15 Eylül 2008

Hırsızlar

Zaman geçirmek... Profesyonellik falan değil. Düpedüz onursuzluk. Terbiyesizlik. Hırsızlık.

Bir futbol maçının çeşitli ögeleri var. 22 oyuncu, 3+1 hakem, 2 teknik direktör, tribündeki ve ekran başındaki taraftarlar, vesaire... Oyuncuların, hakemlerin, teknik direktörlerin tamamı para kazanıyor bu işten. İzleyenler ise para ödüyor. Neden? Futbol izlemek için. İster tribünde olsun, ister ekran başında, maç izlemek ateş pahası. Veriyoruz işte, seviyoruz çünkü futbolu. Peki bu durumda antifutbolcuların yaptığı, en büyük terbiyesizlik olmuyor mu? 90 dakikanın 15'ini çalan bir kaleci, yüz binlerce insanın -en basitinden- parasını gasbetmiş olmuyor mu? Hiç mi karakter yok bu insanlarda, birkaç puan ya da üç kuruş para için bu onursuzluğu yapabiliyorlar?

Bu insanlar onursuz. Kurallar olmasa da hakemler de bu onursuzluğa sürekli olarak izin veriyor. Bu ne biçim iş? Maç normal şekilde oynanırsa da 4 dakika uzuyor, sonucu korumaya çalışan takım maçın içine ederse de 4 dakika uzuyor. İlk yarılar 1 dakika, ikinci yarılar 4 dakika; klasik, otomatik. Ondan sonra oyunculardan iyi niyet bekleyemezsin tabii. Peki bunun önlemi yok mu? Alınamaz mı? Bu kadar mı zor? Değil.

1. Sakatlık nedeniyle oyundan çıkan oyuncu, 5 dakika sahaya girememeli bana göre. Evet, 5, yazıyla beş. Vaktiyle bir ümit milli maçta Hollandalı hakem insiyatif kullanarak yapmıştı bunu, hayranı olmuştum. En az 3-4 dakika görmezden gelmişti kenarda oyuna girmek için izin bekleyen numaracı oyuncuyu.

Tabii herkes numaradan sakatlanmıyor. Bunun da çaresi var. Çok mu sert müdahale yapıldı? Karar, hakemin insiyatifine bırakılmalı bu durumda, kendini yere atma ve geri pas konularında olduğu gibi. Sakatlığın gerçek olduğuna inanılıyorsa girsin oyuncu tedavisi biter bitmez.

2. Dördüncü hakemin yanına bir beşincisi koyulsun, tek görevi maçlarda kaybedilen zamanı tutmak olsun. Hakemlik lisansına falan da gerek yok, federasyonun atadığı herhangi biri olabilir. Neticede yoruma açık bir iş değil bu; zaman tutmak. Kaç dakika duruyorsa oyun, o kadar eklensin maça. 15 dakika durduysa, 15 dakika eklensin. Kaldı ki diğer önlemler sayesinde oyun bu kadar durmayacak, sadece oyuncu değişiklikleri, serbest vuruşlar, gerginlikler ve tartışmalı kararlar sonucu yaşanan duraklamalar hesap edilmiş olacak.

3. Taç ve faul atışlarına süre kısıtlaması getirilsin. 6 saniyede topu elinden çıkarmakla yükümlü kaleci, top toplayıcıdan topu aldıktan sonraki 10 saniye içerisinde aut atışını kullanmak zorunda olsun. Kullanmazsa, cezası sarı kart ve çift vuruş olsun. Bakalım bir daha kaleci zaman geçirebiliyor mu? Taç da aynı şekilde. Hem el değiştirsin, hem de geciktiren oyuncu sarı kart görsün.

4. Topu köşe gönderinin oraya götürüp bekleten oyuncuya 3 maç ceza verilsin. Evet, 3, yazıyla 3.

Evet bu önlemler hiçbir ülkede yok. Peki neden bizde olmasın? Atıyorum, Hollanda ya da İngiltere'de bu kurallar geliştirilse gıptayla bakarız, "Adamlar bulmuş çaresini, işte bu." deriz. Biz neden yapmayalım? İlla ki önce başkalarının mı uygulaması gerekiyor? Bir kere de biz örnek alınmış oluruz. Maçlar daha zevkli olur, heyecan tükenmez, futbol ölmez...

1 ekleme:

gltsry dedi ki...

evet bencede bunun adı hırsızlıktır...bunu yapan futbolcular yaptıkları şeyi profesyonellik olarak tanımlasalarda benim gibi o sırada çıldıran insanlar için direk hırsızlıktır.benim takımım veya başkası kim yaparsa yapsın hep böyle gördüm ben bu olayı.kimsenin benim dakikalarımı çalmaya hakkı yok.hele buna profesyonellik gibi bir isim takıp meşrulaştırmaya hiç hakkı yok.ayrıca hakemlerede tam burda büyük görev düşüyor.bir futbolcu çalıyor zamanı,yiyor süreyi hakem uyaracam diye uğraşıyor herşey bitmeye yakında sarıyı gösteriyor.eee ne anladım ben bu işten.o sarıda zaman geçirene yarıyor.gene zaman kaybı çünkü.ilk anda sarı gösterilemezmi ya.neyin uyarısıdır bu ve ne caydırıcılığı vardır bunun.adam göze almış zaten sarıyı...