03 Şubat 2008

Ne Yapmalı?


Saatler kaldı derbiye. Heyecanımız büyük tabii. Bir yanda 8 yıldır Kadıköy’de galibiyet göremeyen Galatasaray, diğer tarafta en son ne zaman kupa aldığı kimse tarafından hatırlanmayan Fenerbahçe. İstatistiklere dayalı yorum yapacak olsak Galatasaray’ın Kadıköy’de mağlup olmasına rağmen turu atlayacağından bahsedebiliriz. Ama Metin Türel’in Ersun Yanal’a söylediği sözü devreye sokmak isterim burada: ‘’Hagi sana kırk metreden bir çakar, nereye koyacağını bilemezsin o istatistikleri.’’


Ne olur peki maç? Ayrıntılarla boğuşmadan, bir Galatasaraylının vermesi gereken tek cevap yeneceğimiz olmalı. Sevmem ben, Fener maçı öncesi derin analizler yapıp ultra realist yorumlarla arz-ı endam eden, felaket tellallığı yapan Galatasaraylıyı. Her maç yap bunu arkadaş, konuştur futbol bilgini, koy ortaya şeklini ama senede 2 maçta da düşünmeden ‘’Yeneceğiz, başka yolu yok.’’ diyebil be kardeşim. Nedir derdin, haklı çıkmak mı? O vakit sen bizden değilsin. Fazla yaklaşma, Galatasaray senin için bir araç olmakla kalsın.


Kura öncesi Fenerbahçe çıksın istemiyordum, Fener'le final istiyordum ki tam kadro şöyle bir derslerini verelim. Ama Fener'le eşleştiğimiz andan itibaren sardı bir heyecan, bir umut... Tam kadro olmak zorunda değiliz. 5-1'lik kupa maçında da sağ bekimiz Uğur'du, göbekte formsuz Concecaio ve malum Cihan vardı, sol kanatta düşman başına diyebileceğim Orhan - Ergün ikilisi oynuyordu, sonuç ne oldu? Bu akşam da Song, Hakan Balta, Linderoth, Barusso, Mehmet Güven, Sabri, Okan, Lincoln, Hasan, Nonda yok. Ayhan sakatlıktan yeni çıktı, onu da yok say, etti mi 11. Olsun, ne olacak? Sahaya başka 11 aslan çıkacak ve alacak maçı. Kolay değil, zor mücadele tabi. İlk 11’den sadece 3 oyuncuyla, tam kadro Fenerbahçe karşısına çıkıyorsun. Bu durumda sezonun en zor maçı da diyebiliriz. Ve hatta bu şartlarda beraberliğin dahi başarı kabul edileceğini ekleyebiliriz. Ama bu akşam sahada Galatasaray olacak ve tabii ki galibiyet için orada olacak, bunu da başaracak.


Peki ikinci soru o zaman; galibiyet için ne yapmalı? Bu konuda da çok fazla taktiksel analizlere girmeye gerek yok, o başkalarının işi. Başka zamanlarda biz de konuşur kendimizce fikrimizi belirtiriz ama Fenerbahçe maçında herkes üzerine düşeni yapacak ki bir bütün olarak başarıya ulaşalım. O zaman ne düşüyor bana sıradan bir Galatasaray neferi olarak? Takımımı desteklemek, galibiyete ve tura inanmak, görevini sahada yerine getirecek temsilcilerimizin yüreğini ortaya koymasını beklemek, Kadıköy'deki elektronik ıslıklardan etkilenmemek...


İlla ki taktiksel anlamda bir şey söylemek gerekiyorsa iki kelam edelim, bu şartlarda asıl önemli olanın Galatasaray ruhuyla mücadele etmek olduğunu unutmadan. Bu akşam en çok iş düşecek oyuncularımız Orkun, Servet, iki bekimiz Uğur ve Volkan, Mehmet Topal ve Arda olacak (diyorum ama asıl önemli olan Uğur, Hakan, Ümit, Arda gibi Galatasaraylıların motivasyonu, neyse). Fenerbahçe’nin Orkun’u zorlayacağı aşikar, Orkun da ilk Fenerbahçe maçında olduğu gibi üstün bir performans sergileyecek ve tüm takıma güven aşılayacaktır. Savunmanın göbeğindeki Emre ve Servet ikilisinden boyu uzun, yüreği büyük olanının büyük futbol oynayacağını düşünüyorum. Şu ana kadar oynadığı maçlarda geçer not alan Emre de görevini layıkıyla yerine getirecektir umarım. İki bekimiz için de yine çok önemli bir sınav bu akşamki mücadele. Türkiye’de kanatları en etkili kullanan takım olan Fenerbahçe’ye karşı Uğur ve Volkan’ın neler yapabilecekleri, Avrupa’da başarı isteyen Galatasaray’ın geleceğine de ışık tutacaktır. İkisi de gelişim aşamasında olmasına karşın şu ana kadar iyi performans gösterip onlara güvenenleri yanıltmadılar, bu akşam da öyle olacaktır.


Orta alanda Mehmet Topal’a büyük iş düşüyor ve benim içim bu konuda çok rahat. Tam bir Premier Lig futbolcusu olan Topal gereken anlarda oyunu kitleyeceği gibi, uzaktan kaleyi yoklama fırsatı da arayacaktır ve eğer bulursa maçın skor açısından gidişatında da etkili rol oynayabilir, zira Türkiye’de en iyi şutu olan futbolcuların başında geliyor. Yine de Mehmet’ten öncelikli beklentimiz defansif yönde tabii. Barış bir haftalık aranın ardından geri dönüyor. İyi oynadığı zaman çok iyi, kötü oynadığı zaman da çok kötü oynayan bir futbolcu Barış, yaşından olacak henüz istikrarlı bir futbolcu olmayı başarmış değil. İyi gününde olursa, ki olmalı, o da oyunun iki yönünde de önemli katkılar yapacaktır. Serkan, ışığı yeni yeni vermeye başlayan bir futbolcu. İkinci yarıya iyi bir giriş yaptı ve sağda oynadığı Ankaragücü maçında tek kelimeyle döktürdü. Bugün için tek özel isteğim Serkan’ın yine sağda şans bulması. Eğer maç istediğimiz gibi giderse, Serkan 8 Mart 2003’te Volkan Arslan’ın yaptığı gibi Türk futbolunun gündemine oturabilir ve ondan daha uzun ömürlü bir başarı hikayesi olur. Solda oynayacağını umduğum Arda ise en önemli kozumuz tabii ki. Mevcut kadrodaki tek yıldız oyuncumuz olarak sırtında büyük bir yük var. Hadi Arda, hadi aslanım... İlerdeki Hakan – Ümit ikilisi de Fener maçlarını sever bildiğimiz gibi. İkisinden ortaklaşa yaratılmış bir gol beklemek hakkımız olsa gerek. Hadi Ümit, bir ‘’güzel gol’’ daha yolla Fenerbahçe filelerine. Hadi Hakan, son yılında bir destan daha yaz Kadıköy’de.


Çok uzattık, bir sonuca varalım artık. Sonuç kısa, net: Yeneceğiz. Eleyeceğiz.


Son bir sözümüz de medyaya olsun. Hatırlar mısınız Şekip Mosturoğlu’nun sözlerini? Ben hatırlatayım:


‘’Tarih 19 Ekim 2007: Fenerbahçe Kulübü Asbaşkanı Şekip Mosturoğlu, Fortis Türkiye Kupası'nı rezerv lig olarak gördüklerini ve genç oyunculara fırsat vereceklerini söyledi.

Mosturoğlu, grupların belirlendiği kura çekimi sonrası yaptığı açıklamada, ezeli rakipleri Galatasaray ve Beşiktaş'ın aksine Fortis Türkiye Kupası'nı kazanma hedeflerinden bahsetmedi ve organizasyonu bir rezerv lig olarak gördüklerini belirtti.

Tarih 28 Ocak 2008: Bütün rakiplerini ciddiye aldıklarını kaydeden Mosturoğlu, ''Hedefimiz kupayı almak. Galatasaray da kupayı almak yolunda engellerden, rakiplerden bir tanesi. İnşallah onu alıp kupada finali oynayan takım olacağız'' diye konuştu.’’


As takımla çıksınlar tabii, yedek Fener falan istemiyorum ben karşımda. Ama medyanın bu durumun üzerine gitmesi gerekiyordu. Bu maç için değil, Fenerbahçe camiasının kaypaklığının bir kez daha gözler önüne serilmesi için bunların konuşulması gerekiyordu. UEFA Kupası'na dahi tesadüf diyen hazımsız takımı alkışlamamızı isteyerek suni gündemlerle ortamı geren basın... Şimdi niye konuşmuyorsunuz?


Fenerbahçe cephesinin resmi siteden yaptığı açıklamayı daha sonra konuşalım.

0 ekleme: