29 Ağustos 2008

Skibbe Düşmanlarına

Üzgünüz, kahroluyoruz. Bundan doğal bir şey de yok.

Ama nereye saldıracağımızı bilemez olmuşuz. İlla ki kelle istiyoruz.

Michael Skibbe, Galatasaray'ın başındaki 4. resmi maçını geçirdi. Daha ilkine çıkmadan homurdanmalar başladı, ilk maç sonrası forumlarda terbiyesizlik edildi, 3. maçta tribünler tarafından ıslıklandı, 4.'de yollayıp Cevat Hoca'yı getirdik taraftarlar olarak. Kriz anında nöbetçilik görevini üstlenmiş ve bu görevini Adnan Sezgin'in direktifleri doğrultusunda sürdürmüş kondisyoner Cevat Hoca'yı! Peki tutun ki yarın Michael Skibbe, Galatasaray'ı harika futbol oynatıp başarıya ulaştırdı. Ne yapacaksınız? Ben söyleyeyim, iki seçenek olacak önünüzde:

a) Tutarlı davranmak adına başarıyı Skibbe'ye bağlamayıp, takıntılı ve sinir bozucu birer taraftar olacaksınız.
b) Söylediklerinizi unutup, utanmadan sevineceksiniz. Daha önce defalarca olduğu gibi.

Ya da özür dileyeceksiniz ama iş işten geçmiş olacak. Ortası yok bunun. Zira siz, Skibbe konusunda kaygılarınızı iletmiş değil, basbayağı Skibbe'nin yollanmasını istemiş durumdasınız şu anda. Skibbe, bundan sonraki her türlü başarısını, Galatasaray taraftarının istifa çağrısı üzerinde oturtacak. Yarın bir gün takımı şampiyon yapıp UEFA yarı finaline kadar da yürüse, bir zamanlar sizin istifasını teknik direktör olacak o. Yani anlayacaksınız ki, sizin söylediğiniz yapılıp Cevat Güler başa getirilse gerçekleşmeyecek olacaktı bu başarılar. Geçen sezon başında, eleştiri sınırlarını aşıp Servet'e terbiyesizlik yapanların, Servet'in bir numaralı mimarı olduğu geçen yılki şampiyonluğa sevinmeyi tam olarak hak etmediklerini düşünüyorum ben mesela. Utançlarının, mutluluklarının önüne geçmesi gerekiyor bana göre. Zamanında alınan kötü sonuçlar sonucunda Terim'in istifasını isteyenlerin kaldırılan her kupada utanç duyması gerektiği gibi. Hagi'ye yaşlı diyenlerin insan içine çıkmaması gerektiği gibi. Arda'ya şımardı diyenlerin internet forumlarından elini eteğini çekmesi gerektiği gibi. Her dönem olmuştur bu tarz taraftarlar. Önemli olan şu; söylediklerinizin ve bunların ucunun nereye uzandığının farkında mısınız?

Ha, oldu da Skibbe başarısız oldu -ki ben de henüz güveniyor değilim kendisine-, o zaman ne olacak? Siz tehlikeyi önceden sezebilen, gerçeği önceden görebilen Galatasaraylılar olduğunuzu zannedeceksiniz, değil mi? Hayır. İsterse Skibbe bu takımı küme düşürsün, siz sabretmeyi bilmeyenler olarak kalacaksınız. 4. maç çünkü bu. Bir, iki, üç, dört.

Son olarak... Galatasaray tarihinde, ligin ilk haftasının ardından gönderilen teknik direktör yok. Varsa da, fi tarihinde ve çok olağanüstü bir durum sonucunda olmuştur illa ki. Siz istiyorsunuz ki şimdi Skibbe gönderilsin; Galatasaray, tarihine ters düşsün. Ben de en nazik olmaya çalışan halimle diyorum ki, Galatasaray'ın sabredebilme özelliğinin yanında, umrumda değil şampiyonluk, para, kupa.

Aranızda, "Başarılar gelir geçer, asaletin bize yeter." diye bağırmış olan var mı?

6 ekleme:

PCLioN dedi ki...

Ata, yazıyı okurken kendim yazmışım gibi hissettim, tüm duygularımı, düşüncelerimi doğru kelimelerle ifade etmişsin.

Bunu foruma astın mı?

scapula dedi ki...

Sağol Uğur'cum. Galatasaray'a bakış açımız çok yerde benzeşiyor zaten seninle. Cevap olsun diye söylemiyorum, senin gerek forumda gerekse blogda yazdığın birçok yazıda ben de aynını hissediyorum.

***

Astım, Cevat Güler başlığına. Ancak bu temayı işleyen en güzel post, Altan Abi'ninki. Ali Mercan'ın da dediği gibi tüm Galatasaraylılara mektup diye okutulacak bir yazı yazmış Altan Abi.

Nazmi Hasdemir dedi ki...

var, ben bağırdım ve yazdım. Adı bile ofsayt bu hocanın. tipi kayık. her maç 5 atan bı takım olsak bıle fıkrım degısmez. bu kadar buyuk futbolcular hocasız cıksa bıle yıne herkesı yenerler. Belkıde ılk defa galatasaraya hoca gerekmıyor.

scapula dedi ki...

Nazmi Abicim,

Bana kızmıyorsundur umarım. Sendeki tecrübenin yarısı bende yok. Ama ben de bu işlerin sabırla olduğunu düşünüyorum. Tahammül edemiyorum haksız eleştiriye. Bak dünyanın en büyük hocasına, senin de çok beğendiğini düşündüğüm Alex Ferguson'a. İlk geldiğinde 7 sene şampiyon olamadı. Galatasaray gibi o zamanın en dandik takımına elendi. Arkasında durdular, ne oldu? Gelmiş geçmiş en büyük teknik adamlardan biri şimdi. Senin deyiminle onun da tipi ofsayttı. Bloğa o dönemden bir resmini koyarım görürsün, Hikmet Karaman bile onun yanında Al Pacino gibi duruyor. Kaldı ki Skibbe yakışıklı adam. :)

Neyse abi. Yarın bu takım başarılı olacak bence. Ne olur başarılı olduklarında hakkını ver bari. :)

TheMISFIT dedi ki...

selamlar.

okurken vaktinde kendi yaşadığım deneyimi hatırladım. 16. şampiyonluğun geldiği sezon son beşiktaş maçında takım golü yediği zaman "o hoo işi bu noktaya getirmişsiniz, bu kadar sıkı mücadelenin içindesiniz, hala rakibe dişinizi takıp kopartamıyorsunuz, böyle iş olmaz" deyip radyoyu kapatıp gitmiş, hasan kabze'nin attığı son saniye golünü televizyondaki altyazıdan öğrenmiştim.

sonra son maçta biletimi alıp eski açık'a gitmiş, maçı orada izlemiştim. o "son 16 dakika"da eski açık'taydım yani. şampiyonluk geldiğinde sevinememiştim. o beşiktaş maçında takıma güvenimi kaybettiğim için kendi kendime utanmış, kendi vicdanıma bunun cevabını verememiş, ve tarihin en coşkulu şampiyonluğunun ortasındayken sevinememiştim. şaşkın ve düşünceli, çıkıp taksim'den eve gitmiş, o küçük buruk sevincimi evde yaşamıştım.

bunu hatırladım yazını okurken.

TheMISFIT dedi ki...

ben ki en alakasın maçta bile son ana kadar kalan, dünyanın en ağır trafiği olsa maçı 2 dakika erken terk eden adamları anlayamayan bir insanımdır; Hayatımda ilk defa "maçı erken terk etmiştim" ama bunun dersini en güzel şekilde almıştım sonunda.

o son maç ki, sarı-kırmızı-şampiyon-cimbom döngüsünün rekoru kırılmıştı, 20'den fazla tur atmıştı sahanın etrafında o enerji. ben oraya ligi ikinci bitirecek takımımı alkışlamaya gitmiştim, ama o enerjiyi yaratanların demek ki başka bir bildiği varmış.
bizim bilmediğimiz, yaşadıkça öğreneceğimiz bir şey, bir tecrübe, bir bilgelikmiş o.