23 Şubat 2009

3x2

Galatasaray, duygularımla çok oynadın şu son 24 saatte. Çok karışık duyguları bir arada yaşıyoruz. Bir kez daha gözlerimden yaşlar boşalmak üzere, şu kareyi görmemle birlikte. Uğur Uçar, takımla birlikte antrenmana çıkıyor ve başında da yirmi sene öncesinin Uğur Uçar'ı var.

Bugün, hemen hemen aynı saatte iki benzer yazı yazmışız Eray'la. Şimdi de onun son postunun değişik bir versiyonunu bu kez ben bilerek ve isteyerek buraya koymak istiyorum. Dün akşam, kimse hakkında ağır konuşmamak için sadece şu satırlar dökülmüştü klavyemden;

"Galatasaray altyapısını, senin gibi adamlar da çıkarmıyor olsa, kapatalım gitsin derdim.

Bir an önce dön Uğur'um. Geçir koluna kaptanlık pazubandını. İtirazı olan varsa da gitsin Manchester United'da, Sevilla'da, Fiorentina'da oynasın.

İnan ki çok özledim. Gittiğin gün kapkara bir gündü, 369 gün geçti hâlâ döneceğin günü bekliyorum. Dön artık Uğur, dön. Dön de yıllar sonra Galatasaray, altyapısından bir bayrak adam çıkarsın."

Bugün, Uğur Uçar 370. günde takımla beraber ilk antrenmana çıktı o talihsiz günden sonraki. Küçük Kaptan döndü, başında Büyük Kaptan var. Ne güzel bir tablo, ne güzel, ne güzel...

4 ekleme:

Adsız dedi ki...

öncelikle uğur'un dönmesi cok sevindirici bunu belirtmek isterim.ama bir sey de beni düşünceden düşünceye sevk etmiyor değil.bu postun konusu olmaya da bilir bahsedeceklerim ama yazıdaki satır araları benim bu yazıyı yazmaya sevk etti.

Arda'dan bahsetmek istiyorum.Türk futbolcusu psikolojisinden bahsetmeyeceğim zira sende cok iyi biliyorsun ki takımların kadroları cin olmadan adam carpmaya calısan,hocasının arkasından konusan,arkadasına antrenmanda bilincli olarak sert giren topcularla dolu.(Topcu diyorum zira bu ünvan onlara daha cok uyuyor.Bunların basketbol oynayan veya hentbol oynayan versiyonlarından bir farkı olmadıgı düşünmüyorum.Bu fazla genel oldu ama illa vardır oyle topçular en azından basketbolda var onu biliyorum:D)Arda'yı ben bu tipin dışında bırakıyorum.Arda kaptan olmaz istemis olabilir, pas atmamıs olabilir, su olabilir bu olabilir ancak ne kadar bu klişeye girmek istemesem de bu davranısların yaşına verip hos görülmesi gerektiğini düşünüyorum. Ozellikle arda'ya da ugur ile ilgili yazılarında yazdıgın minvalde yazılar yazdıgın aklıma geldikçe...
Bugun büyük kaptan , bayrak adam dediğiniz ve sonuna kadar saygı duyduğum bülent korkmaz'ın 22 yasında ilk defa milli formayı giydigini ve milli takımın alt kademelerinde oynadıgını(ki bunu onu degersiz yapmaz kıyas acısından belirtiyorum.) arda'nın ise daha gectiğimiz yaz hepimize yaşattığı duyguları biliyoruz.Arda'nın üzerindeki yükün bir hayli fazla olduğunu da biliyoruz.Demek istediğim şudur ki arda'nın tek kalemde silinip atılması bana kolaycılık gibi geliyor.

Örneğin aydın meselesinde geçmişten gelen bir eleştrin vardı ve bunları haklı olarak savunuyorudun ki bende bir çoğuna hak veriyordum ancak arda ile aydın'ı cok iyi biliyorum ki aynı kategoriye de koymuyorsun.Bunu ,tekrar belirteyim, yazılarında acık ve net olarak seziyordum.

Sonuc olarak biraz daha düşünmende fazda görüyorum!!!

GoKaN

scapula dedi ki...

GoKaN,

Teşekkür ederim yorumun için.

Çok iyi tahlil etmişsin, açıkçası bu konuda kendimi bu kadar net ifade edebildiğimi düşünmüyordum, çok sık yazmadığımdan.

Arda, evet tabii ki benim için de değerli bir oyuncu. "Tabii ki"nin altını çizmek istiyorum burada, çünkü Arda'nın bir Galatasaraylı için özel anlamlar ifade etmemesi düşünülemez. Hani ben de hep "sahadaki bizlerden biri" olarak gördüm hep; şımardı safsatalarına karşı sonuna kadar savundum, bütün bir tribün yuhalarken gözlerim dolu dolu alkışladım, ki göz göze de geldik o gün Arda'yla. Herneyse, geçmiş zaman böyleydi.

Şimdi durum çok farklı mı? Değil. Yine Arda özel bir futbolcu benim için. Yarın yine kötü oynadığı için yuhalanırsa yine tek başıma alkışlarım, yine korurum karınca kararınca. Ama işte bir noktada katılamıyorum sana, bir ölçüden sonra. Arda'yı tipik Türk futbolcusundan ayıran bir numaralı özelliği, aynı hatalı davranışları yapmayı tercih etmiyor olması değil; futbolcu ortalamasından çok daha akıllı, çok daha zeki olması. Karıncayı öpüp, belini incitmiyor Arda biraz da. Ha, bu benim yorumum; bir şeye şahit olmuş değilim ama gördüğüm farklı şeyler de bu yönde bir çıkarım yapmamı sağlıyor.

Bu düşünce ayrılığımız, bir sonraki cümlenle birlikte, ortak paydaya varmamızla sonuçlanıyor. Zira ben de, her ne kadar "Arda kadro dışı bırakılmalıdır." demiş de olsam, bu biraz idealist bir yaklaşım olmakla kalıyor. Bakalım Arda'yla aynı kefeye koyduğumuz (en azından bu konuda) oyunculara; Sabri ve Ümit Karan. Her ikisi de defalarca kez kadro dışı kalmayı hak etmiş olasalar da (Antrenmana sarhoş gelmek, Galatasaray'a küfretmek, saha içi disiplinsizlikler gibi nedenlerle), ikinci üçüncü beşinci şansları oldu hep. Arda'nın da olmalı. Ama bugün radikal bir yaptırımla Ümit ve Sabri'nin Galatasaray kariyerleri bitirilip, Arda'ya da hafif olmayan bir para cezası verilseydi, Arda yine aynı aklı sayesinde yapması gerekeni bulacak, ikinci şansını iyi kullanacaktı muhtemelen. Kullanmazsa da, kendi bileceği iş zaten.

Aydın'a gelince... Ben, söz konusu Galatasaray olunca son derece pozitif olan bir insanım. Bu nedenle Aydın için bile hâlâ umut besliyorum, çok çok az da olsa. Ama işte, Türk futbolcusu bunların hepsi ve hakikaten birçoğu beş para etmez adamlar. Biz bunların yüceldiği bir düzende futbolu seviyoruz, onları biz yüceltiyoruz. Bunlar da benim Türkiye'de oynatan futboldan nefret ettiriyor. Birçok durumda Türkiye'de yaşamaktan nefret ettirdiği gibi, ki futbol tabii ki hayattan bağımsız düşünülemez. Siyasete kaymaktan kaçınıyorum belki ama, seçim sonuçları geldiğinde şaşırılıyor ya, bilhassa birçoğumuzun yaşadığı çevrede; işte futbolcuları kafalarında piksel kahramanlar olarak canlandıranlar da eminim gerçek yüzlerinin farkına vardıklarında aynı şaşkınlığı yaşayacaklardır.

Senin tabirinle, bu "topçu"ların, bu kadar adam yerine konmaması gerek, Gökhan. Bu kadar para kazanmamaları gerek. Sonra ne olduklarını unutup, Galatasaray'dan büyük olduklarını düşünüyorlar zira. Ha, Arda'yı bu acımasız eleştirilerin içine asla katmıyorum, hatta birkaç kişi hariç hiçbirini katmıyorum ama aynı Arda'nın örnek alınacak davranışlar sergilediğini de düşünmüyorum. Sanırım sezdiğini söylediğin şey şu; "Aynı kategoriye koymuyorsun ama yine de Arda'yı da benimseyemiyorsun.", ki çok doğru. Her ne kadar ona olan sevgimden dolayı bazı düşüncelerimi dile getirmekten kaçınsam da, "istediğim tarzda futbolcu" sayarken adını geçirmeyerek küçük de olsa bir mesaj veriyordum. (Bu arada "ben demiştim" demek, tercihlerim arasında değil ama bugün için de bir mesajdı aşağıdaki post.)

(Misal; http://mayislar.blogspot.com/2008/11/ismael-bouzid-ruhu_6375.html )

Her şeye rağmen, yine o cümlene geliyoruz, Arda ile ilgili. Yaşına vermek gerek. Ha, ben bunu söylüyorum ben de Arda'nın yaşındayım, ama söylemeye hakkım olduğuna da inanıyorum. Daha önemlisi, Arda'nın yanlışlarından sıyrılıp kendisine yakışan şekilde davranacağına da...

Sevgiler;

Adsız dedi ki...

Ata ;

Yine ortak noktada bulustugumuzu düşünüyorum.

Tabiki bende arda tamamen haklı demiyorum.Ancak demek istediğim ve bu yazıyı yazmaya sürükleyen olgu aslına bakarsan senin yazdıgın "İsteyen manchester united'da oynasın." lafıdır.Değerlerimizin futbol anlamında rehabilite edilmesi ve kazandırılması gerekiyor.Bu da manchester'a giderken kırgınlık yasamadan olmalı eger olacaksa ; Tuncay gibi degil Tugay gibi olmalı.

Benim asıl belirtmek istedigim nokta şu ki senin yazında bunun biraz daha yanlıs anlasılmaya müsait oldugu icin ve az da olsa boyle bir düşüncen varsa bundan vazgecmen icin yazdım.


GoKaN

scapula dedi ki...

Konuyu dağıtacağım, baştan uyarayım.

Haklısın Gökhan.

Da...

Kızgınım işte. Çok kızgınım. Çok üzgünüm. Çünkü Arda'nın da aralarında bulunduğu oyuncular bir uyumsuzluk yarattı. Bu uyumsuzluk, teknik direktör - ortam uyumsuzluğuydu. Yönetim de, bu uyumsuzluğu teknik direktörü göndererek çözme yoluna gitti. Kolaya kaçtı. Gerekli ortamı sağlayıp, Galatasaray'ı çok iyi bir teknik adamla ileriye taşımaktansa, ortama uygun teknik direktör getirildi. Daha sonra vakit bulursam yazacağım uzun uzun, şimdi dışarı çıkmak durumundayım ama Galatasaray, kendisini ileriye taşıyacak teknik adamı kaybetti.

Buraya kadar söylediklerim, yeni teknik direktörümüzden bağımsız. Ona gelince, umarım, Bülent Korkmaz da taşır Galatasaray'ı ileriye. İkinci bir Fatih Terim olur. Teknik - taktikle değil ama "Hadi oğlum - Hadi Aslanım"la başarır bir şeyler. Şu an için bunu temenni edebiliyorum ancak. Oysa gerek yoktu böyle bir maceraya girmeye. Zamanı gelmemişti henüz. Boşu boşuna riske attı Galatasaray, önümüzdeki belki 5 senesini.

E ben de bunda bir şekilde payı olan Arda'ya çok kızıyorum. En çok onu sevdiğim için, en çok ona kızıyorum. Maç sonrası Kanat Atkaya'nın (Skibbe konusu hariç katıldığım) o güzel yazısında dediği gibi yani...

Yoksa, biliyorum, haklısın.

Ama yarın Arda kaptan olacak. Ve vaktiyle aynı hayali kurmuş olan ben, bunu kabullenemeyeceğim. Neyse işte...