16 Şubat 2009

Necdet Gezen

Necdet Gezen... Darbuka üstadı, eski bir TRT sanatçısı. Tiyatrocu Müjdat Gezen'in babası. Aynı zamanda eski bir futbolcu ve hakem. Futbol oynadığı dönemde, Süleymaniye ve Karagümrük formalarını giymiş. Sonrasında hakem olup Türkiye Ligi'nde maçlar yönetmiş. Sene 1940'lar. Yukarıdaki fotoğrafta, Şeref Stadı'nda oynanacak bir maç öncesi topun uygunluğunu kontrol ederken görülüyor. Fotoğraftan da anlaşılacağı gibi, o günlerde futbol sahalarının en renkli simalarından biriymiş Necdet Gezen. İki keyifli anısı var bugünlere ulaşan.

Birincisi, büyük şair ve güzel insan Ülkü Tamer'in 29 Ocak 2001 tarihli köşe yazısından;

Sevgili Müjdat Gezen’in babası Necdet Gezen hakemdi. Daha doğrusu, hakemmiş. Onu izleyemedim. Hakemliği bıraktıktan yıllar sonra tanıştığımızda, birkaç anısını anlattı. Birini hiç unutamadım.

Sezonun son maçını, bir Fenerbahçe-Beşiktaş maçını yönetiyormuş. Çok önemli bir maçmış bu. Fenerbahçe kazanırsa şampiyon olacakmış. Beşiktaş’a ise şampiyon olmak için beraberlik yetiyormuş.

Sarı-Lacivertliler 1-0 öne geçmiş. Karakartallar canlarını dişlerine takıp saldırmaya başlamışlar. Bir ara Baba Hakkı ceza sahası üstünden topa vurmuş. Top köşeden kaleye girmiş; ama ağda bir delik varmış, çıkıp neredeyse tribünlere kadar gitmiş. Necdet Bey de gol olduğunu görememiş, aut kararı vermiş.

Başta Baba Hakkı, Beşiktaşlılar çevresini sarmışlar. Kararında direnmiş Necdet Bey, oyun aut atışıyla yeniden başlamış. Başlamış ama Necdet Bey de kararının yanlış olduğunu fark etmiş. Yapacağı bir şey yokmuş. İçi içini yiyormuş. Kartalların şampiyonluğuna haksız yere engel oluyor diye.

Derken yine Baba Hakkı bir hışımla topa vurmuş. Top kaleciyi geçip ağlara takılmış. Necdet Bey kendini tutamamış artık. Düdüğü fırlatıp atmış. Santraya koşmaya başlamış. Koşarken de bir yandan "Gooool!" diye bağırıyormuş.
Bir diğeri, büyük Beşiktaş efsanesi Baba Hakkı anılırken anlatılır hep. Necdet Bey bu hikayenin ana karakteri değilse de, futbol sahnesinde böyle güzellikleri görmeye hasret olduğumuzdan, Hakan Dilek'in satırlarına da bir göz atalım;
(...)

Aynı Baba Hakkı 1946 yılında bir Karagümrük maçında sahne alıyor bu kez. Orta hakem Müjdat Gezen’in babası Necdet Gezen. Yan hakem de yılların gazetecisi Fahri Somer.

Baba bir pozisyonda dömi voleyi yapıştırıyor topa. Ağların yırtık yerinden dışarı çıkıyor top. Karambol anı; Necdet Hoca pozisyonu net göremiyor ve autu gösteriyor. Taraftar iyice çileden çıkıyor ve başlıyor Necdet Hoca'ya çalışmaya...

Malzemeler, sahanın içine doğru sökün ediyor. kan gövdeyi basacak, burnundan aerobik yapan bir insan topluluğu. Kibarlık var, arada Baba Hakkı var, ikide bir eliyle sus işareti yapıyor. Baktılar susmuyor Beşiktaş taraftarı, tribünün önüne gidip bağırıyor basbariton; “Çıkın dışarı! Susmayacaksanız boşaltın burayı!”

Amigo "Kafa" Sebahattin, Baba'yı tribünün önünde hazırolda dinliyor önce, sonra da talimata uymak gerektiğini anlatıyor taraftarlara. Kafa Sebahattin de tribünün ağır abilerinden. Susuyorlar biraz ama Necdet Hoca o maçta ip olsa tutulacak, su olsa kuyudan çekilecek cinsten değil. Maddenin hiç bir haline benzemiyor. Neyse...

Maç zar zor atılan iki golle ve neredeyse mağlup olunacakken Baba Hakkı’nın ve Şükrü Gülesin’in golleriyle bitiyor. Ama dert basmış tribünleri. İki bin kişi bekliyor hakemi. Hacamat edecekler. Baba Hakkı maç bitiminde talimatı veriyor Fahri Somer’e; “Necdet Abi'ye söyle yanıma gelsin!”
Necdet Hoca, Baba’nın yanına sökün ediyor. Biriken kalabalığın arasından birlikte çıkıp gidiyorlar. Türk filmlerinde olurdu böyle sahneler. Ağır abilerden biri girer devreye, kitle dağıtır linç pozisyonunu. Baba Hakkı deyince akan sular dururmuş gerçekten.

(...)

0 ekleme: