01 Kasım 2008

Kredi ve Sabıka

Skibbe'nin kredisi sıfıra yaklaştı Galatasaray taraftarı nezdinde. Bakalım neler neden olmuş buna...

İlk lig maçında sahanın en iyi oyuncularından olan Mehmet Topal'ı çıkarması. Skibbe, bu değişiklikten sonra akıl almaz bir biçimde tribünler tarafından yuhalandı. Gerçek, Mehmet'in sakatlanmış olmasıydı.

Steaua maçında Fernando Meira'ya orta alanda görev vererek futbolu herkesten çok bilen kelle avcılarına "Hebele hubele, Meira orta sahada oynar mı, 6 stoperle sahaya çıktık, olur mu böyle Hasan?" deme fırsatı vermesi. Gerçek, Fernando Meira'nın o bölgede Galatasaray için biçilmiş kaftan olduğuydu. O gün taraflı gözler göremese de, takımın ayakta kalan isimlerinden biri, bugün de çok parlak günler geçirmeyen Galatasaray'ın ön liberosunda can simidi görevi üstlenen Meira'ydı.

Bellinzona maçından önce "Güçlü bir ekiple karşılaşacağız.", Ankaraspor maçından sonra "Deplasmanda lig 3.'sü bir takımdan alınan 1 puan iyidir." demesi ve buna benzer demeçleri her fırsatta tekrarlaması. Gerçek, Galatasaray'ın teknik direktörüyle ilgili birazcık araştırma yapıp bilgi sahibi olan insanların önceden bildiği gibi, bir karakter özelliğiydi. "Rakibe saygı" her şeyden önemliydi. Asy.net forumlarında Mert Bey'in söylediği gibi, eleştirilmesi gereken sözler "Yarımız olmayacak bir takıma elendik." diyen Adnan Polat'ınkilerdi. Yoksa Skibbe, tabii ki maçtan önce oyuncularına "Beraberlik iyidir, yapabiliyorsanız galip gelin." demiyordu. Kolayca tahmin edilebileceği gibi, bunu düşünen ve söyleyen bir Galatasaray teknik direktörü, bir dakika daha bu sıfatı taşıyamaz zaten. Hiçbir Galatasaray futbolcusu da, hele ki başlarında hoca yokken bile kenetlenerek çok zor bir sürecin altından kalkan bu futbolcu kadrosu, bu şekilde düşünen bir teknik adama prim vermez, onu dinlemez aynı şekilde. Tabii ki ezber bozmak zor. "Skibbe takımı beraberliğe oynattı." Peki! 14 futbolcu ve o kadar yönetici de sizin bildiğinizi bilmiyordu, "Aa, Skibbe bize beraberliği uygun görmüş, en iyisi biz beraberlik almaya bakalım." dedi. En iyisi biz, "Çap, map; alın yiyin" deyip atalım hocamızı aç kurtların önüne. Birisi Skibbe'ye Galatasaray'ın büyüklüğünü anlatmalı, değil mi!?

Ankaraspor maçının 90+3. dakikasında Lincoln çıkıp Ferdi'yi sokarak zaman geçirmeye çalışması. Gerçek, Lincoln'ün sakatlandığı ve soyunma odasında başlayan tedavisinin de hâlâ sürdüğüydü.

***

"Pardon", "Her Şey Çok Güzel Olacak"ın da önünde, izlediğim en komik filmdir. Üç arkadaşın haksız yere hapse düşmesini anlatır. Spoiler sayılmaz söyleyeyim, filmin sonunda da bu haksızlık için devlet adına "Pardon" denir cezaevi müdürü tarafından. Ne bir tazminat, ne iade-i itibar; üç arkadaş boş yere yıllarca hapis yattıklarıyla kalır. Yukarıda bahsi geçen, Skibbe'nin eleştirildiği noktalarda gözden kaçmış olan gerçeklerin bir kısmı ortaya çıktı, bir kısmı henüz çıkmadı. Ancak ne olursa olsun, isterse Skibbe'nin yukarıdaki konularda haklı olduğu bilimsel verilerle kanıtlansın, kafada azalan kredinin geri dönüşü yok. Üzerine kafa yormaya gerek yok çünkü, "Skibbe hoca değil." derken, bir şeyler olmuş ve gözlerde kredisi azalmıştır, daha sonra ortaya çıkan gerçeklerin ardından "Hmm, demek ki haklıymış." deyip iade-i itibar edilmesi mümkün değildir kafalarda. Bu bağlamda "Pardon" filminden de daha trajik bir durum hüviyetine kavuşuyor durum ve Skibbe sabıkalı bir biçimde dolaşıyor etrafta!

Unutmadan...

Bir de ismi var Skibbe'nin kredisini düşüren, değil mi? Hihihi, hohoho... Pek komik be. İlahi, nereden gelir aklınıza böyle şeyler... Zekâ fışkırıyor, maşşallah tosunuma.

Bir de açıklama geliyor saat 11'de. Bana kızan, alınan, gücenen olursa, o yazıyı beklesin.

2 ekleme:

Genç dedi ki...

abi diyecek bir sürü lafım var sana, yazmaya üşendim..

kısa özet, tamamen farklı yerlere bakıyoruz bu konuda..

anlatırım bi ara şimdi harbiden üşendim..

scapula dedi ki...

Yarın maç öncesi kaynatacağız demektir.