Kılım bu tabire. Anladık Gökhan Zan "Cam Adam". Ama dilimize dolayıp her sakatlanan oyuncuya "cam adam o, cam adam" demeye gerek yok ki.
Moda.

3 ekleme:

Anonymous dedi ki...

rıdvan dilmen'e ne deniliyordu acaba ya da bir şey deniliyor muydu o dönemde?

bir de dikkatimi çeken bir şey var: eskiden bir futbolcu sakatlığında en fazla 'sakatlandı çocukcağız, verimli olamadı o yüzden' filan derdik. hani futbolcuyla beraber biz de sakatlanırdık yeri geldiğinde. şimdi bir futbolcu sakatlandığında sanki sakatlık öngörülebilir ve tedbir alınabilir bir şeymişcesine ''vaayy efendim nasıl sakatlanır, milyon dolarları almayı biliyor ama'' minvalinden
eleştiriler yapıyoruz. bilmiyorum bir tek ben mi düşünüyorum bunu.

forever sabri

Anonymous dedi ki...

bu arada linderoth da sakatlanmış. kötü transfer mi olmuş oluyor şimdi?

4ever 55

scapula dedi ki...

Çok haklısın.

Ama bunu sadece sakatlıklar ekseninde değerlendirmemek lazım. En genel anlamda -burada da sık sık şikayet ettiğim- "eleştiri bağımlılığı" işte. Kişisel yetersizliklerin futbol konulu sohbetlerdeki dökümü. Medya bizi kulüplerin içine soktukça, biz o kulüplerin taraftarı olmaktan çıktık; futbolcusu, teknik direktörü, menaceri, başkanı, hatta doktoru bile olduk. Galatasaray deyince aklımıza haftasonundaki maç geleceğine başkanlık seçimi gelmeye başladı. Maçı nasıl kazanacağımızı düşüneceğimize, kulübün ekonomik problemlerini nasıl çözeceğimizi düşünmeye başladık. Haliyle de kantarın topuzunu iyice kaçırıp sakatlanan futbolcuya, onu iyileştiremeyen doktora, hastalanan teknik direktöre, transferi gerçekleştiremeyen başkana kızmaya başladık. Bir de tabii insanlığımızı kaybettik, bir tane oyuncunun sağlığının en büyük şampiyonluklardan önemli olduğunu unuttuk. Sağlıklı bir tutum değil bu, ama budur halimiz.