10 Haziran 2008

Ölüm Kapıları Açıldı

Dün daha sabahtan heyecanlanmaya başlamıştım. Saat 6'ya geldiğinde, yıllardır bugünü beklemiş gibi hissediyordum kendimi. İki maçta da büyük futbol oynanması beklentisiyle oturdum yere. Yere diyorum, zira gündüz döşemeciler gelip, evde koltuk, kanepe, sandalye, puf; uzun lafın kısası rahatlık adına ne varsa götürdüler. Dalga geçer gibi koltukların minderlerini de evde bıraktılar, onları üst üste yan yana arka arkaya dizip kendimce bir koltuk da üretmedim değil. Hatta ilk oturduğumda "Sallanan sandalyelere benzedi, tüh neden ben bunu daha önce düşünemedim, bundan sonra hep böyle oturayım." diye de memnuniyetimi belirttim kendime, gururlandım. Ancak maalesef daha sonra anladım ki, biraz fazla sallandığından fırlatma koltuğunu daha çok andırıyormuş. Neyse. Ölüm Grubu.


Gözümüzün pasını bayağı bir sildiler bu sene. Şampiyonlar Ligi yarı finali, finali, Premier Lig derbileri derken Euro 2008'in daha üçüncü gününde yılın en güzel maçlarından birini izlettiler bize. Önce rezalet bir Romanya - Fransa maçı izledik, ki tek heyecanı kameraların tribünde maçı izleyen Hagi'yi gösterme ihtimaliydi benim için. Yazık ki göremedik Commandante'yi, zamanımız boşa gitti. Rumenler dirençli, Fransızlar veremli çıktı ve beş para etmez bir maç götürdü hayatımızdan 90 dakikayı.

60 dakika sonra, Hollanda - İtalya maçı başlar başlamaz anladık ki bir bedelmiş Fransızların maçı, tarihe tanıklık etme aktivitesi öncesi futbola ödenmesi gereken. Oysa ben maç bittiğinde teşhisi koymuştum: "Endüstriyelleşen futbol, nerede o eski turnuvalar, yakında bunları kaldırırlar bile belki, vesaire vesaire..." 20 sene sonra Hollanda - İtalya maçını konuşurken eminim bu maçı da "Olm asıl bir önceki maç ne rezaletti, bir tane şut yoktu kaleye be!" diye anmadan geçmeyeceğiz. Burada da bu kadar andığımız yeter herhalde, gecenin asıl maçına geçelim.
Hakikaten ilk dakikadan belliydi ne izleyeceğimiz. "Kıran kırana mücadele" tabiri bu maçta santradan 15. dakikaya kadar oynanan futbolu betimlemek için üretilmişti. Futbol adına her şey uygundu. Sertlik ama nasıl sertlik? Tam olması gerektiği gibi; futbol oyununu engellemeyecek kadar naif, ölümüne mücadele etmeden sağ çıkamayacağın kadar agresif. Hani Güneş dünyaya 1 milim yaklaşsa yanarız, 1 milim uzaklaşsa donarız, Allah Baba ne güzel yaratmış geyiği vardır ya; futbol tanrıları dediğimiz amcamlar da öyle ayarlamış dün sertliğin dozajını. Böyle sürdü maç 15 dakika, ardından Hollanda'nın öldürücü pas trafiği başladı. Hazırlık paslarını abartıp dakikalarca top göstermedi İtalya'ya Hollanda. Resmen rahatça istediği gibi top yapmaya başladı turuncular. Bu durumda golün gelmesi kaçınılmazdı. Kaçınılmadı da. Ofsayt dedik, üzüldük haksızlık oldu diye ama meğersem çizginin arkasında İtalyan varmış, defans oyuncuları çizgi dışında olsa bile ofsaytı bozmuş sayılıyorlarmış. Hakemlere de değinmeden geçmeyelim, şu ana kadar oynanan 6 maçtaki hakem yönetimleri kusursuza yakındı bana göre. Dünkünü de beğendim aynı şekilde. En önemli maçta en önemli hatayı yaparlar yine, o ayrı.İlk Hollanda golünün ardından kısa süreli bir İtalya baskısı oldu ve ardından İtalyanlar pişman oldu. Tam bir korner organizasyonundan -Hollanda savunmasının ters vuruşuyla- golü bulacaklarken, Gio çıkardı çizgiden topu ve yaklaşık 15 saniye sonra sanırım hayatımda gördüğüm en organize gollerden birine şahit oldum. Şampiyonlar Ligi finalinde skor 1-0 Manu lehineyken Chelsea atağında kendi ceza sahasının sağ tarafından top çıkarıp sol kanattaki Nani'ye (?) uzun yolladığı ve Nani'nin pasında topla buluşan Tevez'in kaleciden dönen şutunu tamamlayıp dışarıya gönderdiği bir pozisyon vardı, o gol olsaydı bu seneki goller içinde onla mukayese edebilirdim dünkünü ancak. Hollandalının ters kafası kendi filelerine gol olacakken 32 yaşındaki Giovanni Van Bronckhorst topu çizgiden çıkarıyor, hiçbir şey olmamış gibi soldaki boşluğu görüp koşmaya başlıyor, at diyor önüme, atıyor Van der Vaart, sürüyor topu Gio, görüyor sağdaki Kuyt'u, Kuyt kafayla dolduruyor içeri, Sneijder zor pozisyonda iki geldi diyor, iki... Öyle bir organizasyon ki bu, ters kafayı vuran Hollandalı acaba bilerek isteyerek Gio'ya pas mı verdi diye düşünüyor neredeyse insan. Yuh diyorum.

Üç geliyordu Nistelrooy'la, Buffon maçın başında olduğu gibi bir kez daha izin vermedi. Biraz sonra ilk yarı bitti. Muhteşem bir ilk yarının ardından, gol bulmak için yüklenecek bir İtalya ve onun boşluklarından yararlanacak, her zaman dünyanın en iyi kontratak takımı olmuş bir Hollanda'yı içinde barındıracak unutulmaz bir 45 dakikanın daha bizi beklediği çok açıktı. Öyle ki, 45 saniye gecikmeli açtığım devrede, kesin bir şeyler kaçırmış olmanın burukluğunu yaşadım ilk dakikalarda. Sonra bunu değil, hayatımdaki her şeyi 45 dakikalığına unutturan bir adam çıktı sahneye. Sahneye çıktı dediğim, ne gol attı, ne asist yaptı, ne gollerde etkili rol oynadı ama adam futbol oynadı, futbol. Ayrı bir paragraf açmak istiyorum kendisine.

Engelaar, engelaar engelaar engelaar engelaar. Engelaar engelaar engelaar, engelaar engelaar. Engelaar engelaar engelaar engelaar engelaar, engelaar, engelaar, engelaar; engelaar engelaar engelaar. Engelaar engelaar engelaar. Engelaar engelaar engelaar engelaar engelaar engelaart Engelaar engelaar. Engelaar.

Nasıl bir futbolcudur bu, neden adını daha önce doğru düzgün duymamışım anlayamadım. Şampiyona öncesi Schalke 5 milyon euro teklif etmiş ama kulübü Twente 9'da diretince bu transfer gerçekleşmemiş. Şampiyona sonrasında 9'un iki katına kulüp bulur herhalde kendine. Yaşı 29 olmasa, eminim 5 katına da bulurdu. Yok böyle bir futbol, ön libero kavramına yeni bir bakış açısı getirir bu adam eğer her maç böyleyse. Dünya üzerindeki bütün futbol karşılaşmalarında 90 dakika oynasın, her maç 90 dakika seyredeyim bu adamı. 1.96 boy, bunun getirdiği muazzam hava hakimiyeti ve buna rağmen yumuşacık bilekler ve müthiş teknik. İlk yarıda ayağının dışıyla sola attığı pastan 90. dakikanın sonuna değin gözümü alamadım bu adamdan. Ve çok şaşırdım, zira maçtan önce açıklanan kadrolara baktığımda, "Ulan millete Hollanda sürpriz yapar alır maçı dedik ama şu adamlara bak; Engelaar kimmiş yahu? Robbensiz, Babelsiz sürpriz çok zor beya." diye düşünmüştüm. Bu da bana kapak olsun.Van der Sar... Euro 96 çıkartma albümü biriktirdiğim ve yeni yeni öğrenmeye başladığım çocuk İngilizcemle adını Van der Star zannettiğim ve yıllarca benim çıkartmamda öyle yazdığını iddia ettiğim günlerden beri dünya üzerinde en sevdiğim kalecidir Galatasaray kalesindeki kahramanlarım hariç. Hakikaten büyük kaleci, aynı zamanda gördüğüm kaleciler içinde tekniği en iyi olanlardan biri. Kazandığı her türlü başarıya, umarım bu yıl milli takımlar düzeyinde Avrupa şampiyonluğunu da ekleyecek 38 yaşındaki efsane. Umarım diyorum tabii, sanmakla ummak arasındaki fark büyük. Ancak bu apoletin Van der Sar'a çok yakışacağı kesin.

İşte o Van der Sar, muhteşem bir frikik çıkardı, tıpkı ikinci goldeki gibi golü yiyecekken kontrayla üçüncüyü buldu Hollanda, ki olmadı olmuyor derken gelen bu gol de hakikaten çok güzeldi. Van Bronckhorst'un ilk goldekinin kopyası olan soldan jet hızıyla bindirmesini ve top istemesini yazarken tüylerim diken diken oluyor şu anda. Gio istediği topu aldı, Kuyt'a verdi ama Buffon üçüncüye izin vermedi. Kuyt elini kolunu sallaya sallaya gidip seken topu aldı, tekrar ortadaki Gio'ya gönderdi ama ilk golde Gio'nun ona verdiği gibi milim hesabıyla tam kafaya teslim ederek borç ödedi sanki. Sonra gol zaten, etti 3. Dört de olurdu, 3-1 de olurdu ama bu da yeterliydi. Mükemmel bir maç, mükemmel gollerle 3-0 bitti.Engelaar, Van Bronckhorst ve Van der Sar'ın hakkını verirken, yine muhteşem oynayan Sneijder ve De Jong'u da unutmayalım. Başta Kuyt olmak üzere, Van Nistelrooy ve Van der Vaart'ten oluşan Hollanda hücum gücünün yıkıcı etkisini de es geçmeyelim. Bir takımda çok iyi oynayan oyuncu sayısı bu kadar fazlaysa, sonucun 3-0 olması da olağan zaten. Bu takıma Robben gelecek, Babel gelecek, her turnuvada izlediğim en zevkli maçların takımı Hollanda'yı bu sene sadece 3 maç izleyebileceğim diye üzülmeme de gerek kalmayacak, kalmadı hatta. Hollanda ve İtalya çıkar diyorum bu gruptan. Ancak gönül ister ki yanına Hagi'nin hemşehrilerini de alıp çıksın turuncular...


0 ekleme: