12 Haziran 2008

Türkiye - İsviçre

Çek Cumhuriyeti'nin Portekiz karşısındaki "2 farklı olması çok önemli" mağlubiyetinin ardından iş bize düşmüştü. Sahaya çıkan kadro fena değildi. Tümer tercihi yenilseydik çok konuşulacaktı elbet ama elimizde Emre'nin oyun stiline en yakın oyuncu Tümer ve Fatih Terim alışıldık oyun plânımızı değiştirmek istemedi. Alışıldık oyun plânımız diye bir şeyin olup olmadığı meçhul gerçi, de hazırlık maçlarında oturtmaya çalıştığımız sistemden bahsediyorum. Tümer'in iyi ya da kötü oynadığını söylemek mümkün değil, Gökdeniz'in de olduğu gibi, zira ilk yarı hakkındaki konuşmaların içeriğinde futbolun bulunması zor.Futbol tarihçisi değilim ancak eminim çift haneli yılların yaz aylarında yapılan bu şampiyonaların 80 senelik tarihinde, bu şartlar altında oynanan bir müsabaka olmamıştır. Daha teknik oyunculardan kurulu bir takım olduğumuz için yağmurun bize zarar verdiği ezberini okuduk hepimiz ekran başında ancak Fatih Terim maçtan sonra yağmurun kendileri için avantaj olacağını düşündüğünü söyledi, tabii bu kadarının değil. Bu kadar yağmurun ise kimseye avantaj sağlamış olduğunu sanmıyorum, tek etkisi maçın içine etmekti. Bu şartlarda Almanya - Kasımpaşa maçı oynansa yine sonuç üç ihtimallidir, Tromsø'nün Galatasaray'ı yendiği gibi her şey olabilir, iş şansa bakar. Ama eğer takımınızda Gökdeniz, Tümer gibi topun gitmediğini göre göre ısrarla yerden uzun pas atmaya kalkan oyuncular varsa, rakibiniz biraz daha avantajlıdır diyebiliriz. Neyse, bununla alakası yok tabii ama kırmızı formalı Türk oyuncunun, bir başka kırmızılı Türk'ün pasında mavi takıma attığı golle 1-0 yenik duruma düştük. Olabilir. İnanıyordum çevireceğimize.İkinci yarıya iki değişiklikle başladı Fatih Terim. Yağmurun rezil ettiği zeminde varlık göstermeleri mümkün olmayan Tümer ve Gökdeniz'in yerine, kadrodaki tek santrfor olan Semih'in ve Mehmet Topal'ın oyuna alınmaları zannediyorum yapılabilecek en iyi müdahelelerdi. Aslında Topal yerine Ayhan'ı da alabilirdi ancak saha şartları ibreyi Mehmet'e döndürüyordu, bir de fiziki olarak İsviçrelilerle baş edebilmemiz adına yine Mehmet tercihi daha doğruydu. Yağmur kesilince zemin biraz düzelmişti ancak Maradona ve Hagi önderliğindeki dünyanın en iyi iki takımı çıksa yine de güzel bir futbol oynanması mümkün değildi. Geriye yapılacak ne kalıyordu? Mücadele. Ve bunu iki takım da o kadar güzel yaptı ki, şu şartlara rağmen tüm dünya için turnuvanın şu ana kadarki en keyifli maçlarından biri olmuştur eminim. Biz tabii o anda keyfimizi düşünecek değiliz, heyecanımız büyük.Semih girdiği andan itibaren büyük etki sağladı. Bütün toplara kafa vurdu, rakibin dengesini bozdu, boşa kaçtı, şut çekti... Önce attı sayılmadı, ardından Nihat'ın harika ortasına harika kafasıyla eşlik etti. Şu hayatta "Genç" Semih'in attığı gole bağıra çağıra sevinmek de varmış. Arayı anlatmaya gerek yok, aynı mücadele, sonunda da -maçın son 20 dakikası boyunca söylediğim gibi- 90+3'te gelen gol! Ne diyebilirim ki, nasıl anlatabilirim ki? Büyük futbolcular daha başka nasıl ortaya çıkar? Arda öyle bir gol attı ki; maçı Türkiye kazandı, kendisi kazandı, Galatasaray kazandı... Muhteşem bir andı, dakikası itibariyle Nonda'nınki dahil bu sene en sevindiğim gol bu oldu.Maç buydu, anlatacak pek bir şeyi yok. Arada geldiler, Volkan kurtardı, o kadar. Ancak oyuncular hakkında iki çift laf etmek gerek. Galip geldiğimiz için unutulacak -ki feci kıl oldum rakibe çarpıp şansın da yardımıyla attığımız bir gol sayesinde tekrar gördüğümüz gazetelerin ikiyüzlülüklerine- önce en kötüden başlayayım, sonra iyiye doğru ilerleyeyim. Bir yerlere vurduğum sağ elim çok acıyor maç boyu küfür ettiğim Tuncay yüzünden. Kötü oynaması ve ilk maçta olduğu gibi -90+3'e kadar- tek olumlu pas yapamaması bir yana, sahada kendi piyasası için bulunuyor olmasına deliriyorum bu herifin. Ben futbolcuya kötü oynadı diye küfür etmem. Bu Tuncay'a ederim ama, çünkü uyuz herif kendine oynuyor, menajerinin tavsiyelerine göre oynuyor. Fener'in her birinde 5 yemesini istediğim Avrupa maçlarında dahi kimseye pas vermeyip 40 metreden şut çekerken uyuz olurdum; dün kaptırmış giden Hamit'in, Arda'nın ayağından defaatle aldığı toplarda nasıl olmayayım... Sevmiyorum seni Tuncay, yarın bir gün gol attığında da kendine sevineceğin için sevmeyeceğim. Samimiyetsizsin, bunu seni sen yapan ve taraftarlarını göstermelik hırsınla kendine aşık ettiğin koskoca Fenerbahçe'ye attığın kazıkla da gösterdin. Taraftar-futbolcu portesi çizmesen git, hakkındır ama böylesi sahtekarlık Tuncay, samimiyetsizsin işte. Menajerini de al git!

Tuncay dışında maçın içine eden bir oyuncumuz olmasa da, Hamit'in de ilk maçtaki gibi etkisiz kaldığı söylenebilir. Bulunduğu seviye bakımından ülkenin en iyi futbolcusu olduğundan çok şey bekliyoruz Hamit'ten, ama o iki maçtır ekstra bir şeyler yapmayı başarmış değil. Nihat pek iyi değildi, zira yine yalnız kaldı, nitekim Semih'in girmesiyle de etkisi arttı ve golü attırdı. Aslında oldukça iyi oynadığını düşündüğüm Arda'dan da muhteşem golünün dışında yararlanamadık çünkü bir türlü top alamadı, ortadan gelen Tuncay her defasında topu sağdaki Hamit'e (yolladı diyeceğim ama olmayacak) yollamaya çalıştı. Arda'nın yine de her top aldığında olumlu iş yaptığını söyleyeyim. Son dakikadaki gol de bunun doruk noktasıydı zaten. Yani Arda iyiydi ancak takım ondan yararlanamadı. Dipnot; Arda'nın tereyağından kıl çekme hareketine hastayım.
Volkan, Servet, Hakan Balta, Arda ve Semih çok iyi oynayan futbolcularımızdı. Bunların içinden de en başta Hakan Balta geliyor bana göre. Rakamlar, sahanın en çok koşan üçüncü oyuncusu olduğunu söylüyor. (İlk ikisi birbirine çok yakın rakamlarla Aurelio ve Arda.) Bunun dışında vücut çalımları, çalım yememesi ve garanti futboluyla (misal sahada su birikintileri olduğunu idrak edebilen ve buna göre oynayan ilk oyuncu olmasıyla) maç boyu -bir pozisyonda gereksiz yere elle oynaması dışında- hiç hata yapmadı, bir de kale önünden gol olacak topu çıkardı. Emre Aşık'la birlikte kanlar içinde kalıp ölümüne mücadeleyi bırakmayan iki oyuncumuzdan biri oldu. Semih'i zaten söyledim, ikinci yarıda hücumda etki sağlayabilmemizdeki en önemli etken. Servet'e söyleyecek hiçbir şey bulamıyorum artık, çok büyük futbolcu oldu, belki bu turnuvanın en değerli 4-5 stoperinden biri. Volkan da artık güvenmeye başladığım bir kaleci diyebilirim, yine çok önemli toplar çıkarıp galibiyette büyük pay sahibi oldu. Ve Arda...

0 ekleme: