23 Şubat 2009

Çelişkiler


  1. Yönetim, sezon başında Türkiye için son derece yeterli ve umut vadeden bir kadroya balans ayarı yaptı, Skibbe gibi bir sistem adamını takımın başına getirip Kewell, Meira, Baros gibi sistem transferleriyle Avrupa'ya açılım yapmak istedi. Bu, bir senede olur mu? Olacağı kadar oldu zaten, son 7 senenin toplamından daha başarılı bir sezon geçirdi Galatasaray, Avrupa'da. Bence Perşembe günü son 16'ya da kalma ihtimali hayli yüksek. Şampiyonluk değil, şampiyonluklara yeniden ambargo koyacak kadroyu yaratmak hedeflendi. Sonunda ne oldu? Avrupa'da tam gaz yola devam ederken, ligde yaşanan ilk büyük olumsuzlukta gönderildi teknik direktör.

  2. Geçtiğimiz sezon başında Bülent Korkmaz, Bursaspor'un başına geçtiğinde kale için Orkun'u düşünüyordu. Anlaşmıştı da. Galatasaray devreye girdi, Orkun Usak'ı renklerine bağladı. Bülent Korkmaz, Adnan Polat'ı arayıp çok sert konuştu. Çok sert hem de. Normal şartlarda bu ikilinin tekrar bir araya gelmemesi gerekiyordu. Michael Skibbe gönderildikten sonra teklif, Hagi'ye gitti. Hagi, bir Galatasaraylının yapması gerekeni yaparak, küfreder gibi sunulan 13 haftalık teklifi reddetti. Bu hareketiyle de bir kez daha gösterdi ne kadar büyük bir adam olduğunu. Teklif kabul görmeyince, bu kez Bülent Korkmaz'la görüşüldü. Yarın yine ilk krizde Bülent Korkmaz'la Adnan Polat arasında ipler gerilecek. Bize yansıyacak ya da yansımayacak; ama böyle olacak bu.

  3. Gheorghe Hagi, 13 maçlık teklifi kabul etmediği, 2,5 sezonluk sözleşme istediği için Galatasaray'da teknik direktörlük görevine getirilmedi. Yerine gelen Bülent Korkmaz'ın sözleşme süresi de 1,5 sene. Gerçi bu, tamamen bir hedef şaşırtma. Göreceğiz bakalım sezon sonunda Galatasaray'ın başında Bülent Korkmaz olacak mı... 13 maçın en az 11'ini kazanmadığı sürece...

  4. Aynı Bülent Korkmaz, geçtiğimiz sezon başında kendisine yapılan yardımcı teknik direktörlük görevini "Kalli kim ya?" diyerek reddetti. Yardımcı antrenör olmak istemiyordu, kendisini teknik direktör olarak görüyordu. Bu sezon Fenerbahçe'nin görüştüğü Lucescu'nun yardımcısı olmaya sıcak bakmasına rağmen. Geçtiğimiz hafta, Lig Tv'deki röportajında ise "Bir yerde Kalli varsa, birinci adam odur. Skibbe ikinci adamdır." demişti. Şimdi Skibbe'nin yerine kendisi geçiyor. Kalli'nin gitmesi ise söz konusu değil, zira alınan kararlarda dahi pay sahibi. Kalli, her ne kadar rakip izlemekten başka teknik konulara karışmıyor olsa da, Bülent geçmiş söylemleriyle ters düşmüş durumda. En iyi ihtimalle geçtiğimiz hafta "bilmeden konuşmuş" oluyor, ama Hakan Şükür gibi sürekli olarak Galatasaray'ı karıştırmaya çalışanların yanında Bülent'in bir melek olduğu gerçeği de yadsınamaz.

  5. Futbolcuya dayalı düzen bitirilmek için Kalli başa getirildi. Kalli gidince yine yılana sarılındı. Bu sezon Hakan Şükür gönderilerek bu yolda yeni bir adım atıldı. Ancak Hakan Şükür, Galatasaray'daki misyonunu henüz tamamlamadığına inandığından dışarıdan da hükmetti içeriye. Takımın yıldızı Lincoln hakkında bir karalama kampanyası başlatıldı. Bu kampanyanın başrol oyuncuları Hakan Şükür, Hakan Ünsal gibi Galatasaray değerleriyle bağdaşmayacak adamlarken, kameranın arkasındaki isimler takım içindeki hazımsız futbolculardı. Bu başarısızlıkta en önemli pay da onlarındı zaten. Skibbe'nin olsaydı, oyuncuların piyasalarını yükselme şansı olan maçlarda da iyi sonuç gelmezdi. Ancak ne oldu? Skibbe gitti, başarısızlığın sorumluları hâlâ Galatasaray çatısı altında. Florya'da futbolcuya dayalı düzen devam ediyor.

Netice itibariyle, hayalimdeki teknik direktör, zamansız bir şekilde Galatasaray'a geldi. Ve Galatasaray, bir efsanesini daha günü kurtarmak adına harcayacak. Tanıdık geldi mi?

3 ekleme:

aksilaz dedi ki...

skibbe gibi futbol cahiliği bi teknik adamın yerine kim gelirse gelsin daha başarılı olacaktır.sistem adamı demişsin skibbeye.sistemine ihanet eden kendisi.42-3-1 i bıraktı 3 li defansa döndüğünden beri takım galip gelemedi.bütün suç kendisi ve onu getiren adnan sezgindedir.sezginede neşter vurulmadıkca büyük kaptanada yazık olacaktır

xaar dedi ki...

Bülent Korkmaz'in Ligtv deki röportaji ile ilgili tespitin cok dogru...
"Bir yerde Kalli varsa birinci adam o'dur",çok dogru soylemiş kendisi,halen de bu söz cok doğrudur...
Ama Bülent'e de hak vermiyor değilim,ne yapsin adamcağız,böyle bir teklif de kimselere kolay kolay nasip olmaz herhalde!Söylediklerini de böyle yedirtebilir insana bu tip teklifler!Gecen sene Abdullah Avci az ahlanmamistir geri çevirince teklifi!

Geçen çarşamba günü Bordo maçinin öncesinde Bulent,CNNTURK'te bir programa maçi yorumluyordu...Herhalde bir sonraki hafta bu yorumladiği takimin başinda olacağini rüyasinda gorse inanmazdi çünkü yorumlarindan da bu gayet net anlaşılıyordu.Onun için de kesinlikle büyük sürpriz oldu bu!Teklifi bir saniye bile düşündüğüne ihtimal vermiyorum;hemen kabul etti!Zaten Bursa ve G.Birliği hezimetlerinden sonra da kimse ona kolay kolay takim teslim etmiyordu,etmezdi de zaten...Hayatinin firsati olarak gordu bu günü!

scapula dedi ki...

Aksilaz,

Sistem değiştirme konusunda katılıyorum. Onun da nedenleri vardır elbet ama kendi ipini kendi çekti diyebiliriz.

Xaar,

Kalli, teknik konulara çok fazla karışmıyor esasında. Maç izliyor, oyuncu tavsiye ediyor, geçtiğimiz sezon kazandığı tecrübeleri aktarıyor... Yine de her an bir sorun çıkabilir korkusu bende de var, şu an için öyle bir tablo gözükmese de.

Diğer yandan, evet, Bülent hayatının teklifini aldı belki de ve bunu kabul etmeme şansı çok da yoktu önünde. Ama kendisine de zarar vermiş olabilir, bu kaos ortamında başa gelerek. Gerçi o hep böyle riskleri aldı, gerek futbolculuk gerek teknik adamlık kariyerinde. İlk başına geçtiği takım, ligden düşmesi neredeyse kesin olan Erciyes'ti, misal. O takımla birlikte küme düşmek, Bülent'in teknik adamlık kariyerine sekte vurabilirdi de, ama o düşse dahi öyle bir düştü ki bütün dezavantajları kendisi için avantaja çevirmeyi bildi.

Yine de, umutsuzum, belki çok uzun zamandır ilk kez. Ama işte arkasındayız hocamızın, olabildiğimiz kadar pozitif olacağız gün geçtikçe, mayamızda var...