08 Şubat 2009

Cüneyt Çakır

Gün içinde Galatasaray Yönetim Kurulu, resmi siteden çok yerinde ve kararında bir bildiri yayımladı. Yönettiği tüm Galatasaray maçlarını katleden ve Galatasaray Spor Kulübü'yle mahkemelik olan Oğuz Sarvan'ı Merkez Hakem Komitesi'nin, 6 Kasım 2002'de Fenerbahçe tribünlerinden atılan sustalı bıçağı el çabukluğuyla gözlemcilerden kaçıran "Sustalı" Kemal Dinçer'i bütün bir ülkeyle dalga geçercesine Gözlemciler Kurulu'nun başına getiren bu federasyondan tüm desteğini çekti böylelikle Galatasaray. Doğrusunu da yaptı. Umarım arkası gelir. En başından belliydi aslında böyle olacağı; o günlerde bu sayfada da belirttik bunu. Ama ne yazık ki o dönemki başkanımız Özhan Canaydın bu federasyonun kurulması için gerekli ortamı kendi elleriyle sağladı. Olsun, geç olsun güç olmasın diyelim.

Az önce sona eren İstanbul BŞB - Fenerbahçe maçının sadece son bölümünü izledim. Şubat ayından itibaren artık Lig Tv abonesi değilim çünkü ve olmayacağım da. Zannediyorum Fenerbahçe yediği 2 ofsayttan gol ile mağlup olmuş. İkinciyi gördüm, ofsayt gibiydi. Gibiydi diyorum, çünkü şu şekilde hilelerle de karşılaştığımız olmuştu vaktiyle. Kesin yorum için tekrar izlemek gerek. Ofsayt ise de çok küçük bir fark var iki oyuncu arasında. Yine söylenene göre ilk goldeki pozisyon da bu şekildeymiş. Dün de söylediğimiz gibi, hakemler kaçırabilir böyle şeyleri. Normaldir. Santimlerle sayılacak, kaçan bir ofsaytta kötü niyet aramak yersizdir. En fazla hakem hatası sonucu 1 puan kaybetmiş olur Fenerbahçe. Misal bizim Ankaraspor deplasmanında kaybettiğimiz 2 puan gibi.

Ancak... Cüneyt Çakır ile ilgili birkaç kelam etmek isterim. Geçen haftaki Kayserispor - Sivasspor maçında yine rezalet bir yönetim sergilemişti, her zamankin gibi. Aghahowa'yla Bilica arasındaki pozisyon sonrasında özellikle, skandal bir karara imza atmıştı. İzlemeyenler için şöyle anlatayım. Kaleciyle karşı karşıya kalan Aghahowa, ayağından fazla açtığı topa yetişemeyeceğini anlayınca Bilica'nın önüne doğru kıvrılıp kendini yere bırakmış; Cüneyt Çakır'ı aldatmaya çalışmıştı. Çakır'ın önünde iki seçenek vardı. Ya oyunu durdurup kendisini yere atan Aghahowa'ya aldatmaya yönelik hareketinden ötürü sarı kart göstermek, ya da faulü çalıp son adam olan Bilica'yı kırmızı kartla oyun alanının dışına göndermek. Bunların biri doğru, biri yanlıştı ancak başka da seçenek yoktu. Ne yaptı metalci hakemimiz? Faulü verdi, Bilica'ya da sarı kart gösterdi.

Daha önceki icraatlarını da hatırlıyoruz Cüneyt Çakır'ın. En basitinden Galatasaray'la Fenerbahçe arasında geçtiğimiz yıl oynanan Türkiye Kupası Çeyrek Final 2. maçında yaptıkları geliyor akla. Maç sonunda hem 8 kişi kalan Fenerbahçe, hem de ülkede emsali görülmemiş bir biçimde oyuncusu kaleciyle karşı karşıya kalmışken hakemin devreyi sonlandıran düdüğü ve Lincoln'ün sebepsiz oyundan atılışı nedeniyle Galatasaray şikayetçiydi hakemden. Nitekim galip takımın başkanı Adnan Polat da "Saçma sapan bir maçtı." diye fikir belirtmişti 15 sarı 4 kırmızı kart çıkan maç hakkında. Hakem hatası değildi çünkü yapılanların hiçbiri; hakem acziyetiydi. Yönettiği her maçın önüne geçen, maçtan çok kendisini konuşturan ve iyi yönettiği bir maça pek nadir rast geldiğim bir hakemdir Cüneyt Çakır. İyiyi de geçtim, olaysız bir maç yönettiğini de aynı şekilde çok nadir görmüşümdür. Bir de federasyonun kıyağı var sanırım kendisine. Bu kapasitesine rağmen büyük takımların maçını sık yönetir bildiğimiz gibi, ama bunun yanında ne zaman ki büyük sıfatı yakıştırılan 4 takımın ikisi birbirleriyle oynar ve yayıncı kuruluş bu takımların taraf olmadığı bir karşılaşma yayımlarsa, işte o karşılaşmanın hakemi hep Cüneyt Çakır olur ne hikmetse. Futbolcu gibi hakemler de piyasasını mı artırıyor, canlı yayımlanan karşılaşmalarda hakemler daha fazla mı kazanıyor, bunun kendisine ne gibi bir yararı var bilemiyorum artık ama iş tesadüf diye nitelendirelecek boyutu çoktan geçti.

Kesin ve net. Hayatımda gördüğüm en, en, en, en, en kötü hakemdir Cüneyt Çakır. Yönettiği bir maçın sonunu 20'den fazla oyuncunun gördüğüne çok ender rastlamışımdır. 90 dakika dayansa uzatmalarda yine dayanamaz çıkarır çifter çifter kırmızıları. Son iki haftada 4 oyuncuyu attı bu şekilde uzatmalarda, toplamda ise 5. Zannediyor ki onu oraya bekçilik yapsın diye koyuyorlar; gelene gidene düdük çalıp kafasına göre sahadan kovuyor futbolcuları. Bilmiyor ki onun asıl görevi karşılaşmanın centilmence geçmesini sağlamak. Oysa ki o, en başta kendisi geriyor ortamı. Hukukta da çok sorgulanır. Suçluları cezalandırmak mı, suçu ortadan kaldırmak mı? Cüneyt Çakır için ikisi de değil; suç işlense de cezalandırsam mantalitesi işliyor. En olmadı suçu kendi yaratıyor. Bugün Tjikuzu'ya yaptığı gibi. İlk kırmızıyı görmedim, yorum yapamıyorum.

Neden sürekli hakem konuşuyoruz? Çünkü onlar istiyorlar. Ali Aydın, Cüneyt Çakır, Selçuk Dereli, Oğuz Sarvan, Erol Ersoy, Muhittin Boşat; bu isimler futbol pastasından rol çalıyorlar. Yarın bunlar onlara yorumcu koltuğu, hakem bilmemne kurulu temsilciliği / başkanlığı olarak dönecek çünkü; görüyoruz da döndüğünü. İşte bu yüzden maçları değil kendilerini konuşturuyor bu adamlar, zorla. Yönettikleri tüm maçların önüne geçiyorlar. Bugün izlemediğim maçta hangi takıma daha fazla haksızlık yapıldı bilmiyorum. Ama iki takıma da geçmiş olsun diyorum. Dilerim onların ve bir daha hiçbir takımın yolları Cüneyt Çakır gibiler ile kesişmez.

1 ekleme:

Kurt dedi ki...

Hiç yapmam huyum değildir ama bu akşam boşluktan oturdum bütün maçların özetlerini seyrettim hakem hakkında yorum yapmama kararı almış trt ekranında. resmen kahroldum. hakem hatasının yaşanmadığı maç olmamış bu hafta resmen.yani öle ufak tefek de değil bunlar. geç kalsa da galatasaray yönetimi sonunda yapılması gerektiğini yaptı. ama bir şey eklemek istiyorum. açıklamada kasıtlı olarak böyle bir yönetim yapıldığını söylemişler. bence hakemlerin yetersizliği de eklenmeliymiş. öle gözü kapalı bu adam doğru düzgün maç yönetir işte diyeceğimiz bir hakemimiz yok malesef...