26 Ekim 2008

Eskişehirspor Maçı*

İlk dakikaydı. Aklımda iki konu vardı. Bir, böyle sahada maç oynanan ligin nesi “süper” olabilir? İki, Galatasaray bugün yenilir.

60. dakikaydı. Aklımda iki konu vardı. Bir, bu maç 5’e gider. İki, ekstradan iki puanı hiç hak etmedik, hakemle galip geldik.

65’te her şey değişti. Gol geldi. Ama nasıl bir gol? Önce akıl almaz bir ofsayt olduğunu düşündüm. Onuncu tekrarda farklı bir açıdan görünce anlaşıldı ki top Ümit Karan’dan gitmiş kaleye. Peki fark eder miydi? Ümit’in arkasındaki Youla ofsaytta değil miydi? Bana kalırsa ofsayttı bu gol.**

Golü izleyen 25 dakikada, Türkiye’nin açık ara en iyi hakemi olduğunu düşündüğüm Fırat Aydınus, maçın altını üstüne getirmeye devam etti. Faul kararları, kart seçimleri bazen doğru bazen yanlıştı. Arda Turan’ın yaptığı terbiyesizliği sarı kartla geçiştirmesine anlam veremedim. Üst üste iki sarı kartı çıkartıp suçu cezalandırmaktı yapması gereken. Aynı şekilde Ayhan’ın her iki sarı kartı da bana anlamsız geldi.

8 dakikalık uzatma kararı çok doğruydu. 4,5 dakika Eskişehirspor’un ikinci golünden sonra geçmişti zaten. Akıl almaz bir biçimde, bu 8 dakikalık uzatmanın hemen başında ofsayttan bir gol daha yedi Galatasaray. Fırat Aydınus ve her iki yardımcısı, el ele verip maçın önüne geçmeyi başarmışlardı. Sahada oynanan oyunun hiçbir önemi kalmamıştı artık. Bu sebeptendir ki, biz de şu anda burada yalnızca hakemi konuşuyoruz.

Maça dönelim. Dönecek bir şey yok. Eskişehirspor, galibiyeti hak etti. Galatasaray da mağlubiyeti. Ne var ki, öyle bir maç oldu ki kim galip gelirse gelsin öteki tarafa haksızlık edilmişti. Ben de yarım saat önce 5-1’lik Galatasaray galibiyeti sonrası “hak etmedik” demeyi düşünürken, yarım saat sonra 4-2’lik mağlubiyete hakemin neden olduğunu söylemiş oluyorum.

Bir de şöyle düşünelim. Tekrar üzerine basarak söylüyorum, Fırat Aydınus Türkiye’nin en iyi hakemi. Arda Turan’ın Türkiye’nin en iyi futbolcusu olduğu gibi. Arda bugün çok kötüydü, Fırat Aydınus’un olduğu gibi. Arda’nın kötü gününde olma hakkı var, Fırat Aydınus’un da olduğu gibi. Yani... Olur böyle şeyler diyelim, art niyet aramayalım. Ama yakışmadı böyle bir hakem yönetimi, ne bu ligin kalitesine, ne de Aydınus’un kendisine.

** Maraton'da Erman Toroğlu, golün ofsayt olmadığına kanaat getirse de bunu Youla'nın ofsayt pozisyonunda olmamasına dayandırdı. Oysa ki Youla ofsayttaydı.

* Kafamdakiler bulunduğu yerden uzaklaşmadan, taze taze yazayım dedim bir şeyler. Bayağı bir dağınık durduğunun farkındayım. Fırsat bulunca bir elden geçirip adam edeceğim bu yazıyı.

4 ekleme:

ziggytheking dedi ki...

gökte uçan kuşlara, arda'ya, skibbe'ye bahane bulun da sahanın zemininde de bahane aramayın be güzel kardeşim! geçtiğimiz yıllarda ASY'nizin zemini için kullanılan "patates tarlası" tanımlaması bilmem birşeyler hatırlattı mı! daha geçen seneye kadar ankara 19 mayıs'ta bunun 10 katı kötü zeminde bir sezonda 4 deplasman maçı oynuyodunuz. şimdi haklı haksız 4 gol yiyip 4. golden sonra harbici deplasmanda olduğunuzu hatırlayıp tribünde formalarınızı atkılarınızı çıkarınca mı aklınıza geldi böyle zemine falan bahane bulmak!

scapula dedi ki...

Ziggy,

Sahanın zeminine bahane bulduğum yönündeki çıkarımını, "taraf" olarak düşünmene bağlıyorum. Prensip olarak galibiyet sonrası giymeyip mağlubiyet sonrası forma giyen bana "tribünde formalarınızı atkılarınızı çıkardınız" demende olduğu gibi. "Sizin zemin daha kötü" demen gibi..

Bilmiyorum yazıyı okudun mu, yoksa sadece ilk cümlesine mi baktın. Ama sanırım Eskişehirspor'un hakkını vermişimdir, galibiyeti hak ettiklerini söyleyerek. Anlayacağın zemini bahane ettiğim yok. Sadece koskoca ülkeye bu zeminin yakışmadığını söyledim. Ankara 19 Mayıs'ın da yakışmadığı gibi...

ziggytheking dedi ki...

yazının hepsini okuyarak yaptım yorumumu. her ne kadar dediğin gibi tarafsız olmasam da bloggerlar üzerinden bu hakkımızın teslim edilmemesi olayına tepkimi koymaya çalışıyorum. sertsem biraz, kusuruma bakma. ama dedim ya düne kadar sami yen'in zemini neydi ki bizim zeminde oynanınca lig süper olmasın?

forma çıkarma olayına gelince deplasmana geldiğini anlamalı her takım taraftarı. bi nevi iş gezisi gibi olmalı. sürüp giden üç istanbullunun bu yalan hükümranlığına başkaldıran ilk şehir eskişehir'dir. bizim bi misyonumuz vardır. her şehir kendi takımına gönül verdikçe kazanan türk futbolu olacaktır, ligin kalitesi artacaktır.

scapula dedi ki...

Ziggy,

Tepkinde haklısın. Bloglarda da, basında da yine konuşulan Galatasaray. Eskişehirspor ne yapılması gerekiyorsa onu yapmasına, galibiyeti sonuna kadar hak etmesine rağmen, izlemiyorum ama eminim ki bütün programlarda tam Galatasaray konusu kapanırken "Öte yandan Eskişehirspor'un da hakkını teslim etmek lazım, çok iyi oynadılar." demişlerdir. Benim söylediğimin de bundan pek farkı yok elbet, ama burası da Galatasaray bloğu, ne yapayım. :)

İkinci paragrafının altına imzamı atarım. Es-Es lige çıktığında da bu yüzden çok sevinmiştim. Bursa taraftarından nefret ederim mesela, ama onların bile bu ligde olmasını isterim. Bu sene lig çok güzelse, biraz da bu yüzden. Sivas, Bursa, Eskişehir, Kocaeli halkları nasıl sahip çıkıyor takımlarına... Kayseri şehri de uyansa, 1-2 İzmir takımı çıksa, belediyeler bir düşse daha ne güzel olacak...

Zemin konusu... Doğrudur, Ali Sami Yen için de diyordum zaten vaktiyle. Hatta geçen Atletico - Liverpool maçı için bile dedim; izlemek gelmedi içimden, kanal değiştirdim.. Şöyle yemyeşil, içinde başka renk barındırmayan, pürüzsüz bir saha yapmak çok mu zor? Ama maalesef bu ülkedeki sahaların yarısından çoğu böyle.

Öyle işte...