11 Eylül 2008

Özgür Öçal


İlyas Kahraman... Ceyhun Eriş... Mehmet Eren Boyraz... Erhan Küçük... Ferhat Öztorun... Cengizhan Hınçal... Sedat Yeşilkaya... Ümit Aydın... Mustafa Çiçek... İzzet Akgül... (...)

Galatasaray altyapısından çıkma oyuncular, sadece Galatasaray'da oynamıyor elbet. Hayallerinin takımında şans bulamayanlar, Anadolu'nun dört bir yanına dağılıyor. Gün geliyor Orkun Usak misali geri dönüş yapıyorlar hayallerinin doğduğu yere; gün geliyor Ceyhun Eriş, Ümit Aydın gibi rakip takımlara transfer oluyorlar. Bazıları Mehmet Eren Boyraz gibi gibi transfer listelerine giriyorlar İstanbul takımlarının; bazıları adlarını duyuramadan silinip gidiyorlar... Bu yazının konusu silinip gitmeyenlerden biri olsun. Ligin iyi oyuncuları dedik, sağ bek Uğur Kavuk ile başladık, aynı mevkiiden devam edelim. Bir Galatasaraylı olarak ligdeki sağ bekleri özel önem vererek izlemem tesadüf olamaz herhalde.

Lafı daha fazla uzatmayayım. Özgür Öçal. Vaktiyle, Galatasaray altyapısının sıradan oyuncularından biriydi. Galatasaray'da şans bulamayacağını anlayınca şehirdeki kurulu düzenini bozmadı, Bakırköyspor'a gitti. İstikrarlı bir oyuncu olarak, 4 sezon forma giydi Bakırköy'de ve yükselen performansı onu bir başka İstanbul takımına götürdü. Bakırköyspor'da oynadığı 4 sezonda tek golünü Kasımpaşaspor'a atan Özgür, Kasımpaşaspor forması giyecekti artık, yıl 2004'tü. O Kasımpaşaspor her yıl şampiyon olurken, Özgür takımın banko oyuncusu olarak bazen sağ bek, bazen sağ açık, hatta kimi zaman forvet arkasında yeteneklerini sergiliyordu. 2007-2008 sezonuna gelindiğinde, artık Süper Lig'deydi Özgür.

Kasımpaşaspor, ligdeki ömrü uzun olmasa da, özellikle teknik direktörlüğe Uğur Tütüneker'in getirilmesinden sonra ligde kalmayı sonuna kadar hak eden bir futbol oynadı. Daha ilk yarı sonunda düştü gözüyle bakılan takım, ligin son haftalarına kadar ümidini canlı tuttu. 4 oyuncuları vardı takımı taşıyan: Özgür Öçal, Galatasaray altyapısından yetişme başka bir oyuncu olan Erhan Küçük, Fatih Akyel ve Barbaros Barut ve bence bunların en başında da Özgür geliyordu. (Bir de not düşeyim. İlk yarıda Tehoue, ikinci yarıda da Andre Moritz, Kasımpaşa'da az iş yapmadılar. Özellikle Moritz'in gelecekte Süper Lig'in önemli yabancı oyuncularından biri haline gelecek potansiyeli var. Belki de fazlası.) Özellikle büyük maçlarda daha iyi motive olduğunu tahmin ettiğim Özgür, en kritik anlarda sahneye çıkarak oyunun kaderini takımı için olumlu yönde etkiliyordu. Galatasaray, Fenerbahçe ve Beşiktaş maçlarının yanısıra, ligin son döneminde Kasımpaşa'nın düşmemek için son kozlarını oynadığı maçlarda rakip takımların sol kanadını birhayli yıpratıyordu.

Bir de kara gece var Özgür'ün bir yıllık Süper Lig kariyerinde. İnönü'deki Beşiktaş maçında ilk dakika dolmadan çok şık bir gole imza atan Özgür, 20. dakikada da bu golün bir benzerini atıyor, fakat bu kez gol topu son bir dokunuşla kendi ağlarına yollayan Serdar Özkan'a yazılıyordu. Deplasmanda 20 dakikada attığı iki golle Beşiktaş'ı şaşkına uğratan Özgür'ün trajedisi, Beşiktaş'ın maçı 4-2 kazanmasından değil, devre arasında babasının ölüm haberini almasından doğuyordu. O maçı tamamlayıp, öyle gitti memleketi Çanakkale'ye. Bir sonraki hafta tekrar sahadaydı.

Özgür, Süper Lig'deki ikinci yılında Eskişehirspor forması giyecek. Geride bıraktığımız iki haftada etkili bir görüntü sergiledi. Eminim ki takıma alıştıkça performansı daha da artacak ve bu sezon ligin dikkat çeken isimlerinden biri olmayı başaracak.

Buraya kadar Özgür'ün hikayesini anlattım. Sona yaklaşırken, Özgür'ün artı ve eksilerini daha somut biçimde ortaya koyayım. Direkt olarak eksisinden başlayayım, ortaları etkisiz. Artık 27 yaşına gelmiş bir oyuncu bu konuda kendisini ne kadar geliştirebilir, meçhul. Çok mu kötü orta yapıyor, hayır. Ama kendisine koyduğu hedefler henüz bitmemişse eğer, ortalarını geliştirmesi ona yardımcı olacaktır. Hadi arada bencil davrandığını da ekleyeyim. Peki üstün özellikleri ne Özgür'ün? Bir. Hızlı, çok hızlı. Ligin en hızlı oyuncularından bir 11 kurulsa, forması garanti. İki, zeki. Oyunu iyi okuyor, rakibin en zayıf anında en tehlikeli yere pas atıyor, boş alanlara müthiş sızıp ciddi tehlikeler yaratıyor. Üç. Klişe: Oyunun iki yönünü de oynuyor. Bekteyken hücumda etkili oluyor, açıktayken savunmasına önemli ölçüde yardımcı oluyor. Dört. İstikrarlı. Ne sakatlanır, ne ceza alır. Geçen yılı sadece 2 sarı kartla tamamladığını söylemiş miydim? Beş. Galatasaray altyapısından. Bu da demektir ki, temeli sağlam.

Dikkatle takip etmek gerek der ve noktayı koyarım.

6 ekleme:

ThE MeSuT dedi ki...

şurada bahsetmiştim Özgür ile ilgili bir kaç şey.
http://mesut3.blogspot.com/2008_09_01_archive.html#5444967659299204786

Kesinlikle Eskişehirspor icin cok yararlı olacaktır.

ESES in iç saha maçlarındaki performansını canlı olarak izleyeceğim blog da da yazarım zaten takipte olun (:

scapula dedi ki...

Oluruz. :)

Özellikle Özgür, Doğa ve Murat Önür hakkında görüşlerinizi merakla bekleyeceğim. Malum, bizim senede 6 maç + 5 dakikalık özetler dışında izleme imkanımız pek yok.

Anonymous dedi ki...

abdurrahman dereli= özgür öcal+uğur kavuk

Anonymous dedi ki...

''Geride bıraktığımız iki haftada etkili bir görüntü sergiledi''

6 dakikalık görüntülerden çıkardın ya bunları pes, pes(2), pes(3) ..... pes (58).

scapula dedi ki...

Bay İsimsiz;

Laf olsun diye yazmıyorum, önce uzun uzun araştırıyorum sonra geçiyorum klavye başına. Maç özetlerini seyrettim, Eskişehir'den arkadaşımla konuştum, Eskişehirspor forumlarını karıştırdım.

Sizce yeterli mi?

Anonymous dedi ki...

Sizi tebrik ederim.

Ozgur bu hafta harika bir gole imza atti ve takiminin ligdeki ilk golunu kaydetti. Haftanin golu Ozgur'un attigiydi.

Mert