07 Kasım 2008

Olacak!

Nereden başlasam? Hâlâ tüylerimin diken diken oluşundan mı, 10 sene sonra bu maçla hatırlayacağım Emre Aşık'tan mı, maç yazılarında hafiften hakkı yenen sahanın yıldızı Hakan Balta'dan mı, dünyanın yıldızı Arda Turan'dan mı, yıllandıkça tatlanan Ayhan'dan mı?

Hadi Skibbe'den başlayayım, kızdırayım biraz. Kupadaki Ankaraspor deplasmanından sonraki sözlerinin altındaki gerçekten bihaber dostlarımız, abilerimiz hep dediler ki, "Bu Alman hâlâ kendini sıradan bir Alman orta sıra takımında zannediyor. Birinin ona Galatasaray'ın büyüklüğünü anlatması lazım." Oysa dün, "Daha defansif bir kadro çıkararak, rakipten korktuğumuz izlenimini vermek istemedim." diyen de aynı Alman'dı. Tekrar gerçeğe göz atalım, Tanıl Bora'nın şu yazısının en azından ilk paragrafını okuyalım derim.

Lincoln'e geçeyim sonra. En az Skibbe kadar çekti o da. "Alex'in A'sı olamaz." dendi, "Defolsun gitsin." dendi, bilerek oynamıyor dendi, topçu değil dendi, adam değil dendi, küfürler edildi, nefretler söylendi... Hep haykırdık, geliyor diye, 2008-2009'un onun yılı olacak, asist kralı olacak diye, büyük oyuncu diye... Delgado dedik, Alex dedik, alışma evresi dedik. Bugün hepsinden önce geçiyorsa adı, bunun adı mucize mi olmalı? Değil. Sabır.

Hatta Arda. Bir önceki sezon, 16. hafta, Sivas maçı. Koskoca bir tribün (Yeni Açık), Arda'yı yuhalayan. Neler neler söylenmişti onun için de, hatırlayalım. Fırsat bulsak da söylesek diye beklenen o iki sihirli sözcük: "Arda şımardı!" Bir iki kişinin tepkisi değil bunlar, topluca kapılınan hezeyanlar. Bugüne dönüp baktığımızda, Avrupai bir yıldız buluyoruz karşımızda.

Bunları laf sokmak, gerginlik yaratmak, bakın haklı çıktık demek için söylemiyorum. İstediğim, Galatasaraylılar olarak biraz sabır gösterebilmek. Biraz. İlk maçta Skibbe'yi yuhalamamak, ilk performans düşüklüğünde Arda'yı ıslıklamamak, Lincoln gibi bir futbolcumuz varsa beklemek... Yine bugüne dönersek, Mehmet Güven'de yaşıyoruz aynı bunalımı. Ben, Mehmet'in de yetenekli bir oyuncu olduğuna, önümüzdeki süreçte takıma katkı sağlayacağına inanıyorum. Dünya çapında bir yıldız olmayacak belki, ama bir Ayhan olmayacağından kimse emin olamaz. Kalitesi ve Gaziantepspor maçında Ümit Karan ve Sabri'nin ona yaptığı haksızlık başka zamanın konusu olsun, ben artık maça döneyim.

Emre Aşık. Hep söylüyorum, Galatasaray tarihinin en sevdiğim oyuncularından biri. Söylemek istediğim her şeyi daha önce söylemişim kendisiyle ilgili; performansıyla ilgili ise söylenebilecek her şey maç yazılarında söylenmiş. Bana da susup bu büyük Galatasaraylının önünde saygıyla eğilmek düşüyor. Şu fotoğrafa bakar mısınız? Bu adam Galatasaraylı değil de nedir?

Hakan Balta. Bakın bu konuda dakikalarca konuşabilirim. Savunmayı kaç pozisyonda kaç kez rahatlattığını, girdiği kademeleri, gollük pozisyonları doğmadan önlediğini, hiç top kaybetmediğini, hücuma iyi destek verdiğini, karşısındaki sözümona teknik oyunculara attığı çalımları anlatabilirim. Ama daha sırada bekleyen bir takım dolusu oyuncu var.

Arda Turan, bunlardan biri. Belki de en önemlisi. Dünya yıldızlarını kadrosunda barındıran Galatasaray'ın bir numaralı yıldızı, en önemli oyuncusu, bayrak adamı, her şeyi. Skibbe'nin jesti sonrası, mağlubiyetin hüznünü yaşayan Portekizlilerin ayakta alkışladığı adam. Nesin sen be oğlum, nesin sen be?

Ayhan Akman. Iniesta kaçmış içine, dedi biri. Oynadıkça açılıyor, dedi başka biri. Öyle de bir oyuncu ki, bir form tuttu mu uzun süre kaptırıp gidiyor, önünü kesebilen tek şey sakatlık oluyor. Bu defa talihsizlik de peşini bırakacak, oturup keyifle Ayhan'ı izleyeceğiz; uzun, çok uzun bir dönem.

Sabri. Kolay tahammül edebildiğim bir adam değil, birçok kez belirttim. Ama o da tıpkı Ayhan gibi formunu bir bulduğunda asla kaybetmiyor, bir süreliğine başka bir kimliğe bürünüp bambaşka bir oyuncu oluyor. Dünkü maçın ilk yarısında şahaneydi, ikinci yarı biraz aksadı ama yine de görevini yerine getirdi.

Servet'ten Baros'a, maç alan kaleci De Sanctis'ten Meira'ya, Lincoln'den Karan'a konuşacak daha çok şey var aslında. Ama bireysel performanslardan çok daha önemlisi dün takım halinde sergilenen tabloydu. Gerek futbol olarak, gerek takım içi bütünlük olarak. Ayhan'ın ve Arda'nın golden sonra Skibbe'ye koşuşu, onun Arda'yı alkışlatışı, Emre'nin ilk goldeki sevinci; Galatasaray'ın o bildiğimiz hüviyetine tam olarak büründüğünün resmedilmiş halleriydi.

Galatasaray'ın tarihinde ilk kez 4 Avrupa kupası maçında üst üste galip gelmesi tesadüf gibi gözüküyor belki, ama değil. Tekrar Avrupa'da iddialı bir takım haline geliyor, 2000'deki İspanya macerasından sonra ilk önemli deplasman galibiyetini alan Galatasaray. Bu hocayla, bu futbolcularla olacak bu. İki iki dört, olacak.

Son soru.

De Sanctis o çıkmayacak topu çıkarmasa; şimdi yorumlar nasıl olacaktı?

5 ekleme:

aksilaz dedi ki...

de sanctis çıkarmasa skibbeyi ve takımı fener medyası derbiye kadar işleyecekti.

ultrANIL07 dedi ki...

De Sactis o çıkmayacak topu çıkaramasa dün akşamki Galatasaray yine de o maçı bırakmazdı.

Bir de Lincoln var tabii... Kendisini en çok eleştirenlerden biri de bendim. Ancak bu sezon gerçekten farklı. Kötü oynadığında nasıl yeriyorsam, iyiyken de hakkını vermeliyim. Böyle oynamaya devam etsin canımı alsın :)

Anonymous dedi ki...

bugun okudugun yazıları bir de tersten oku... o olacaktı. " iyi basladık ama yine sonunu getirenedik "olacaktı. "vizyonsuz(!) skibbe." olacaktı."o kadar defans oyuncususunuz suazo'ya nası o kadar rahat vurdurursunuz!" olacaktı.

belki de mac o golden sonra baslayacak mac 1-1 e gelicek son dakikada atılan golle bilbao efsanesi tekrar yazılacaktı.

kim bilir belki de en iyisi oldu da malzeme cıkmadı;hata kollayan medyaya,,at gözlükleriyle bakan körü körüne fanatiklere,hazımsız fenerbahce taraftarına...bu haftaki fenerbahce macı ile eller ovusturulmaya baslanmıstır artık.

GoKaN

SideWindeR dedi ki...

Baros'un sağ kanatta oynaması 2 sene boyunca konuşulacaktı.

muqo dedi ki...

Benfica bir anda büyük takım olacaktı