15 Ekim 2008

Uğur Uçar

"Anneni mi daha çok seviyorsun, babanı mı?" sorusunun saçmalığı konusunda sanırım artık dünya üzerindeki altı milyar insan evladı olarak hemfikirizdir. Hoş, ben kendimi bildim bileli altı milyar insan vardır dünyada, hiç mi artmıyor acaba? Herneyse, kaçsa kaç, konumuz bu değil. Bir Galatasaraylı olarak da, Galatasaray formasına çok yakışıp cuk oturan bir dolu oyuncunun arasında tercih yapmam pek mümkün değil elbet. Ama, gönlümde çok farklı bir yere koyduğum bir oyuncu var. Çocukluk kahramanım Okan'ı nasıl sevmişsem, öyle apayrı bir boyutta değerlendirdiğim bir oyuncu... Yazıda başlık ve resim olmasaydı burada merak unsuru devreye girecekti ama konuya girmeden adını verdim zaten bu oyuncunun: Uğur Uçar.

Uğur, statta "Ur, Ur, Ur, Ur" diye adını haykırmayı en sevdiğim, Beşiktaş'tan vapurla Kadıköy'e geçerken ruh hastası gibi gelecekteki kaptanlık günlerini düşünüp hayalini kurduğum, röportajlarını izlerken öz kardeşimi izliyormuşçasına gururlandığım ve anlamsızca tebessüm ettiğim Galatasaraylı. Sırf benim değil, Galatasaray tribünlerindeki 20 bin kişinin üzerine titrediği küçük kardeşi. 5 yaşındaki çocuğa sorsan o da öyle görüyordur, çünkü Galatasaray ailesinin en küçük üyesi Uğur; yaşça öyle olmaması bir şey değiştirmez, onun rolü bu. O mahçup hali, saygıdan ödün vermeyen duruşu, disiplinli oyunu ve Galatasaray'ın öz çocuğu oluşu "Küçük Kaptan" yapıyor onu. "Galatasaray'ın öz çocuğu" tabirini biraz açayım. Arada laf olsun diye derim, "Bir gün çocuğum olunca, kız erkek fark etmez, kırk günlükken vereceğim Galatasaray Spor Kulübü'ne, alın bunu istediğiniz gibi yetiştirin." , yapmayacağımı bile bile. Uğur'a bakınca bunu görüyorum işte. Sanki Galatasaray'da doğmuş, Galatasaray'da büyümüş, ilk adımını Florya'nın çimlerinde atmış, ilk oyuncağı futbol topu olmuş bir Galatasaray çocuğu. Galatasaray'dan öncesi yok hayatında, sonrası da olmayacak, öyle gelir bana...

10 yaşında sarı kırmızı formayı sırtına geçiren Uğur, Galatasaray A Takım formasını da çok erken yaşta giydi; ilk kez oyuna girdiğinde daha 17'si dolmamıştı. 7 Mart 2004'te ilk maç, 23 Mart 2007'de A Takım'ın kaptanlık pazubandı! Adeta bir flashforward idi bu. Fatih Terim'den sonra, Hagi'nin de gözüne girdi, Gerets'in de "Küçük Kaptan". Ancak gördüğüm en kötü Galatasaray hocası olan Erik Gerets'in ikinci sezonunda Kayserispor'a kiraya verildi. "Benim en büyük hayalim, futbola başladığım kulüpte yani Galatasaray'da futbolu bırakmak, tıpkı Bülent Ağabey gibi. Hep hayalimdi, onunla yan yana oynamak isterdim, bunu da başardım. O 18 yaşındayken ben dünyaya gelmişim. Ve ben bu insanla yan yana top oynadım. Hayalim gerçek oldu... Kayserispor'a gelmem biraz bu hayalimi sekteye uğrattı." diyerek açıklıyor Uğur o günleri. Ben de "Cihan Haspolatlı" diyerek. Antrparantez, Uğur Uçar'ın bugün idolü Bülent Abi'sinin 3 numaralı formasını giydiğini de hatırlatmalı bu noktada.

Kayserispor'da oynadığı futbolla -sıkı durun bayık bir klişe geliyor- Galatasaray ve Milli Takım'a göz kırpmasının ardından, dönüşü de muhteşem oldu Uğur'umun. Geçirdi sırtına formayı, yapılan transferlerle yıldızlar karması haline gelen Galatasaray'ın ilk 11'indeki yerini kaptı. Federasyon tarafından göz göre göre sakatlandığı 18 Şubat 2008 tarihine kadar, takımın en çok asist yapan iki oyuncusundan biriydi. Uğur'umuzu götürmesinin yanında, o maçta çok daha sert müdaheleler de yapan Batista'nın Konyaspor'dan ayrılma nedeni Sami Yen'e gelme korkusu olsa yeri. "Ameliyat olacak Uğur. Sezonu kapattığı söyleniyorsa da göreceksiniz bir an önce dönecek sahalara." demişim o günlerde. Yazık ki yanılmışım, bugün hâlâ Uğur'un bir daha futbol oynayamayacağı konuşuluyor. Çok güvendiğim insanlardan duysam da bunu, ben asla kabul etmiyorum, edemiyorum. Ve hâlâ da eminim Uğur'un yakında tekrar kaptanlık pazubandını takacağına.

Hadi be Uğur'um. Çok özledik be...

2 ekleme:

Genç dedi ki...

resmini de koyaydın bari :)

gltsry dedi ki...

okadar özledikki onu... sağbek bölgemizin haline bakan özlemin şiddetini ve yüreğimizin resmini görebilir....