Tarih 28 Ekim 1988. Nechautel'e 3-0 yenilmişiz İsviçre'de. O güne kadar Türk takımlarının Avrupa'da başarısı pek yok, ciddiye almıyorlar Galatasaray'ı. Mustafa Denizli ''Biz bunlara İstanbul'da 5 atarız.'' diyor, sadece Avrupalı değil, Türk medyası da dalgasını geçiyor hocamızla. Skoru bilmeyen var mı? 5-0.

Hemen ardından Monaco maçı geliyor. Monaco da Monaco o zaman. Ergün Gürsoy, Alp Yalman, Sami Çölgeçen, Özhan Canaydın ve Mustafa Denizli ilk maçtan önce Monaco'yu izlemeye gidiyorlar. Monaco'nun hocası daha sonra bizden çok çekecek Arsene Wenger. Dönüşte Galatasaray kafilesine katılıp bizi izlemek istiyor Konya maçında. Çok kötü oynuyor Galatasaray o gün. Pişmesi için gönderilen Suat Kaya'nın golüyle 1-0 yeniliyoruz. Arsene Wenger'e soruyor gazeteciler, Galatasaray nasıl bir takım? ''Bu futbol tabii'' diyor Arsene Wenger, ''ama zayıf bir ekip''. Bunun da skorunu biliyorsunuz sanırım? Monaco'da Tanju, İstanbul'da Prekazi. Monaco'yu da geçiyoruz. Ne diyor İlker Yasin?

- Ağlamak istiyorum sayın seyirciler.

Yıl 93. Tarih 20 Ekim. Rakip Avrupa'nın en iyi takımı, Manchester United. Herkes farklı mağlubiyet bekliyor, Galatasaray galibiyet için gittiğini belirtiyor ısrarla. Maçtan bir gece önce Manchester United kulübü misafir takım yöneticilerine yemek veriyor ve yemekte Galatasaray'ı hiç tanımadıklarını kanıtlarcasına şu sözler dökülüyor Manchester United başkanının ağzından:

- Türk dostlarımız bize kırılmasınlar, yarın çok farklı bir skor olabilir. Biz bu şampiyonada %90 şampiyon olduğumuzu düşünüyoruz.

''Ama önce bizimle bir ön eleme oynamanız gerekiyor.'' diyor Alp Yalman. Ciddiye almıyorlar. Belki de haklılar. Maç öncesi bütün İngiliz futbolcuların yüzünde sinir bozucu bir rahatlık ve son derece küçümseyici bir tavır. Onlar da haklı. Maç başlıyor, çok geçmeden 2-0. Gaz vermesine alıştığımız Türk televizyon spikeri (Ümit Aktan) bile ne diyor bakın:

- Evet dakika 14, 2-0 oldu skor. İngilizler'in her zaman olduğu gibi ilk 20 dakikada 3-4 gol bulabildikleri maçlardan biri mi acaba diye bakıyorum.

Kura çekildiği andan itibaren fark olacağını söyleyen medya ve o güne kadar İngiltere'de değil puan almak, gol bile atamamış Türk takımlarını düşünürsek, spiker de haklı. Futbolcuların üzerinde nasıl bir baskı oluştuğunu tahmin edebilirsiniz, normal şartlarda bir 8-0 daha gelmeliydi o gün. Ama normal şartlar yoktu, Galatasaray vardı. İlk olarak Arif çıkıyor sahneye, hayatının golünü atıyor. Bu ilk golden sonra Ümit Aktan da çark ediyor:

- Dünyanın en iyi kalecisi bu, Schmeichel. Ama bizim Arif de öyle bir vuruyor ki, köşedeki örümceği alıyor. Müthiş bir gol, maç yeniden başlıyor. Her şey bitmedi. Bu kez 20 dakikada 3 gol, 4 gol yok. Galatasaray direnecek. Yürek yüreğe demiştim, işte 1 şut, 1 gol. Schmeichel değil, bütün Maykıllar gelse o golü oradan alamazdı.

Lafı uzatmayacağım, bir çırpıda söyleyeceğim. Önce Kubilay, sonra bir daha Kubilay. 3-2 öne geçiyor Galatasaray, Old Trafford'da. Söz yine Ümit Aktan'da, bir spikerin kendinden geçebileceği maksimum seviyede, boğazı parçalanırcasına:

- Nasıl yükleniyoruz nasıl bir tempo... Arif, şut pozisyonunda. Vuruyor, Schmeichel, direk, gol, gool, gooool. Gol gol gol. İşte gol, işte Türkiye, işte Galatasaray. Schmeichel, Manchester United nerede? İşte Türk futbolu bu, işte Şampiyonlar Ligi bu. Golü çağıra çağıra getirdik, çoğuri(?) isteye isteye getirdik. Şimdi artık gönül rahatlığıyla ben de söyleyebilirim. Sevgili seyirciler, inanın ağlamak istiyorum. Böyle bir maçta, 2000 Türk'ün, şu anda suratını görerek ağlamamak mümkün değil. Sesim, bütün boğazım, bütün ses tellerim feda olsun bu takıma.

Maç bitmek üzereyken Cantona atıyor, 3-3. Ama öyle zor bir gece geçiriyorlar ki, sevinemiyorlar bile. Mehmet Cansun ''Ruhlarını teslim ettiler'' tabirini kullanıyor, iyi de yapıyor. Maçtan sonra yine Galatasaray yönetimiyle buluşup içki ikram eden bembeyaz olmuş Manchester United başkanı Galatasaray'ı tebrik ediyor. Alp Yalman ''Asıl ben sizi tebrik ederim.'' diyor, ''bu kadar iyi oynayacağınızı hiç tahmin etmemiştim''. Mehmet Cansun ''Adam İngiliz olmasaydı, o Anglosakson soğukluğunun içinde olmasaydı o anda herhalde döverdi Alp Bey'i.'' diye açıklıyor bu durumu. Şampiyonlar Ligi'ne ön elemede veda ediyor Manchester United, Galatasaray'a elenerek. Feldkamp özetliyor her şeyi:

- Manchester United, çok büyük bir hata yaptı. Bizi küçümsedi.

Aynı Galatasaray'ın Barcelona'yı, Juventus'u, Milan'ı ve daha nicelerini yendiğinde de nasıl küçümsendiğini söylememe gerek var mı? Avrupa'nın bütün büyük takımlarını getirin aklınıza, en büyüklerini özellikle. Hepsinin canını yakmıştır. Galatasaray, oynayamama talihsizliğini yaşadıklarımız dışında. İngiltere'den Manchester United ve Arsenal, İspanya'dan Barcelona ve Real Madrid, İtalya'dan Milan ve Juventus (Inter bizle hiç eşleşmeyerek kurtulmuş elimizden), Almanya'dan Borussia Dortmund (Sadece en büyükleri sayıyorum, Hertha Berlin'i tarihinin en iyi döneminde Almanya'da 1-0'dan 4-1 yendiğimizi göz ardı ediyorum. Bu arada Bayern Munich'le hiç eşleşememişiz maalesef.) Fransa'dan Monaco (Lyon da şanslı ekiplerden); hepsi geçmiş elimizden.

Düşünün, kendisini ''Lokumto gibito kuratto'' olarak gören İtalyan Fotomaçlarına ''Mamma mia il Turco'' dedirten bir takım Galatasaray. Hepsi de zamanında küçümsemiş daha sonra karşısında ayaklarının titrediği Galatasaray'ı. Galatasaray da bu konudaki ününü Avrupa'ya yaymış takım olarak hepsinin karşısında dimdik mücadele etmiş ve hepsine dersini vermiştir. 1988'den başlayarak, küçük duraklama dönemlerine rağmen hep devam edecek şekilde. Fenerbahçe gibi her turda en kolay kuraları çekip tarihinde ilk kez ve bir defaya mahsus olarak çeyrek finale kalmış olmaktan bahsetmiyorum yani. 5 çeyrek finali, 1 yarı finali, namağlup kazandığı iki Avrupa Kupası olan bir takım sözkonusu. Dünyanın en iyi takımı olduğu kabul edilmiş, Avrupa'nın en büyük kupasını kazanmış ve Dünya'nın en büyük kupasını kazanması o şampiyonaya katılamamasına neden olan Türk Futbol Federasyonu tarafından engellenen bir takım. Bütün bunlara sıfır noktasından, şimdi adını duyduğunda tüyleri diken diken olan takımlar tarafından küçümsendiği günlerden ulaştı Galatasaray.

Ve şimdi kalkıp bir ''yorumcu'' diyor ki:

''Hiçbir Türk takımı, böylesine küçük görüldüğü bir karşılaşmayı, bu kadar başı dik ve inançlı oynamadı.''

Hem de ikinci başkanları olan ''ihaleye fesat karıştırmak, rüşvet anlaşması yapmak, rüşvet vermek'' suçlamasıyla toplam 9 yıldan 24 yıla kadar hapis istemiyle hakkında dava açılmış ve gözaltına alınmış şahıs ''Maçın 5'e gideceğini zannediyordum.'' demesine rağmen ''inançlı'' olmalarına değineyim mi? Ya da 2-0'dan döndüğü söylenen maçın Fenerbahçe açısından 3-2 mağlubiyetle kapanmış olmasına? Sanırım gerek yok. Çok yorum yapılır söyleyen ve söylenen hakkında ama işte gerek yok.

Erkan Can'ın bir repliği vardır Gemide'de. ''İğrençsiniz'' ile başlayan iki kelimelik bir cümle, neydi o? Aklıma geldi, çok severim.

0 ekleme: