O kadar çok insan var ki sevgimizi haykıracağımız, hepsini tek tek yazmaya zaman yetmiyor. Cevat Güler de bunlardan biri. 6 hafta önceki Gençlerbirliği maçından beri kalbimizde ayrı bir yer açtık Cevat Hoca'ya. Onun adını hep sakat futbolculara özel çalışma yaptıran adam olarak duyduk: "Sakat oyunculardan X ve Y, kondisyoner Cevat Güler eşliğinde takımdan ayrı bireysel çalışmalar yaptılar..." Ardından olağanüstü hâl ilan edildi, bu aşamada A Takım'ın başına geçmesi gerekti; geldi, geçti, kim çıktıysa yendi ve şimdi gidiyor, eski görevine. Şampiyon yaptı Galatasaray'ı Cevat Hoca. Ne söylenebilir ki bu şirin ve mütevazi adama? Teşekkürden başka?

Nezih Ali Boloğlu'nu es geçmek olur mu? Onun adını da Hayrettin'in yedeği olarak duyduk. Daha doğrusu Nezihi derlerdi spikerler, kolay olsun diye mi artık bilmiyorum nedendir. Düşününce, Nezih diye kaleci olmaz hakikaten, doğru yapmışlar. Ama Nezihi diye de kaleci olmuyormuş. Allah var, çok kötü kaleciydi Nezihi. Hayrettin'in yedeği olması her şeyi anlatıyor zaten. Kollarını kaldırır üstten auta gidecek diye bırakırdı topu, üst direkten gelir kafasına çarpardı. "Nezihi"den çok, "Aman Nezihi" olarak duymuşuzdur adını. Ama hiç unutmam, bir hazırlık turnuvasının penaltılara kalan final maçında 4 penaltının 3'ünü kurtarmıştı. Hiç unutmam dediğime bakmayın, 5 penaltının 4'ü de olabilir, onu çok iyi hatırlamıyorum. Ama şans işte, Prates'in şutunun Hakan'a çarpıp girmesi gibi bir şey Nezihi'nin penaltı kurtarması ama o gün kurtardı işte, 3 tane hem de. Aynı Nezihi gelip kaleci antrenörü oldu Galatasaray'da sonra. "Kaleciyken neydin de antrenörü oluyorsun?" diye düşünmedim desem yalan olur, o yüzden demeyeyim. Mondragon gibi dünyanın en iyi kalecilerinden birine sahipken çok da önemli değildi zaten. Ama bu yıl anladık ki, Nezih Hoca (artık antrenör olduğundan "i"si gitti, Nezih oldu) bu işi iyi yapıyor. Aykut ve Orkun gibi tecrübesiz kalecilerle ligin en az gol yiyen takımı olduysa Galatasaray, bunda illa ki Nezih Hoca'nın payı az değildir. Bir de 6 yılda sadece 30 maç oynamış bir kalecisine sahip çıkıp görev veren Galatasaray yine Galatasaraylığını göstermiştir.

Ve Burak Sadık Dilmen. Bayern Munchen altyapısı, Samsunspor, Galatasaray, Altay (...) diye uzanan bir kariyer... Futbolu bırakmasının ardından Antalyaspor, Levski Sofya derken 2004'te yine Galatasaray vefası ve altyapıda Burak Hoca'ya verilen görev... Miniminikler'in ilk yılında Erkan Ültanır'la birlikte antrenörlüğünü yaptıktan sonra bu yıl A Takım'da antrenörlüğe yükseliş... Bütün konuşmalarında futbolu ne kadar iyi bildiğini gösteren bir adam... Ve başarı.

Ey Galatasaray, sen ne büyüksün ki mütemadiyen kendi efsanelerini yaratıyorsun!

0 ekleme: