12 Şubat 2009

Ruh Hastası Ebeveyn



1973 yılının Mayıs'ında Queens Park Rangers takımı, İngiltere İkinci Ligi'ni ikinci sırada bitirip Birinci Lig vizesi aldığında, kulübün bulunduğu ilçe olan Hammersmith'te yaşayan Oatway ailesi de yakında doğacak olan çocuklarına isim arama derdine son noktayı koymuşlar. Böylelikle 28 Kasım 1973'te, Anthony Philip David Terry Frank Donald Stanley Gerry Gordon Stephen James Oatway dünyaya gelmiş. Halasının, ilk görüşteki "Bu çocukta Charlie tipi var." sözü üzerine bu isimlere gayriresmi olarak bir yenisi daha eklenmiş. Bundan kelli bahtsız çocuğa çevresi tarafından Charlie diye hitap edilmiş. 11 tane ismi beğenmeyip, çocuğun yükünü biraz daha artıran halaya da ne desek boş tabii. Tamam belki İngiltere'de ÖSS yok ama akranları şarkılar söylemeye başlamışken, A.P.D.T.F.D.S.G.G.S.J hâlâ ismini ezberlemeye çalışıyordu muhtemelen. (İnisyalini yazmak bile ölüm yahu, en iyisi Charlie diyelim biz de.)

Gel zaman git zaman bizim Charlie büyümüş, okula başlamış, sokak arasında arkadaşlarıyla taştan kalelerde futbol oynamış. 20 yaşına geldiğinde ise, yaşadığı bölgeye komşu Hillington ilçesinin Yeown takımında profesyonel futbola geçiş yapmış. Kariyeri hiçbirimizi ilgilendirmediğinden kısa kısa geçeyim. Bir dönemi Cardiff City, Torquay United, Brentford ve kiralık olarak da Lincoln City ile kısa süreli sözleşmeler yaparak geçirmiş. 1999'da ise ülkenin köklü kulüplerinden Brighton & Hove Albion'a transfer olarak göçebe yaşam tarzına son noktayı koymuş. 10 yılda 224 maça çıkıp 8 gol atmış burada Oatway. Colin Kazım-Richards'la, Bobby Zamora'yla birlikte top oynamış, onlara orta sahadan servis yapmış. Takımı, Zamoralı dönemde iki yılda iki şampiyonluk kazanarak Championhip'e kadar yükselmiş.

(Değinmeden geçemeyeceğim; futbol tarihinin en keyifli tezahüratlarından biridir, Brighton & Hove Albion taraftarlarının, kendilerini 3 yılda tam 85 kez sevindiren Bobby Zamora'ya bestelediği: Dean Martin'den That's Amore melodisiyle, "When the ball hits the goal, it's not Shearer or Cole, it's Zamora...")

Oatway'e döndüğümüzde, Brighton'da geçen 10 yılın ardından jübilesini yapıp menajer yardımcısı olarak Güney İngiltere Bölgesel Ligi'nin non-league takımlarından Havant & Waterloo'nun yolunu tuttuğunu ve hâlen bu görevi devam ettirmekte olduğunu görüyoruz. Peki bu bilgi hayatta ne işimize yarayacak? Hiçbir fikrim yok, bilemiyorum. Ama hazin bir gerçek var ki, ona üzülüyorum. Charlie, 14 yıllık kariyeri boyunca ailesini mutlu edecek o hamleyi yapamıyor; hiç QPR forması giymiyor. Üstelik defalarca kez de Brighton formasıyla QPR karşısına çıkıyor. Belki de bilinçli bir tercihtir gerçi, o ismi aldıktan sonra nefret etmiştir Queens Park Rangers'tan. Yine bilemiyorum.

Benzer örnekler var mı? Bir nebze. Adı, efsanelere ithafen Metin, Fatih, Cüneyt konulan çocukların sayısı hiç de az değil. Uğur'un adı da Tütüneker'den geliyor mesela. Ben de, müstakbel eşimden izni koparırsam ilk erkek çocuğumun göbek adını Hagi koymak isterim aynı şekilde. İcazeti alamazsam Bülent de olur. Sonra bir de Alp Özgör'ün, 11 Mayıs 2005'te Fenerbahçe'yle oynanan kupa maçı öncesinde ilk golü atan oyuncunun adını yeni doğan oğluna vereceğini söyleyip, golü Ribery atınca çark etmesi efsanesi var ki, o da üzerine epey konuşulmaya değer bir mesele...

Yine de bunların hiçbiri, QPR'lı ailenin çocuğuna şampiyon takımın ismini vermesiyle mukayese kabul etmez.

Aslında Galatasaray'ın geçtiğimiz yıl kazandığı şampiyonluk da, tıpkı bir önceki gibi, mucize statüsündeydi. Hatırlayalım tüm yabancı oyuncuların çeşitli gerekçelerle takımdan uzak kaldığı, 11 yerli oyuncuyla mücadele ettiğimiz günleri. Sonunda gelen şampiyonluğu... Çok sevmiştik o takımı. Hâlâ da seviyoruz. Düşündüm de, o takımın hatırasını, "Aykut Uğur Emre Servet Hakan Barış Mehmet Ayhan Arda Hasan Ümit Altınordu" yaşatsa hiç fena olmazdı.

Uğur sakat değilmiş gibi davranıp Sabri'yi göz ardı ediyorum, aman çaktırmayın...

4 ekleme:

Turgay Keskin dedi ki...

Oyunculardan etkilenip isim koymak eskiden daha modaydı. Ne derece doğru bilmiyorum ama rahmetli Tevfik Lav'ın da oğluna göbek adı olarak Hagi ismini koyduğu söyleniyordu..

PCLioN dedi ki...

Bizim ailede var böyle şeyler, mesela küçük kuzenlerimden birinin adı da Tugay'dır. Benim de aklımda var böyle bir şey, dediğin gibi hanımdan izin alabilirsek Tugay, Arda ve Hakan isimleri üstüne yoğunlaşmış durumdayım...

scapula dedi ki...

Raul Hakan Timurlenk ve Kerim Maldini Badur'u da unutmayalım. :)

scapula dedi ki...

Uğur, bizim ailede de önceden sezip koymuşlar. Dayım Bülent, amcam Hakan.