Bir adam düşünelim. Mesela, hmm, Ahmet olsun adı. Sıkı Galatasaray taraftarı olsun. Hatta bir o kadar da sıkı milliyetçi olsun, sakın ha laf söyletmesin devletine milletine. Daha da ileri gidelim, faşist olsun ama kafası da çalışsın, ikisi bir arada zor tabii ama hadi olsun. "Kafası çalışsın"dan kastım, burada lafını etmeye değecek kadar çalışsın, fazlasına gerek yok. Eğitimli de olsun hafiften, iyi üniversitelerin birinde eğitim görüyor olsun.

Ahmet, cebinde parası oldukça maçlara giden, kombinesi olmayan bir taraftar olarak sürdürsün yaşantısını. Ve tabii haliyle önemli bir maç arifesinde bilet sıkıntısı çeksin. Bilgisayar başında saatlerce uğraşsın, bir tane bilet alamasın biletix'ten; o sayfayı açmaya çalıştıkça internet sitesi daha çok kilitlensin. Biletix'e küfür, karaborsaya lanet ede ede gidemesin maça. "Karaborsacı biletix." desin, "Böyle bilet dağıtma sisteminin de, onlardan bilet alanın da..." desin maçları evinden izlesin. Ta ki bir sonraki önemli maça kadar.

Bu seferki maçtan önce, gecenin bir yarısına kurduğu alarm ile uyanıp, sabaha karşı bilet kuyruğuna girsin Ahmet. Saatler süren emeğinin sonucunda, gişe açıldığında en ön sıralardaki yerinden biletini alıp gitmeyi hedeflesin. Ama polisler engellesin onu. Her türlü eylemini haklı bulduğu ve söz söyletmediği Türk Polisi, bütün gerçekliğiyle çıksın adamımızın karşısına, göstersin ona kim olduğunu ve niçin orada bulunduğunu. Polisin sırayı düzene sokma bahanesiyle aynı adamları nasıl defalarca ön sıralara geçirdiklerini de, ellerindeki çifter çifter biletleri de yakından takip etsin Ahmet. Ama sonra, misal bir 1 Mayıs'ta kan döktüklerinde yine savunsun ülkesinin güvenliğini sağlayan o büyük kahramanları! Bir maçı daha televizyondan seyretmekle yetinsin Ahmet, bir kez daha karaborsaya lanet ederek. İlk bilet bulduğu maçta o karaborsa paralarını cebine indirenlere, Ahmet'in Galatasaray sevgisinden ekmek yiyenlere "abi, reis" çekmek üzere bekleyerek...

Ahmet tribüncü (!), Ahmet devletine söz söyletmez, Ahmet karaborsaya lanet ediyor. Nasıl oluyor bilmiyorum ama oluyor. Yüzlercesi, binlercesi her önemli maç öncesi biletix gişelerine, sanal mecralara dökülüyor. Maalesef.

5 ekleme:

ahmet dedi ki...

bilader iyi güzel de, başka isim mi yoktu da ahmet yaptın herifin ismini. benim de adım ahmet ama bahsi geçen dallamayla uzaktan yakından ilgim yok. lütfen biraz dikkat. hehe. doğru diyon valla. ama büyük güçler istemedikçe türkiye'de karaborsa bitmeeez. çok insan ekmek yiyor bu işten.

ultrasArtiglio dedi ki...

Hay eline sağlık dünden beri ortalık kıyamet figan bilet yok!abi 10 dakikada bilet bitermi!yahu önümde en fazla 30 kişi vardı bana gelince bilet bitti!Dur kanka karaborsacı x arayayım bilet sorayım eski açık bize 70e olurmuş vsvsvs...Çok insan ekmek yiyor tamamda çok insandan ekmeğinden kısıp o maçlara gidiyor...Düzen hep değişiyor Düzülen hiç değişmiyor :)

scapula dedi ki...

ultrasArtiglio,

Düzen de pek değişmiyor. Hep aynı adamlar. İşin garibi, düzülen düzene saygıda kusur etmiyor. Bu paraların bir kısmı polise, bir kısmı biletix'e, en büyük pay ise X Reis'e, Y Reis'e gidiyor.

Terör sorunu gibi düşünelim bunu. İstenildiğinde bitmemesi için en ufak bir neden yok. Galatasaray yönetimi istesin, karaborsa biter. Polis istesin, karaborsa biter. Devlet istesin, karaborsa biter. Bilet dağıtım şirketi istesin, karaborsa biter. Ama işte düzenli bir gelir kapısı olmuş bu, kim niye bitirmek istesin ki? Dağıtım şirketi ekstra gelir sağlıyor, polis cebine üç kuruş fazla atıyor, tüm bunlara göz yuman ve hatta bu düzenin kurulmasında en önemli rolü oynayan kulüp yönetimleri de taraftar üzerinde söz sahibi oluyor. En acısı, tüm bunlar herkesin gözleri önünde cereyan ediyor. Utanma arlanma duygusu kalmamış kimsede. Alt tarafı bir spor karşılaşmasının bilet dağıtımında dahi tüm ayrıntılarıyla gözler önüne seriliyor bütün bir sistemin kokuşmuşluğu.

Kabul edelim ya da etmeyelim, son derece aşağılık biçimde (taraftar grubunu işine geldiği gibi kullanıp özüz ölünce ortaklığı bitirerek) de olsa bu konuda en doğru adımları Fenerbahçe yönetimi atıyor. Taraftar kartı projesi, tribünde rantı bitirme çalışmaları, hepsi son derece doğru hamleler bana göre. En azından Fenerbahçe taraftarı insan gibi muamele görüyor.

Tribünde rant bitmeden, karaborsa bitmez. Bunun için de önce Galatasaray taraftarının uyanması lazım. Daha, ne diyeyim...

KANDIRALI dedi ki...

eline sağlık ne güzel yazmışsın..

polis gününde alkışlayıp, maç günleri polise söven adamlarla beraber maç izliyoruz.

karaborsa mevzusu ise istenildiği takdirde biter ama dediğin gibi çıkar meselesi kimse istemez. taraftar nasıl olsa geliyor. düdüklesek ne çıkar diyorlardır. :/

Kapali Ust dedi ki...

Bir gün Adnan Polat çıkıp tek reis benim demedikçe bu rant bitmeyecektir. Bu rant UltrAslan'dan önce kombine sistemi ile Kadıköylü Aslanlar oluşumu ile bitirilmeye çalışılmış ancak başarılı olunamamıştır. O zamanlar sürgüne yeni açık'a gidip "paranız yoksa para verelim" diye bağıran grup, kapalı üstteki taraftarları tezahürat konusunda tehdit etmektende geri kalmamıştır. Bu tehditlerle kısa süre sonra kapalıya geri dönüş gerçekleşmiş ve günden güne kapladığı alan genişlemiştir. Grubun diğer bir özelliğide eski günlerde Adnan Polat'a "bu tribün senin eserin" diye bağırmalıdır. Zira o grubu da vakti zamanında Adnan Polat kurmuştur..