Eskiden Galatasaray, Galatasaray'dı. Türkiye'nin tartışmasız en büyük takımıydı, şimdi ''tartışmalı'' en büyük takımı. Çünkü başkalarına bunu sorgulama fırsatı verdi Galatasaray. Benim çocukluğumda Galatasaray krize girmezdi, yönetiminde her dakika problemler yaşanmazdı, bilmezdik. Canaydın'ın göreve geldiğinde yaptığı ilk açıklamayı hatırlıyorum: ''Şeffaflığı getireceğiz.'' Şeffaflıktan kastın bu muydu Össanabi? Yöneticilerin birbirinden habersiz olduğu ve aralarındaki problemlerde medyayı kullanarak haklı çıkmaya çalıştıkları bir Galatasaray mıydı hayalin? Galatasaray yönetimi her şeyi kendi içinde yaşardı ama hiçbir zaman Galatasaray'ın içinde bir ''derin Galatasaray'' olmamıştı. Hiçbir başkan, hele ki Türk futbol tarihinin en kötü başkanıysa ''Ben seçime katılsam yine kazanırım, benim kemik oylarım, sağlam bir kitlem (müritlerim) var ama aday değilim.'' diyerek milyonlarca Galatasaray taraftarıyla dalga geçemezdi. Muhalefettekiler kendi çıkarları uğruna Galatasaray'ı küçük düşürmezlerdi, kulüple ilişkisi kesilenler medya kuruluşlarında ''Galatasaray kelle avcılığı'' görevine gelmezlerdi. Farklıydı Galatasaray.

Başarılara değinmiyorum, konumuz bu değil. Galatasaray Özhan Canaydın'ın elinde oyuncak olduğunda dahi başarılı oldu Türkiye içinde, allah muhafaza adam iki sene daha kalsa eminim Avrupa'da da başarılı olur, tabii kulübün kapısına kilit vurulmazsa. Başarı değil derdimiz, 2010 yılının Galatasaray'ının Avrupa'da başarılı olacağı kesin zaten. Derdimiz vizyon. Derdimiz benim ''2010 yılının Avrupa'da başarılı Galatasaray'ı'' demem, adını koyup Avrupa Şampiyonluğu'ndan bahsedememem. Derdimiz dürüstlük. Bugün söylediğini yarın inkâr eden, seçim kazanmak uğruna tüm yanındakileri bir bir harcayan bir başkan. Derdimiz sahipsizlik, yönetilmemek. Milyonlar için sözüne güvenilebilecek bir liderin on şampiyonluktan daha değerli olduğunun anlaşılamaması.

Galatasaray başarısıyla ''Türkiye'nin en büyük takımı'' olmadı. Başarısıyla ''da'' oldu ama salt o yüzden olmadı. Tarihiyle, geleneğiyle, kültürüyle büyüdü Galatasaray, başarısıyla da yüceldi. Şimdi bu büyüklüğün tartışılmasının, kimilerinin kendi takımlarına ''en büyük'' yakıştırması yapmasının nedeni de Galatasaray'ın geçtiğimiz 6 yıllık kısa dönemde sportif başarı gösterememesi değil, yukarıda saydıklarım. İlkesizlik, vizyonsuzluk, kibir, değişen çağa ayak uyduramamak... Galatasaray hâlâ -ve asla değişmeyecek şekilde- Türkiye'nin en büyük spor kulübüdür ve Canaydın değil, ''zihniyet'' devrildiğinde [Ulu manitu Orhan Yüce, her kimsen senden nefret ediyorum. Ercan Saatçi'den bile daha değersizsin benim için.] bu gerçek tekrar tüm Türkiye tarafından kabullenilir konuma gelecektir. Antrparantez, Galatasaray hiçbir zaman eskisi gibi olamayacaktır, bunun sorumlusu da sadece Canaydın değildir, başka bir yazının konusu olsun bu.

Bu yazının konusu aslında Fenerbahçe'nin Şampiyonlar Ligi'nde çeyrek finale kalmasının Galatasaray taraftarları arasındaki yansımasıydı lâkin ayrıntılarda boğuldum, (onlar ayrıntı değil tabii ama bu konudaki işlevleri ayrıntı olmaktı, bense ayrıntının ayrıntısına girerek -ki şu anda da aynı şeyi yapıyorum, bitmeden kapatıyorum parantezi, kapattım) konuya bağlamaya zamanım yetmedi. Sadece şunu söyleyeyim, Canaydın öncesi Galatasaray taraftarı Fenerbahçe'nin ne yaptığıyla ilgilenmezdi. Şimdi Fenerbahçe'nin ne yaptığıyla haddinden fazla ilgilenen Galatasaraylılar'ın türemesi çok üzücü. Sportif başarı gibi taraftar profili açısından da Galatasaray, Fenerbahçeleşiyor ve bundan daha büyük bir tehlike olamaz. Siz Galatasaraylısınız, unutmayın. Hele ki Galatasaray'ın ne olduğunu hiç unutmayın. Canaydın'a rağmen.

0 ekleme: