zamanla, bir hoca bir takımı bir anda en üst seviyeye çıkaramaz. Tamam, iyi güzel... De kardeşim, bir hoca bir takımı bir anda yerin dibine de batıramaz. Hayatımda bu kadar çirkin bir Galatasaray görmedim. Şurada aklımın yarım yamalak yetip yetmediği dönemi de sayarsam 16-17 senedir takip ediyorum, her kademesiyle bu kadar yanlışlık içinde bir takım görmedim. Takımda Ömer - Murat Erdoğan, Başkanlık koltuğunda Özhan Canaydın'ın olduğu dönemde bile bir Fatih Terim vardı, bir şey biliyordur, yapar diyorduk. Yapmadı ama en azından güveniyorduk. Bu takımın her tarafı yanlış. Öyle bir his yayıyor ki, gol atsak sanki iyi mi olacak kötü mü olacak belli değilmiş gibi...

Maç boyunca "Ah nasıl kaçtı" denilecek tek bir pozisyon yok, bomboş pozisyonda da olsa atamayacağından adım gibi emin olduğum Ümit Karan'ın kafa vuruşunu da sayıyorum. 9 kişiden gol yemişiz. Kewell çıkıyor Mehmet Güven giriyor! Lincoln zaten kenarda. E tekniğini taktiğini konuşacak değiliz o hâlde bu maçın. Bülent Korkmaz da o işlere kafa yormuyor zaten. Koyuyor misal Lincoln'ü forvete, oyna da hadi gol at, attır. Yapamazsan bilerek kötü oynadın, çık hadi dışarı. Önün arkan sağın solun bomboş, önemli değil. Hakan Şükür'ün 1992'den bu yana söylediği bir söz var bu ülkede. "Futbolda sisteme inanan bir kişi değilim. Eğer futbolcularınızın gücü yerindeyse, iyi sonuç alırsınız. Antrenöre düşen disiplini sağlamak ve takımınızı güçlendirmektir. Bunu yaptığınız zaman her futbolcu her yerde oynayabilir." Bülent'inki de o hesap, yıllarca beraber oynadılar neticede. "Futbolda rakamların önemi yok!" Bütün dünya da gerizekalı zaten. Önemli olan hadi oğlum hadi aslanım! Gary Lineker ne demiş? Futbol 11 Sabri'nin oynadığı ve Edirne'nin ötesine geçemediği bir oyundur. Dememiş, der mi, gerizekalı mı Lineker? Tövbeestağfurullah...

Her kademesiyle yanlışa bulanmış takımın tribünü nasıl olur? "Eskişehir maçına 'Yenilsen de yensen de' diye başlanır, yenilirsek 'Taçsız Kral Metin Oktay' duygu sömürüsü başlar, "Forma kutsaldır" denir, "Sabrımız taşıyor" denir... Denir." demiştim dün sayfaya eklediğim Hasan Şaş videosunun yorumlarında. Maalesef...

Bu maçta beni en çok üzen nokta ise, ne taraftarın rezil kepaze hâli, ne Lincoln'ün kulübedeki eziyeti, ne benim tribünde çektiğim eziyet, ne giden üç puan ne de başka bir şey...

Yağmurda sırılsıklam ıslanırken biz, arkamızda bir aile vardı. Giriş kuyruğunda satılan 5 liralık yağmurluktan almış anne baba çocuk. Hatta ilk başta o sarı yağmurluğa kanıp kadını polis zannettim. Çocuk küçük, 6 yaşında ya var ya yok. Çanakkale'den gelmişler maç için, ilk maçıymış. Gözlerim doldu şu anda anlatırken. Bir ara Aydın Yılmaz'a gerizekalı diyecek oldu, dönüp ona ilk tribün tavsiyesini vermek geçti içimden ama anne babasına ayıp olmasın diye söylemeyeyim dedim. Sonra babası söyledi zaten gerekeni. O fiyasko oyuncu değişikliğinden sonra maçtan kopup hep gelecekte çocuğumla gideceğim maçları hayal ettim. Sık sık arkama baktım ve o çocuğun gözlerindeki endişeye hayran oldum. Canım benim, tontiş yanaklı kardeşim. Bakın şu an hüngür hüngür ağlıyorum çünkü adını bile soramadığım o çocuk hüngür hüngür ağlıyordu maçtan sonra. Babasından izin aldım, sarıldım öptüm onu gözlerinden. Olsun dedim, yenmek de var yenilmek de. Biz yenilse de, yense de seveceğiz. Böyle maçları da göreceğiz. Ama önleyemedim, gözyaşları devam etti. Utandı, kaçırdı gözlerini ve sonra beresini yaşlı gözlerinin üzerine çekti. Canım kardeşim benim, seni öyle gördüm ya inan bana hiçbir maçta bu kadar üzülmedim. Ne 6-0, ne Hamburg mağlubiyeti ne de başkası. Hayatımın en çok üzüldüğüm maçı olarak hatırlayacağım bu gecekini...

12 ekleme:

ziggytheking dedi ki...

(10 kişiyle alınan bir galibiyet sonrası yazılanlardır. Kusuruma bakmayın)

Şu açıdan sevinebilirsin o kardeşin için. Başkaları bizim bakanımıza falan filanımıza sallamışi Allah onlara akıl fikir ihsan eylesin ama en azından o 6 yaşındaki çocuk adam gibi bir deplasman tribünü ve harika bir Eskişehirspor koreografisi görmüş oldu. Samiyen'de bir Arjantin bir İtalya esintisini tattı ilk maçında. Bardağı dolu tarafından görebilmek önemli olan...

scapula dedi ki...

Ziggytheking,

Esrağfurullah. Helal olsun. Maça girerken de söylüyordum "Ligimize "Süper" diyorsak o ligde Eskişehirspor gibi takımların daha çok olması lazım; bak bugün ne deplasman tribünü yaparlar" diye, maçtan sonra da fikrim sabitti... Bunun yanında, hemen yanlarındaki bizlere de çok fazla bulaşmadan takımlarını desteklediler. Golde elbetteki iki tribünü ayıran plastiklere vuracaklar, tepki gördüler o yüzden ama olacak artık o kadarı da...

Yazıda bahsedecektim bundan ama işte o çocuk aklıma gelince unutuverdim her şeyi, kısa kestim.

Bir de... Eskişehir tribününü alkışlıyorum ama maç boyu yerde yatan oyuncular için aynı tavrı sergilemem mümkün değil. İyi oynadınız, bir an maç sonunda futbolcularınız taraftarla galibiyeti kutlarken elim alkışlamaya gitti ama maç boyunca sağlık görevlilerinin net 10 defa sahaya girmiş olduğu gerçeği geldi aklıma, vazgeçtim... Hayır yatmasalardı da kazanırlardı bu maçı; sevmiyorum ben bu tavrı. Bunu da belirteyim dedim fırsat bulmuşken.

ziggytheking dedi ki...

İşin garibi Youla'nın golünü de Engin Baytar saha kenarında tedavi olurken, yani EsES sahada 9 kişiyken bulmuş olmamız :) O açıdan hayırlara vesile olmuş sağlıkçıların girip çıkması bana kalırsa. Futbolda sevmediğimiz tavırlara girersek ben Haldun Üstünel'den bir başlarım gerisi ister istemez gelir. O yüzden sana centilmen tavrın için teşekkürler, bana da EsEs'ten kazandığım 9 oranlı kuponla eğlenceye devam :)

kosebole dedi ki...

bu maç hakkında çok fazla yorum yapmaya gerek yok aslında sadece söylemek isteğim bir kaç şey futbol Türk futbol sistemi üzerine.

Bugün Türkiye'de bir teknik direktör başarız olduğunda hemen kellesi istenir.Onun yerine gelmesi istenen ilk adam ise lucescu dur.Şimdi Lucescu ne yapmış ona bakalım.Galatasaray'ı tarihinde ilk defa cl'de çeyrek final oynatmış,hangi futbolcularla Victoria,Perez,Florquin,Mondragon,Radu Niculecu.Bu futbolcuların çoğu da kiralıkdı.E ne oldu sonunda şapiyon yaptı takımı ve KOVULDU.Eğer Lucescu bile bu takımdan kovulmuşsa mourinho gelse bu takımda tutunamaz.
İşte buna binaen keşke bülent de bu ortamda bu takıma gelmeseydi hala efsane kaptan olarak hatırlansaydı.
Bülentin dugularını ancak şu dizeler anlatır:

memleket mi yıldızlar mı/
gençliğim mi daha uzak.

Keşke gençlüğindeki gibi kalabilseydin büyük kaptan 24 yıllık emeğini 2 adnanlara yem etmeseydin...

aşkın dedi ki...

Yazıda belirtmişsin, bizim Forrest Gump demiş ki:
"Futbolda sisteme inanan bir kişi değilim. Eğer futbolcularınızın gücü yerindeyse, iyi sonuç alırsınız. Antrenöre düşen disiplini sağlamak ve takımınızı güçlendirmektir. Bunu yaptığınız zaman her futbolcu her yerde oynayabilir."
Eeeyy Forrest Gump, o sistem denen nane zaten futbolcular için var, insan faktörü olmadan zaten soyut bir kavram olur.
Orjinal Forrest Gump ne olduğunun bilincindeydi, bizimki kendisini önce Van Basten şimdi de Cruyff zannediyor.Onu şişirip bu şekilde patlatanlar utansın..
Bülent Korkmaz'a şu sıralar herkes birşeyler sormak ister ama böyle bir fırsat olsaydı kendim soru sormak için torpil talep ederdim.
Ve şunu sorardım:
- Hocam siz hayatınızda hiç mi sevmediğiniz bir insana ''ali menfaatler'' uğruna katlanmak zorunda kalmadınız?
Kalmamış demek ki.İşin komiği ben Skibbe'nin yaptığını Bülent Korkmaz'dan beklerdim.Hani güya bizim Bülent Hoca görmüş geçirmiş, Skibbe ise Alman köylüsü ya..
Lincoln geç gelip para cezasına çarptırılınca ne demişti Alman:
- Onun asistlerine ve gollerine ihtiyacımız var.
Bu şu demekti ve nitekim böyle olduğu Lincoln'un gösterdiği performansla belli olmuştu: ''Bu takımın maaşlı çalışanısın aslanım, kadro cezası alıp yan gelip yatacağını sanma.Hem para cezasını ödeyeceksin hem de seke seke oynayacaksın''
Artık kafam cozuttu, Sivas olsun şampiyon.Ben Uygun'a katlanmaya razıyım yeter ki ders olsun ruhsuzlara.

gltsry dedi ki...

''Öyle bir his yayıyor ki, gol atsak sanki iyi mi olacak kötü mü olacak belli değilmiş gibi...''
bu nasıl birşey bilmiyorum.galiba galatasaraylı olmak bu olsa gerek.hiç tanımadığın bir insanla cümlesi cümlesine aynı düşünmek...

öyle bir maç izledim ki bir çukura
düşüp kurtarılmayı umut etmek sonra kimse olmadığını, yalnız olduğunu hatırlamak gibi...böyle paranoyak böyle travmatik duygular içerisinde maç izlediğimi hatırlamıyorum.zincirleme bir kaza gibi her yeni gelen gün bir öncekinin devamı.nereye kadar sürüklenecek araba bakalım.
bir galatasaray taraftarı olarak ben gibi miyonlarcasının çektiği eziyeti tarif edecek kelime bulamıyorum.birisi bir casus tutsa bizi yıksın diye o bile bu derece başarılı olamazdı sanırım iki günde hem futbola dair ne varsa hem huzura dair ne varsa yıkmakta.
ne oynadık sahi bugün? lincoln'süzlüğün meyvelerini gördük,çayda çıradan sahneler izledik, futbolun dahi sistemi 4 4 2 yi başarıyla uyguladık son bölümlerde harry'den sonra. başka neler kazandık bakalım.ha en önemlisi disiplindi dimi.zaten vatan millet takım olarak topluca ihtiyacımız olan kavram.
inan ben bu kadarını beklemiyordum.hani anladım bülent korkmaz lincoln olayını kişisel sorun yaptı falan ama bir takımın kaderiyle böyle oynanmaz ki.milyonlarca kişinin beraber ağlayıp güldüğü bir takımın hocası orayı kendi özel şirketi gibi yönetemez.şampiyonluğa giden son iki maçta lincoln'süzlüğe mahkum edilişimizin hesabını kim nasıl verecek? maç boyunca da bunu düşündüm aslında bülent korkmaz bu durumu nasıl açıklayacak diye.ve keşke merak edip dinlemeseymişim.öyle samimiyetten uzak,öyle mesafeli,öyle gözlerini kaçırarak lincoln'e bıraktı ki bütün sorumluluk payesini ağzım açık kaldı.2 günde bir oyuncu nasıl tarumar edilir sahnelendi biz de izledik.düşündükçe çıldırcak gibi oluyorum. neyin gösterisi yapılıyor bilen var mı?
hele oynadığımız oyun.adı futbol kesinlikle olmayan tuhaf bişey.yediğin golü,mağlubiyeti,kaçan şampiyonluğu açıklarsın her türlü.ama futbol oynayamayışını?
yıkıldı bütün şiir gibi futbol anlayışımız.kaldık mı doldur boşaltın eline.nerdesin be skibbe, nerdesin sevgili hocam?

aksilaz dedi ki...

Takımı amatörler yönettiği sürece böyle bir ileri 2 geri gideriz. Sonuçta ise 7 yıl önceye döndük. Jardel = Lincoln...

Üzülmem gerekli mağlubiyete ancak zerre üzülmedim. Çünkü bu benim sevdiğim takımım değil. Sadece renkleri aynı. Zaten bizde renklere aşığız içindekilere değil.

Adsız dedi ki...

ata öncelikle geçmiş olsun diliyorum kardeşim.bu sene 6 puanı istanbul takımlarından birinden alacaksınız deselerdi inan ki son takım olurdu galatasaray.(esesimin ilk yarıdaki kocaeli ve bursaspor serileri ve ikinci yarıda hamburg maçı sonrası olması en mantıklısını bu kılıyordu.)ancak bilmiyorum ama bu maç ile galatasaray'daki birlikte bazı gerçekler daha da su yüzüne çıktı.bazı insanlar daha fazla bağırmaya ve kriz ortamı canavarları haline dönüşmeye başladı.galatasaray'ın bu günlerini atlatması konusunda eski krizlerden daha fazla zorlanacağını düşünüyorum zira olan lincoln-bülent meselesi değil bence.

neyse ben kendi takımıma geçiyim.maça saat 16.45 sularında girdiğimde ilk izlenimim tribünü tamamen doldurmamız olmuştu.daha 100 kişi ya var ya yoktu galatasaray tribunlerinde ancak biz o anlarda yer bulmakta zorlanıyorduk.muhtemelen insanlar hamburg macının etkisi ile dışarda demleniyordu.ancak biz inanmıştık bir kere.başlamıştık tezahüratlara.tribun liderimiz tatar mustafa'nın bekleyin daha çok var demesine karşın 2 dakikalık sessizlik sonunda tekrar başlıyordu insanlar tezahürata.zor olacağını düşünüyorduk ancak inanmıştık.sonunda takımımız çıktı sahaya.ilk önce eskişehir çocuğu sinan ve ardından vanja ivesa.takım çıktığında ise takımı yanımıza kadar çağırdık.yanımıza derken öyle göstermelik 30 metreden alkışlamadılar bizi.geldiler bire bir göz teması kurduk.önlerde oturanlar dokundular omuzlarına.ilk önce çağırdık ,bizi geçen sene de temsil eden sonuna kadar temsil eden kaptan sezgin'i koray'ı.vefa bizim için bir semt adı değildi ve boza sadece karakedide içilirdi.emre toraman olsaydı bugun ilk onu çağırırdık.emre olsa onu çağırırdık kesinlikle ilk önce.

maça sadece eskisehir'den otobüslerle gelen 30 ytlyi zorla biriktiren gençler ve istanbul'daki genç insanlar gelmemişti.yıllar önce AMİGO ORHAN'ı izlemiş onunla birlikte "Bir baba hindi" çeken ruhu genç amcalarımız ve 10 yaşında bir kız çoçuğu da gelmişti.Oysaki meteoroloji yağmur olacağını söylüyordu.Daha sonra maç başlamadan önce bir koreografimizi yapmaya başladık ve yağmur inmeye başladı.herkes amcalarımızdan gençlerimize koreografinin güzel olması için uğraştı.herkes birbiri ile yardımlaştı.sonunda maç başladı....
ve ben koptum.maç başladı.ancak önümüzdeki ağ ve sonuna kadar inancımızı taraftara yansıtmak için gırtlağımızı patlattık.

maçın nasıl gelişdiğini kimin yerde yattığını tam anlayamadım.sadece özetlerden izlediğim yine haybeden kırmızı kart gördüğümüz oldu.maçı tekrar televizyondan izlediğim zaman yorum yapabilirim sanırım.ancak bu durumları sadece bizim futbolcularımızın yapmadığını, ne olursa olsun takımın 10 kişi mücadele ettiğini ve küme düşme hattındaki bir takımın oyuncularının psikolojik olarak yapabileceğini vurgulamak isterim.yapılanın doğru olduğunu savunmamakla birlikte bu içinde bulundukları durumun hafifletici bir sebeb olacağını düşünüyorum.


GoKaN

Adsız dedi ki...

ata hissettiklerimi direk yazdım ve yolladım.yazarken yazdığımı da unutmuş olabilirim.bazı cümleleri iki kez yazmışım mesela. galiba onları daha çok vurgulamak istemişim:D bir sürü düşük cümle olmuş içinde yazının.kusura bakmazsın artık:D

GoKaN

morientes dedi ki...

Oncelikle EsEs'Lİ arkadaşları tebrik etmek istiyorum. Eskişehirspor gerçekten şehriyle, takımıyla ve en önemlisi taraftarıyla bu ligte kalmayı hatta üst sıralarda bulunmayı fazlasıyla hakeden bir takım.

Galatasarayımıza gelince... İşte sözler burada boğazıma düğümleniyor. Bir sürü blogta, sitede yazılar ve yorumlar okuyorum. Televizyonda bir sürü yorumları dinliyorum. Ama hiçbirşey duygularıma tercüman olmuyor. Herkes birşeylere kızmış. Kimisi Lincolsüz olur mu diyor. Kimisi Büyük Kaptan teknik direktörlükten anlamıyor, kimisi de futbolcular ruhsuz diyor, ve daha nicesi... Belki tüm bu fikirlere katılabilirim belli yönleriyle ama hiçbir fikir beni tatmin etmiyor. Hiçbir fikir benim galatasarayımın nasıl olup da bu günlere geldiğini anlamamı sağlamıyor. Zaten bunu anlamam mümkün değil. Çünkü bu sene yaşadıklarımızın hiçbiri gerçek gelmiyor bana. Sanki kötü bir kabusmuş gibi, birden uykudan uyanıp terimizi silecek ve güneşli bir güne uyanacağız gibi geliyor. Olanlara, yaşananlara inanmak istemiyorum. Çünkü bu kabusta gördüğüm hiçkimse gerçek olamaz. Ne galatasaray yönetimi, ne galatasaray teknik heyeti, ne alatasaray futbolcuları, ne de büyük galatasaray taraftarı. Evet bu gördüklerimin hepsi bir kabusun aktörleri olabilir diyorum. Gerçek hayatta bunların hiçbiri kayıtsız şartsız sevdalandığım benim galatasarayımın birer parçası olamaz diyorum. İşte o an uykudan uyanıyorum. Aslında gördüğüm kabus gerçek hayatın ta kendisiymiş. Aslında kabustan çıkıp güneşli güne uyanmayı beklemem, yarınların daha güzel olması umuduyla yattığım geceler gördüğüm rüyalarımmış...

scapula dedi ki...

Gökhan estağfurullah, çok da güzel yazıp anlatmışsın.

Henüz tanışmadık ama bak aramızda 5-6 metre mesafe, maç da izlemişiz. Futbol bizi böyle buluşturuyor işte. Deplasman tribünü performansınızı tekrardan tebrik edeyim, beklediğimiz gibi çok iyiydiniz.

Yerde yatma konusu ise tabii ki Eskişehirspor'a özel bir konu değil. Geçtiğimiz sezonki Bordeaux maçında biz de yapmıştık mesela. Seneler önce Sturm Graz maçının son dakikaları iki takım oyuncuları arasındaki paslaşmalarla geçmişti veya, ki çok çirkindi. Daha önce bu sayfada da sıkça yazdım, profesyonellik denen illetin getirisi, mide bulandırıcı bir alışkanlık bu ve maalesef herkes yapıyor. Karakterli insan yapmaz bana göre, e o da çok az var; hâliyle önlem alınması gereken bir konu bu. Uzun lafın kısası Eskişehirspor ekstra bir şey yapmış değil, hemen her maçta görüyoruz bunu. En son Estonya Milli Takımı'nı görmüştüm yapmayan ( http://mayislar.blogspot.com/2008/10/estonya-milli-futbol-takm_1922.html )

Tekrar tebrik ederim. Sonuna kadar hak ettiniz bu sevinci, sahada ve tribünde.

***

Aşkın Bey,

Sorunuzun cevabı, bilinmeyen bir şey değil aslında. Bakın;

http://stu.inonu.edu.tr/~metem/uefa.jpg

***

Melike,

Bazen sen benimle aynı şeyi düşünüp söylüyorsun, bazen de ben seninle. Dün de maçtan sonra ben senin söylediğini söylüyordum; Rambo Okan gelse yönetse bu denli çabuk yok edemezdi bu takımı. Ama bir şekilde başardı bunu Bülent Hoca.

Nereye kadar sürüklenecek araba? Bu, Haldun Üstünel'in köprü gişelerini geçtiğini söylediği araba mı? Eğer öyleyse, önce küçük bir arıza yaptı, sonra biz önce şöförü değiştirip yeni ehliyet almış ve bundan önceki üç yolculuğunda da kaza yapmış bir şöförü başa geçirdik; sonra arabanın fren takımını yolda karşımıza çıkan bir Rus'a sattık. Şimdi frensiz bir şekilde tam gaz uçuruma gidiyoruz. Dibine kadar sürüklenecek, görünen o...

Doldur boşalt mı dedin? Mustafa Sarp, Emre Toraman, Jabi, Serge Die, Mehmet Eren, Inamoto ve en önemlisi Ersen Martin'i sezon sonunda takıma kazandırmalı yönetim. Bülent Korkmaz'ın kendi kadrosunu oluşturmadığından bahsediyoruz ya hani, o bakımdan...

Jordi Metal dedi ki...

Ve yıllar sonra bende oğlumu büyük bir hevesle omzuma alıp gideğim maçlarda aynı duyguyu benim oğlumun gözyaşlarında görüp başka bir blogger görüp dile getirecek.
Galatasaray kötü oynadımı inanın çok kötü oynuyor. Bunun bir ortasıda yok. HEmde çok rezil oynuyor.