Hakan yine hatanın en büyüğünü yaptı; hat-trick... Hakan'ın golleriyle yine Hakanseverler ve anti-Hakancılar çıktı yerlerinden. Kural bozulmuyor tabii, yine herkes haklı.

Hakan Şükür'ün heykelinin dikilmesi gerektiğini düşünüyorum, hem de daha fazla gecikmeden, henüz futbolu bırakmamışken. Türkiye liglerinde, Türk takımlarıyla Avrupa Kupaları'nda, Milli Takım'da en çok gol atan futbolcunun Galatasaray'da olmasıyla gurur duyuyorum. Hakan'ın saha içi karakterini, centilmenliğini ve Galatasaraylılığını çok ama çok seviyorum. O haksız yere gördüğü tek kırmızı karttan sonraki ağlamaklı ifadesini izlerken ben de aynı şekilde ağlamaklı oluyorum. Takım içinde yaptığı abiliği (sahi, ne kadar aşındırmışız bu kavramı, kullanırken iki kere düşünüyorum), biraz daha açarsak genç futbolculara zor günlerinde destek olması ve büyük maçlardan önceki motivasyon sağlayıcı rolünü takdir ediyorum. Attığı golleri düşündüğümde tüylerim diken diken oluyor. Bu takımın en büyük başarılarında büyük pay sahibi olduğunu, o olmasaydı birçok şeyin eksik kalacağını biliyorum. Onunla büyüdüm ben, jübilesinde ne hissedeceğimi, o son kez oyundan çıkarken ne hâlde olacağımı tahmin bile edemiyorum. (Herhalde o maçta oyundan çıkarken homurdanmaz.)

Diğer yandan savunduğu ve öyle ya da böyle propagandasını yaptığı görüşü sevmiyorum. Sevmiyorum hafif kaçtı, taban tabana zıt düşünüyorum diyeyim. Hakan Şükür'ün hayat görüşünün bu yönde olması beni zerre kadar rahatsız etmiyor ama benim Galatasaray'ımın içine bu işleri bulaştırmış olmasından nefret ediyorum. Türkiye'nin aydınlık yüzü Galatasaray'ın adının cemaatlerle, tarikatlarla anılmasından utanıyorum. Bu yüzden itiraf etmeliyim ki çok kendimden geçmedikçe Hakan Şükür tezahüratlarına gönül rahatlığıyla katılamıyorum. Buna ek olarak, Hakan'ın yerli yersiz konuşmasından, kendini gereksiz yere ön plâna çıkarıp polemik yaratmasından çok zaman rahatsız olmuşumdur. Zaman zaman da genç futbolcular üzerinde fazla baskı yarattığı düşüncesine kapılıyorum (misal Sabri'ye çok bağırırdı ilk çıktığında) ama olur böyle şeyler diyelim. Ha unutmadan, arkasında bu kadar destek olmasaydı bugüne kadar çoktan gönderilmişti gibi geliyor çünkü gerçekten tam anlamıyla futboldan soğuttuğu zamanlar oldu. Yine de iyi ki kalmış. Bugün bile bize katkısı büyük.

Netice olarak bu adam melek de değil, şeytan da. Bütün insanlar gibi onun da doğruları ve yanlışları var. Bu doğrular yanlışlar da kişiye göre değişir zaten. Hakan Şükür benim en sevdiğim futbolculardan biri değil. Bir Bülent Korkmaz, bir Hagi değil yani benim için. Ama bu Hakan Şükür'ün Türk futbol tarihinin en büyük futbolcularından biri olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Ve tekrar söyleyeyim, ben her şeye rağmen Hakan Şükür'ün Galatasaray'da oynamış olmasından büyük gurur duyuyorum.


0 ekleme: