Efendim, şu futbol aleminde Kadıköy'de bize her türlü zulümü reva gören Fenerbahçe taraftarından daha çok nefret ettiğim bir şey varsa, başarı bağımlısı Galatasaray taraftarıdır.

Hep söylerim, hep söylerim, Türkiye'de en az taraftar Galatasaray'dadır. En başarı bağımlısı taraftar Galatasaray taraftarı değildir ama Galatasaraylı olmak, diğer takımların taraftarı olmaktan çok farklıdır. En azından Galatasaray kültürü, Galatasaray geleneği ve Galatasaray tarihi dediğimiz olgular beni böyle düşündürüyor. Bu yüzden de benim için Galatasaraylılık kriteri ne ömür boyu Sami Yen - deplasman demeden Galatasaray kovalamaktır, ne de yenilince ağlamaktır. Pek az Galatasaraylı tanıdım hayatımda, çokça da Galatasaray sempatizanı.

***

7 Ağustos'taki Bursa maçı sonrası, şöyle bir şeyler karalamıştım;

Yeni bir sezona başlıyoruz. İlk maçımız 13 Ağustos'ta Steaua'yla. Ola ki çarşamba günü Sami Yen'de 5-0 yenildik. Ne yapmalı? Kahrolup, gece üzüntüden uyuyamamalı elbet evvela. Sonra? Sonra umutla geleceğe bakmaya devam etmek gerek. Ben şimdiden söyleyeyim Galatasaray bu sezon Şampiyonlar Ligi'nde başarılı olamayacak. Başarı nedir? Yarı finale gelmektir mesela. Bu sezon gelemeyecek Galatasaray o noktalara, çünkü yaş ortalaması 22-23 seviyesinde gezen bir takım var elimizde, geçtiğimiz yıldan başlayarak kurulmuş. Yavaş yavaş oturacak bu takım. Birbiriyle oynamaya alışacak, tecrübe kazanacak, kendine güveni gelecek. Ondan sonra başarı gelecek işte, kesin gelecek. Tüm göstergeler bu yönde; oyuncu kalitesi, ekonomik atılımlar, yönetimsel faktörler, yakalanan hava...

Amaç neydi geçen sezon başında? Şampiyon olmak mıydı, yoksa yeniden şampiyonluklara ambargo koyacak kadroyu yaratmak mı? 96-2000 arasındaki 4 yılın ilkiydi geçen yıl. Şimdi ikincisindeyiz. Hatırlayalım 97-98 sezonunu, Avrupa'da ne yaptık? Hiç. Parma, Borussia Dortmund ve Sparta Prag'ın olduğu grubu sonunculukla bitirdik. Peki kadroda kimler vardı? UEFA Kupası'nı alanlar. Teknik direktör kimdi? UEFA Kupası'nı aldıran. O zaman şimdiki kadar isyankar bir taraftar kitlesi yoktu, hazırlık maçlarından sezonu kapatacak. Enseyi karartmadı hiçbir zaman kimse, üstelik büyük hedeflere yürünüyor oluşunu bilmemesine rağmen. O zaman bunu tahlil edebiliyor değildim elbet, ancak şimdi biliyorum.

Şampiyonlar Ligi ön elemesinde Steaua'ya elenmek kötü bir şeydir, ancak hikayenin sonu değildir. Fark da yesek; Skibbe yanlış tercih, forma giyenler Galatasaray'ı kaldıramayan oyuncular demek değildir bu. Steaua güçlü bir takım, Beşiktaş seviyesinde diyelim, elenmemiz gayet normal olacaktır. Ben eleyeceğimizden eminim, ancak ola ki kaza oldu, normaldir. Kendi adıma söylüyorum, bu durumda 2008-2009 sezonunda Şampiyonlar Ligi'nde Galatasaray'ı göremeyecek olmaktan duyacağım üzüntüden çok, başarı bağımlısı taraftar kitlesi eleştirilerine sinirleniyor olacağım. Zira biliyorum, öyle veya böyle, er ya da geç bu takım başarıya ulaşacak. Sözkonusu köstekçi taraftar kitlesi ne yapıyor olacak o zaman peki? Pek tabii ki göğsünü gere gere dolaşıp, bunun keyfini çıkarıyor olacak.

Çok özür dileyerek, daha açıklayıcı olabilmek adına kendimden alıntı yapıyorum bir defaya mahsus olarak, 31 Mart'tan.

"Yeni kuruldu bu takım. Belki şampiyon olacak, belki de olmayacak. UEFA'da da pek başarısız oldu bu sene. Ama yeni kuruldu işte. Elbette çekeceğiz cefasını. Daha seneye Avrupa'ya çıkacağız, orada başarısız olup döneceğiz. Belki en güvendiğimiz Servet'in ve Emre'nin büyük hatalarıyla olacak bu, belki Arda'nın çok kötü oyunuyla, belki de Mehmet Topal savunmadan çıkarken top kaptıracak, son anda veda edeceğiz Avrupa'ya. Hakan Balta ve Uğur hayal kırıklığı yaratacak. Balta'nın yerine Volkan'ı deneyecek yeni hoca, o daha da kötü oynayacak. ''Bu muydu öve öve bitiremediğiniz Linderoth, sakatlıktan sonra bitmiş bu.'' diyeceğiz. ''Ulan Hasan, 2002'den beri top oynamadın, haybeden yer kaplıyorsun bu takımda'' serzenişinde bulunacağız. Ümit'in yine vurdumduymazlığa başladığından dem vuracağız, Barış'ın toplu oyunu hâlâ öğrenememiş olmasından, Ayhan'ın bir türlü istikrarı sağlayamamasından yakınacağız. Serkan da çeviremedi hiçbir maçı, gitsin! Nonda zaten en kolay golleri atamıyor, bak o golü atsaydı kesin elemiştik, ne zaman gelecek bu takıma bulduğunu atan forvet? Ya da Lincoln gruptan çıkma maçında yerlerde sürünecek, üstüne bir de penaltı kaçıracak, üzüleceğiz, ''Küstü Hoca'ya bu, küstü. Bilerek oynamıyor.'' olacak. Takasta kullanalım. Yazık oldu Galatasaray'ın paralarına.

Ama sefasını sürdüğümüz vakit, bu takımın stoperleri yine Servet'le Emre olacak, sağlarında yine Uğur, solda yine Volkan yahut Hakan Balta olacak. Ön liberomuz yine Mehmet Topal, sol açığımız Avrupa'nın önemli takımlarını peşinden koşturan Arda olacak ve bu takımı saha içinde Lincoln yönetecek. Ulan Linderoth, ne adammışsın sen de, aylarca oynamadın, formsuz döndüğünde korktuk ama bak ne işler başardın. Cezalı olduğun o maçta da hiç sorun yaşamadık, Ayhan tecrübesiyle iyi kapattı orayı. Nonda'yla Ümit'ten hangisi oynasın seçemeyeceğiz, kim yedek kalsa yazık olacak ama onlar kulübedeyken bile bir diğerinin attığı gole sevinecekler. Barış güçlü takımlara karşı savunmayı kuvvetlendirmekle kalmayacak, sağda Uğur'la iyi bir ikili oluşturacak. Serkan sağ kanada hareket getirecek. Maç kötü mü gitti, yenik miyiz? Kenarda Hasan'ım var, iyice yaşlandı ama delirmiştir şimdi o, oyuna alalım yine çevirir maçı. Ya tek tek bahsettik ama şu Mehmet Topal - Linderoth ikilisinin uyumu da ayrı bir güzellik, ne güzel oturdu şu takım be!

Evet. Aşağı yukarı böyle olacak.


Cefa, sefayı doğuracak. Başarıyı, istikrar getirecek. Kadroyu yakaladık, revizyonlara operasyonlara gerek yok. Başarıyı bize bu çocuklar getirecek."

Lütfen, lütfen sabırlı olalım. Her kötü sonuçta asıp kesen, satıp gönderen, sayıp söven yorumları okumayalım bu sene. Bu sene eleştiri bağımlısı olmayalım. Kullanmayalım Galatasaray'ı kişisel tatminlerimiz için. Genç yıldızımız şımarmasın bu sene forumlarda, pahalı transferimiz elimizde patlamasın, teknik direktörümüz bunamasın, santrforumuz lakaytlikten maçı vermiş olmasın. Bu sezon sadece bize düşeni yapalım: Katkı sağlayalım. Yeri geldiğinde yapılanların arkasında durarak, yeri geldiğinde tehlikeyi görüp uyararak. Bu sezon, haddimizi aşmayalım.

Saygılar;

4 ekleme:

Genç dedi ki...

abi iyi güzel yazmışsın da, 4 stoper oynattığını eleştirmeyecek miyiz? böyle diyince başarıya endeksli taraftar mı oluyoruz?

scapula dedi ki...

Olm ne alakası var? Eleştirmek ayrı, eleştiri bağımlılığı ayrı. Yıllardır Gerets'i, Kalli'yi eleştirmiyor muyuz beraber?

Diğer yandan, 4 tane stoper oynatmadı. Meira aynı zamanda orta alan oyuncusu olduğu için ön liberoda oynadı. Sağ bekimiz olmadığı için de Emre Güngör'ü orada denedi, ki Emre de çok fena oynamadı aslında. Bir goldeki hatası var, o da oynadığı bölgeden bağımsız bir kişisel hata.

Bu daha ilk maç. 99-2000 sezonunun ilk maçında Gaziantepspor'a 2-1 yenilmiştik, goller Desire. Umutla geleceğe bakalım, çok güzel seneler bizi bekliyor, derim ben.

scapula dedi ki...

Bir de Gencom,

Skibbe konusunda ufak bir ekleme.

Biz dün çok kötü futbol mu oynadık ki Skibbe'yi eleştirelim? Yoksa maçın başında saçma sapan bir gol yedik, sonra onun şokuyla bir saçma sapan daha gol yiyip bütün oyun kurgusunu çöpe atarak risk almak zorunda mı kaldık?

Skibbe'nin iyi bir teknik adam olup olmadığını tartışmıyorum burada, sadece hakkında kanıya varmak için Aykut'un talihsiz bir hatayla maçın hemen başında tüm planları boşa çıkardığı bir maçı seçmeyelim diyorum.

Her şey güzel olacak. Bu, o kadar net ki.

17 ligas y 2 eurocopas dedi ki...

sen sen ol kimsenin Galatasaraylılığını sorgulama