Dün çok önemli eksiklere ve ikinci çeyrekte bir ara 24 sayı geriye düşmesine rağmen muhteşem bir mücadele gösteren ve maçı -son topu sayıya çeviremediği için- uzatmaya götüren, rakibin kendi hayvanları önünde oynadığı maçta bozuk para ve çakmak yağmuru altında bu onurlu mücadeleyi sergileyen Aslanlarımıza binlerce kez teşekkür ediyorum, onlarla gurur duyuyorum. Ne söylesem az kalacak, sadece şu anda bile tüylerimin diken diken olduğunu belirteyim. Hatta zamanında -eski- sevgilim yakışıklı dediği için uyuz olduğum Cenk'i bile alnından öpmek istedim, o kadar söyleyeyim. (edit: Tabii o dün gece maçın heyecanındandı, yoksa hâlâ uyuzum sana Cenk!)

Ben basketboldan taktiksel değerlendirmelere girecek kadar anlamam. Dün ilk defa Fatih'in girmemesine anlam veremedim. Vardır herhalde çok sevdiğim Murat Hoca'mın bir bildiği ama Fatih girdi, maçı çevirdik. Murat Hoca demişken, şu ligin en efendi hocasına bunları yapabilen Fenerbahçeli kuduzlara ne söylesem az. Ona ve tüm takıma; yani Tufan'a, Cenk'e, yani muhtemelen gördüklerini anlamlandıramayan Amerikalılarımıza, yani Galatasaray'a attıkları bozuk paralar, çakmaklar gün gelir onlara geri döner. 19 Mayıs 2007'de derslerini aldıklarını sanıyorduk, bunların kafası tek taraflı çalıştığından basketbol için ek ders koymak gerekmiş meğer. Ah ulan köpekler, play-off'da bir çıksanız karşımıza, tercihen finalde...

Tribün teröründen nefret ettiğimi söylemem gerekir mi bilmiyorum ama bir sonraki maçta Galatasaray tribünlerinden iade-i şerefsizlik bekliyorum. Yani onların şerefsizliğiyle onlara karşılık vermeyi. Kan davası değil bu, Galatasaray çoktan aştı o küçük hesapları. Galatasaray bu şiddete karşılık vermelidir ki basketbol salonlarında şiddet bitsin. Tek taraflı işliyor çünkü memlekette cezalar. Galatasaray yapana kadara cezalar pire, sonra bir anda olur deve. Galatasaray cezanın büyüğünü alınca da oyun biter, gönlüne göre at koşturanlar dizginlemek zorunda kalır içlerindeki hayvanlığı. Barış gelir tribünlere. Çünkü Galatasaray almıştır cezasını, bitmiştir oyun. Yine 19 Mayıs 2007 tarihi bir şey hatırlatıyor mu? Tanıdık gelmedi mi? Kadıköy'de ilk defa adam gibi ağırlanmamız da Aralık 2007'ye denk gelmiş, ne tesadüf. İşte bunun karşılığında biz 5 maçlık cezamızı çekmişiz.

Ey büyük Galatasaray taraftarı! Şimdi Türk futbolundan sonra bir kez de Türk basketbolunu kurtar. Bir kez de Türk basketbolu için feda et kendini. Sana yine ceza verirler, varsın versinler. Seni yine suçlu ilan ederler, varsın etsinler. Sen yine Bursa Nutku'nu hatırla. Çünkü sen her alanda öncülük ettiğin Türk sporunun aynı zamanda bekçisisin. Aksini yaparsan hem kendine, hem Türk sporuna ihanet etmiş olursun.

Gelelim asıl konumuza. Bu blogda küfür yasak. Bir başlarsam alayınızın adını anacağım için küfürü yasakladım kendime İhsan Bayülken, tıynetsiz Ntv yorumcusu. Beşiktaş'ta oynamış ve koçluk yapmış (kovulmuş) fanatik Fenerli İhsan. Daha doğarken belliymiş insan olamayacağı, bari uzaktan bakınca insana benzesin deyip ''İhsan'' koymuş babası adını. İşte bu insan demeye dilimin varmadığı mikroorganizma, 24 Kasım 2007'de bana hiç yapmayacağım bir şeyi, Ntv'yi arayıp şikayette bulundurtmayı başarmıştı. Halbuki bu benim yapacağım bir şey değil. Bu, sağlıklı insan davranışı değil. Aç parantez, son iki cümleden benim sağlıklı bir insan olduğum anlamı çıkıyorsa yanlış olmuş, kapa parantez. Bu İhsan mâhlukatı işte o gün ''Beşiktaş maçı nasıl kazanır''ı anlatmıştı.

Değerli Serkan Abim mükemmel özetlemişti o gün:

''Kütür kütür, çatır çatır çaktık.

Aslında maçtan önce kazanacağımızı düşündüğüm için hayli rahattım. Lakin maçı yorumlayan zibidi beni öyle bir hale getirdi ki, kaybetseydik sinirimden çıldırırdım herhalde. Be Allah ın lavuğu, be gavat, be it herif, çok merak ediyorum sülalenden hangi bayana, bir Galatasaray lı bir -hadise- yaptı da hıncını çıkaramıyorsun.

Dangalak herif maçın başlamasıyla birlikte bir başladı; Yok Beşiktaş şöyle iyi, yok böyle avanatajlı;

Maç devam ediyor, biz takır takır oynuyoruz; Yok Beşiktaş pozisyonları buluyor, elbet bunu sonunda skora yansıtır, yok üstünlüğünü gösterir.

Maç devam ediyor hala koymaya devam ediyoruz; Yok Beşiktaş ikinci yarılarda şöyle oynar, böyle savunma yapar.

Yemin ediyorum maç bitince şöyle bir cümle bekledim; ''Aslında maç bittikten sonra da Beşiktaş çok iyi oynar, üstünlüğünü gösterip maçı kazanır'' Vallahi de billahi de bekledim.

Be dangalak herif; Apotakan dikine giderken, sülalen de ekine giderken; Dee --yan yan-- giderek nasıl soktu üçlükleri gördün mü?

Ulan Beşiktaş TV de izlesek maçı yemin ediyorum bu kadar sinir olmazdık be. Bu kaçıncı oldu yeter yahu. Fener maçı böyle, Beşiktaş maçı böyle... Alayınıza sokayım.''


Sonra şöyle şeyler de olmuştu mesela o maçta;

Spiker: Kaya'daki problem...
İhsan: Maalesef, maalesef... Beşiktaş'ın bütün düzenini etkiledi.

Salonda ana avrat küfürler edilir ve sahaya bozuk paralar yağar:
''E bu derbi maç, normal. O kadar olur, Beşiktaş seyircisi özel bir basketbol seyircisi.''

Skor; Beşiktaş 13 - 28 Galatasaray
''Beşiktaş'ın Galatasaray'ı 28 sayıda tutması başarıdır.''

gibi...

Neyse. İhsan lavuğu hakkında ön bilgiyi verdikten sonra dün geceye bakalım. Benim hatırladıklarım;

Cüneyt'e ayakları havadayken faul yapılır, Cüneyt topu elinden pas olarak çıkarır:
''Allahtan şut göstermedi, pas gösterdi. Yoksa üç atış olacaktı.''

Semih faul yapar:
''Hakemler Semih'e faul vermek zorunda kaldı. Yoksa top dışarı çıkmıştı, Fenerbahçe'ye geçecekti.''

Ömer Onan turnike kaçırır:
''Ah kaçtı.''

Oyuncularımızın kafasına bir ton madde yağar:
''Cenk'e kızdılar, ondan atıyorlar. Fenerbahçe yetkililerini de sağduyulu davranışlarından dolayı kutlamak gerek. Engel olmak istiyorlar.''

Ne sahaya atılanları kınamak, ne 24 sayı geriden gelip maçı uzatmaya götüren Galatasaray'a dair iki çift laf etmek var. Hayır senin övgüne ihtiyacımız yok da seni oraya yorum yap diye oturtmuşlar, amigoluk yap diye değil. Bunun gibi bir dolu şaklabanlık. Ayrıca yine maç boyunca Fenerbahçe'nin nasıl kazacağının yorumunu yapmasını izlemeyene anlatacak bir cümle kalıbı Türkçe dilinde yok. Spiker Osman Sakallıoğlu'yla el ele verdiler maç keyfimizin içine ettiler. Bir de çuvalla para kazanıyor bu adamlar.

Yahu ben yine çok sinirlendim üstteki örnekleri yazarken. Kötü söz çıkacak. Kestim.

Yalnız gerçekten ne kadar düşünsem de şunu bir türlü tam olarak anlayamıyorum; bu nasıl bitmez bir kompleks yahu? Bu nasıl bir çekememezlik, nasıl bir kıskançlık, nasıl bir zavallılık? Bu kadar mı üzdü sizi Galatasaray? Bu kadar mı acıttı canınızı? Hâlâ mı geçmedi? Yazık. Her maç aynı bok, çünkü hepsi aynı bokun soyu. Sanki Türk takımıyla Yunan takımı oynuyor anasını satayım. Evet evet. Galatasaray, the Yunanistan'ın gururu!

0 ekleme: