Kolombiya, benim için çok özel yere sahip olan bir ülke. Bir hafta on günlüğüne gidebilsem gideceğim ama bilet fiyatları çok uçuk ve bugüne dek gerekli bütçeyi denk getirmek pek mümkün olmadı ne yazık ki. Tabii bir ara bir yolunu bulup gideceğim, herneyse, benim için özel bir ülke işte. Milli takımlarını da desteklerim bu yüzden; isterim ki Kolombiya dünya şampiyonu olsun. Olmaz tabii ama isterim, istemek de parayla değil ya. İşte o Kolombiya'nın, tarihindeki en önemli günlerden birine yolculuk edelim. Eşzamanlı olarak Arjantin futbol tarihinin önemli günlerinden birine de tabii.

1994 Dünya Kupası CONMEBOL elemeleri bir yaz turnuvası şeklinde yapılıyor. Alışılmışın aksine üç değil, iki gruba ayrılıyor takımlar. 1990 elemelerindeki Roberto Rojas skandalı üzerine Şili 1994 Dünya Kupası'ndan da diskalifiye edildiğinden, konfederasyon mensubu 10 ülkenin yalnızca 9'u mücadele ediyor A.B.D. vizesi almak için. Bu nedenle bir grup 4, bir grup 5 takımdan oluşuyor. 1. Grup'ta Arjantin, Kolombiya, Paraguay ve Peru var. 2. gruptaki takımlar ise Bolivya, Brezilya, Ekvador, Venezuela ve Uruguay. 1. grubun lideri ve 2. grupta ilk iki sırayı alan takımlar, direkt olarak 1994 Dünya Kupası'na katılma hakkı kazanacak. 1. grupta 2. sırayı alan takım ise play-off'a giderek, CONCACAF ve OCF elemelerinde play-off'a katılma hakkını elde eden iki takımın eşleşmesinin galibiyle eşleşip çift maçlı eleminasyon sistemine göre karşılaşacak.

5 Eylül 1993. 1994 Dünya Kupası CONMEBOL elemeleri Grup 1'de son hafta maçlarına sıra geliyor. Grubun finali niteliğindeki maçta, 8 puandaki Kolombiya ve 7 puana sahip Arjantin karşı karşıya gelecekler. 18 gün önce Baranquilla'da oynanan ilk maçı Kolombiya 2-1 kazanmış, rövanş Buenos Aires'te. Günün diğer maçında ise 5 puanlı Paraguay, puansız ve iddiasız Peru'ya konuk olacak ve diğer maçın sonucuna göre play-off şansı kazanacak.

Buenos Aires'teki karşılaşmanın favorisi Arjantin kuşkusuz. Maç öncesi son derece karışık hesaplar söz konusu; Kolombiya en kötü ihtimalle play-off'u garantilemiş olsa da, elemeler Arjantin için üç farklı şekilde sonlanabilir. Dünya Kupası'na katılma hakkı, play-off şansı ya da elenmek... Arjantin yenilirse, Paraguay'ın da puansız Peru'yu mağlup etmesi hâlinde elenecek; beraberlik durumunda ise Kolombiya finallere, Arjantin play-off'a gidecek. Diğer yanda Kolombiya da en az bir beraberlik almak zorunda, aksi bir sonuç onları play-off'a götürecek.


Bu düşüncelerle başlıyor karşılaşma.

Arjantin'de, Goycochea; Saldaña, Borelli, Ruggeri, Altamirano; Zapata, Redondo, Simeone, Rodríguez; Medina Bello ve Batistuta, ilk 11'i oluşturuyor. Kolombiya ise Córdoba; Herrera, Perea, Mendoza, Pérez; Álvarez, Gómez, Valderrama, Rincón; Asprilla ve Valencia 11'iyle sahada.

Maçın ilk düdüğüyle birlikte saldırıyor Arjantin. Epey de zorluyor Kahveciler'i. Kolombiya savunması ise gününde, Arjantin hücum elemanlarına gol izni verilmiyor. Derken ilk yarının bitimine 4 dakika kala, unutulmaz yıldız Carlos Valderrama'nın pasında Kolombiya'nın Arif Erdem'i Freddy Rincón çıkıyor sahneye ve 1-0 öne geçiriyor deplasman takımını. Tam anlamıyla bir şok yaşanıyor El Monumental'de. Kalan dakikalarda baskı üreten taraf yine mavi beyazlılar olsa da, beraberliği yakalamaları mümkün olmuyor ve Kolombiya 1-0'lık avantajla gidiyor soyunma odasına.

Stattaki 75 bin kişi ve tüm dünyada maçı izleyen milyonlarca insanın genel görüşü, Arjantin'in ikinci yarıda maçı çevireceği yönünde. Ancak santradan henüz 4 dakika sonra bu kez efsanevi 11 numara çıkıyor sahneye; Faustinooo Asprillaaa! Asprilla'nın rakip savunma oyuncusunu ters ayakta bırakarak attığı golden sonra baskısını iyice artırıyor Arjantin ama genç kaleci Cordoba da kalesinde gitgide büyüyor; yaptığı harika kurtarışlarla hem Arjantin'in direncini kırıyor hem de kendi takımına güven aşılıyor.

73. dakikada, Asprilla'nın tek kişilik inanılmaz şovu sonrasında Rincón bir kez daha fileleri havalandırınca Arjantin'de umutlar tükeniyor. Başka bir ülke ise sevince boğuluyor. Adım adım A.B.D.'ye yol alıyor Kolombiya. Sahadaki oyuncular ise durmak bilmiyor, başta Asprilla. "Ahtapot" lakaplı yıldız, az önceki şovundan sadece iki dakika sonra kendi çabasıyla kazandığı topu enfes bir vuruşla filelere göndererek 4-0'a getiriyor skoru. Bu dakikadan sonra Arjantin tribünleri de saf değiştiriyor adeta. Kolombiya pas yaptıkça "Ole!" sesleri inletiyor El Monumental'i. Ve Kolombiyalı futbolcuların şovu başlıyor. Dakikalar 85'i gösterdiğinde, yine Asprilla'nın akıllara zarar ara pasında Valencia 5-0'a getiriyor skoru. 75 bin Arjantinlinin gözleri önünde Arjantin, 5-0 mağlup oluyor. Üstelik o güne dek Dünya Kupası elemeleri tarihinde kendi sahasında tek bir mağlubiyet dahi almamışken.


Bu skor, Arjantin'in tarihteki en farklı yenilgisi oluyor. Kolombiya'nın ise en farklı galibiyeti. Arjantin'in haftalık (şimdi aylık) spor dergisi El Gráfico, ilk ve son kez siyah kapakla çıkıyor. Ancak grubun diğer maçında Peru, Paraguay karşısında aldığı 2-2'lik sonuçla gruptaki ilk puanını çıkarıp, Arjantin'e ikinci bir şans tanıyor. Play-off'ta Avustralya'yla eşleşen Arjantin, 1-1 ve 1-0'lık sonuçlarla geç de olsa A.B.D. '94 takımları arasına adını yazdırıyor.

Kolombiya'da ise trajedilerle dolu bir süreç başlıyor. 5-0'lık mucizevi skorla sokaklara dökülen halk, sevinmeyi bilmeyince kutlamalar kanlı bitiyor. Başkent Bogota başta olmak üzere çeşitli şehirlerde çıkan olaylarda 100'e yakın kişi yaşamını yitirirken 500'ü aşkın kişi de yaralanıyor. Yaralı bir taraftarın ağzından çıkan, "Böyle bir zaferi herhalde ömrüm boyunca bir daha göremem. Dünya Kupası'nda takım tur atlarsa yine aynı olaylar yaşanacaktır. Ama bence bu yaşananlar çok normal. Kutlamalarda biraz yaralanmışsam ne çıkar!?" cümleleri, trajedilerin bununla kalmayacağının sinyalini önceden veriyor aslında. Ve sonrasında yaşananlar hiç de sürpriz olmuyor.

Kupa'da A.B.D. karşısında alınan mağlubiyetten, kendi kalesine attığı gol nedeniyle sorumlu tutulan Andrés Escobar, şampiyona dönüşü Oscar Cordoba ve kız arkadaşıyla birlikte gittiği barın çıkışında kurşun yağmuruna tutuluyor. Kız arkadaşının ifadesine göre, her kurşun sonrası "Gooool!" diye bağırıyor Escobar'ın katili. 43 yıl hapis cezası alsa da, 11 yıl sonra iyi hâlden tahliye ediliyor.

Bize de, "Keşke böyle olmasaydı." diye düşünmek kalıyor.

2 ekleme:

Alfredo Di Stéfano dedi ki...

Asprilla denen Uzaylı ne futbolcuymuş be.Adını hiç duymamıştım.Kimdir neyin nesidir diye araştırıyordum ki uçan hollandalı'nın yazısıyla karşılaştım.okumakta fayda var :)

http://vliegendenederlander.blogspot.com/2007/10/90li-yillarin-cinderellalari-910.html

scapula dedi ki...

Benimse çocukluğumda "Dünyanın en iyi futbolcusu." sandığım adamdı Asprilla. HBB spikerleri ve isminin karizması bunda ana etken. Yoksa çok anladığımdan değil. :)

Uçan Hollandalının yazısı da güzel bir özet olmuş, her zamanki gibi...