03 Şubat 2008

Sabri Olayı


39 derece ateşle yatıyordum o gün. Ne bilgisayarı ne de televizyonu açacak halim vardı. Biraz toparlandım, açtım bilgisayarı, spor haberlerine bakayım, ben bakamıyorum ya kesin bir şeyler olmuştur diye düşündüm.

İki haber. Ahmed Barusso Galatasaray'da, Sabri gidiyor. Hangisine daha çok sevindim bilmiyorum. Yakışmıyordu şu haliyle Galatasaray'a, bana da Galatasaray futbolcusundan tiksinmek yakışmıyordu, artık gerek kalmadı böyle bir şeye.

Sabri konusunda paralel düşündüğüm insanlar tarafından bu karar için geç bile kalındığı söyleniyor. Hayır, bu karar geç falan verilmedi. Sabri'yi geçen yılki performansından sonra sene başında yollamak olmazdı. Bir devre sabredildi, şimdi yollanıyor.

Diğer yandan Galatasaray taraftarları da Sabri'ye sahip çıkanlar ve gönderilmesini doğru bulanlar olarak ikiye bölünmüş durumda. Sabri'ye sahip çıkanlar, gönderilmesine sevinenleri ayıplıyorlar. Doğruyu mu yapıyorlar bir bakalım.

Linç kültüründen nefret ediyorum. Tribünde Petre'ye, Hagi'ye, Terim'e, Hasan'a, Mondi'ye, Arda'ya hatta Necati'ye yapılanlardan nefret ettim. Açayım. Mondi'ye pretosto yapılırken tribünde ağladım. Sivas maçında Arda ıslıklanırken içinde bulunduğum bölümde Arda'yı neredeyse tek başıma alkışladım. Hagi'ye yapılanlardan iğrendim... Sion maçında Sabri kötü oynadığı için ıslıklandı, yine sinirimden ne yapacağımı bilemedim. Vesaire... O gün yazmışım:

''Hiçbir Galatasaray futbolcusu kötü futbol oynadığı için ıslıklanamaz. Islıklayan taraftar değildir, kendini tatmin için maça geliyordur.''

Ama Sabri, şu koskoca takımda apayrı bir yerde. Sabri yakışmıyor bu takıma, bu kadar basit. Sakınmıyorum lafımı. Galatasaray altyapısından yetişmiş ama o Galatasaray terbiyesini almamıştır. Onun golleriyle şampiyon olduğumuz gece çenesi düşmüşken de aynıydı Sabri, rakibe kasti müdahalelerde bulunurken de, ilk kez kaptan olarak çıktığı hazırlık maçında bir taç uğruna yan hakeme küfredip kırmızı kart görürken de, altyapıdan çıktığı sezon Sergen'le Tümer'e dayılanırken de, her topu alışında abisine atmaya çalışırken de, sürekli ön plana çıkmaya çalışırken de, gol krallığına oynayan Ümit'in Manisa maçında boş kaleye giden topuna müthiş bir deparla çizgide dokunurken de, Sion maçında onu 44. dakikada çıkaran hocasına karşı haklıyken haksız duruma düşerken de ve tabii ''Galatasaray benim için bitmiştir.''* derken de.

Yani ne orta yapamamasıdır problem, ne kötü duran top kullanması. (Hoş, kötü kullanmasına rağmen her topun başına geçmesi problemdir mesela.) Problem Sabri'nin tavırlarıdır. Rakibe, hakeme, hocasına hatta kendi takım arkadaşlarına (Carrusca'ya, Liverpool maçı) yaptığı saygısızlıklardır. Bu yüzden kolayı seçip ''Galatasaray futbolcusu eleştirilmez. Yazıklar olsun. vs.'' demesin kimse. Böyle konuşan insan asla haksız olmaz, ama eleştirilerin altında yatan gerçeğin de farkına varamaz. Kesinlikle saygıdeğer bir davranış futbolcumuzun arkasında olmak ama bir de düşünmek lazım, hırsızın hiç mi suçu yok? Cihan gitti bu takımdan, Sabri'nin 10'da biri yararlı olmayan, kimse arkasından kötü laf etti mi? Ben de nefret ediyorum eleştiri bağımlılığından. Ama bu durum farklı, Sabri tavırlarıyla bıktırdı bu taraftarı, görmüyor musunuz?

*Bunu dediğini hepimiz biliyoruz sanırım. Sabri bunu yalanlayınca Kadir Çetinçalı, Sabri'yi kendisiyle yüzleşmeye çağırmıştı hatırlarsanız. Ne oldu?

[Flashback: ''Kadir Çetinçalı, Sabri'e ortak basın toplantısı düzenlemeyi teklif etmiş. Daha doğrusu 'Basın toplantısı düzenle, yüzleşelim.' demiş. Gökmen Özdemir de Kadir Çetinçalı'nın, Sabri'nin söylenemeyecek kadar ağır olan sözlerini törpülediğini ve bunu yaparak Sabri'nin Galatasaray'daki geleceğini kurtardığını söylemiş.'']

Her şeye karşın, Sabri kötü bir futbolcu değil. Geçen sezon takımın en iyisiydi. Bu durumda kendisini geliştirmediğini söylemek doğru değil. Ama kendisine bakmadığını söyleyebiliriz bu yılki form düşüklüğüne bakarak. Sakatlık bahanesini kabul etmiyorum, sezon başında da aynı vaziyetteydi. Duran topların başına geçerek olası tehlikeleri başlamadan bitiriyor, orta yapmayı bilmiyor... Ama belli bir süre sonra toparlanacaktır. Bedavaya elden çıkarmamamız gerektiğini düşünüyorum. Eğer kiralarsak, sene sonunda iyi bir fiyata satabiliriz belki. Hatta biraz aklını başına alırsa, bir dahaki sezon bize de yararlı olabilir.

Neyse, şimdilik bu işe sevinelim. Sabri'ye de önündeki bu kritik dönemeçte başarılar dileyelim.