06 Aralık 2008

Majia Mukiibi Musisi

Majia Mukiibi Musisi, daha çok bilindiği şekliyle Majid Musisi'yi hatırlamayan futbolsever çok azdır herhalde. Yarısı Bursaspor, yarısı Çanakkale Dardanelspor forması ile geçirdiği 5 yılda Türk futbol seyircisinin gönlünde taht kurmayı başarmış, Uganda'nın ilk profesyonel futbolcusudur Musisi. Bugün hâlâ Uganda'nın gelmiş geçmiş en iyi futbolcusu olarak kabul edilir.

1994-95 sezonunda tanışmıştık onunla. Bursaspor, aylarca Malili futbolcu Fernand Coulibaly'nin peşinden koşup, binbir türlü aksaklık nedeniyle bu oyuncunun transferini gerçekleştirmekte bir türlü muvaffak olamayınca rotayı Fransa İkinci Ligi'ne çevirmiş ve Rennes takımının çikolata renkli futbolcusu Majid Musisi'yi renklerine bağlamıştır. O sezon Adana Demirspor'un transfer ettiği ve 7,5 yılda Bursaspor'un içinde bulunmadığı 7 ayrı Anadolu takımının formasını giyen Coulibaly'nin ismi o kadar telaffuz edilmiştir ki Malilinin nasıl bir futbolcu olduğu kimse tarafından bilinmemesine rağmen Musisi transferi hayal kırıklığı yaratmaktan öteye geçememiş, ancak Musisi henüz ikinci maçında Altay filelerine yolladığı kritik golüyle Bursaspor taraftarını heyecanlandırmayı başarmıştır. Ugandalının ilk sezon attığı 11 gol içinde, Beşiktaş'a atılanla birlikte tek deplasman golünün bu olması, onun ne tarz bir oyuncu olduğu hakkında fikir verebilir bilmeyenlere. Evet, Musisi, taraftarla büyüyen, tribüne oynayan, uçarı, çılgın bir yıldızdır. 5 sezonluk Türkiye kariyerinde istatistiklere yazdırdığı 60 golün 6'da birinin, profesyonel lig tarihinde şampiyonluk sevinci yaşamış dört takıma olması da bir başka ipucudur, sempatik oyuncunun bu özelliğini sergileyen.

Düzensiz bir hayat yaşasa da saha içinde istikrarsız olduğunu söylemek mümkün değildir Musisi'nin. Nitekim, Bursaspor'daki ikinci sezonunda bir adım ileri giderek 15'e yükseltir gol sayısını. İki sezonda atılan 26 gol, hiç de fena bir rakam değil. Türkiye'de 10 golün altına düştüğü tek sezonu 9 golle kapatması da az iş değil. (11-15-12-15-9.) Gelgelelim, Musisi'nin bu derece sevilmesinde rol alan ana etken bu gollerin hiçbiri değil. Musisi, Baljic, Ercüment üçlüsüyle İnter-Toto Kupası'nda turları bir bir geçen Bursaspor'un, bu kupada 2 Ağustos 1995 tarihinde oynadığı final maçında Karlsruhe'ye attığı golle maçın uzatmalara gitmesini sağlayan Musisi, bugün bile süren bir geleneğin başlangıcına imza atar; "timsah yürüyüşü"! Yıllar sonra sorulduğunda, bu sevinci ilk olarak Fransa'da oynarken gördüğünü ve Bursaspor camiası tarafından bu kadar benimsenmesinin onu çok mutlu ettiğini söyler. Bu sevinç, aynı zamanda Bursaspor'un "Yeşil Timsahlar" olarak anılmasında da oldukça etkili rol oynar. 1992 yılına kadar "Yeşil İnciler" olarak anılan Bursaspor'un Beşiktaş'la oynayıp 0-0 berabere kaldığı bir lig maçı sonrası, yönetimde bu lakabın çok durağan olduğu ve Bursaspor'a yeni bir sembol bulunması gerektiği fikri ortaya atılır. 6 ay boyunca bu konuda araştırma yapılır ve değişiklik fikrinin sahibi yöneticinin izlediği bir belgesel sonucu "Timsah" sembolü ön plana çıkar. "Yeşil Timsahlar" lakabının yaygınlaşması ise Musisi'nin başlattığı bu gol sevinci ile gerçekleşir.

1996 yılında "Türkiye'de Yılın Yabancı Futbolcusu" seçilen Musisi, bir sonraki sezon Bursaspor'da teknik direktörlüğe Gordon Milne'nin getirilmesinin ardından gözden düşer. Gollerine devam etmektedir ve yarım sezonda 7 gole ulaşmıştır ancak anlamsız bir şekilde devre arasında Çanakkale Dardanelspor'a verilmiştir. Orada da susmamış, hem golleri, hem sempatik tavırları, hem de çapkınlığıyla Çanakkale'nin renkli simaları adına adını yazdırmıştır. Bursaspor'daki taraftar desteği ve ilgisini, haliyle o dönemdeki mutluluğu bulduğunu söylemek ise güç, Musisi'nin. Burada geçirdiği 2,5 sezonun ardından Çanakkale Dardanelspor küme düşünce, Rennes öncesi formasını giydiği, ülkesinin SC Villa takımına döner. 18-25 yaşları arasında oynadığı bu takımdaki ilk döneminde 138 gol atmıştır Musisi. Jimmy Kirunda isimli bir oyuncunun 32 gollük Uganda Ligi rekorunu kırmasına çok yaklaşıp 28 gol atmışken, sezon bitimine 4 maç kala Fransa'ya transferi gerçekleşince bunu başaramamıştır. Peki şimdi ikinci döneminde o eski şaşaalı günlerini yakalayacak mıdır? Artık ligin en pahalı oyuncusunun beş katı para almaktadır, ancak yine de istediği ortamı bulamayıp başarı sağlayamaz Musisi. Vietnam ve Çin'de futbol oynar ancak burada HIV virüsü kaptığını öğrenir. Futbola ara verip, tedavi için Londra'ya gider. Taşıyıcı olduğunu öğrendikten kısa süre sonra ülkesinin Ggaba United takımında futbola döner ve futbolu burada bırakır. Musisi, 13 Aralık 2005'te, yaygın bir iddiaya göre AIDS'ten, açıklanan sebebiyle de böbrek yetmezliğinden hayatını kaybeder. Ölümünden 8 ay önce Bursaspor Dergisi'ne verdiği röportajda Bursaspor taraftarını ve Bursa'da geçirdiği günleri çok özlediğini, artık futboldan kopup ülkesindeki aile şirketinde ticaretle uğraşarak geçindiğini belirtir. Bu yılın Temmuz ayında ise Musisi ailesi Baba Musisisiz, Bursa'ya 20 günlük bir ziyarette bulunur.

Futbol, ilginç oyun. Ülkesinde 16 yaşındaki baldızına tecavüzden yargılanıp suçlu bulunmuş, bu sebepten hapis yatmış bir adamı sempatik buldurup özletebiliyor bizlere. Hep söylerim, akıllı adam işi değil takım tutmak. Aklı başında bir insanın, birçoğu problemli karakterlere sahip futbolcuların etkisiyle sevinip üzülmesi, günlük hayatta karşılıklı sohbet dahi edemeyeceği insanların stadyumlarda adını haykırması, hastalıklı bir iş. Ancak futboldan zevk, bu şekilde alınıyor; saha içi ve dışını ayırmak gerek sanırım bir yerde. Nasıl ki birçok futbolcu var bugün beraber mutlu olup hüzünlensem de yarın taraftarı olduğum takımdan ayrılsa bir daha adını anmayacağımı bildiğim, futbol sahalarında yıllarca izlediğim Musisi'yi de çok özledim. Bu ise, onun -eğer ki iddialar doğruysa elbet- ne kadar aşağılık bir adam olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Rahat uyusun, diyeyim mi, bilemedim.

1 ekleme:

Kapali Ust dedi ki...

Mususi'yi "baldız baldan tatlıdır" felsefesinden azami derecede etkilenmiş gördüm. Ama sonuçta biz onun futbolculuğunu, renkli kişilğini ve timsah sevincini sevdik, cinsel hayatını ve şeref yoksunluğunu bu noktada ignore edip rahat uyusun diyelim.. Yaptıklarının hesabı başka yerde kendisine sorulur..