02 Mart 2008

Ne Yapmalı? (2)


Birinci ''Ne Yapmalı?'' Kupa'daki ilk Fenerbahçe maçınaydı, buradan hareketle birkaç hususta açıklama yapma gereği hissediyorum. Fenerbahçe'yi yendiğimiz ikinci maçtan sonra içimden hiçbir şey yazmak gelmedi. Bir de Leverkusen ve Kasımpaşa mağlubiyetleri yaşadık ve bu maçlarla ilgili de bir şeyler karalayacak vakit bulamadım. Amma ve lâkin bu blog güncellik kaygısı taşımadığından yarın öbür gün bu karşılaşmalar hakkında birkaç bir şey yazabilirim, ''bayram değil seyran değil'' durumu olmasın diye söylüyorum. Sözün kısası; Volkan Demirel, Cüneyt Çakır, Karl Heinz Feldkamp ve belki birkaç sürpriz isim hakkında daha yazılar gelecek.

Şimdi asıl konumuza gelebiliriz. Akşam Beşiktaş maçımız var İnönü'de. Kazanan lider, beraberlikte sezonun ilk haftasından beri olduğu gibi Galatasaray lider. Hoş, ilk yarının sonunda iki haftalığına kaybedip geri aldığımız liderlik koltuğu, olası bir Beşiktaş mağlubiyetinde de aynı şekilde birkaç haftalığına emanet verilmiş olur; zira ben Beşiktaş'ı bu savunmasıyla şampiyonluk yolunda ciddi bir rakip olarak görmüyorum. Öte yandan bu akşam mağlup olacağımıza da pek ihtimal vermiyorum. 24. haftanın sonunda da lider Galatasaray olacaktır.

Bu sezonki genel tablonun aksine, rakibimiz eksiklerle boğuşurken bizim çok önemli eksiklerimiz yok diyecektim, saçmalarmışım. Artık Uğur'un, Linderoth'un, Lincoln'ün, Ayhan'ın ve Hasan'ın eksikliklerini o kadar kanıksamışız ki onlar yokken de tam kadro çıkıyormuşuz gibi geliyor. Bu 5 futbolcuya Serkan eşlik ediyor. Servet ve Mehmet Topal gibi çok kritik iki oyuncumuzun da durumu belirsiz; böyle söylendiğine göre de kesin oynarlar ama tam kapasiteyle oynayıp oynayamayacakları önemli. Beşiktaş'ın da bizden aşağı kalır yanı yok eksikler konusunda. Savunmadan Gordon Schildenfeld eksik, ki MS hastalığından şüpheleniliyormuş, düşmanımın başına gelmesin diyerek bir şeyi olmadığını ümit ediyorum. Ayhan'ın Beşiktaş şubesi kronik sakat Serdar Kurtuluş zaten yok. Haftalardır oynayamayan Bobo yine önemli bir eksik. Serdar Özkan da sakat ama en azından ilk 18'de bulunacak sanırım. Mehmet Sedef'i saymıyorum.

Beşiktaş fena top oynamıyor, orta saha ve forvetteki oyuncuları da son zamanlarda iyi performans gösteriyor. Gelgelelim, Beşiktaş bu oyuncuların aynı tipteki dünyada en iyilerini alsa, yine bu ligde ikincilikten öteye gidemez. Bir kere defans hattının komple değişmesi lazım. İki bekleri Deli İbrahim ve Ali Tandoğan zaten defans sayılmaz, kafalarına göre geri dönmeyip ileride kaldıkları bile oluyor. İbrahim Toraman tamam iyidir ama yanında ondan daha iyi bir stoper olması lazım ki İbrahim güvenle oynasın; hem kendi topumu oynayayım, hem savunmayı toparlayayım derken hiçbirini yapamadığı oluyor. Gökhan Zan ise Türkiye'nin en iyi stoperiydi bir zamanlar, hızla aşağı uçuşu devam ediyor; sakatlıklarına değinmiyorum bile. İbrahim Kaş iyi futbolcu olacak ama bugün için güvenilecek bir adam değil. (Bu Beşiktaş'ın gençleri de iyi ama çok sinir bozucu tipler. İbrahim, Serdar, Batuhan; hepsi küçük birer Sabri sanki. Umarım Ertuğrul bu çocuklarla konuşur da Türk futbolu yeni yeni çirkefler kazanmaz.) Orta sahaya bakıyorum; solda Tello, ortada Delgado ve Cisse, sağda Serdar Özkan ya da Holosko. Çift forvet ve böyle bir orta sahanın, hele ki böyle rezalet bir defansla savunmada problem yaşamamaları mümkün mü? Hücumda etkililer ve hücum gücünden yoksun Anadolu takımları karşısında -mutlaka gol yiyerek- çok zor da olsa tek farklı galibiyetler alabiliyorlar fakat bu taktik büyük maçlarda patlıyor tabii ki, Beşiktaş zorluk derecesi yüksek tüm maçlarından mağlup ayrılıyor. Yalnız Cisse'nin hakkını verelim, Beşiktaş hâlâ -yalandan da olsa- şampiyonluk peşinde koşuyorsa bunda en büyük pay kendisinin. Tamam Delgado, Tello, Holosko, Nobre, Bobo, Serdar; hepsi güzel işler yapıyorlar ama Cisse'nin rolü bambaşka. Tüm yük Cisse'ye biniyor, tek başına savaşıyor garibim, üstüne bir de hücuma azımsanmayacak derecede katkı sağlıyor. Onun oynamadığı maçlarda tek puan bile alamamışlar zaten. Dediğim gibi, hele ki Cisse'den yoksun bir Beşiktaş'ın bu akşam da puan kazanabileceğini zannetmiyorum ama Galatasaray doğru işler yapmazsa bir beraberlik koparmaları da olası.

Peki Galatasaray'ın yapacağı doğru işler nedir? Sürprizlerden kaçınıp başarılı giden düzeni devam ettirmektir. Cüneyt Çakır Lincoln'ü saçma sapan kartlarla atmasaydı eğer, Cisse de yokken çok büyük top oynardı Lincoln. Şimdi, bir futbolcu eksik olduğunda Daum gibi 8 futbolcunun yerini kaydırıp da takımın dengesini bozmak doğru olduğunu düşündüğüm bir davranış değil, yani Lincoln olmadığında yapılması gereken onun yerine kenardan bir oyuncu koymak. Ancak bugün özel bir durum sözkonusu, Cisse'nin yerine o bölgeye yabancı İbrahim Toraman oynuyor ve bizim bu bölgede teknik bir oyuncu kullanarak oyunun kilidini çözme fırsatımız doğuyor. Bu yüzden solda daha etkili olsa bile Arda'yı Lincoln'ün yerine çekip sol kanatta hem savunmada hem hücumda sağlam olan Volkan - Hakan ikilisini kullanmak mantıklı bir seçim olur. Bu durumda üç ihtimal mevcut; Toraman ya o bölgenin hakkını veremez ve Arda o bölgeyi dilediği rahatlıkta kullanarak maçın yıldızı olur (hatta rakibe kırmızı kart aldırabilir), ya tek başına Arda'yı kilitler ama diğer orta saha oyuncularımız oraya sızıp etkili olur yahut aynı durumda Barış, Hakan ve Mehmet etki sağlayamazlarsa Arda kanada çekilir ve B plânı uygulamaya konur. İlk ihtimal en kuvvetlisi olduğundan Arda'yı o bölgede görmeyi tercih ederim. Kalli böyle yapmaz ve Lincoln'den boşalan yere Barusso'yu koyup Beşiktaş hücumlarına set çekerek rakip kaleye kanatlardan -özellikle de soldan- gitmeyi tercih ederse gol atmamız da gol yememiz de zorlaşır, işler duran top organizasyonlarına, Delgado ve Tello'nun uzaktan şutlarına ve Arda'nın bireysel becerilerine kalır.

Kalede Aykut'a daha çok güvendiğimde karar kıldım, onun oynamasını istiyorum. Sağ bekte sezon sonuna kadar mecburen Sabri oynayacak, geçen seneki performansına biraz olsun yaklaşırsa bir handikapımız ortadan kalkacak; yine de çok önemli bir eksik Uğur. Ortada Servet - Song ikilisi var zaten, solda da ligin ilk yarısındaki maçta olduğu gibi Volkan - Hakan işbirliğini tercih ettiğimi söylemiştim. Barış, Mehmet Topal, Arda derken forvet hattına geldik. Her ne kadar Türkiye'nin en iyi forveti Nonda olsa da ne Hakan'ın ne de Ümit'in formu yedek kalmaya müsait. Nonda oynamasın demeye dilim varmıyor, Kalli doğru seçimi yapacaktır deyip işin içinden çıkıyorum. Aslında Nonda - Ümit forvetini tercih ederim, bilmiyorum yahu karışık. Lincoln'ün yerine Nonda'yı koysa ne olur acaba!? Skor üretmemiz gerekirse olacağı bu zaten. Neyse, Nonda yedek başlasa bile Hakan Şükür yorulduktan sonra oyuna girecektir.

Bu yazıya bir son bağlamayacağım. Bakalım beraberlik mi olacak yoksa yenecek miyiz deyip aradan çekiliyorum. Skor tahmini için en başa dönüp resme bakınız.

0 ekleme: