17 Haziran 2008

Türkiye - Çek Cumhuriyeti

Ne yazılabilir ki bu maça? Her ne yazılıyorsa, ben yazamam. Hayatımda izlediğim en unutulmaz maç derdim Galatasaraylı olmasaydım, Galatasaraylıyım, o hâlde en unutulmaz maçlardan biri diyorum. Yok böyle bir mucize, son günlerin moda tabiriyle yok böyle bir "geri dönüş". 46. dakikanın ilk saniyesinden itibaren mükemmel oynadık, kesinlikle maçı hak ettik. Hem de değil turnuvanın, 2008 senesinin belki en kötü, en art niyetli hakemine rağmen. İlk 5 dakikada iki ön liberomuz sarı kart görmüştü bile, biri hakeme "ref" dediği için, diğerininki faul bile değil! İkinci golü yememize nasıl neden olduğu zaten apayrı bir mesele. Emre Güngör'den boşalan yere geçmeyen Aurelio da öyle. Söyleyecek o kadar çok şey var ki, düzenli bir yoldan bunu anlatmakta zorlanıyor insan. En iyisi maçtan birkaç küçük not vermek, başka da bir şeye gerek yok.

  • Arda büyük futbolcu.
  • Nihat büyük futbolcu.
  • Hamit sonunda özüne döndü, o da Türkiye'nin en komple futbolcusu belki de.
  • Volkan, Koller ne dedi?
  • Servet ve Hakan Balta ilk iki maça oranla daha kötü, ancak yine de iyilerdi.
  • Tuncay ilk iki maça oranla daha iyi, yine de kötüydü.
  • Sabri çok önemli hatalar yapmış olsa da maçın kahramanlarından biriydi, oyuna deli gibi hareket getirdi.
  • Semih dahil olmak üzere, Fatih Terim'in bütün hamleleri doğruydu. Semih'in çıkarılmasını ben de anlayamadım ama Fatih Terim'e saydıranlara "Vardır bir bildiği." dedim, varmış. Şansmış, balmış, Cech elinden kaçırmasaymış, direkten dönmeseymiş, halamın bıyığı olsaymış...
  • Fatih Terim, dünkü basın toplantısında medyaya yaptığı bütün göndermelerde (sertliğini göz önünde bulundurarak, soktuğu tüm laflarda, diyeyim) yüzde bir milyon haklıdır, az bile söylemiştir, aksini iddia eden Fatih Terim nefretinin etkisi altında kalmıştır, bu ülkedeki en en en en iğrenç şey medyadır, uzak ara.
  • Aynı Fatih Terim, söylediği diğer her şeyde de haklıdır. Fatih Terim'i sevmeyen bana onu koruma görevi düşüyor ya, ne diyeyim...
  • Yine aynı Fatih Terim, bu maçın geri alınmasında da mükemmel bir etki yapmıştır. Hamit sağ açığa geçmeli diyen ülkemin harcanmış taktiksel dehaları -ki anlayamadığım bir şekilde, aralarında taktiksel bilgisine güvendiğim insanlar da var- Hamit'in üç asisti kadar, Sabri'nin sağ beke geçtikten sonra yaptığı golle sonuçlanması muhtemel hataları da görmüştür umarım. Her bir şeyi siz biliyorsunuz anasını satayım... Gökhan Gönül sakatlanmasaydı Hamit önde oynayacaktı, başka sağ bek yok işte. Abdurrahmanmış, İbrahim Kaşmış, belki Hamit'ten daha iyi savunabilirler sağ kanadı, ancak kanat ikilisi olarak düşünüldüğünde böylesi daha efektif oluyor demek ki. Risk almaktan başka yapacak bir şey kalmadığında ön tarafa geçti Hamit, risk tuttu. Tutmayabilirdi de, Sabri'nin savunmadaki hatalarından biri gol olabilirdi mesela, ki ikinci golde pozisyon icabı orada bulunan Sabri'nin o kafayı vurdurmaması gerekirdi. Bu risk ilk dakikadan, kaybedecek çok şeyimiz varken alınmaz. Ne biz savunmayı ikinci planda düşünüp topyekün hücum edecek kadar güçlüyüz, ne de Hamit önde oynadığında maçı kesin kazandıracak dünyanın en iyi futbolcusu... Böyle işte. Her bir şeyi siz biliyorsunuz anasını satıyım, diyeyim bir daha, "ı" ile evet.
  • Fatih Terim kazandı, tüh bütün planlar suya düştü, hazırladığınız laflar boğazınızda düğümlendi. Tüh, halbuki Fatih Terim'den büyük olacaktınız ona lafları geçirince... Ne yapsak? En iyisi hadi yine dalga geçin İngilizcesiyle.
  • İsviçre maçında Arda'nın golüne 2008 yılının en çok sevindiğim golü demiştim. Bu ünvanı kısa sürdü. Nihat'ın golü, hayatımın en güzel anlarından biriydi.
  • Volkan diye bir şarkıcı vardı, "Ananı niyolay" diye de bir şarkısı vardı.
  • Volkan'ın kafası çalışmıyor. Galatasaray maçında bir hata yaptı, takımına şampiyonluğu kaybettirdi. Ondan önceki Galatasaray maçında başka bir hata yaptı, milyonlarca insandan küfür yedi. Avrupa Şampiyonaları tarihinin en efsane maçlarından birinin son dakikasına gelmişiz, iki hatayı da tekrarladı. Top oyun dışında çıkmasaydı da penaltı olsaydı, asarlardı seni havaalanında. Neyse iyi oldu, Rüştü oynasın istiyordum zaten.
  • Hakemle ilgili en güzel sözü Sabah Gazetesi söylemiş, resminin üzerine attığı şu başlık ile: "İsveçli Düdük!"
  • Emre Güngör'e çok üzüldüm. Toparlarsın be aslan...
  • Çok şey var söylenecek.
  • Arda büyük futbolcu.

6 ekleme:

Anonymous dedi ki...

Yha bn daha bizi yenen takım görmedim siz gördünüz mü işviçreyide çek cuhriyetinide döner yapıp yedik afiyet olsun bize :D:D

Nazmi Hasdemir dedi ki...

Atahan seni Terimle tanıştırayım. Belkide türkiyede hakkını veren tek kişi sensin. Biz başka pencereden, futbolun ekonomi politiğinden bakıyoruz olaya. Sakatlanan, ceza alan hepsi yarıyor adama. Ben olsam Rüştüyü oynatırdım, Brezılyalı nın yerıne de ayhanı. Şimdi işte bizim takım sahada. Ben hırvat maçının amıgosuyum. Bu maçı kazanırız.

scapula dedi ki...

Nazmi Abi, benim Fatih Terim'e karşı beslediğim duygular belli, sen de biliyorsun. Genel karakterinden ben de hazzetmiyorum, en hafif tabirle, ancak teknik adam olarak her zaman büyük saygım olmuştur, her zaman sonuna kadar güvenmişimdir. Teknik konularda yaptığı hataların bile karakterinden kaynaklandığını düşünürüm hatta, ki böyle durumlarda sağlıklı düşünemeyip hocalığına dil uzattığım da seyrek de olsa olmuştur. Ama gerek motivatör, gerekse taktisyen olarak Fatih Terim'den iyisi yok bu ülkede. O çok sevip övündüğümüz Ardalar, Aydınlar'da da en büyük pay sahibi yine bu adam. Hem bu altyapı sistemini kurdurttu, hem bu oyuncuları daha 16 yaşındayken A Takım'a çıkarıp yurtdışı kamplarına götürdü. Binlerce şey bunun gibi.

Yani abi, uzun lafın kısası Fatih Terim'in eleştirilecek bir milyon tane icraatı var ama bu kadar şey varken "bence" haklı olduğu konularda eleştirilince de hakkını teslim etmek gerektiğine inanıyorum. Ben bu ülkenin en başta medyasından nefret ediyorum, sonra yine medyasından ediyorum, sonra edersem Fatih Terim'den de ederim. Haliyle ben önce Fatih Terim'i her eleştirenin benden olmadığını söyleyeyim de, ondan sonra ben de eleştiririm. Düşmanımın düşmanı dostum değildir benim. Fatih Terim'i bu medya gönderecekse Fatih Terim gitmesin.

Öte yandan şunu söylemekte sakınca görmüyorum; Fatih Terim çağırdığı çok kötü kadrodan sonra yaptığı her 10 işin 9'unda başarılıdır benim gözümde. Buna yaptığı basın toplantısı da dahil, taktiksel eylemleri de.

scapula dedi ki...

Ha öte yandan, Rüştü'yü ben de oynatırdım ama Aurelio'suz işimizin aşırı zor olduğunu düşünüyorum, Genco'yla da çokça tartışmışızdır benim Aurelio'daki ısrarımı...

Ben çok zor diyorum, sen yener diyorsan yener ama bu takım. Sonra da bekleriz yarı final maçını...

Nazmi Hasdemir dedi ki...

memt brezılyalıya futbolcu olarak lafım yok. Ben ulusal takımda ulus futbolcusu görmek istiyorum sadece. LincolnÜ alsalar, Hagi'yi alsalar gene istemezdim.Orada Ayhan'ın gstereceği ulusalcılığı gösteremez. Bak ne hale geldiler başka ulusal takımda oynayanlar. Bizde olsa Hakan Yakın vatana ihanetten içerdeydi. Hakanm yakının kaçırdığı golü Brezilya ile oynanacak olası bir finalde Aurello atsa sevinemese sonrada Hakan gibi kaçırsa vatana ihanetten yargılarız. Hiç kimse Türk gibi savaşmaz Türkiye için. Biz amatör duygularla yollardayız, oyun üstünlüğüyle falan değil.Bir gün Terim hakkında ikimiz tartışırız şimdi zamanı değil. Ben bu hırvatlara geçireceğimize inanıyorum. Ayhan oynasın, Aurello'nun yerine, Semih sonradan girsin yeter. Bu benim takımım oldu şimdi.

scapula dedi ki...

İnşallah diyorum, Aurelio konusunda da o açıdan büyük ölçüde katılıyorum. Sadece artık oldu bir kere diye düşündüğümden kanıksadım, önemsemiyorum o kadar.

Haydi bakalım şimdi Hırvatlar var demek ki sırada...

Saygılar;