06 Eylül 2008

Transfer Hikayeleri

Madem ki transfer sezonu bitti, gerçeğe dönüşmeyen bazı transfer hikayelerine şöyle bir değinmenin kimseye zararı olmaz diye düşünüyorum. Yazarken "-di"li geçmiş kullanıyorum, okurken yormasın diye. Yoksa tabii ki bire bir şahit olduğum durumlar değil bunlar. Adı üstünde hikaye. Ancak en azından medyanın yazdıklarından çok daha fazla gerçeklik payı vardır içinde, bunu garanti edebilirim.

Charles Itandje: Skibbe'nin isteği üzerine takibe alındı. Hiç zorlanılmadan kulübü ve kendisiyle her konuda anlaşıldı ve İstanbul'a getirildi. Ancak menajeri çok yüksek komisyon istedi ve iki taraf da geri adım atmayınca bu sorun bir türlü çözülemedi. Hele ki menajerin İstanbul'dan giderken söylediği "Galatasaray bu transferde çok amatör davrandı. Pazardan mal istiyorsunuz, sonra da paranız olmadığını söylüyorsunuz. Böyle bir şey olabilir mi?" sözleri üzerine iş iyice inada bindi. İki tarafın çekişmesinde arada kalan Itandje mağdur oldu. Defalarca kulüple irtibata geçip menajerini devreden çıkarma sözü verdi, Galatasaray'ı uzun süre bekletti. Ne var ki bir türlü başaramadı bunu ve çok istediği Galatasaray formasını giyemedi. "Çok istediği" derken, laf olsun diye söylemiyorum.

Itandje'nin transferi, çok küçük paralar nedeniyle gerçekleşmedi. Bunda iki etken var. Bir, inatlaşma. İki, Adnan Polat - Adnan Sezgin ikilisinin Galatasaray'ın her bir kuruşunu son derece dikkatli harcaması. Özellikle Adnan Polat, 5-10 bin dolarlar söz konusu olduğunda bile "Ben o parayla voleybol takımına malzeme takviyesi yaparım." gibi bir bakış açısıyla yaklaşıyor olaya, ki kesinlikle çok doğru bir davranış bu.

Ricardo Oliveira: Bazı kaynaklarda da yazıldığı gibi, Temmuz ortasında anlaşıldı gerçekten de. Ama kulübü vermedi işte. Bir aydan fazla uğraşıldı, Zaragoza nuh dedi peygamber demedi. Oliveira, Lincoln gibi kulübüne baskı yapmayı göze alamadı benim anladığım. Bu potansiyel transfer, uzun süre elini kolunu bağladı Galatasaray yönetiminin. Söylenecek çok da fazla bir şey yok, "vermediler"den başka. Bana kalırsa, iyi ki de gelmedi Oliveira. Yüzünde tam bir Fenerbahçe golcüsü sırıtışı olan bu adamın gelmesini hiç istememiştim. Çok beğendiğim bir futbolcu da değildir, bir Baros değildir bana göre.

Mario Gomez: Transfer sezonunun son günlerinde haberi çıktı gazetelerde, ancak yalandı. Gerçek olan, Avrupa Şampiyonası sonrasında ciddi biçimde ilgilenildiği ve görüşmeler yapıldığıydı. Oturup büyük bir heyecanla "Mario Gomez" postu atmıştım burada çaktırmadan, yoksa benim ne işim olur Gomez'le. Itandje postunun altında "Asıl bir forveti bitirmeye çalışıyorlar ki, gelirse lig oynanmadan bize kupayı versinler diyeyim. Ben inanmıyorum alabileceğimize, o ayrı. Ama alabilirsek ancak şimdi alırız yani, ekstra durumlar var... Du' bakalım." demiştim. Gomez'di o işte, ancak olmadı. Olmadı dediğim, çok kısa sürdü bu rüya, kulübü hiçbir şekilde satmayacağını en başından belirtti. İşte o ağustos sonundaki yalan haberler çıktığında, acaba mı dedim, acaba aylardır gizli gizli uğraşıp bu transferi bitirmiş olabilirler mi... Değilmiş. Olsun. Gomez'i de Bayern alır artık seneye.

Stefan Kießling & Tranquillo Barnetta: Bu oyuncuların transferi hakkında hiçbir şey bilmiyorum, ancak ilgilenildiğinin doğru olma ihtimali yok değil. Şu postu atmadan önce bir mesaj almıştım. "Yeni teknik direktörümüz Skibbe. Şu, şu yüzden tercih edildi. Simic olmamış. Eski takımından oyuncular transfer edebiliriz. Ayrıca Juventus'tan genç oyuncu bakıyoruz, yedek kalmayı sorun etmeyecek." şeklinde. 5 gün sonra Skibbe, Galatasaray'ın başına geçti ve bir anda Kießling - Barnetta haberleri yapılmaya başlandı medya tarafından. Artık bilmiyorum bu haberlerin ne derece doğru olduğunu. İki oyuncu da çok iyi transferler olurdu bana göre.

Julio Baptista: Bugün Galatasaray'ın santrforu, rakiplerin korkulu rüyası olabilirdi. Real Madrid sportif direktörü, Başkan Adnan Polat'ın arkadaşı Predrag Mijatović, yardımcı olmak istedi bu transfere. Ayrıntılarda boğulmadan sonuca gelelim, Baptista Türkiye'ye gelmek için uçuk paralar isteyince bu transfer de gerçekleşmedi. Zaman, Hasan Doğan'ın vefat ettiği dönem.

Nikola Žigić & Fernando Morientes: En ufak bir ayrıntı bilmiyorum, ancak Žigić transferi için uğraş verildiği ve Oliveira'nın alternatifi olarak düşünüldüğü doğru. Morientes haberlerinin de buradan çıktığını düşünüyorum, sanmıyorum Mori'yle ilgilenildiğini. Çünkü başından beri yaşı çok ilerlememiş bir oyuncu düşünüldü forvete. Geçen yılki forvetlerimiz Nonda, Ümit ve Hakan Şükür 30 yaşın üstünde oyunculardı. Forvet dışındaki mevkilerde ise çok düşüktü takımın yaş ortalaması. Uzun yıllar beraber oynayacak oyunculardan bir takım kuruldu, hücum bölgesi bu politikadan bağımsız düşünülemezdi. Aksi takdirde en fazla birkaç yıl içinde kadroda bir uyumsuzluk baş gösterecekti. 26 yaşındaki Baros'un transferiyle bu problem de çözüldü.

Son olarak, Galatasaray'ın devre arası transfer döneminde gurbetçi pazarına yönelebileceğini belirteyim. Sadece Almanya'dan değil, farklı ülkelerden genç yerli oyuncular önümüzdeki dönemde Galatasaray forması giyebilir. Tabii bu takımın performansına da bağlı. Kadromuz geniş, tüm oyuncular giydiği formanın hakkını verirse transfer yapmaya da gerek kalmaz.

0 ekleme: